PAROLAMIZ YA İSTİKLAL YA ÖLÜM

Abdullah ŞAHİN

MENÜ
10.SINIF TARİH DERSİ
12.SINIF İNKILAP TARİHİ DERSİ
T.C İNKILAP TARİHİ VE ATATÜRKÇÜLÜK
ÇAĞDAŞ TÜRK VE DÜNYA TARİHİ
YNT TV

1.4. MONDROS ATEŞKES ANLAŞMASI (30 EKİM 1918)

1.4. MONDROS ATEŞKES ANLAŞMASI (30 EKİM 1918)

İşgallere Karşı İlk Direniş Nerede Başladı? İlk Kurşun Savaşı ...


Araştır Öğren Paylaş
1. Sizce bir savaşın yalnızca askerî olarak sona ermesi, siyasi anlamda dünyaya barış getirir mi?
2. Bir devletin savaşta resmi olarak yenilmesi halk üzerinde nasıl bir etki oluşturur? Tartışınız.


1. 4. 1. Mondros Ateşkes Anlaşmasının Maddeleri ve Uygulanması

1914’ten beri devam eden I. Dünya Savaşı, 1918’e gelindiğinde Osmanlı Devleti’nin ve müttefiklerinin yenilgisiyle sonuçlandı. Savaşın sonlarına doğru Osmanlı Devleti’nde taht değişikliği yaşandı. V. Mehmet Reşad’ın vefat etmesiyle VI. Mehmet Vahdettin tahta çıktı. Bulgaristan’ın savaştan çekilmesi, Osmanlı Devleti’nin Almanya ile kara bağlantısını kesti. Osmanlı kuvvetlerinin Suriye-Filistin, Irak cephelerinde İngiliz ilerleyişi karşısında tutu-namaması ve İngilizlerin Boğazlar ile İstanbul’a doğru yönelmesi, Osmanlı Devleti’ni zor durumda bıraktı. Özellikle İstanbul’un düşman tehdidi altında olması büyük bir tehlike oluşturuyordu. Yaşanan tüm bu gelişmelerin ardından Sadrazam Talat Paşa istifa etti. Almanya’nın yanında, büyük umutlarla, Osmanlı Devleti’ni savaşa sokan İttihat ve Terakki yönetimden çekildi. Ahmet İzzet Paşa başkanlığında yeni hükûmet kuruldu ve bu hükûmet Wilson İlkeleri doğrultusunda imzalanacak bir ateşkes istedi (Harita 1.8).

İstanbul Hükümeti tarafından Bahriye Nazın Rauf Bey başkanlığında görevlendirilen heyet, Limni Adası’nın Mondros Limanı’na gitti. İtilaf Devletleri’ni temsil eden Amiral Calthorope (Kalthorp) ile İngilizlerin Agememnon adlı zırhlı savaş gemisinde 27 Ekim 1918’de ateşkes görüşmeleri başladı. Yapılan görüşmeler sonucunda 25 madde hâlinde düzenlenen Mondros Ateşkes Anlaşması imzalandı (30 Ekim 1918).



Mondros Ateşkes Anlaşması’nın bazı maddeleri şunlardır:

