PAROLAMIZ YA İSTİKLAL YA ÖLÜM

Abdullah ŞAHİN

MENÜ
10.SINIF TARİH DERSİ
12.SINIF İNKILAP TARİHİ DERSİ
T.C İNKILAP TARİHİ VE ATATÜRKÇÜLÜK
ÇAĞDAŞ TÜRK VE DÜNYA TARİHİ
YNT TV

2.6. TüRK DEVLETLERİNİN LİDERLİK MÜCADELESİ

2.6. TüRK DEVLETLERİNİN LİDERLİK MÜCADELESİ

TARTIŞALIM


Aynı dönemde yaşamış Türk devletlerinin birbirleriyle mücadele etmesinin sebepleri neler olabilir?

Türk hükümdarlarının, dünyadaki diğer devlet ve milletleri hâkimiyeti altına alarak yönetmesi fikrine “Türk Cihan Hâkimiyeti Mefkûresi” denmiştir. Türk tarihinde, devlet kurma ve yönetme yetkisinin ilahi olarak hükümdara verildiğine inanılmış ve buna kut inancı denmiştir. Oğuz Kağan Destanı ve Kök Türk Kitabeleri’nde de geçen kut inancı gereği, Türk kağanının sadece Türklerin değil tüm dünyanın hükümdarı olduğuna inanılmış ve fetihler de bunun için gerçekleştirilmiştir. Bilge Kağan; kitabelerde “Türk Tanrısı, Türk milleti yok olmasın diye beni kağanlığa oturttu.” diyerek bu anlayışı dile getirmiştir.

Oğuz Kağan’a göre gök, Türk devletinin otağı, güneş ise bayrağıdır. Türk inanışına göre Türk kağanı, göğün altındaki bütün ülkelerin hükümdarı gibi düşünülmüş ve bu durum Hun, Kök Türk ve Selçuklu devlet geleneğinde çok açık bir motif olarak işlenmiştir. Kaşgarlı Mahmut bunu “Tanrı devlet güneşini Türklerin burcunda doğdurmuş, göklerdeki dairelere benzeyen devletleri onun saltanatı etrafında döndürmüş, yeryüzünün hâkimi yapmıştır.” şeklinde ifade etmiştir.

Türk Cihan Hâkimiyeti Mefkûresi, İslamiyet’in kabulünden sonra Nizam-ı Âlem fikri ile birleşerek Osmanlı Devleti tarafından ileri seviyeye taşınmıştır. Türklerde hiçbir devirde önemini yitirmeyen bu ideal, Osmanlı Devleti’nin Kuruluş Devri’nde Yıldırım Bayezid ile Timur’u karşı karşıya getirmiştir. Osmanlı Devleti, Yıldırım Bayezid zamanında Anadolu’nun büyük bir bölümünde hâkimiyet kurarak merkezî otoritesini Türk beyliklerine kabul ettirmiştir. Bu dönemde İstanbul’u da fethetmek isteyen Osmanlılar, doğudan gelen Timur tehdidi ile karşı karşıya kalmıştır.

ÖRNEK METİN

Timur Kimdir?


1336’da Maveraünnehir’de doğan Timur, Moğollar’ın Barulas Boyu’na mensuptur. Timur’un babası, Çağataylar’a bağlı Barulas Boyu’nun beyidir. Timur Devleti idari teşkilat, askerî sistem ve hukuki yapı olarak Moğol devletleri ile benzerlik göstermiştir. Timur’un sarayında Türkçe konuşulmuş, Türk âdet ve gelenekleri uygulanmıştır. Bu yüzden tarihçiler, Timur’u Türkleşmiş Moğol olarak niteler. 1405 yılında Timur, Büyük Çin Seferi’ne hazırlanırken Otrar’da ölmüştür. Timur’un türbesi (Görsel 2.27) Semerkant’tadır (Afyoncu, 2016, s.83-84’ten düzenlenmiştir).

Timur, Anadolu'ya gelmeden önce Karadeniz'in kuzeyine seferler düzenleyerek Altın Orda Devleti'nin parçalanmasına neden olmuştur. Cengiz Han'ın torunu Batuhan tarafından kurulan Altın Orda Devleti, Rus Knezlikleri'nin Karadeniz'e inmesini engelliyordu. Altın Orda Devleti’nin yıkılmasıyla Rusların, güney ve doğuya yayılmasının önü açılmış ve zamanla Moskova Knezliği güçlenerek Rus Çarlığı hâline gelmiştir.

Ankara Savaşı

Batı’daki durumunu 1396 Niğbolu Zaferi ile kuvvetlendirmiş olan Yıldırım Bayezid, yönünü İstanbul’a çevirmiş ve Bizans’ı ortadan kaldırmak üzere harekete geçmiştir.

