YENİ NESİL TARİH SİTESİ

yeninesiltarih.com ile TARİHE FARKLI BİR BAKIŞ

MEKANLAR-YOLLAR-GÖÇLER TARİHİ

KÜTAHYA – ESKİŞEHİR SAVAŞLARI

KÜTAHYA – ESKİŞEHİR SAVAŞLARI 10 – 24 TEMMUZ 1924

Kuruluş aşamasındaki Türk Ordusu II. İnönü zaferinden sonra,  Dumlupınar ve Aslıhanlar mevkilerinde Yunanlılara karşı başarısızlığa uğradı. Yunan Ordusunun moral gücünü artırmak için Yunan Kralı Konstantin’de İzmir’e geldi. Yunanlar var gücüyle saldırıya geçerek Kütahya, Afyon ve Eskişehir’ i ele geçirdiler. Saldırılar karşısında kayıplar veren ordumuz M. Kemal in emriyle daha fazla can kaybını önlemek amacıyla Sakarya Nehrinin doğusuna çekildiler. Cephe karargâhı Polatlı yakınındaki Alagöz köyüne nakledildi.

 

Eskişehir- Kütahya Savaşlarının Sonuçları:

Eskişehir, Afyon ve Kütahya başta olmak üzere geniş bir arazi parçası düşman kontrolüne girmiştir. Yunanlıların bu başarısı kısa süreli ve geçici olmuştur. Bu yenilgi, Kurtuluş Savaşı içerisinde Türk ordularının tek yenilgisi olmuştur.

Afyon, Eskişehir, Kütahya gibi stratejik yerlerin düşmana terk edilmesi Mecliste endişelere sebep oldu. İnönü Savaşı’nın meydana getirdiği olumlu hava dağılmış ve Mustafa Kemal yenilginin sorumlusu kabul edilmiştir. Hatta bazı Milletvekilleri başkenti Kayseri’ye taşımayı teklif etmişler, anlaşma hazırlığında olan Fransızlar da netice için beklemeye çekilmişlerdir.

Bunun üzerine toplanan Meclis üç aylığına yetkilerini Mustafa Kemal’e devrederek onu başkomutanlığa getirmiştir. (5 Ağustos 1921) Böylece 7–8 Temmuz 1919′da Erzurum’da ordudan istifa eden Mustafa Kemal tekrar askerliğe dönmüştür.

Mustafa Kemal ve TBMM 7/8 Ağustos 1921 Türk ordusunun ihtiyaçlarını karşılamak ve savaş gücünü arttırmak amacı ile “Tekâlifi Millîye Buyruklarını” yayınladı. Tekâlifi Millîye Buyrukları Mustafa Kemal başkomutanlığa getirildikten sonra ilk iş olarak Tekâlifi Millîye emirlerini çıkartır. Milli yükümlülükler anlamına gelen bu emirlerle, Mustafa Kemal ordunun ihtiyaçlarını karşılamak istiyordu. Büyük Taarruz öncesinde 20 Temmuz 1922'de Başkomutanlık ve yetkileri, dördüncü kez fakat sınırlandırılmadan uzatılmıştır.

 

 

 

 

İstiklâl Mahkemeleri:

1920 Eylül ayında gerek ayaklanmaları önlemek, gerek düzenli ordunun kurulmasını sağlamak için çabuk karar verecek mahkemeler oluşturulmuştu. Bu mahkemelerin yargıçları ve savcıları milletvekiliydi. Böylece onlar eliyle TBMM doğrudan yargı yetkisini kullanıyordu.

Uyarı: Bu yasa Ulusal Egemenlik ile bağdaşmasa da, karaların hızla alınıp uygulamaya konulmasına yöneliktir.

 

TEKÂLİF-İ MİLLİYE EMİRLERİ   (8 AĞUSTOS 1921  ) :

M. Kemal Meclisten aldığı geniş yetkiyle, orduyu savaşa hazırlamak ve ordu için gerekli olan acil ihtiyaçları karşılamak için harekete geçti. Bu amaçla yayınlanan bir genelgeyle halktan şu isteklerde bulunmuştur.(Bir çeşit seferberlik durumuna geçilmiştir.) Tekâlif-i Milliye Emirleri, Kurtuluş Savaşı'nın dönüm noktalarından olan Sakarya Meydan Muharebesi öncesi ordunun ihtiyacını karşılamak ve Sakarya Savaşı'na hazırlanmak için Başkomutan Mustafa Kemal Paşa'nın kanunla kendisine verilen yasama yetkisini kullanarak yayınladığı “Ulusal Yükümlülük Emirleridir”. 7 Ağustos 1921'de yayınlanmış olup toplamı on maddedir.

