YENİ NESİL TARİH SİTESİ

yeninesiltarih.com ile TARİHE FARKLI BİR BAKIŞ

10.SINIF TARİH DERSİ
12.SINIF İNKILAP TARİHİ DERSİ
TÜRK İSLAM DEVLETLERİ TARİHİ
OSMANLI DEVLETİ TARİHİ
T.C İNKILAP TARİHİ VE ATATÜRKÇÜLÜK
ÇAĞDAŞ TÜRK VE DÜNYA TARİHİ
YNT TV

1.5. HAÇLILAR KARŞISINDA TÜRKLER

1.5. HAÇLILAR KARŞISINDA TÜRKLER


TARTIŞALIM

Haçlı Seferleri'ne karşı İslam dünyasının savunulmasında Türkiye Selçuklularının ön planda yer almasının nedenleri nelerdir?

Uzun bir sürece yayılan Haçlı Seferleri İslam dünyasını hedef almıştır. Sonuçları itibariyle de günümüze kadar etkileri görülen önemli tarihî bir gelişmedir. XI. yüzyılın sonlarında başlayan bu seferler, aralıklarla XIII. yüzyılın sonuna kadar sürmüştür. Haçlılara karşı Anadolu'da mücadeleye girişen ilk devlet, Türkiye Selçukluları olmuş diğer beylikler ve topluluklar da bu mücadelelerde Selçukluları desteklemiştir. Haçlılar, Anadolu'daki bu mücadeleler karşısında büyük kayıplar vermelerine rağmen Urfa, Antakya, Kudüs (Görsel 1.18) gibi kutsal kabul ettikleri şehirleri ele geçirmiştir. Buralarda kontluk, prenslik, krallık gibi idareler kuran Haçlılara karşı Eyyubiler ve diğer Müslüman devletler mücadeleye devam etmiştir.

Haçlı Seferleri’nin Nedenleri

Haçlı düşüncesinin ortaya çıkışında dinî unsurlar ön planda olmuştur. Orta Çağ Avrupası'nda en etkili kurum olan kilise, Doğu'ya hâkim olma arzusuna kapılmıştır. Bu amaçla Haçlı Seferleri'nin başlamasına öncülük eden kilise, siyasi emellerini gerçekleştirmek için dini kullanmıştır. Kutsal yerlerin alınması Hristiyanlar açısından, dinî bir hedef olarak görülmüştür. Böylece seferlere halkın desteğini artırmak amaçlanmıştır. Bu durum Avrupa'daki ekonomik sıkıntılarla birleşince büyük Haçlı kuvvetlerinin oluşturulmasında başarılı olunmuştur.

İpek ve Baharat Yolu gibi ticaret yolları bu dönemde Türk ve Müslümanların kontrolü altındadır. Bu ticaretin beraberinde getirdiği Doğu'daki zenginlik, Batı'da abartılarak anlatılmış ve bu sayede halkın Haçlı Seferleri'ne katılımı artırılmaya çalışılmıştır.

Bizans İmparatorluğu, hâkim olduğu bölge itibariyle Hıristiyanlığın doğu sınırını koruma görevini üstlenmiştir. Fakat Malazgirt Savaşı sonrasında Anadolu'nun hızlı şekilde Türkler tarafından ele geçirilmeye başlanması artık Bizans'ın, Hıristiyanlığın doğu sınırını koruma görevini yerine getiremediğini göstermiştir. Bizans'ın Avrupa'dan Türklere karşı yardım istemesi ve Türkleri durdurmakta yetersiz kalması üzerine papa, Bizans'ın yardım taleplerine olumlu yaklaşmıştır. Bizans'ın asıl amacı ise Türklere kaptırdığı toprakları, Hristiyan dünyasının desteği ile geri kazanmak ve devleti yeniden güçlendirmektir.