  • Boğazlar İtilaf Devletleri’ne açılacak, Karadeniz’e girişler serbest olacak, Karadeniz ve Çanakkale’deki istihkâmlar İtilaf Devletleri tarafından işgal edilecek.
  • Osmanlı orduları terhis edilecek; ordunun taşıt, araç gereç, silah ve cephanesine İtilaf Devletleri tarafından el konulacak.
  • Osmanlı Devleti’nin elindeki tüm savaş esirleri ile esir ya da tutuklu bulunan bütün Ermeniler serbest bırakılacak fakat İtilaf Devletleri’nin elindeki Türk savaş esirleri geri verilmeyecek.
  • İtilaf Devletleri güvenliklerini tehdit eden bir durum karşısında, herhangi bir stratejik noktayı işgal hakkına sahip olacak (Madde 7).
  • Vilayet-i Sitte denilen altı doğu ilinde (Erzurum, Van, Bitlis, Sivas, Har-put, Diyarbakır) herhangi bir karışıklık çıkarsa İtilaf Devletleri buraları işgal hakkına sahip olacak (Madde 24).
  • Toros Tünelleri, İtilaf Devletleri tarafından işgal edilecek.
  • Tüm liman ve tersaneler İtilaf Devletleri’nin kontrolünde olacak.
  • Hükümet haberleşmesi dışındaki telsiz, telgraf ve kablolar (iletişim hatları) İtilaf Devletleri’nin denetimi altında olacak.
  • İran içlerinde ve Kafkasya’da bulunan Osmanlı kuvvetleri, I. Dünya Savaşı’ndan önceki sınırlara çekilecek.
  • Kömür, akaryakıt ve benzer kaynaklarda, ülkenin ihtiyaçları karşılandıktan sonra, İtilaf Devletleri’ne satın alma kolaylığı sağlanacak.
  • Suriye, Irak, Hicaz, Yemen, Asir, Trablusgarp ve Bingazi’de Osmanlı kuvvetleri ve subayları en yakın İtilaf Devletleri komutanlığına teslim olacak.
İtilaf Devletleri, Osmanlı’ya Mondros Mütarekesi’ni imzalatarak, gizli antlaşmalarla paylaştıkları Osmanlı topraklarını işgal etmek için hukuki dayanağı elde etmiş oldu. Maddelere bakıldığında, Osmanlı Devleti her türlü işgale karşı açık hâle gelmişti. İşgallere karşı koyabilmesini engellemek için de bütün tedbirler alınarak Osmanlı Devleti savunmasız hâle getirilmişti. Özellikle Mondros Ateşkes Anlaşması’nın 7 ve 24. maddeleri, İtilaf Devletleri’nin Osmanlı topraklarında istedikleri yerleri işgal etmelerine zemin hazırlamıştı.

Mondros Ateşkes Anlaşması’nın imzalanmasından hemen sonra İngiltere, Musul’a girerek ateşkese rağmen Osmanlı topraklarındaki ilk işgalini gerçekleştirdi (3 Kasım 1918). Musul’un işgal edilmesini İskenderun’un işgali izledi. İngilizlerin işgalleriyle birlikte Fransa da Adana ve çevresini işgal etti. Yunanistan ve İtalya da kendilerine vadedilen yerleri ele geçirmek için işgal hareketlerine başladılar. 13 Kasım 1918’de İtilaf donanması İstanbul’a gelerek Dolmabahçe Sarayı önlerinde demir attı. Böylece Osmanlı Devleti’nin başkenti de fiilen işgal edilmiş oldu.

Sıra Sizde
İtilaf Devletleri, İstanbul’a savaş gemilerini demirleyerek nasıl bir mesaj vermek istemişlerdir? Tartışınız.


1.4. 2. Mondros Ateşkes Anlaşması’na Yönelik Tepkiler

Oku-yorum
30 Ekim 1918 tarihinde imzalanan Mondros Ateşkes Anlaşması’nın maddeleri ve bu maddeler arasında özellikle yedincisi, beyni yakan ateşten bir zehirdi. Yalnız bu madde, vatanın geri kalan kısmını düşmanların işgal ve istilasına hazır bulundurmaya yeterdi.
Nutuk, s. 245.
Atatürk 7. Madde’yi neden bir zehir olarak tanımlamıştır? Açıklayınız.

İstanbul Hükümeti’nin Tepkisi: Mondros Ateşkes Anlaşması dört yıldır devam eden savaşı bitirdiği ve beklenen barışı getirdiği düşüncesiyle, İstanbul Hükümeti tarafından olumlu karşılandı. Sadrazam Ahmet İzzet Paşa, İttifak Devletleri’nde yer alan diğer devletlerle imzalanan ateşkeslerin koşullarına kıyasla Mondros’u olumlu bulduğunu açıklamıştır.

Mondros’tan sonra hükümette yaşanan iç karışıklıklar nedeniyle Ahmet İzzet Paşa Hükümeti istifa etti. Tevfik Paşa yeni hükümeti kurdu. Padişah anayasanın kendisine verdiği yetkiyi kullanarak Mebusan Meclisini dağıttı. İşgalcilerin baskıları karşısında Tevfik Paşa Hükümeti de padişaha istifasını sundu ve yerine İngilizleri destekleyen politikalar izleyen Damat Ferit Paşa Hükümeti kuruldu.

