BABA TARİHÇİ

abdullahhoca.com YENİ NESİL TARİH ANLATIMI

Üyelik Girişi
MEKANLAR-YOLLAR-GÖÇLER TARİHİ
OSMANLI DEVLETİ TARİHİ
abdullahhoca

SİTEMİZE GÖSTERMİŞ OLDUĞUNUZ İLGİYE TEŞEKKÜRLER...
TARİH BİZDEN ÖĞRENİLİR.
Site Haritası

DURAKLAMA DEVRİNDE İÇ İSYANLAR

DURAKLAMA DEVRİNDE İÇ İSYANLAR

1)-İstanbul İsyanları

2)-Celali İsyanları

3)-Suhte İsyanları

4)-Eyalet İsyanları

 

1)- İSTANBUL İSYANLARI:

Bu isyanlar İstanbul'daki Kapıkulu Ocakları (özellikleri yeniçeri ve sipahiler) tarafından çıkarılan isyanlardır. Buna bazen halk ve ulema sınıfı da katılmıştır.

Sebepleri:

ž  Devşirme sisteminin bozulması

ž  Devlet yönetiminin bozulması, sarayda entrikaların artması isyanları tetiklemiştir.

ž  Ulufe ve cülusların zamanında verilmemesi ya da düşük ayarda verilmesi iddiasıyla yeniçerilerin isyanı.

ž  Duraklama Dönemindeki isyanların en önemlileri III. Murat, II. Osman, IV. Murat ve IV. Mehmet zamanlarında çıkanlardır.

 

İSTANBUL İSYANLARI

III. MURAT DÖNEMİNDE(1574-1595);

      III. Murat döneminde yeniçeriler ayaklandılar. Maaşlarının ayarı düşük paradan verileceğini öğrenen isyancılar defterdarın öldürülmesini istediler. İstekleri kabul edilen yeniçerilerin isyanı sona erdi (1592).

GENÇ OSMAN DÖNEMİNDE(1618-1622);

     II. Osman 1621 yılındaki Hotin Savaşı’nda disiplinsiz davranışlar sergileyen Yeniçeri Ocağı’nı kaldırmak istedi. Yeniçeriler padişahın bu düşüncesini öğrenince ayaklandılar ve padişahı öldürdüler (1622).

II. Osman bir isyan sonucu öldürülen ilk padişahtır. Bu olay Yeniçerilerin devlet içindeki gücünü artırmıştır ve devlet ocak içindir anlayışı pekişmiştir.

IV. MURAT DÖNEMİNDE(1623-1640);

      İstanbul’daki merkez isyanları IV. Murat döneminde de devam etti. Çok küçük yaşta tahta geçen padişaha gözdağı vermek isteyen yeniçeriler ve kapıkulu sipahileri, cülus bahşişi alamadıklarını bahane ederek ayaklandılar (1622). Padişahın isyancılara istediklerini vermesiyle isyan sona erdi. Ancak IV. Murat, daha sonra isyancıların elebaşlarını etkisiz hâle getirdi ve isyanları bastırdı.

IV. MEHMET DÖNEMİNDE(1648-1687):

1648’de IV. Mehmet’in tahta çıkışında yeniçeriler, düşük ayarlı akçe verilmesiyle tekrar isyan ettiler.1656’daki isyanda ise idamlarını istedikleri bazı yöneticilerin isimlerini liste hâlinde padişaha verdiler. Padişahtan 30 kadar devlet adamını istediler. Bu kişilerin cesetleri Sultan Ahmet Meydanında Çınara asıldı. Listedeki isimlerin idamıyla sonuçlanan bu ayaklanmaya Vaka-i Vakvakiye (Çınar Vakası) denildi. IV. Mehmet Yeniçeriler tarafından bir başka ayaklanma sonucu tahttan indirilmiştir.(1687) İstanbul isyanları sonunda güçlerini artıran yeniçeriler, başkentte asayiş ve güven ortamının bozulmasına ve devlet otoritesinin sarsılmasına neden oldular.

 

2)- CELALİ İSYANLARI:

Anadolu'da meydana gelen isyan ve karışıklıklara "Celali İsyanları" denilmiştir. Celali kelimesi Yavuz döneminde Yozgat ve çevresinde ayaklanan "Bozoklu Celal" adından gelir.

 

Başlıca Celali İsyanları

Karayazıcı, Canbolatoğlu, Kalenderoğlu, Katırcıoğlu, Abaza Mehmet Paşa, Tavil Ahmet, isyanlarıdır.

