PAROLAMIZ YA İSTİKLAL YA ÖLÜM

Abdullah ŞAHİN

MENÜ
10.SINIF TARİH DERSİ
12.SINIF İNKILAP TARİHİ DERSİ
T.C İNKILAP TARİHİ VE ATATÜRKÇÜLÜK
ÇAĞDAŞ TÜRK VE DÜNYA TARİHİ
YNT TV

KANUNİ SULTAN SÜLEYMAN DÖNEMİ

KANUNİ SULTAN SÜLEYMAN DÖNEMİ (1520-1566)

Yavuz Sultan Selim’in oğlu ve onuncu Osmanlı padişahı olan Kanuni Sultan Süleyman, Osmanlı Devleti’nde en uzun süre tahtta kalan padişahtır. Kırk altı yıllık iktidarı, devletin en ihtişamlı dönemi olmuştur. Yaşadığı çağda Avrupa’da Sultan Süleyman; “Muhteşem” (Magnificent, Magnifique) veya “Büyük Türk” (Grand Turc) olarak isimlendirilmiştir. I. Süleyman için günümüzde kullanılan “Kanuni” sıfatını, ilk defa XVIII. yüzyılda Rumen tarihçi Dimitrie Cantemir (Dimitri Kantemir) kullanmıştır. XIX. yüzyıl Osmanlı kaynaklarında, adalet alanında taviz vermemesi ve özellikle devletle toplum yapısına dair kanunları uygulamaya koyması nedeniyle I. Süleyman için "Kanuni" unvanı kullanılmaya başlanmıştır. Dolayısıyla Kanuni sıfatı onun kendisi için takındığı veya döneminde onun için kullanılan bir unvan değildir. I. Süleyman’ın bu unvanı almasında Ebussuud, Nişancı Celalzade Mustafa Çelebi ve Müftü Kemal Paşazade Efendi gibi hukuk adamları etkili olmuştur. Dönemin tarihçilerinden Celalzade Mustafa Çelebi, Kanuni’nin bilhassa üç özelliğine vurgu yapmıştır. Bunlar; adaletli olması, halkını koruyarak onları velinimet bilmesi ve cihanşümul bir fatih vasfına sahip olmasıdır.

Kanuni, güler yüzlü bir hükümdardı. Nazik ve zarifti. Büyük bir kumandan, büyük bir devlet adamıydı. Hakka ve hukuka son derece saygılıydı. Edebiyat ve hukuk gibi sahalarda çok bilgiliydi. Güçlü bir şairdi. Devlet yönetimiyle ilgili birçok kanun çıkarttığı için kendisine Kanuni unvanı verildi. Çok ciddi, azimli, irade sahibi ve kendinden emin bir padişahtı. Kanuni döneminde Avusturya, Rusya, Venedik ve Lehistan vergiye bağlanmıştı ki cihan imparatorluğunun azametini gösteren en iyi delil budur.

Osmanlı İmparatorluğu'nun onuncu padişahı ve 89. İslam halifesi. Batıda Muhteşem Süleyman Doğuda ise adaletli yönetimine atfen Kanunî Sultan Süleyman olarak bilinir.1520'den 1566'daki ölümüne kadar, yaklaşık 46 yıl boyunca padişahlık yapan ve 13 kez sefere çıkan Süleyman saltanatının toplam 10 yıl 1 ayını seferlerde geçirmiştir. Süleyman böylece devletin hem en uzun süre görev yapan hem en çok sefere çıkan hem de en uzun süre sefer yapan padişahı olmuştur. Yavuz Sultan Selim’in ölümünden sonra, başka erkek kardeşi olmadığı için taht mücadeleleri ile uğraşmadan tahta çıkmıştır. Kanunî babasından; dolu bir hazine, güçlü bir ordu, tecrübeli devlet adamları, güçlü temeller üzerine oturmuş bir devlet ve güvenliği sağlanmış bir Doğu bölgesi devralmıştır.

Kanuni Dönemi İç İsyanlar

Canberdi Gazâli İsyanı: Memlûk komutanlarından Canberdi Gazali, Memlûk devletini yeniden kurmak için ayaklanmıştır. İsyan kısa sürede bastırılmıştır.

Ahmet Paşa İsyanı: Geleneklere göre sadrazam olma sırası kendisindeyken, padişahın bir değişiklik yaparak sadrazamlığa İbrahim Ağa’yı ataması ve Ahmet Paşa’yı Mısır valiliğine göndermesi üzerine, Ahmet Paşa’nın Mısır’da çıkardığı bir ayaklanmadır. İsyan bölgedeki Yeniçeriler tarafından bastırılmıştır.

