YENİ NESİL TARİH SİTESİ

yeninesiltarih.com ile TARİHE FARKLI BİR BAKIŞ

10.SINIF TARİH DERSİ
12.SINIF İNKILAP TARİHİ DERSİ
TÜRK İSLAM DEVLETLERİ TARİHİ
OSMANLI DEVLETİ TARİHİ
T.C İNKILAP TARİHİ VE ATATÜRKÇÜLÜK
ÇAĞDAŞ TÜRK VE DÜNYA TARİHİ
YNT TV

MEŞRUTİYET DÖNEMLERİ

Osmanlı Devleti’nde Seçim

      Kanun-ı Esasi’yi hazırlayan komisyonun üzerinde çalıştığı konulardan biri de seçimlerin yapılarak meclisin toplanmasını sağlamak olmuştur. Komisyon, meclisi oluşturacak üyelerin atamayla mı yoksa seçimle mi belirleneceği konusu üzerinde titizlikle durmuştur. Âyan Meclisi üyelerinin padişah tarafından tespit edilmesi, Mebusan Meclisi üyelerinin ise seçimle belirlenmesi kararlaştırılmıştır. Bu iki meclis Meclis-i Umûmiyi meydana getirmiştir. Mebusların halk tarafından seçilmesi, Türk tarihinde demokratikleşme yolunda atılan önemli bir adım olmuştur. Kanun-ı Esasi’ye göre iki dereceli seçim yapılması gerekmektedir.
Ancak meclisin bir an önce toplanabilmesi için daha kolay bir yol izlenmiştir. Buna göre kaza, sancak ve vilayet idare meclislerinde halk tarafından seçilmiş
mevcut üyelerin, mebusları seçmeleri kararlaştırılmıştır. Bu sebeple ilk Osmanlı
meclisinin mebusları genelde varlıklı ve nüfuzlu şahıslardan oluşmuştur.
Osmanlı Devleti’nde ilk kez yapılan seçimlere başkent İstanbul’da ayrı bir özen gösterilmiş ve âdeta gelecekte tasarlanan bir seçim modeli uygulanmıştır. Osmanlı toplumu seçim talimatlarına harfiyen uymuş ve seçimler sorunsuz bir şekilde yapılmıştır. Bu ilk seçimle Türk toplumu demokratikleşme yolunda önemli bir adım atmıştır.

      İlk Osmanlı Meclis-i Umûmisi, 115’i Meclis-i Mebusan ve 26’sı da Meclis-i Âyandan olmak üzere 141 üyeyle 19 Mart 1877’de Dolmabahçe Sarayı’nda toplanmıştır. Meclisin açılış gününde tüm resmî daireler tatil edilmiş ve halk törene büyük ilgi göstermiştir.      

      Osmanlı toplumundaki gayrimüslim nüfus, Müslüman nüfusun yaklaşık dörtte biri kadardır. Buna rağmen mebuslar arasındaki orana bakıldığında gayrimüslim mebus sayısının, Müslüman mebus sayısına yakın olduğu görülmektedir. Bu durum temsil ilkesinin gerçekleşmesi konusunda Müslümanların aleyhine olmuştur. Meclis ilk dönem çalışmalarını 28 Haziran 1877’de tamamlamıştır. Meclisin 13 Aralık 1877’de başlayan ikinci çalışma döneminde Osmanlı Devleti, Ruslara karşı 93 Harbi’nde ağır bir yenilgi almıştır. Bu dönemde mecliste, Müslüman ve gayrimüslim mebuslar arasındaki tartışmalar sertleşmiş ve bu şartlarda meclis çalışmalarının yararlı olmayacağı ortaya çıkmıştır. Bu gerekçelerle Sultan II. Abdülhamid 13 Şubat 1878’de meclisi süresiz tatil etmiş ve böylece Osmanlı Devleti mutlakiyetçi bir yönetime dönmüştür.

II. Meşrutiyet ve Siyasi Partiler

1908 yılında içerde ve dışarda gelişen olaylar üzerine İttihat ve Terakki Cemiyeti harekete geçmeye karar vermiştir. Aralarında Niyazi Bey, Enver Bey (Görsel 4.67) gibi ünlü subayların da bulunduğu askerî gruplar, 23 Temmuz 1908’de Sultan II. Abdülhamid’e Kanun-ı Esasi’yi yeniden yürürlüğe koydurmayı başarmıştır. Böylece II. Meşrutiyet Dönemi başlamış ve otuz yıllık bir aradan sonra yeniden mebus seçimi yapılmıştır.