1393’te Bağdat’ı alarak buradaki Celâyirlilere son veren Timur; İran, Kafkasya ve Azerbaycan’ı ele geçirerek topraklarını batı yönünde genişletmiştir. Timur, Celâyirli ve Karakoyunlu Devleti’nin topraklarını ele geçirince Celâyir Hükümdarı Ahmet ve Karakoyunlu hükümdarı Kara Yusuf, Yıldırım Bayezid’e sığınmıştır.

1400 yılında Anadolu’ya giren Timur, Sivas’ı işgal ederek yağmalamıştır. Memlûkluların iç karışıklıklar içinde bulunmasından istifade eden Timur, güneye yönelerek Suriye’yi topraklarına katmış ve Bağdat üzerinden Tebriz’e geri dönmüştür. Sivas’ın yağmalanmasından sonra Timur ile Yıldırım Bayezid’in arası açılmıştır.

Ankara Savaşı'nın sebeplerinden birisi de Yıldırım Bayezid'in Anadolu'da Türk siyasi birliğini sağlarken topraklarını aldığı beylerin Timur'a sığınmasıdır. Suriye Seferi sırasında, Yıldırım Bayezid’e gönderdiği mektuplarda Timur; Yıldırım Bayezid'den kendi hâkimiyetini tanımasını, Karakoyunlu Hükümdarı Kara Yusuf’un kendisine teslim edilmesini, şehzadelerden birinin rehine olarak kendisine gönderilmesini ve Anadolu beylerinden alınan toprakların eski sahiplerine geri verilmesini istemiştir. Timur’un isteklerini Yıldırım Bayezid’in reddetmesi üzerine Timur , büyük bir ordu ile Anadolu’ya girmiş, Ankara’ya kadar ilerlemiştir.

Osmanlı ordusu bu gelişmeler üzerine harekete geçmiş ve Ankara yakınlarındaki Çubuk Ovası’nda iki ordu savaş düzeni almıştır. Yıldırım Bayezid'in ordusunda Kapıkulu askerlerinin yanında, Sırp kuvvetleri, Ulahlar ve ele geçirilen Anadolu beyliklerinin kuvvetleri ile az miktarda Tatar kuvveti bulunuyordu. Bu savaşta Timur adına fark yaratan unsur ise ordusunda eğitimli savaş fillerinin bulunmasıdır.

BİLİYOR MUSUNUZ?

Timur, 1398 yılında Hindistan üzerine sefere çıkmış, bu seferden ganimetler ve çok sayıda fil ele geçirmiştir. Bu filleri daha sonra ordusunda kullanmış ve filler sayesinde Timur'un ordusu çok başarılı olmuştur.

Türkmen beyliklerinin askerleri savaş sırasında eski beylerinin Timur tarafında olduğunu görünce saf değiştirmiştir. İki ordu arasında yapılan savaşı 28 Temmuz 1402’de Timur kazanmıştır. Yıldırım Bayezid esir düşmüş ve Akşehir’de vefat edene kadar esaret altında kalmıştır 9 Mart 1403’te vefat eden Yıldırım Bayezid’in nasıl vefat ettiği tartışmalı bir konudur. Birçok tarihçi, ateşli humma hastalığından öldüğünü belirtmektedir.

Ankara Savaşı sonucunda Timur, Türk beyliklerine eski topraklarını geri vermiş ve böylece Anadolu Türk birliği bozulmuştur. Bu savaşın en önemli sonuçlarından birisi de Bizans İmparatorluğu’nun bir müddet daha yaşaması ve İstanbul’un Fethi’nin yarım asır gecikmiş olmasıdır. Ayrıca Osmanlıların Balkanlarda yaptığı fetihler durmuş, Osmanlı Devleti’nin sınırları 1389’daki hâline geri dönmüştür. Yıldırım Bayezid’in oğulları arasında başlayan taht kavgaları nedeniyle Osmanlı Devleti, Fetret Devri’ne girmiştir.

