YENİ NESİL TARİH SİTESİ

yeninesiltarih.com ile TARİHE FARKLI BİR BAKIŞ

10.SINIF TARİH DERSİ
12.SINIF İNKILAP TARİHİ DERSİ
TÜRK İSLAM DEVLETLERİ TARİHİ
OSMANLI DEVLETİ TARİHİ
T.C İNKILAP TARİHİ VE ATATÜRKÇÜLÜK
ÇAĞDAŞ TÜRK VE DÜNYA TARİHİ
YNT TV

TÜRKİYE'NİN BALKAN VE KIBRIS POLİTİKASI

TÜRKİYE’NİN BALKAN POLİTİKASI

±  Türkiye, Balkan ülkeleri arasında barış içinde birlikte yaşamaya dayalı bir ortamın oluşturulmasına önem vermiştir. Bunun için Balkanlar’da istikrar ve güvenliği sağlamaya yönelik bütün faaliyetlere katkı sağlamış, BM ve NATO’nun Balkanlar’da oluşturduğu barış gücü içinde görev almıştır.

±  Türkiye Boşnaklara yönelik saldırıların durdurulması için BM, NATO, Avrupa Güvenlik ve İş Birliği Teşkilâtı (AGİT), İKÖ ve Avrupa Konseyi gibi tüm uluslararası örgütleri harekete geçirmiş; NATO’nun Kosova harekâtında, Makedonya’nın bağımsızlık mücadelesinde ve Arnavutluk’taki iç karışıklıklarda aktif olarak rol almıştır.

±  Yugoslavya’nın dağılma sürecinde bağımsızlık mücadelesi veren Makedonya, Yunanistan’ın baskısıyla karşılaştı ve bünyesindeki Arnavut azınlıklarla ilgili sorunlar yaşadı. Türkiye bu dönemde Makedonya’nın bağımsızlığını tanımış, toprak bütünlüğünün korunmasında önemli rol oynamıştır. Arnavutluk’ta 1990’da başlayan dışa açılma politikası Türkiye tarafından desteklenmiş, Arnavut askerleri Türkiye’de eğitilmiştir. Ayrıca Arnavutluk’ta meydana gelen toplumsal olayları yatıştırmak için oluşturulan uluslararası barış gücüne Türkiye de katılmıştır.

±  1980-1990 arasında Bulgaristan’da sayıları 1,5 milyonu bulan ve ülke nüfusunun % 15’ini teşkil eden Türk azınlığın, isimlerini zorla değiştirmek yoluyla Bulgarlaştırmaya (asimilasyon) tabi tutulması Bulgaristan’la ilişkilerimizde önemli bir sorun olmuştur..

±  Bulgaristan’ın uzlaşmaz tutumu nedeniyle Türkiye, sorunu uluslararası platforma taşımış; Helsinki İzleme Komitesi, Milletlerarası Af Örgütü, Avrupa Konseyi ve İslâm Konferansı Örgütü’nün konu ile yakından ilgilenmeleri sağlanmıştır.

±  Ancak Bulgaristan bu kuruluşların da uyarılarına kulak asmayınca, Türkiye 1989’da soydaşlarımızı kabule hazır olduğunu açıklamış ve 300 bin soydaşımız Türkiye’ye göç etmiştir.

±  İlişkilerdeki bu gergin durum 1989’da Cumhurbaşkanı Jivkov’un iktidardan uzaklaşmasına kadar devam etmiş, yeni Devlet Başkanı Mladenov’un soydaşlarımıza yönelik bu uygulamalardan vazgeçildiğini açıklamasıyla sorun çözülmüştür.

±  1990 sonrası Yunanistan’ın Türkiye’ye yönelik terör faaliyetlerine destek olması iki ülke ilişkilerini olumsuz etkilemiştir. Ayrıca Yunanistan, Türkiye’nin AB’ye tam üyeliği konusunda veto yetkisini kullanmaktadır. Bu durum iki ülke ilişkilerini daha da gergin bir hâle getirmiştir. Ocak 1996’da Ege Denizi’ndeki Kardak Kayalıkları yüzünden Türkiye ve Yunanistan savaşın eşiğine kadar gelmiştir. Dönemin Başbakanı Tansu Çiller’dir.