Seçim, I. Meşrutiyet’te olduğu gibi iki derecelidir. Bu sisteme göre önce seçmenler mebusları seçecek olan kişileri belirlemiş sonra da bu kişiler mebusları seçmiştir. Bu seçimlerde birden fazla oy kullanmayı engellemek için seçmenlerin nüfus cüzdanlarına kayıt düşülmüştür. Yapılan seçimlerde seçme yaşı 25, seçilebilme yaşı ise 30 olarak belirtilmiştir. 1908 seçimlerine İttihat ve Terakki
Cemiyetiyle Ahrar Fırkası katılmıştır. İttihat ve Terakki Cemiyetinin etkin olduğu II. Meşrutiyet Dönemi’ndeki ilk meclisi, 275 milletvekiliyle 17 Aralık 1908 tarihinde açılmıştır. Yeni rejime karşı çıkan 31 Mart Vakası’nın bastırılmasından sonra Sultan II. Abdülhamid tahttan indirilmiştir. Ardından II. Meşrutiyet Meclisi, 21 Ağustos 1909’da anayasa değişikliğini kabul etmiştir. Bu değişikliklerle
siyasal örgütlenme ve toplantı hakkı tanınmış ve Türk demokrasi tarihinde gerçek anlamıyla siyasi partiler kurulmaya başlanmıştır. Böylece daha meşrutiyetçi bir yapı ve gerçek parlamenter hükûmet modeli benimsenmiştir.

31 Mart Vakası’ndan sonra İttihat ve Terakki Cemiyeti özgürlükçü tavrından vazgeçmiştir. Bu durum İttihatçılara karşı muhalefetin gelişmesine neden olmuş ve yeni partiler kurulmaya başlanmıştır. II. Meşrutiyet Dönemi’nde Trablusgarp, Balkan Savaşları ve I. Dünya Savaşı yaşanmıştır. Bu savaşların yanında göçler, isyanlar, siyasi çekişmeler ve toprak kayıpları gibi pek çok sosyal ve siyasi olay da meydana gelmiştir. Bütün bu gelişmelere rağmen II. Meşrutiyet Dönemi’nde dört kez sandığa gidilmiştir. Yine bu dönemde farklı fikirleri savunan pek çok
parti kurulmuştur. Hatta bazen çok farklı fikirlere sahip olan kişiler aynı parti çatısı altında bir araya gelmiştir. Meşrutiyet Dönemlerinde yapılan bu seçimler
ve çok partili hayata geçiş denemeleri, Türk tarihinde demokratikleşme yolunda atılan önemli adımlar olmuştur.

1889’da kurulan İttihâd-ı Osmanî Cemiyeti, 1895’te İttihat ve Terakki Cemiyeti adını almıştır. 1909’da kendini parti olarak ilan eden İttihat Terakki Cemiyeti, 31 Mart Vakası’nın bastırılması ile güçlenmiştir. Bâb-ı Âli Baskını ile hükumeti tamamen ele alan parti Birinci Dünya Savaşı’nın sonuna kadar devleti idare etmiştir.”

II. Meşrutiyet Dönemi’nde Kurulan Siyasi Partiler

  • İttihat ve Terakki Fırkası
  • Ahrar Fırkası
  • Osmanlı Demokrat Fırkası
  • İttihad-ı Muhammedi Fırkası
  • Mutedil Hürriyetperveran Fırkası
  • Islahat-ı Esasiye Osmaniye Fırkası
  • Ahali Fırkası
  • Osmanlı Sosyalist Fırkası
  • Hürriyet ve İtilaf Fırkası
  • Millî Meşrutiyet Fırkası












Yorumlar - Yorum Yaz
Köşe Yazıları
Anket
Atatürk hangi şehrin fahri hemşehrisidir?
abdullahhoca

SİTEMİZE GÖSTERMİŞ OLDUĞUNUZ İLGİYE TEŞEKKÜRLER...
TARİH BİZDEN ÖĞRENİLİR.
Site Haritası