Kalender Çelebi İsyanı: Tımarlarının elinden alınmasını bahane eden Kalender Çelebi sipahileri ile birlikte ayaklanmış, tımarı geri verilerek isyan bastırılmıştır.

Baba Zünnûn İsyanı: Vergi sorunu yüzünden çıktığı için, bu isyan ekonomik karakterlidir. Yozgat’ta Bozoklu bir boy beyi olan Baba Zünnûn tarafından çıkarılan bu isyan kısa sürede kontrol altına alınmıştır.

 Kanunî Döneminde Siyasi Olaylar;

1521’de Belgrat fethedilmiştir.

1526’da Mohaç Meydan Muharebesi’nde Macarlar mağlup edilmiştir. Tarihin en kısa süren savaşlarından biridir.

1529’da Viyana kuşatılmışsa da kış şartları nedeniyle kuşatma kaldırılmıştır.

 

İstanbul Antlaşması (1533)

1532’de Almanya Seferi düzenlenmiş ve 1533 yılında da Avusturya ile İstanbul Antlaşması imzalanmıştır. İstanbul Antlaşması, 22 Temmuz 1533 tarihinde Osmanlı İmparatorluğu ve Avusturya Arşidüklüğü arasında imzalanmış bir barış antlaşmasıdır.

İstanbul Antlaşmasının Şartları Şunlardı:

Arşidük Ferdinand Alman Kralı, Şarlken İspanya Kralı olarak kabul edilip protokol bakımından Osmanlı sadrazamına denk olacaktı. Padişahı babaları gibi görüp itaat edecekti. Avusturya Arşidükü Avusturya Arşidükü Ferdinand, Zapolya’nın Macar kralı olmasını kabul etti.

Avusturya Arşidükü Ferdinand, Osmanlılara yılda 30.000 duka altın vermeyi kabul etti.

Macaristan ikiye ayrıldı. Birinci kısım Osmanlı Devleti’nin korumasında Zapolya’ya, ikinci kısmı vergi vermek şartı ile Ferdinand’a bırakıldı.

Bu antlaşmayı Fransa, Venedik Cumhuriyeti ve Papalık da tasdik etmiştir. Osmanlı Devleti'nin İmparatorluk şanı resmen Avrupa tarafından tanınmıştır.

 

FRANSA’ya verilen kapitülasyon;

1535’te ilk kez Fransa’ya kapitülasyonlar verilmiştir.  Fransa’ya kapitülasyonların (siyasî, hukukî ve ekonomik ayrıcalıklar) verilmesindeki temel amaç; Avrupa’daki Haçlı İttifakını bozmak ve Akdeniz ticaretini canlandırmaktır.

Buna göre;

Fransız ticaret gemileri Osmanlı sularında ve limanlarında serbestçe dolaşabilecek. Osmanlı ticaret gemileri Fransız suları ve limanlarında serbestçe dolaşabilecekler. Osmanlı tüccarlarından Fransızların alacağı gümrük ve vergiler Fransız tüccarlarından Osmanlıların alacağı gümrük ve vergiler eş değer olacak. Fransız tüccarları arasındaki davalara Fransız mahkemeler bakacak.

Osmanlı ülkesinde Türk tüccarlarla Fransız tüccarlar arasındaki anlaşmazlıklara Türk mahkemeleri bakacak; fakat mahkemelerde bir Fransız tercüman bulunacak. Fransa ve Osmanlı ticaret gemileri birbirlerinin kara sularında kazaya uğrarlarsa gemilerin kurtarılmasına yardım edilecek, arkada kalan mallar varislere verilecek. Osmanlı ülkesinde yaşamlarını sürdüren Fransızlar din ve mezhep hürriyetine sahip olacaklar.

Fransa’da Fransızlarla Müslümanlar arasındaki davalara Fransız mahkemeler bakacak; fakat Osmanlı devleti tercüman bulunduracak. Kapitülasyonlar, antlaşmayı imzalayan hükümdarların sağ kaldığı süre içinde geçerliliğini koruyacaktır.

 Preveze Deniz Savaşı 1538

1538’de Barbaros Hayrettin Paşa komutasındaki Osmanlı donanması, Haçlıları Preveze Deniz Savaşı’nda yenilgiye uğratmıştır. Böylece Akdeniz “Türk Gölü” olmuştur. Preveze Deniz Savaşı’nın yıl dönümleri günümüzde her 28 Eylül’de “Türk Denizcilik Günü” ya da “Donanma Günü” olarak kutlanmaktadır.