Mustafa Kemal’in Tepkisi: Mondros Ateşkes Anlaşması imzalandığında, Alman General Liman Von Sanders’in (Liman Fon Sanders) yerine Yıldırım Orduları Grup Komutanlığı’na tayin edilen Mustafa Kemal, antlaşmanın çok ağır şartlar içerdiği ve bağımsızlıkla bağdaşmayan bir antlaşma olduğu konusunda İstanbul Hükümeti’ni uyarmaya çalıştı. Nitekim Mustafa Kemal’in dediği gibi oldu ve Mondros’un imzalanmasıyla beraber işgal faaliyetleri başladı. İngilizlerin İskenderun’a yönelmesi
üzerine, emrindeki kuvvetlerle işgallere karşı koyma kararı alan Mustafa Kemal, İstanbul Hükûmeti’nin tepkisiyle karşılaştı. İstanbul Hükûmeti, İngilizlerin ateşkes şartlarına göre hareket ettiğini, karşı koymak yerine ateşkesi bozmamak adına İskenderun’un teslim edilmesini istedi. Böylece 9 Kasım 1918’de İskenderun, İngilizler tarafından işgal edildi. Mustafa Kemal, yaşanan bu gelişmeler karşısında sadrazama çektiği telgrafla işgallere karşı tepkisini belirtmiştir.

10 Kasım 1918’de Yıldırım Orduları Grup Komutanlığı lağvedildi ve Mustafa Kemal, Harbiye Bakanlığı emrine alınarak İstanbul’a çağrıldı. 13 Kasım 1918’de Mustafa Kemal, İstanbul’a geldiğinde Dolmabahçe Sarayı önlerinde demirli olan işgal donanmasını görünce: “Geldikleri gibi giderler.” sözleriyle tepkisini gösterdi.

Oku-yorum
Bahriye Nazırı Rauf Bey ateşkesin imzalanmasından sonra basına verdiği şu demeçte: “İmzaladığımız ateşkes anlaşması sonucunda devletimizin bağımsızlığı, saltanatımızın hukuku bütünüyle korunmuştur. Bu ateşkes anlaşması, galip ve mağlup arasında yapılan bir ateşkes anlaşması değil, belki savaş durumundan çıkmak isteyen denk iki kuvvet arasında yapılabilecek bir savaşmaya son vermek niteliğindedir.” sözleriyle sevincini dile getirmiştir. Şerafettin Turan, Türk Devrim Tarihi, C.I, s.78. (Kısaltılmıştır.)


Halkın tepkisi: Halkın büyük bir çoğunluğu, başlayan işgallerle beraber İstanbul Hükûmeti’nin tepkisiz kalması nedeniyle kendiliğinden örgütlenmeye başladı. Halk, işgal güçleri karşısında bulundukları bölgeleri korumak için direniş cemiyetleri kurdu, miting ve protestolarla işgallerin haksızlığını tüm dünyaya duyurmaya çalıştı. Daha sonra Kuvay-ı Millîye’yi oluşturan halk işgalci güçlere karşı silahlı mücadeleye geçerek yaşadıkları toprakları korumaya çalıştı.