Celâli İsyanları içinde devleti en çok uğraştıran isyanlar;

Karayazıcı, Deli Hasan, Tavil Ahmet, Canbolatoğlu, Kalenderoğlu, Kör Mahmut, Katırcıoğlu ve Gürcü Nebi isyanlarıdır

 

Celali İsyanlarının Sebepleri:

  • Devlet yönetiminin bozulması
  • Ekonominin bozulması ve vergilerin artması
  • Taşrada bulunan yöneticilerin halka olumsuz davranışları
  • Özellikle beylerbeyi ve sancak beylerinin devşirme olması nedeniyle Türk halkıyla duygusal bağları kuramamaları.

 

Anadolu'da ilk büyük Celali Hareketleri, medrese öğrencilerinin (suhte ya da softa) hareketi olarak ortaya çıktı. Medrese öğrencileri ve medrese bitirip iş bulamayanlar Yozgat, Amasya, Adıyaman, Sivas ve Malatya yörelerinde büyük ayaklanmalar başlattılar. Bu ayaklanmalar tarihe Suhte ayaklanmaları olarak geçti. Daha sonra, Osmanlı askeri sınıfından levent ve sekbanlar da ayaklandılar. Bu arada Osmanlı Devleti'nin yerel yöneticileri, güç kullanarak halktan vergi toplamaya başladılar. Yerel yöneticilerin zulmü merkezi hükümet tarafından önü alınamaz duruma gelince, III. Murat (1574-1595), III. Mehmet (1595-1603) ve I. Ahmet (1603-1617) soygunlara, yöneticilere ve memurlara karşı köylülerin silahla mücadele etmesini isteyen fermanlar çıkardılar. Bu dönemin önemli ismi Şeyhülislam Mustafa Sunullah Efendi olmuş ve devşirme sadrazamlara karşı verdiği fetvalar ile Anadolu'daki Türk varlığının yaşamasını sağlamıştır.

İlk Celali önderlerinden biri Bolu ve Gerede yöresinde 1581'de ortaya çıkan Köroğlu Ruşen'di. Köroğlu, soyguncu devlet yöneticilerine ve beylere karşı mücadele etti. Yaşamı ve maceraları, halk arasında derin izler bıraktı ve Köroğlu Destanı’na konu oldu. 16. yüzyılın sonlarına değin Celali ayaklanmaları, daha çok yöresel bir özellik taşıyordu. 1598'de Sivas ve Maraş bölgesinde çıkan Karayazıcı Ayaklanması, Celali hareketlerinin niteliğini değiştirdi. Sekban askerlerinin komutanıyken ayaklanan Karayazıcı’ya, dirlikleri ellerinden alınan sipahiler, topraklarını terk eden köylüler, işsiz kalan sekbanlar, yönetimden hoşnut olmayan beyler ve paşalar da katıldı. 20 bin kişilik bir ayaklanmacı ordusunu yöneten Karayazıcı, büyük kentlere bile baskınlar düzenleyip çekiliyordu. Karayazıcı üzerine gönderilen Osmanlı ordusu karşısında Tokat'a çekildi ve 1601'de öldü.

Karayazıcı'nın ölümünden sonra ayaklanmacıların başına kardeşi Deli Hasan geçti. Osmanlı Devleti, Orta Anadolu'ya egemen olan Deli Hasan kuvvetlerini bastıramayınca, onunla anlaşma yolunu seçti. Deli Hasan’ı paşa unvanıyla Bosna beylerbeyliğine atadı. Ancak devletin bu tavrı öbür Celali önderlerini cesaretlendirdi. 1603-1607 arasında Celali ayaklanmaları bütün Anadolu'ya yayıldı. Tavil Ahmed, Canboladoğlu ve Kalenderoğlu gibi Celali önderler devlet otoritesini ortadan kaldırdılar. Anadolu’daki köylüler canlarını kurtarmak için yerleşim yerlerini terk ederek dağlara sığınmak zorunda kaldılar. Osmanlı tarihine bu dönem "Büyük Kaçgun" olarak geçmiştir.

Sonunda Osmanlı Devleti, Celalileri kesin olarak ortadan kaldırmaya karar verdi. Sadrazam Kuyucu Murat Paşa büyük bir orduyla 1606’da Anadolu'ya geçti. 1610 yılına kadar isyancı Celalileri ve adamlarını acımasızca öldürerek cesetlerini açtırdığı kuyulara doldurttu. Bu dönemde öldürttüğü insan sayısının 65 bin civarında olduğu rivayet edilir.