YORUMLAYALIM

Papa’nın Haçlı Seferleri Çağrısı


Haçlı Seferleri'ne çağrı için Clermont (Kilemont) Konsü-lü'nü (Görsel 1.20) toplayan Papa Il.Urbanus (Urban), 27 Kasım 1095'te önemli bir konuşma yapmıştır. 300'den fazla kilise mensubunun yer aldığı bu toplantıda Papa, Bizans'ın çok zor durumda olduğunu, Türklerin Hristi-yanlara kötü muamelede bulunduğunu, kutsal yerlere hakaret ettiğini belirtmiş ve sadece Bizans için değil Kudüs için derhâl harekete geçilmesi gerektiğini söylemiştir. Papa, Hristiyanlardan birbirleriyle uğraşmayı bırakmalarını ve zengin fakir demeden bu kutsal davaya katılmalarını istemiştir. Bu seferlere katılanların günahlarının affolunacağını, Tanrı'nın katılanlara rehberlik edeceğini belirten papanın bu ateşli konuşması biter bitmez Piskopos Adhemar (Ademar) papanın ayaklarına kapanmış ve seferlere katılmak için izin istemiştir. Onu takip eden yüzlerce kişi de papanın önünde diz çökmüş ve Avrupa'da büyük bir heyecan başlamıştır. Papa, bu heyecanı kullanmak için katılanların günahlarının bağışlanacağına dair bir beyanname hazırlatmış ve beyannameye sefere katılanların mallarının kilise kontrolüne bırakılması gerektiğini ilave ettirmiştir. Kırmızı bezden haçlar hazırlanarak katılanların kıyafetlerine dikilecek, bu haçı taşıyan herkes Kudüs’e sefer için yemin edecek ve geri dönen olursa aforoz edilerek dinden çıkmış sayılacaktır (Runcıman, 1989, c.1, s.83-87'den düzenlenmiştir).

Papa'nın Haçlı Seferleri'ne katılanların mallarını kilise kontrolüne bırakmasını istemesinin gerekçeleri neler olabilir?

Dinî sebeplerin ön plana çıktığı bu seferlerde asıl nedenler sosyal ve ekonomik temellere dayanmaktadır. Papa; seferlerin gerçek amacını, insanlarda heyecan uyandıran onların manevi duygularını coşturan sevgi, fedakârlık, yardım gibi sözcüklerin arkasına gizlemiştir.

Haçlı Seferleri için davetlerin yapılmaya başladığı 1094 yılında Avrupa, sel felaketleri ve salgın hastalıklarla mücadele etmiştir. Yiyecek bulmakta bile zorluk çeken Avrupalı Hristiyanlar için sıkıntılardan kurtulmanın yolu; seferlere katılarak Doğu'da güç, para ve toprak elde etme olarak görülmüştür. Ayrıca senyör ve şövalyeler, yeni ele geçirecekleri ülkelerde yüksek mevki ve ayrıcalık kazanmak için bu seferlere katılma konusunda istekli olmuştur.

Seferler Başlıyor

Her sınıftan insanın katıldığı öncü sefer 1096'da başlamıştır. Keşiş Pierre l'Hermitt'in (Piyer Lermit) çağrılarıyla çoğunluğu asker olmayan binlerce kişi bu sefere katılmıştır.

Düzenli birliklerden önce Fransızlar, Almanlar ve İtalyanlardan oluşan kalabalık bir kuvvet toplanmıştır. Macar ve Bizans topraklarında birçok yağma ve tahripte bulunan bu öncü kuvvet, 1 Ağustos 1096'da İstanbul'a ulaşmıştır. İstanbul'a ulaşan bu Haçlı kuvvetlerinin taşkınlıkları, Bizans İmparatoru Aleksios Komnenos'u tedirgin etmiştir.

Haçlılar, öncü seferden itibaren Ortodokslara yardım etmeyi değil Bizans üzerinde kendi hâkimiyetlerini kurmayı istemiştir. Haçlıların gerek seferin başında Musevilere gerekse kendi dindaşlarına karşı giriştikleri katliamlardan sonra başlayan çapulcu davranışları, Bizans topraklarında tam bir yağmaya dönüşmüştür. Selçuklu Sultanı I. Kılıç Arslan, kardeşi Davud Kulan Arslan'ı Haçlıları durdurmakla görevlendirmiştir. İznik yakınlarındaki ormanlarla kaplı Drakon adlı bir vadide Haçlı ordusu, Türkiye Selçuklu kuvvetleri tarafından pusuya düşürülmüş ve Haçlıların büyük bir kısmı imha edilmiştir.