1.4. 3. Yeni Bir Dünya Hayali

1917 yılında İtilaf Devletleri’nin yanında savaşa katılan ABD’nin başkanı Woodrow Wilson (Vudruv Vilsın), her iki tarafın da çıkarlarını gözettiği iddiasıyla 14 maddelik bir bildiri duyurdu. Barış sağlanırken nelerin gözetileceğinin ve barıştan sonra dünyanın yeni düzeninin nasıl olacağını tespit etmek üzere ortaya atılan Wilson İlkeleri’nin bazı maddeleri şunlardır:
  • Barış antlaşmalarında ve diplomaside açıklık olacak.
  • Ekonomik sınırlandırılmalar kaldırılacak.
  • Ülkelerin silahsızlanmalarını sağlayacak karşılıklı güvenceler verilecek.
  • Galip devletler mağlup devletlerden toprak ya da savaş tazminatı almayacak.
  • Devletlerarası barışı sağlamak amacıyla Cemiyet-i Akvam (Milletler Cemiyeti) kurulacak.
  • Osmanlı Devleti’nin Türklerin çoğunlukta olduğu bölgelerinde Osmanlı egemenliği sağlanacak, Türklerin çoğunlukta olmadığı bölgelerde ise buradaki milletlerin kendi kendini yönetme hakkı olacak. Boğazlar bütün milletlerin gemilerine açık olacak ve bu durum milletlerarası kontrol altında olacak (12. Madde).
Sıra Sizde
Sizce Wilson İlkeleri, dünya barışının sağlanması için gerçekçi prensipler barındırmakta mıdır? Tartışınız.

Başta Osmanlı Devleti olmak üzere, savaşı kaybeden devletler için Wilson İlkeleri büyük bir umut oldu. Oysaki savaşı kazanan ve masa başında da ikinci bir zafer kazanmayı planlayan İtilaf Devletleri’nin çıkarlarına bu ilkeler uymuyordu. Başta İngiltere ve Fransa olmak üzere İtilaf Devletleri, ABD’nin desteğini sağlamak için Wilson’un barış ilkelerini kabul ettiler. Fakat ilkeleri kendi çıkarlarına göre yorumlayıp barış antlaşmalarını yine kendi istekleri doğrultusunda hazırladılar. Kendi planlarını Wilson İlkeleri’ne uygun hâle getirmek için; savaş tazminatı yerine, tamirat ya da onarım bedeli; sömürgecilik yerine, manda ve himaye gibi kavramlar kullandılar. Osmanlı Devleti de Mondros Ateşkes Anlasması’nı imzalarken Wilson İlkeleri’nin


12.Maddes’ini kurtuluş olarak gördü. İtilaf Devletleri, Wilson İlkeleri’ne ters düşmemek için Mondros’un 7. maddesini bahane edip işgal faaliyetlerini hızlı bir şekilde gerçekleştirdi.

1.4. 4. Barışa Son Veren Barış

18 Ocak 1919’da Paris Barış Konferansı toplandı. Konferansın toplanma amacı, savaşı kaybeden devletlerle yapılacak olan barışın esaslarını görüşmekti. Konferansa otuz iki devlet katıldı. ABD, İngiltere, Fransa, Japonya ve İtalya konferansta etkili olan devletlerdi. Konferansa bizzat katılan ABD Başkanı Wilson’un temel amacı, Cemiyet-i Akvamın (Milletler Cemiyeti) kurulmasını sağlamaktı. Konferansta Milletler Cemiyeti Teşkilatı’nın kurulması kararı alındıktan sonra ABD Başkanı Wilson Paris’ten ayrılarak ülkesine döndü. Böylece İngiltere ve Fransa kendi planlarını gerçekleştirmek için ABD baskısından kurtulmuş oldular.



Oku-yorum
İngilizlerin ancak bizim sonuna kadar Almanya’nın müttefiki kalıp hezimete uğradıktan sonra elde edebilecekleri sonucu onlara kendi yardımımızla sunmak, tarihte Osmanlılık için ve özellikle bugünkü hükûmetimiz için pek bir kara sayfa oluşturur.
Şayet hükûmetimizce İngilizlerle ciddiyet ve samimiyetine itimat olunabilecek bir gizli ittifak yapılmış ve yapılması büyük bir ihtimal derecesinde bulunmuş ise, bu hususu bilmemekliğimiz doğal olarak bizi yanlış kanaatlere sürükleyeceğinden, mümkünse bu konuda dolaylı biçimde de olsa aydınlatılmamı dilerim. Vatanın geleceğinden kuşku duymamdan kaynaklanan ve samimi olduğuna şüphe edilmemesi gereken düşüncelerimin bir tartışma niteliğinde sayılmamasını özellikle rica ederim.
Özellikle sizce çok iyi bilinmektedir ki ben, her ne hal ve durumda bulunursam bulunayım, doğru olduğuna inandığım ve gerekenlere bildirilmesini vatanın selameti gereği saydığım inançlarıma uymaktan kendimi alıkoymak gücüne sahip değilim.
Şerafettin Turan, Mustafa Kemal Atatürk, s.174-175.​
Mustafa Kemal, bir ateşkes imzalanmasına rağmen vatanın geleceği ile ilgili neden kuşku duymaktadır?