Maddeleri;

e  Her ilçede bir tane Tekâlif-i Milliye Komisyonu kurulacak.

e  Halk, elindeki silah ve cephaneyi 3 gün içinde orduya teslim edecek.

e  Her aile bir askeri giydirecek.

e  Yiyecek ve giyecek maddelerinin %40'ına el konacak ve bunların karşılığı daha sonra geri ödenecek.

e  Ticaret adamlarının elindeki her türlü giyim eşyasının %40'ına el konacak ve bunların karşılığı daha sonra geri ödenecek.

e  Her türlü makineli aracın %40'ına el konacak.

e  Halkın elindeki binek hayvanlarının ve taşıt araçlarının %20'sine el konacak.

e  Sahipsiz bütün mallara el konacak.

e  Tüm demirci, dökümcü, nalbant, terzi ve marangoz gibi iş sahipleri ordunun emrinde çalışacak.

e  Halkın elindeki araçlar bir defa olmak üzere 100 km'lik mesafeye ücretsiz askeri ulaşım yapacaklar.

 

Komisyonların Özellikleri:

ü  Tekâlif-i Milliye Emirleri" 7 ve 8 Ağustos 1921 günleri yayımlanmıştır ve on emirden oluşmaktadır. "Tekâlif-i Milliye Emirleri" çok kapsamlı olup bir taraftan aynı vergi mahiyetindeki uygulamayı içermekte, diğer taraftan da hizmet vergisi mahiyetindeki uygulamayı öngörmektedir.

ü  Her ilçede kaymakamın başkanlığında malmüdürü ve ilçenin en büyük askeri amiri ile idare meclisi, belediye ve ticaret odalarının seçtikleri üyelerden oluşan Tekâlif-i Milliye Komisyonları (Milli Yükümlülükler Komisyonları) kurulacaktır. Bu komisyonlara o yörenin Müdafaa-i Hukuk Dernekleri merkez kurulundan iki üye ile köylerde imamlar ve muhtarlar tabii üye olarak katılacaklardır.

ü  Tekâlif-i Milliye Komisyonları derhal toplantılara başlayacak ve hiçbir komisyon üyesine hizmetleri karşılığı ücret ödenmeyecektir. Ayrıca her komisyon iki ay süre ile askeri hizmetleri ertelenmek üzere altı memur çalıştıracaktır.

ü  Tekâlif-i Milliye Komisyonları, savaş ekonomisine giren ve Tekâlif-i Milliye Emirlerinde belirtilen malları toplayarak kendisine bildirilen cepheye gönderecek, ayrıca bu emirlerin hizmet yükümlülüğüne ilişkin hükümlerini uygulayacaktır. Komisyon üyelerinden görevinde ihmal gösterenler, vatana ihanet suçu işlemiş sayılacak ve ona göre cezalandırılacaktır.

UYARI: Tekâlif-i Milliye Osmanlılardaki avarız adı verilen Tekâlif-i Örfiye Vergisine benzer. (Olağan Üstü Durum Vergisi)

Benzer Vergiler: Avarız - Osmanlı Varlık ve Toprak Mahsulleri Vergisi-

 

MAARİF KONGRESİ 15 – 16 Temmuz 1921

Kurtuluş Savaşı ’nin en zor zamanlarında, düşmanın Eskişehir’e, Afyon’a saldırdığı dönemde 15 – 16 Temmuz 1921’de Ankara’da bir araya gelmiştir. Muallimler birliğinin toplandığı kongrede açılış konuşmasını Mustafa Kemal yapmıştır. Mustafa Kemal askeri ve siyasi bir dahi olduğu kadar, milletine eğitimle çağ atlatmayı düşünen büyük bir liderdir. Mustafa Kemal’in milli eğitim konusunda yaptıkları, bunun en güzel örnekleridir. Maarif Kongresi de bu konuda atılmış en önemli adımdır. Mustafa Kemal bu konuda; “En önemli, en esaslı nokta eğitim meselesidir. Çünkü eğitim bir milleti ya hür, bağımsız, şanlı, yüce bir toplum halinde yaşatır ya da bir milleti esarete ve sefalete terk eder.” diyerek eğitime verdiği önemi göstermiştir.


Yorumlar - Yorum Yaz
Köşe Yazıları
Anket
Atatürk hangi şehrin fahri hemşehrisidir?
OSMANLI DEVLETİ TARİHİ
T.C İNKILAP TARİHİ VE ATATÜRKÇÜLÜK
ÇAĞDAŞ TÜRK VE DÜNYA TARİHİ
abdullahhoca

SİTEMİZE GÖSTERMİŞ OLDUĞUNUZ İLGİYE TEŞEKKÜRLER...
TARİH BİZDEN ÖĞRENİLİR.
Site Haritası