Öncü Haçlı kuvvetlerinden sonra yola çıkan asıl Haçlı kuvvetleri ise 1096 sonbaharından itibaren İstanbul'da toplanmaya başlamıştır. İmparator Aleksios ile Haçlılar arasında bir antlaşma yapılmıştır. Bu antlaşmaya göre Haçlılar, Türklerden alacakları eski Bizans topraklarını Bizans'a teslim edecektir. Bizans da buna karşılık Haçlıların ihtiyaçlarını karşılayacak ve Anadolu topraklarında Haçlılara rehberlik yapacaktır. İmparator, öncü kuvvetlerin İstanbul'da yaptığı tahribattan dolayı, gelen Haçlıları İstanbul'da bekletmeyerek derhâl Anadolu'ya geçirmiştir. Anadolu'ya geçen bu kuvvetler, burada da yağma ve katliamlar yapmış ve İznik'i hedef almıştır.

Bu sırada I. Kılıç Arslan, Malatya'yı fethetmek üzere ülkenin doğusunda bulunuyordu. Öncü Haçlı kuvvetleri karşısında kazandığı zaferden dolayı rehavete kapılan sultan, bu yeni haçlı kuvvetleri karşısında da başarılı olacağını düşünmüştü. Fakat İznik önüne geldiğinde Selçuklu askerinden sayıca çok fazla olan Haçlı kuvvetleri karşısında başarılı olamamış ve geri çekilmek zorunda kalmıştır. Bunun sonucunda İznik, Haziran 1097'de Haçlılara teslim olmuştur. Haçlılar İznik'i ele geçirdikten sonra I. Kılıç Arslan, başkenti Konya'ya taşımıştır.

I. Kılıç Arslan, Eskişehir yönünde ilerlemeye başlayan Haçlılara karşı şimdiki ismi Şarhöyük olan Dorylaion (Dorileyon) mevkinde tekrar bir saldırı gerçekleştirmiştir. Bunda da başarılı olamayan I. Kılıç Arslan savaş taktiğini değiştirmiştir. Buna göre Haçlıların güzergâhındaki yerleşim yerleri boşatılmış, ikmal kaynakları tahrip edilmiş ve su kuyularına zarar verilerek Haçlılara yıpratma taktiği uygulanmıştır. Alınan bu önlemler sonucunda büyük kayıplar veren Haçlılar; Akşehir, Konya, Ereğli yolunu takip ederek Maraş üzerinden 20 Ekim 1097'de Antakya önlerine ulaşmayı başarmıştır.

I. Kılıç Arslan, Danişmentli Gümüş Tegin ve Kayseri hâkimi Hasan Bey ile de Haçlılara karşı ittifak yapmıştır.

Bu kuvvetler Ereğli'de Haçlılara son bir ortak saldırı daha düzenlemiş ancak sonuç alınamamıştır. Burada iki kola ayrılan Haçlıların bir kısmı Kilikya (Çukurova) Bölgesi'ne, diğer kol ise Kayseri yönünde ilerlemeye devam etmiştir. Güneye giden Haçlılar; Tarsus ve Adana şehirlerini ele geçirmiş, Doğu'ya ilerleyen diğer kol ise Urfa üzerine yürümüştür.

I.Haçlı Seferi sonucunda 1098'de Urfa'da ilk Haçlı Devleti kurulmuştur. Urfa'nın ele geçirildiği sırada asıl Haçlı ordusu Antakya'yı kuşatmış ancak Selçukluların şehri iyi savunması nedeniyle kuşatma aylarca sürmüştür. Firûz adlı bir komutanın ihaneti ve Haçlılara yardımı sayesinde Haçlı birlikleri aynı yıl şehre girerek Müslüman halkı öldürüp her şeyi yağmalamıştır. Haçlılar, Urfa ve Antakya'da idareler kurarak hüküm sürmüştür.

BİLİYOR MUSUNUZ?