 Osmanlı – İran İlişkileri

Öteden beri Anadolu’ya göz diken Safeviler’e en büyük darbeyi Çaldıran Savaşı’yla Yavuz Sultan Selim vurmuştu. Şah İsmail’in ölümüyle yerine oğlu Şah Tahmasb geçti. Şah Tahmasp’ın Macarlarla ittifak kurmaya çalışması üzerine Kanuni Dönemi’nde İran üzerine üç sefer düzenlendi:

1. İran Seferi (1534 – 1535)

Osmanlı Devleti’ne karşı Avusturya Krallığı ve Roma Germen imparatorluğu ile ittifak kurmaya çalışan Şah Tahmasb Doğu ve Güneydoğu Anadolu’da hakimiyet mücadelesini sürdürünce Kanuni, İran Seferi’ne çıkma kararı aldı. Tebriz’e gelen Kanuni bütün Azerbaycan’ı alarak Hemedan’a yöneldi. Tahmasb, İran içlerine kaçtı. Kanuni, Güney’e yönelerek Bağdat’ı fethetti (1534). Tarihte bu sefere Irakeyn (İki Irak) Seferi de denmektedir.

Bu sefer sonucunda;

Bağdat, Tebriz ve Van Osmanlı topraklarına katıldı.

İpek Yolu ticaretinin kontrolü sağlandı.

Hint ticaret yolunun Basra kısmı Osmanlı Devleti’nin denetimine girdi.

Türk Şair Fuzulî Osmanlı hizmetine girdi.

2. İran Seferi (1548)

Kanuni’nin İstanbul’a geri dönmesinden sonra Safeviler Van ve Tebriz’i geri aldılar. Bu arada Tahmasb’ın ülkesinde taht mücadeleleri başladı. Bunu değerlendiren Kanuni sefere çıkarak Van, Tebriz ve Gürcistan’daki bazı kaleleri alarak geri döndü.

3. İran Seferi (1553)

Kanuni Sultan Süleyman’ın Anadolu’ya dönmesini fırsat bilen Şah Tahmasb saldırıya geçerek Muş’a kadar ilerledi. Bunun üzerine Kanuni üçüncü kez İran Seferi’ne çıktı. Tahmasp yine kaçtı. Osmanlı kuvvetleri, Karabağ, Nahçivan ve Revan’ı ele geçirdi. Kış mevsiminin yaklaşması ve Tahmasp’ın bir türlü Kanuni’nin karşısına çıkmaması üzerine Kanuni Amasya’ya döndü. Şah Tahmasp’ın barış teklifi kabul edildi. İran ile Osmanlı Devleti arasında Amasya Antlaşması imzalandı (1555).

Bu Antlaşma ile ;

Doğu Anadolu, Azerbaycan, Tebriz, Erivan ve Bağdat Osmanlı’da kaldı.

Amasya Antlaşması Osmanlı Devleti ile İran arasında imzalanan ilk resmi antlaşmadır.

Osmanlı Devleti Basra Körfezi’ne kadar ulaşmış, Hint Okyanusu ile bağlantı kurmuş ve Bağdat gibi tarihi bir merkezi ele geçirmiştir.

Kanuni Dönemi Bilim İnsanları;

Kanunî döneminin en ünlü minyatür sanatçısı Matrakçı Nasûh, 1533-1535 yılları arasında gerçekleşen Irakeyn Seferiyle ilgili olarak yazdığı ve 128 minyatürden oluşan “Beyân-ı Menâzil-i Irakeyn” adlı eseri ile ünlüdür.

Hint ticaret yolunu ele geçirmek amacıyla düzenlenen ve Pirî Reis ile Seydi Ali Reis’in kaptan-ı deryalık yaptığı Hint Deniz Seferleri’nde başarı sağlanamamıştır. Sefer dönüşü Pirî Reis “Kitâb-ı Bahriye”, Seydi Ali Reis ise “Mir’âtü’l Memâlik”(Memleketlerin Aynası) isimli eserleri yazmışlardır.

Kanunî Sultan Süleyman “Muhibbî” mahlasıyla şiirler yazan ünlü bir şairdir. En ünlü eseri ise Divân-ı Muhibbî’dir.