±  Türkiye ile Yunanistan arasında yıllardır süren Batı Trakya sorunu bu dönemde de devam etmiştir. Yunanistan’ın Batı Trakya’da yaşayan Türklerin haklarına kısıtlama getirmesi, 26 Ocak 1990’da Batı Trakya Türkleri liderlerinden Dr. Sadık Ahmet’in “Türk” kelimesini kullandığı için cezalandırılması ve Rodop’ta Türklere yönelik saldırılar Türkiye’nin Yunanistan ile diplomatik ilişkilerini kesmesine yol açmıştır.

±  Yunanistan’da 1990 seçimlerinde Sadık Ahmet ve Ahmet Faikoğlu’nun bağımsız milletvekili olarak seçilmesi üzerine yeni bir seçim yasası çıkarıldı.

±  Öte yandan uluslararası kuruluşların yoğun baskısı ile 1995’ten sonra Yunanistan’ın azınlık politikasında önemli değişiklikler olmuştur. Bunun sonucunda iki ülke arasındaki ilişkilerde yumuşama olmuş, hatta Yunanistan 1999 Helsinki Zirvesi’nde Türkiye’nin AB’ye adaylığına olumlu bakmıştır.

±  Türkiye ile Yunanistan arasında yıllardır devam eden sorunlardan biri de “Kıbrıs Sorunu”dur. 1992 sonlarına kadar yapılan görüşmelerde bir çözüm sağlanamayan Kıbrıs Sorunu’na, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi (GKRY)’nin AB’ye yaptığı tam üyelik başvurusunun kabul edilmesiyle AB müdahil olmuştur.

±  Kıbrıs Sorunu’nun çözümüne yönelik en önemli gelişme ise, Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Kofi Annan’ın hazırladığı plandır.

 

ANNAN PLANI’NA GÖRE;

ý  Annan Planı, Türk ve Rum kesimleri halinde bölünmüş Kıbrıs Adası'nın bağımsız bir devlet olarak birleştirilmesini öneren Birleşmiş Milletler planıdır.

ý  Adını, planı ortaya atan BM eski genel sekreteri Kofi Annan'dan alır. Plan, Kıbrıs adasının İngiliz üsleri bölgesi haricinde kalan kısımlarının bağımsız ve federal nitelikte bir devlet olacak şekilde birleştirilmesini öngörüyordu. Plan gereğince Birleşik Kıbrıs Cumhuriyeti'ndeki bakanlıkların en az üçte biri Türklerden oluşacaktı. Devlet başkanlığı ve başbakanlık makamları 10 ayda bir Türkler ve Rumlar arasında el değişecekti.

ý  Nisan 2004'de KKTC ve Güney Kıbrıs Rum Yönetimi'nde yapılan referandumlar ile oylamaya sunulan plan, Türk tarafından % 64,91 oranında kabul gördüğü halde Rum oylarının % 75,38'i red şeklinde olduğundan hayata geçirilememiştir.

ý  Birleşik Kıbrıs Cumhuriyeti Rum ve Türk oluşturucu (constituent) devletlerinin aralarında oluşturduğu federatif yapıya dayanarak kurulması öngörülen yeni devletin adıydı.

ý  1 Temmuz 2008'de Mehmet Ali Talat ile Dimitris Hristofyas, tek egemenlik ve tek vatandaşlıkta anlaştıklarını belirtip kurulacak yeni devletin "Birleşik Kıbrıs Cumhuriyeti" olmasında uzlaştılar. Bu devlet çatısı altında başlayacak olan müzakereler sonrası, başarılı olunursa, 1960'taki model artık kullanılmayacaktır, fakat Kıbrıs'ın her iki tarafı, Almanya Modeli ile yeniden birleşecektir.

 


Yorumlar - Yorum Yaz
Köşe Yazıları
Anket
Atatürk hangi şehrin fahri hemşehrisidir?
abdullahhoca

SİTEMİZE GÖSTERMİŞ OLDUĞUNUZ İLGİYE TEŞEKKÜRLER...
TARİH BİZDEN ÖĞRENİLİR.
Site Haritası