Urfa Kontluğu'na 1144 tarihinde Musul Atabeyi İmadeddin Zengi, Antakya Prensliği'ne ise 1268'de Memlûk Sultanı Baybars tarafından son verilmiştir. Ayrıca 1109 yılında kurulan Trablus Kontluğu da 1289 yılında yine Memlûklular tarafından ortadan kaldırılmıştır.

Haçlıların asıl hedefi olan Kudüs, 1099 yılında kuşatılmıştır. Fâtımilerin hâkimiyetinde bulunan Kudüs'ü zapt eden Haçlılar, görülmemiş bir vahşet sergilemiş ve şehirdeki bütün Müslümanları öldürmüştür. Kubbetü's-Sahra yağmalanmış, Mescid-i Aksa'ya sığınanlar kılıçtan geçirilmiş, Musevilerin sığındıkları sinagoglar da ateşe verilmiştir.

Kudüs’ün Düşmesi

Frenkler, kutsal kenti kırk gün süren bir kuşatmanın ardından Hicri 492 yılının 22 Şaban'ında (15 Temmuz 1099) bir cuma günü ele geçirmişlerdi. Sokaklara dağılan sarışın savaşçılar; erkekleri, kadınları ve çocukları boğazlamış, evleri yağmalamış, camileri talan etmişlerdi (Görsel 1.24). İki gün sonra kıyım sona erdiğinde, surların içinde bir tek Müslüman kalmamıştı. Bazıları kargaşadan yararlanarak saldırganların kırdığı kapılardan dışarı çıkmayı başarmıştı. Geri kalan binlerce insan evlerinin eşiklerinde veya camilerin etrafında cansız bedenleriyle yatıyordu. İçlerinde çok sayıda imam, ulema ve derviş vardı. Son sağ kalanlar angaryaların en kötülerine zorlanmıştı. Müslüman ölülerini sırtlanıp taşımak, onları boş arazilere mezar bile kazmadan yığmak ve ardından katledilmeyi ya da köle olarak satılmayı beklemekti (Maalouf, 2006, s.14'ten düzenlenmiştir).

YORUMLAYALIM

Haçlı Seferleri'nde ortak hedef olan Kudüs'ün tüm semavi dinler için kutsal kabul edilmesinin sebepleri neler olabilir?

Kudüs'te bir krallık kuran Haçlılar 1187'ye kadar bölgeye hâkim olmuştur. 4 Temmuz 1187'de Selahaddin Eyyubi, Hıttin Savaşı'nda Haçlıları mağlup etmiştir. Muzaffer Komutan, 2 Ekim 1187'de Kudüs’e girmiştir. Selahaddin Eyyubi'nin Haçlılara karşı kazandığı bu zafer, Orta Çağ'ın dönüm noktalarından biri olmuştur. Çünkü Kudüs, 88 yıllık işgalden sonra yeniden Müslümanların eline geçmiştir. Kudüs'ün Müslümanların hâkimiyetine girmesi, III. Haçlı Seferi'nin düzenlenmesine yol açmıştır. 1192 yılında Eyyubiler ile Haçlılar arasında yapılan barış ile bütün Filistin toprakları Eyyubi Devleti'nin eline geçmiştir. Başarılarının büyük çoğunluğunu Türklerden oluşan ordusuyla elde eden Selahaddin Eyyubi hem Doğu hem de Batı dünyasında örnek bir hükümdar olarak kabul edilmiştir.

II. Haçlı Seferi'nde Fransa Kralı VII. Louis (Lui) ve Alman İmparatoru III. Conrad (Konrat) ön plana çıkmıştır. Alman imparatoru 1147 yılında Türkiye Selçuklu Sultanı I. Mesut tarafından Eskişehir yakınlarında yenilgiye uğratılmıştır. İmparator, İznik’e geri dönerek Fransa kuvvetleriyle birleşmiş ve 1148'de Kudüs’e ulaşmıştır. Burada Şam'a saldırı kararı alınmışsa da yapılan sefer başarısızlıkla sonuçlanmış ve Haçlılar geri çekilmek zorunda kalmıştır.