Fetret Devri (1402-1413)

Osmanlı tarihinde Yıldırım Bayezid’in Ankara mağlubiyeti ile başlayan ve Yıldırım Bayezid’in oğulları arasında taht kavgaları ile geçen belirsizlik dönemi “Fetret Devri” olarak adlandırılmıştır. Yıldırım Bayezid’in oğullarından Süleyman Çelebi, Rumeli’deki Osmanlı topraklarında hükümdarlığını ilan ederken Çelebi Mehmet Tokat ve Amasya havalisini ele geçirmiş ve burada hâkimiyetini kurmuştur. İsa Çelebi ise Bursa’da hüküm sürmüştür. Fetret Devri’ndeki mücadelelerde Anadolu’da Bursa; Rumeli’de ise Edirne ön plana çıkmıştır. Musa Çelebi de Timur’un desteğiyle Bursa’ya hâkim olmak için kardeşleriyle taht mücadelesine girişmiştir. Yıldırım Bayezid’in dört oğlu arasında süren bu mücadeleyi Çelebi Mehmet 1413’te kazanmıştır. Böylece Mehmet Çelebi 24 yaşında tahta geçerek Fetret Devri denilen ve on bir yıl süren kardeşler mücadelesini bitirmiş ve Osmanlı Devleti’ni yeniden ayağa kaldırmaya başlamıştır. Bununla birlikte Fetret Devri’nde ortaya çıkan meseleler, İstanbul’un Fethi’ne kadar devam etmiş, devlet kargaşa ortamından ancak İstanbul’un Fethi ile tam olarak kurtulmuştur.

BİLİYOR MUSUNUZ?

Fetret Devri’nde hükümdarlığı sekiz sene yedi ay kadar süren Şehzade Süleyman Çelebi; savaşlardaki üstün kabiliyeti, cömertliği ve ilim adamlarını himayesiyle meşhur olmuştur. Edirne Sarayı, onun zamanında âlim, şair ve sanatkârlarla dolmuştur. “İskendernâme” yazarı Ahmedî ve “Mevlid” yazarı Süleyman Çelebi bunlardandır. Süleyman Çelebi’nin hâkimiyeti Rumeli topraklarıyla sınırlı kalmıştır.

Fetret Devri’ndeki siyasi boşluktan en çok faydalanan Anadolu beylikleri olmuştur. Timur, Yıldırım Bayezid’i mağlup ettikten sonra Anadolu’da güçlü bir Osmanlı Devleti bırakmak istemediği için bu beylere topraklarını geri vermiş ve beylikleri kendine bağlamıştır. Bu yüzden Anadolu’nun Türk siyasi birliği parçalanmış ve Timur, Şehzade Mustafa’yı da yanına alarak Semerkant’a geri dönmüştür.

CEVAPLAYALIM

Timur’un, Ankara Savaşı’ndan sonra Şehzade Mustafa’yı yanında götürmesinin amacı nedir?

Timur sayesinde eski topraklarını tekrar ele geçiren Türkmen aileler, Osmanlı şehzadelerinin Fetret Devri’ndeki iktidar kavgasına müdahil olmuş ve kendi adaylarını destekleyerek Osmanlıların güç kaybetmesine neden olmuştur. Türkmenler, şehzadelerden birinin otoriteyi kurarak tekrar Osmanlı Devleti’nin güçlenmesini istemedikleri için bir denge siyaseti izlemiştir.

Ankara Savaşı’ndan sonra Aydınoğulları, Karamanoğulları, Menteşeoğulları, Saruhanoğulları, Hamitoğulları gibi beylikler yeniden kurulmuştur. Bu beyliklerden Saruhanoğulları’na Çelebi Mehmet; Aydınoğulları, Menteşeoğulları ve Hamitoğulları’na II. Murad ; Karamanoğulları’na ise II. Bayezid son vermiştir. Karesio-ğulları Beyliği ise bu süreçte Osmanlı Devleti’nden ayrılmamıştır.

Ankara Savaşı, beylikler arasında çok farklı sosyal değişimlere neden olmuştur. Bu savaş, Anadolu’da Türkmen beylikleri arasında unutulmaya yüz tutmuş olan aşiret geleneklerini yeniden canlandırmıştır. Bunun için Osmanlılar, bu savaştan sonra Oğuz şeceresinde önemli bir yere sahip olan Kayı Boyu’na mensup olduklarını her vesilede tekrar etmiş hatta silah ve paraların üzerine Kayı damgası vurmaya başlamıştır. Bundaki amaç, Ankara Savaşı sonrasında tekrar kurulan beylikler arasında Osmanlıların, Türklüklerini ve Timur’dan daha üstün olduklarını vurgulama ihtiyacı hissetmesidir.