Osmanlı topraklarının paylaşımı, konferansın en çok tartışılan konularının başında yer almaktaydı. İtilaf Devletleri’nin daha önceden gizli anlaşmalarla yaptıkları paylaşım planları üzerinde kendi aralarında görüş ayrılıkları yaşanmaya başladı. Yunanlılara, Ermenilere ve Araplara verdikleri vaatlerden dolayı, planların uygulanma aşamasında sıkıntılar baş gösterdi. Anadolu’da kurulacak Ermeni devletinin, Arap Yarımadası’nın, Filistin, Suriye ve Irak topraklarının manda sistemine göre yönetilmesine karar verildi. İngiltere, I. Dünya Savaşı’nda Yunanistan’ı İtilaf Devletleri’ne çekebilmek için, Yunanlılara İzmir ve çevresini vadetmişti. Fakat St. Jean De Maurienne (Sen Jan Dö Moryen) Antlaşması ile bu bölge İtalyanlara bırakıldı. Megali İdea (Büyük Yunanistan) düşüncelerini gerçekleştirmeyi hedefleyen Yunanlılar, konferansta İzmir ve çevresinin kendilerine verilmesini istedi. İngiltere, sömürgelerine giden ticaret yolları üzerinde İtalya gibi güçlü bir ülke yerine, kendisine tehlike oluşturmayacak Yunanistan’ı tercih etti. Yunanlılar sundukları sahte belgelerle İzmir ve çevresinde nüfus açısından Rumların çoğunlukta olduklarını kabul ettirdi. İzmir’in Yunanistan tarafından işgali, konferansa katılan diğer devletler tarafından kabul edildi. Böylece İzmir meselesi, İtilaf Devletleri arasında ilk ayrılıkların da yaşanmasına sebep oldu.

Bilgi Notu
Megali İdea: Yunanca “Büyük Fikir” anlamına gelir. Bu ifade siyasi anlamda; Yunanistan’ı, Bizans İmparatorluğu devrindeki sınırlarına ulaştırmak amacını taşır. Bu amaçla; Anadolu, Trakya, Ege adaları ve Kıbrıs adasına yönelik uygulanacak emperyalist ve saldırgan politikanın genel adıdır.


Sıra Sizde
Sizce Wilson İlkeleri ile Paris Barış Konferansı’nda alınan kararlar arasında neden bir çelişki bulunmaktadır? Tartışınız.


Osmanlı Devleti’nin topraklarının paylaşımı, konferansta en fazla tartışılan konu olmasına rağmen savaşı kazanan devletler arasındaki çıkar çatışmalarından dolayı, Osmanlı Devleti ile yapılacak barış antlaşması daha sonraya bırakıldı. Osmanlı dışındaki İttifak Devletleri’yle I. Dünya Savaşı’nı bitiren antlaşmalar imzalandı. Bu antlaşmalarla savaşın galibi olan İtilaf Devletleri tarafından savaşı kaybeden İttifak Devletleri’ne siyasi, askerî ve ekonomik olarak ağır şartlar dayatıldı.



DevletlerAntlaşmalar
AlmanyaVersailles (Versay) Antlaşması (28 Haziran 1919)
AvusturyaSaint Germain (Sen Jermen) Antlaşması (10 Eylül 1919)
MacaristanTriannon (Tiriyanon) Antlaşması (4 Haziran 1920)
BulgaristanNeuilly (Nöyyi) Antlaşması (27 Kasım 1919)
Tablo 1.7: I. Dünya Savaşı’nı Bitiren Barış Antlaşmaları


Almanya ile imzalanan Versailles (Versay) Antlaşması’na göre:


  • Almanya, Fransa ve Belçika’dan daha önceden aldığı bütün toprakları geri verecek.
  • Almanya’nın bütün sömürgeleri İngiltere, Fransa ve Japonya arasında paylaşılacak.
  • Almanya’da zorunlu askerlik kaldırılacak, Alman ordusu 100 bin kişiye indirilecek. Deniz kuvvetleri sınırlandırılacak. Denizaltı ve savaş uçağı yapması yasaklanacak.
  • Almanya savaş tazminatı (tamirat borcu adı altında) ödeyecek.
Avusturya ile imzalanan Saint Germain (Sen Jermen) Antlaşması’na göre:
  • Avustuıya-Macaristan İmparatorluğu parçalandı. Macaristan, Çekoslovakya ve Yugoslavya bağımsız oldu. Galiçya Polonya’ya; Hırvatistan Yugoslavya’ya; Tirol ve Trieste İtalya’ya; Bukoniva Romanya’ya bırakılacak.
  • Milletler Cemiyetinin izni olmadan Almanya ile birleşmeyecek.
  • Avusturya’da zorunlu askerlik kaldırılacak ve Avusturya ordusu 30 bin kişiyle sınırlandırılacak.
  • Avusturya savaş tazminatı ödeyecek.


Bulgaristan ile imzalanan Neuilly (Nöyyi) Antlaşması’na göre:
  • Güney Dobruca Romanya’ya; Gümülcine ve Dedeağaç Yunanistan’a; Tsa-ribrod ve Srurmitsa Yugoslavya’ya bırakılacak.
  • Bulgaristan’da zorunlu askerlik kaldırılacak. Ordusu 25 bin kişi ile sınırlandırılacak, deniz ve hava kuvveti oluşturması yasaklanacak.
  • Bulgaristan savaş tazminatı ödeyecek.


Macaristan ile imzalanan Triannon (Tiriyanon) Antlaşması’na göre:
  • Presburg bölgesi Çekoslovakya’ya; Bosna Hersek Yugoslavya’ya, Transil-vanya Romanya’ya; Burgerland Avusturya’ya bırakılacak.
  • Macaristan’da zorunlu askerlik kaldırılacak, ordusu 35 bin kişi ile sınırlandırılacak, deniz ve hava kuvveti oluşturması yasaklanacak.
  • Macaristan savaş tazminatı ödeyecek.


Antlaşmalarla yenilen İttifak Devletleri’ne dayatılan ağır şartlar bu devletlerin kamuoyunda derin bir hoşnutsuzluk oluşturdu. Oluşan hoşnutsuzluk savaşın getirdiği ekonomik yıkımla birleşince Avrupa’da uzun süreli bir barışı sağlamayı imkânsız hâle getirdi. Böylece oluşan olumsuz siyasal durum, yirmi yıl sonra başlayacak olan II. Dünya Savaşı’na zemin hazırladı.



Paris Barış Konferansı ve Osmanlı

Mondros Ateşkes Anlaşması’ndan sonra Türkiye işgal edilmeye ve müttefiklerin nüfuz bölgelerinde tam hâkimiyet sağlanılmaya çalışılmıştır.

Bunların başında İngiltere’nin doğudaki sömürgelerinin güvenliğini sağlamak maksadıyla Rusya, Türkiye ve İran arasında tampon bölgeler yaratılması düşüncesi gelir. Amerika ise Wilson Prensipleri ile dünya siyasetine yeniden girmişti. Savaş sonrası kurulacak dünyada önemli bir pazar kapmak isteyen A.B.D. bunu da Ermenistan mandaterliği ile sağlamaya çalışıyordu. Fransa ise İngiltere’den geri kalmak istemiyordu. Fransızlar, İngilizler’ in daha fazla bölgeleri ele geçirerek kendilerini etkisiz hale getirebilecekleri düşüncesiyle emperyalizm mücadelesinde önemli bir yer kapmak istiyordu. Yunanistan, İtalya ve azınlıklar da kendi menfaatlerine uygun gelecek her türlü çözüm için büyük bir faaliyet içindeydiler. İşte Paris Barış Konferansı boyunca bu istek ve düşünceler etkili oldu.

http://www.atam.gov.tr/dergi/sayi-23/paris-konferansindan-sevre-turkiyenin-payla-silmasi-meselesi, 30.08.2018, 11.27. (Kısaltılmıştır.)