Selahaddin Eyyubi'nin Kudüs'ü Haçlılardan alması üzerine 1189 yılında başlayan ve üç yıl süren III. Haçlı Seferi'nde Alman İmparatoru Friedrich Barbarossa (Firederik Barbarossa), 100 000 kişilik bir ordu ile Anadolu'ya girmiştir. Ancak İmparator Barbarossa, Anadolu'yu geçememiş ve Silifke Çayı'nda boğularak ölmüştür. III. Haçlı Seferi'ni karşılayan Türkiye Selçuklu hükümdarı II. Kılıç Arslan bu orduyu imha etmiştir. Fransa Kralı II. Philippe (Filip) ve İngiltere Kralı Aslan Yürekli Richard (Rişar) deniz yoluyla Akka'ya çıkmış ve şehri zapt etmiştir. Bir süre sonra başarısız olacaklarını anlayan her iki kral ülkelerine dönmek zorunda kalmıştır.


BİLİYOR MUSUNUZ?
Richard, Kudüs'ü tekrar ele geçirmek için çıktığı seferde ağır bir hastalığa yakalanmıştır. Bu hastalıkta Aslan Yürekli Richard'ın imdadına Kudüs Fatihi'nin özel doktoru yetişmiştir. Selahaddin Eyyubi, Aslan Yürekli Richard'a doktoruyla gönderdiği mektubunda: “Emin olabilirsin ki bütün Frengistan'ın kendine güvendiği şanlı bir hükümdarın, hasta döşeğinde inlemesine benim gönlüm razı olmuyor.” demiştir.

Eyyubilerin Yafa ve Suriye'deki bazı şehirleri ele geçirmesi üzerine Papa III. Innocentius (İnosent), 1198'de IV. Haçlı Seferi için bir çağrı yapmış ve seferin Venedik gemileriyle denizden yapılması kararını vermiştir. Katılımın beklenenden az olması yüzünden Venediklilere borçlu duruma düşen Haçlılar, Venedikliler tarafından doğrudan Bizans üzerine yönlendirilmiştir. 1204'te İstanbul'u ele geçiren Haçlılar şehri yağmalamıştır. Ayrıca İstanbul'da Latin İmparatorluğu kurulmuştur. Merkezini İznik'e taşımak zorunda kalan Bizans İmparatorluğu, 1261 yılına kadar varlığını burada sürdürmüştür. İslam dünyasını sarsan ilk dört seferden sonra Haçlılar, Doğu'ya dört sefer daha düzenlemiştir. Bu seferlerinde Anadolu'dan geçmeyen Haçlılar;Mısır, Suriye ve Tunus yolunu kullanmıştır.

Haçlı Seferleri’nin Sonuçları

I.Haçlı Seferi sonrası genel görünüm Haçlıların başarılı olduğu yönündedir. Bu başarıda; Büyük Selçukluların dağılma sürecinde olması, Türkiye Selçuklularının henüz kuruluş aşamasında bulunması, Doğu dünyasının birlik ve beraberlikten yoksun olması gibi unsurlar etkili olmuştur. Haçlı Seferleri başlangıçta en büyük zararı Türkiye Selçuklularına vermiştir.
Çünkü henüz kuruluş aşamasında olan devlet bu süreçten olumsuz etkilenmiştir. Devletin yıkılmasını engellemek için başkenti Konya'ya taşıyan I. Kılıç Arslan, sonraki mücadelelerinde Haçlılara karşı daha temkinli hareket etmiştir. II ve III. Haçlı Seferleri sırasında Selçuklular, Haçlılar ile mücadelelerini başarıyla sürdürmüş ve Anadolu'nun Türkleşme sürecini devam ettirmiştir.

Haçlılar, başta Kudüs olmak üzere ele geçirdikleri Urfa, Antakya ve Trablus gibi şehirlerde krallık, prenslik ve kontluklar kurmuşsa da yaklaşık iki asırlık bir mücadele sonucunda Müslümanlar bu toprakları yeniden fethetmiştir.