 

Sanatsal Gelişmeler

`  Süleyman'ın saltanatı döneminde yetişen başlıca şairler arasında Fuzûlî, Bâki, Pir Sultan Abdal ve Bağdatlı Ruhi gösterilmektedir. Matrakçı Nasuh ise dönemin önemli ressam, tarihçi ve minyatür sanatçılarındandı. Yine bu çağda yaşayan ve Süleymanname'yi yazan şehnameci Arifî, nakkaş Nigarî ve hattat Ahmed Karahisarî de dönemin önde gelen sanatçıları arasında yer almaktadır

`  Sultan Süleyman döneminde ayrıca sadrazam Pargalı Makbul İbrahim Paşa, Mohaç Meydan Savaşı sonrasında Budin'den İstanbul'a Üç Güzeller olarak anılan mitolojik heykeller getirmiş ve At Meydanında bulunan sarayına dikmiştir. Bu heykeller her ne kadar ilgi uyandırsa da bazı çevreler tarafından put olarak görülüp hoş karşılanmadığı için kalıcı olamamıştır. Bu heykellerin yanı sıra, Budin'den bazı Doğu ve Batı düşünürlerinin eserleri İstanbul'a getirilmiş ve kütüphane oluşturulmuştur. Bu eserler Macar kralı Matthias Corvinus'un kurduğu geniş kütüphaneden savaş ganimeti olarak elde edilmiştir. Süleyman bu yönüyle Osmanlı kütüphane kültüründe etkili ve önemli bir padişah olarak yer alır.

Muhibbî mahlasıyla şiirler yazan Süleyman'ın bir de divanı vardır. Nadiren de olsa Muhib, I. Süleyman, Meftûnî, Âcizî mahlaslarını kullandığı hacimli divanında tam 2779 adet gazel bulunmaktadır ki, Divan şairleri arasında en fazla gazel yazmış olan Zâtî'nin bile ulaştığı gazel sayısı 1825'tir. Kanuni böylece Divan edebiyatının gazel rekorunu kırmıştır.

 

 

Osmanlı Devletinde Kapitülasyonlar;

Osmanlı Devleti’nin kapitülasyon siyaseti iki döneme ayrılmıştır.

Kapitülasyon siyasetinin birinci dönemi, 1352’de Ceneviz Cumhuriyeti’ne tanınan ilk kapitülasyonlardan Mısır’ın fethine kadar uzanan dönemi kapsamaktadır. Bu dönemde Venediklilere de 1384 ile 1387 yılları arasında kapitülasyonlar tanınmıştır. Venediklilere verilen kapitülasyonlar daha sonra Çelebi Mehmet, II. Murad ve Fatih tarafından da onaylanmıştır. Fatih, Venediklilerle savaşa girdiğinde ise Venediklilere verilen kapitülasyonların aynısını Floransa’ya da tanımıştır. Birinci dönemde Osmanlıların Avrupa’yla olan ticaretinin büyük bölümünü Cenevizliler ve Venedikliler yapmaktadır.

Kapitülasyon siyasetinin ikinci dönemi, Mısır’ın fethiyle başlamıştır. Suriye ve Mısır’ın fethiyle kapitülasyonların değeri çok artmıştır. Yavuz; 1517’de Memlûk sultanları tarafından Venedik’e, Katalan ve Fransızlara verilen kapitülasyonları yenilemiştir. Böylece Fransızlar da Osmanlı topraklarında ticaret ayrıcalığı elde etmiştir. Kanuni de Habsburgların Haçlı birliği faaliyetlerini dikkate alarak Fransa’ya verilen kapitülasyonları yenilemiştir. Nihayet Fransa’ya ilk gerçek kapitülasyon 1569 tarihinde, Venedik kapitülasyonu örnek alınarak verilmiştir. Bu imtiyaz sayesinde Doğu Akdeniz’de Fransız ticareti hızla gelişmiş ve Fransa, Venedik’in Doğu Akdeniz’deki ticari egemenliğinin yerini almıştır.

 

 

FRANSA’YA İLK KAPİTÜLASYON;

          Osmanlı Devleti’nde ilk kapitülasyonların 1535’te Fransızlara verildiği pek çok kaynakta yer almaktadır. Bu konuda Halil İnalcık, Devlet-i Aliyye adlı eserinin 4. cildinde şunu belirtir: 1535’te Fransız Elçisi De La Forest (Di La Forıst) ile Vezîrâzam İbrahim Paşa arasında kapitülasyon antlaşması için bir taslak hazırlanmıştır. Fakat Sadrazam İbrahim Paşa’nın idamı üzerine antlaşma imzalanamamış ve taslak olarak kalmıştır.


Yorumlar - Yorum Yaz
Anket
"PAROLAMIZ YA İSTİKLAL YA ÖLÜM" KİTABIMIZI OKUDUNUZ MU?
TÜRK İSLAM DEVLETLERİ TARİHİ
OSMANLI DEVLETİ TARİHİ
abdullahhoca

SİTEMİZE GÖSTERMİŞ OLDUĞUNUZ İLGİYE TEŞEKKÜRLER...
TARİH BİZDEN ÖĞRENİLİR.
Site Haritası