Aradaki Fark

4 Şubat 1919 tarihinde Alemdar gazetesinin yazarlarından Refii Cevat (Ulu-nay) M.Kemal Paşa ile Şişli’deki evinde bir görüşme yapar. Refii Cevat bu görüşmeyi şöyle aktarır: “Sorularımı bitirip veda etmek üzere ayağa kalktığımda dedi ki:

-Biraz daha oturunuz lütfen.

-Soracağınız sorular bitti mi?

-Bitti Paşam.

-Bu vatan içine düştüğü bu felâketten nasıl kurtarılır, istiklâline nasıl kavuşturulur? diye bir soru sormanızı beklerdim.

-Af buyurunuz Paşa hazretleri, bugün içinde bulunduğumuz bu şartlardan bu vatanın kurtulmasını en uzak ihtimalle dahi mümkün görmediğim için böyle bir soru sormadım.

-Siz gene de böyle bir soru sormuş olunuz, ben de cevabımı vereyim, fakat yazmamak şartıyla.

-Zatıalinizi dinliyorum Paşa hazretleri.

-Bakınız Cevat Beyefendi, sizin imkânsız gördüğünüz kurtuluş yolları vardır.

Bugün herhangi bir teşkilâtçı Anadolu’ya geçer de milleti silâhlı bir direnişe hazırlarsa bu yurt kurtarılabilir. Heyecanlanmıştım. Birinci Dünya Savaşı süresince gücümüzü öylesine tüketmiştik ki elimizde hiçbir şey kalmamıştı. Harplerden sağ kalanların ise ayakta duracak hâlleri yoktu.

-Nasıl olur Paşam? diye yerimden fırladım. Paşa sakindi:

-Aklınızdan geçenleri tahmin ediyorum, dedi; doğrudur. Görünüş tamamen aleyhimizde. Ama düşmanlarımız olan bu büyük devletlerin bir de iç yüzleri var.

-Nasıl Paşam.

-Anlatayım. Siz sanıyor musunuz ki, savaşı kazanmakla müttefikler aralarındaki bütün sorunları çözmüşlerdir. Aralarındaki asıl rekabet şimdi başlayacaktır. Asırlarca birbirleriyle boğuşan Fransızlarla İngilizleri ortak düşman tehlikesi birleştirdi. Şimdi o eski rekabet bıraktıkları yerden tekrar başlayacaktır. İtalya’nın da başı dertte. Onlar da her an bir iç karışıklık yaşayabilirler. Sonuçta, Anadolu’da başlayacak bir millî direnişle hiçbiri mücadele edecek durumda değildir. Böyle bir mücadelenin tam sırasıdır.

-Paşam, millî direniş... Güzel, ama neyle? Hangi askerle, hangi silâhla, hangi parayla? Malesef Paşam, kupkuru bir çölden farksız oldu bu güzel vatanımız.

-Öyle görünür Refii Cevat Bey, öyle görünür. Ama çölden bir hayat çıkarmak lâzımdır. Çöl sanılan bu âlemde saklı ve kuvvetli hayat vardır. O, Türk milletidir. Eksik olan şey teşkilâttır. Bu teşkilât organize edilebilirse vatan da millet de kurtulur.

O günlerde, o şartlar içinde İstiklâl Mücadelesi’ne atılıp Türkiye’yi kurtarmaktan söz edenlere karşı herkes benim gibi düşünürdü. O günlerde böyle düşünen tek adam oydu; tek adam ATATÜRK'TEN ANEKDOTLAR, T.C. Genel Kurmay Başkanlığı, s. 13-14. (Kısaltılmıştır.)
Yorumlar - Yorum Yaz
Anket
"PAROLAMIZ YA İSTİKLAL YA ÖLÜM" KİTABIMIZI OKUDUNUZ MU?
TÜRK İSLAM DEVLETLERİ TARİHİ
OSMANLI DEVLETİ TARİHİ
abdullahhoca

SİTEMİZE GÖSTERMİŞ OLDUĞUNUZ İLGİYE TEŞEKKÜRLER...
TARİH BİZDEN ÖĞRENİLİR.
Site Haritası