Türkmen göçleriyle fethedilmeye başlanan Anadolu'da zor durumda kalan Bizans, Haçlı Seferleri sayesinde nefes alma imkânı bulmuş ve ömrünü uzatmıştır. Türkiye Selçuklularının başkenti olan İznik'i ve Batı Anadolu'yu ele geçiren Haçlılar, bu bölgeleri Bizans'a vermiştir. Ancak başlangıçta Bizans için bir umut ışığı olan Haçlıların asıl zararı yine Bizans İmparatorluğu'na olmuştur. Seferlerin başından itibaren İstanbul'u Ortodokslardan alma düşüncesini taşıyan papa ve Haçlılar, amaçlarına IV. Haçlı Seferi'nde ulaşmıştır. 1204'te Haçlılar, İstanbul'da yaklaşık yarım asır sürecek bir Latin Krallığı kurmuştur. Daha sonra İstanbul'u Latinlerden geri alan Bizans, bir daha eski gücüne ulaşamamıştır.

Doğu ile Batı dünyası arasındaki ilişkileri arttıran Haçlı Seferleri, Akdeniz kıyılarındaki limanların önemini artırmıştır. Doğu dünyasını ve İslam medeniyetini yakından tanıma imkânı bulan Haçlılar; barut, kâğıt, matbaa, pusula gibi teknik buluşları Avrupa'ya taşımış ve bu buluşlar Avrupa medeniyetinin gelişmesine büyük katkı sağlamıştır. Seferlerin başlamasını sağlayan papa, başlangıçta itibar kazanmışsa da sonraki başarısızlıklar Papalığın gücünün azalmasına neden olmuştur. Başta Anadolu olmak üzere Müslümanların elinde bulunan Suriye ve Filistin gibi topraklardaki halk, bu seferlerden zarar görmüştür.

Haçlı Seferleri ve Doğu-Batı Etkileşimi
Doğu dünyası ile Batı dünyası arasındaki mücadele, Haçlı Seferleri'yle başlamamış olsa da bu seferler etkileşimi üst düzeye çıkarmıştır. 1291 yılında son Haçlı kalesi olan Akka'nın Memlûkler tarafından ele geçirilmesi ile Haçlı Seferleri sona ermiştir. 1096-1291 aralığı etkileşimin her alanda yoğunluk gösterdiği bir dönem olarak geride kalmış, her iki medeniyetin birbirleri üzerinde bıraktıkları etkiler ise Haçlı Seferleri'nden sonra da devam etmiştir. Siyasi konular rahat aydınlatılabilmekle birlikte özellikle seyahatnameler ve döneme tanık olanların yazdıkları anılar kültürel etkileşimi ortaya koymakta son derece önemlidir. Haçlılar ile Müslümanlar arasında kültürel etkileşim en çok günlük yaşam unsurlarında karşımıza çıkmaktadır. Konuşma dilinde kullanılan benzer tabirlerin yanı sıra giyim tarzı, ev dizayn biçimleri ve yemekler konusunda her iki medeniyet de birbirini etkilemiştir. Günlük yaşamı askerî ve ticari uygulamalar takip etmiş, savaş aletleri, kuşatma düzenekleri açısından her iki tarafın birbirini taklit ettiği gözlemlenmiştir. Ticari uygulamalarda ise etkileşim Batı'dan Doğu'ya nakledilen bankacılık, çek, senet, kredi, kefil gibi uygulamalar Müslüman tacirler tarafından öğrenilerek uygulanmıştır. Haçlı Seferleri'nin sonucunda ticaretin gelişmesi ve sosyo-kültürel etkileşimin yaşanması gibi kazançların, her iki tarafın da yaşam tarzlarında değişikliklere neden olduğu rahatlıkla görülebilir (Güngörmez, 2014, s.127-128'den düzenlenmiştir).

YORUMLAYALIM
Haçlı Seferleri sonucunda Doğu ve Batı medeniyetleri arasında hangi alanlarda etkileşim yaşandığı söylenebilir?
Yorumlar - Yorum Yaz
Köşe Yazıları
Anket
Atatürk hangi şehrin fahri hemşehrisidir?
abdullahhoca

SİTEMİZE GÖSTERMİŞ OLDUĞUNUZ İLGİYE TEŞEKKÜRLER...
TARİH BİZDEN ÖĞRENİLİR.
Site Haritası