Erzurum beylerbeyi Abaza Mehmed Paşa 1622'de yeni bir ayaklanma başlattı ve bu ayaklanma ancak 1627’de bastırılabildi. Sultan I. İbrahim döneminde (1640-1648) Sivas Valisi Vardar Ali Paşa ve Isparta yöresinde Kara Haydaroğlu ile Katırcıoğlu ayaklanmaları çıktı. Ama Osmanlı Devleti, ayaklanmacılara karşı siyasetini belli ölçülerde değiştirdi ve onları denetim altına alma yolunu kullandı. Katırcıoğlu, Karaman beylerbeyliğiyle ödüllendirilerek etkisiz hale getirildi. 1658'de ayaklanan Abaza Hasan Paşa'ya da devlet görevi verildi. Anadolu'da 17. yüzyıl ortalarından sonra görülen yerel Celali toplulukları da II. Viyana Kuşatması'ndan sonra Avusturya ve müttefiklerine karşı yürütülen savaşlarda asker olarak orduya verildi

 

Celali ayaklanmalarının sonuçları;

Celali ayaklanmaları, Osmanlı toprak düzenini büyük ölçüde değiştirdi. Ağır vergiler yüzünden ya da “Büyük Kaçgun” sırasında yerlerinden olan çiftçilerin toprakları mültezimlerin ya da yerel yöneticilerin eline geçti. Vergiler yüzünden borca giren köylüler, işledikleri toprakları sonunda tefecilere kaptırdılar. Osmanlı toprak düzeninin bel kemiği olan Tımar Sistemi bozuldu. Büyük nüfus hareketleri ortaya çıktı ve kentlere büyük göçler oldu.

Tarımsal üretim geriledi ve kıtlık tarım ürünleri fiyatlarının yükselmesine yol açtı. On binlerce insan yaşamını yitirdi ve pek çok yerleşim yeri yıkıma uğradı. İsyandan sonraki kıyımdan kaçabilenler İran'a kaçarlarken, saklananlar İç ve Doğu Anadolu Alevilerinin temelini oluşturmuşlardır ve atalarıdırlar, Saklanmayan ve kaçmayan kalabalık Türkmen aşiretleri ise bugün ki Bulgaristan ve Makedonya topraklarına sürgün edilmişlerdir, o vakte kadar yalnız Batı Anadoludan yapılan iskânlarla az bir Türk nüfusuna sahip olan Balkanlarda bu tarihten itibaren Türkler çoğalmıştır. Köylü çiftbozan olmuştur yani tarlasını bırakıp, işlemeyip göç etmek istemiştir, böyle köylülere çiftbozan adlı ceza vergisi uygulanırdı.

 

3-SUHTE İSYANLARI

Medreseli İsyanları olarak da anılan Suhte İsyanları, XVI. yüzyılda Anadolu ve Rumeli'de halk arasında sosyal gerginliğin bulunduğu bir dönemde cereyan etmiştir. Medreseli suhteler, iş bulamamaktan ve geçim sıkıntısından birçok olaya karışmış ve isyan etmiştir. Medreseli suhtelerin karışıklık çıkardığı yerler, medreselerin ve imaretlerin çok olduğu şehirler ve Anadolu'nun verimli bölgeleridir. Medreselerde eğitim gören talebeler isyana katılan diğer kişiler (başıbozuk leventler ve çiftbozanlar) tarafından kışkırtılıp tahrik edilmiştir. 1550'li yıllarda başlayan Suhte İsyanları 1559'da daha da artmıştır. Osmanlı Devleti bu isyanları bastırmak için halk arasından muhafaza birlikleri oluşturmuştur. Suhte İsyanları Kanuni Sultan Süleyman'ın son dönemlerinde eşkıyalık hareketlerine dönüşmüştür. Suhteler, II. Selim ve III. Murat dönemlerinde Celâlilerle birlikte hareket etmişlerdir. XVI. yüzyılda Sadrazam Kuyucu Murat Paşa'nın müdahalesi sayesinde Suhte İsyanları etkisini yitirmiştir.

 

4)- EYALET İSYANLARI:

°  Yemen, Bağdat, Kırım, Eflak, Boğdan ve Erdel'de meydana gelen isyanlardır.

Sebepleri:

  • Devlet otoritesinin zayıflamasıyla eyaletlerdeki yerel yöneticilerin devletten ayrılma istekleri,
  • Yöneticilerin olumsuz davranışlarına halkın tepki göstermesi
  • Bu ayaklanmaları bazı yerel yöneticilerin isyanları izlemiştir. Sivas Valisi; Ali Paşa Erzurum Valisi; Abaza Mehmet Paşa Lübnan’da Dürzi Lider; Fahreddin Halep Beylerbeyi; Canbolatoğlu Ali Paşa’nın isyanlarını, Bağdat, Yemen, Eflak, Boğdan, Erdel, Trablusgarp ve Kırım isyanları takip etti. Osmanlı Devleti’ni uğraştıran bu isyanlar zor da olsa bastırılmış fakat bazılarına da tavizler verilmek durumunda kalınmıştır.

Yorumlar - Yorum Yaz
Köşe Yazıları
Anket
Atatürk hangi şehrin fahri hemşehrisidir?
TARİH VİDEOLARI