Şeyh Bedreddin Olayı

Şeyh Bedrettin Olayı, Osmanlı Devleti’ni Çelebi Mehmet Devri’nde zor duruma sokan gelişmelerden biridir. Siyasi ihtirasları sebebiyle Çelebi Mehmet tarafından kazaskerlikten alınmayı kabullenemeyen Şeyh Bedreddin, görünüşte dinî-tasavvufi, gerçekte ise siyasi teşkilatlanmayı sağlamak üzere harekete geçerek yoğun bir propaganda faaliyetine girişmiştir. Şeyh Bedreddin’in etrafında kısa sürede geniş bir mürit ve sempatizan kitlesinin oluşması, Osmanlı Devleti’nin tepkisine neden olmuştur. Bu tepki sonucunda yakalanmaktan korkan Şeyh Bedreddin, Anadolu’ya kaçmıştır. Şeyh Bedreddin ve müritlerinden Börklüce Mustafa ile Torlak Kemal’in başarıları üzerine Çelebi Mehmet isyancılar üzerine büyük bir kuvvet göndermiştir. Osmanlı kuvvetleri, isyancıları dağıtarak Şeyh Bedreddin’i yakalamıştır ve yargılanmasının ardından Şeyh Bedreddin, 1420’de Serez’de idam edilmiştir.

BİLİYOR MUSUNUZ?

Edirne yakınlarında, bugün Yunanistan topraklarında bulunan Simavna kasabasında doğan Şeyh Bedreddin, babasının yanında eğitime başlamış Kahire, Şam, Halep gibi dönemin ünlü kültür merkezlerinde uzun süre ilim tahsil etmiştir. Edirne'ye döndükten sonra Osmanlı tahtını kardeşleri ile paylaşarak saltanat süren Musa Çelebi'nin takdirini kazanan Şeyh Bedreddin, kazaskerliğe tayin edilmiştir. Fakat Çelebi Mehmet’in Osmanlı tahtını ele geçirmesi üzerine bu görevinden azledilerek 1 000 akçe maaşla İznik'te göz hapsine alınmıştır.

Bu tarz isyanların genel karakterine bakıldığında seyri ve neticesi ne olursa olsun çevresine topladıkları insanlardan ziyade isyanların liderlerinin açık ve gizli amaçları olduğu görülmüştür. Bu kişiler, yaşadıkları dönemdeki siyasi, sosyal ve ekonomik sıkıntıları kullanarak kendi menfaatleri doğrultusunda isyan etmiştir. Dolayısıyla bu tür isyanlar toplumun sıkıntılı dönemlerinde ortaya çıkmıştır. Örneğin Bâbailer Ayaklanması, Türkiye Selçuklu Devleti'nin; Şeyh Bedreddin İsyanı da Osmanlı Devleti'nin sosyal ve siyasi çalkantılar yaşadığı dönemlerde ortaya çıkmıştır.

Bâbailer Ayaklanması'na benzer özellikler taşıyan Şeyh Bedreddin Olayı da Fetret Devri'nde yaşanan taht kavgaları nedeniyle Osmanlı Devleti'nde yaşanan siyasi, sosyal ve ekonomik buhranların sonucunda ortaya çıkmıştır. Buhranlı dönemlerde halka, içinde bulunduğu sıkıntılardan kurtarılacaklarını söyleyen isyancılar, eşitlikçi anlayışın hâkim olduğu bir toplumsal düzen kuracaklarını vaat ederek taraftar toplamış ve siyasal iktidarı ele geçirmeyi amaçlamıştır.

TARTIŞALIM

İsyanları organize eden liderlerin açık ve gizli amaçları neler olabilir?

II. Murad’ın Tahttan Çekilişi

II. Murad, Edirne-Segedin Anlaşması ile Macar Kralı ve Sırp Despotu'na bir daha Tuna Nehri'ni geçmeyeceğine dair söz vermiştir. Aynı yıl Karamanoğulları ile de bir antlaşma yaparak Beyşehir, Seydişehir, Oklukhisarı ve Akşehir'i Karamanoğulları'na bırakmıştır. Sınırlarda barış ortamını tesis etmeye çalışan II. Murad aslında son dönemde ilerlenen bölgelerden geri çekilmiş oldu. Bu kayıplardan sonra artan muhalefet Sultan'ı bunaltmış, çok sevdiği büyük oğlu Alâeddin Ali Çelebi'nin vefatıyla da sarsılan Sultan, Ağustos 1444'te tüm yetkilerini oğlu II. Mehmet’e bırakarak Bursa'da inzivaya çekilmiştir (Emecen, 2016, s. 120'den düzenlenmiştir).

YORUMLAYALIM

II. Murad’a karşı devlet ileri gelenleri arasında oluşan muhalefetin sebepleri neler olabilir?
Yorumlar - Yorum Yaz
Anket
"PAROLAMIZ YA İSTİKLAL YA ÖLÜM" KİTABIMIZI OKUDUNUZ MU?
TÜRK İSLAM DEVLETLERİ TARİHİ
OSMANLI DEVLETİ TARİHİ
abdullahhoca

SİTEMİZE GÖSTERMİŞ OLDUĞUNUZ İLGİYE TEŞEKKÜRLER...
TARİH BİZDEN ÖĞRENİLİR.
Site Haritası