YENİ NESİL TARİH SİTESİ

yeninesiltarih.com ile TARİHE FARKLI BİR BAKIŞ

10.SINIF TARİH DERSİ
12.SINIF İNKILAP TARİHİ DERSİ
TÜRK İSLAM DEVLETLERİ TARİHİ
OSMANLI DEVLETİ TARİHİ
T.C İNKILAP TARİHİ VE ATATÜRKÇÜLÜK
ÇAĞDAŞ TÜRK VE DÜNYA TARİHİ
YNT TV

1.6. ANADOLU’DA MOĞOL İSTİLASI1.6. ANADOLU’DA MOĞOL İSTİLASI

1.6. ANADOLU’DA MOĞOL İSTİLASI

TARTIŞALIM


Türkiye Selçuklu, Harzemşahlar ve Eyyubi devletlerinin Moğollara karşı ittifak kuramamasının sebepleri neler olabilir?

İlk Türk beylikleri ortak hedefler doğrultusunda ve çevrelerindeki düşmanlar karşısında zaman zaman birlikte hareket etmiştir. Türkiye Selçukluları ile Danişmentliler, Haçlıların Anadolu'yu hedef aldığı dönemde Anadolu'nun savunmasını birlikte üstlenmiştir.

Benzer şekilde Saltuklular da kuruldukları bölgeyi tehdit eden Gürcülere karşı diğer Türk beyliklerinden yardım alarak Gürcülerle mücadele etmiştir. Anadolu'nun savunulmasında birlikte hareket eden beyliklerin, hâkimiyet alanlarını genişletmek için birbirleriyle mücadele ettikleri de olmuştur.


Selçuklu-Harzemşah-Moğol İlişkileri

Anadolu'nun Türkleşmesi ve İslamlaşması sürecinde Türkler, Anadolu'da Bizans ve Haçlılar ile mücadele ederken doğuda da Moğol tehlikesi belirmiştir. Anadolu'nun Moğol işgaline uğraması ihtimaline karşı bazı tedbirler alan I. Alâeddin Keykubad; Konya, Kayseri ve Sivas gibi şehirlerin surlarını ve sınır kalelerini yeniden inşa ettirmiştir. Ayrıca I. Alâeddin Keykubad, Abbasi halifesinin Moğol tehlikesine karşı yardım isteğini geri çevirmemiş ve Bağdat'a 5 000 kişilik bir kuvvet göndermiştir.

BİLİYOR MUSUNUZ?

İlhanlılar (1256-1353), Cengiz Han'ın torunu Hülâgû Han tarafından Tebriz merkezli olarak İran'da kurulan bir Moğol devletidir. Moğol Büyük Hanı Mengü, 1253 yılında kurultay kararı ile kardeşi Hülâgû'yu İran, Irak, Suriye, Mısır, Kafkasya ve Anadolu'yu ele geçirip bu bölgede kendisine tabi bir devlet kurmakla görevlendirmiştir. Kendi bayrakları ve paraları olan İlhanlılar, Moğolların Büyük Kağanı'na bağlı olarak bir çeşit eyalet sistemiyle yönetilmiştir. 1295 yılından itibaren tam bağımsız şekilde idare edilmişlerdir.

Sultan I. Alâeddin Keykubad, Moğolların dünya için büyük bir tehlike olduğunu ve onların durdurulması için herkesin birlikte mücadele etmesi gerektiğini düşünmüştür. Bu amaçla Harzemşahlara ittifak teklif etmiştir. Buna karşın Anadolu ve Suriye sınırlarına gelen ve buralara yerleşmek isteyen Celâleddin Harzemşah, Eyyûbilerin elindeki Ahlât'ı kuşatmıştır. Bu kuşatmayı Anadolu için bir tehdit olarak algılayan Sultan I. Alâeddin Keykubad harekete geçmiş ve iki ordu Erzincan yakınlarındaki Yassıçemen'de karşı karşıya gelmiştir. Bu savaşı Türkiye Selçukluları kazanmış ve Harzemşahlar yıkılma sürecine girmiştir. Moğollara karşı savaşı geciktiren bir siyaset takip eden Alâeddin Keykubad, Moğolların Anadolu'ya girmelerini engellemeye çalışmıştır.

BİLİYOR MUSUNUZ?
Harzemşahlar, 1097-1230 yılları arasında Harzem ile İran bölgesinde hüküm sürmüştür. İslam öncesi dönemden itibaren bu bölgeye hâkim olan vali, emir ve hükümdarlar, “Harzemşah” unvanını kullanmıştır.

Moğol İstilası'nın önünden kaçarak Anadolu'ya gelen Oğuzların artık kontrol altında tutulamaması toplumsal dengeyi bozmuştur. Bu durum, Anadolu'da geniş bir alana yayılan Bâbailer Ayaklanması'na neden olmuştur.

Yesevîlik tarikatına bağlı olan ve inançlarını Anadolu'da yaymaya çalışan Baba İlyas, Türkiye Selçuklu Devleti tarihindeki en büyük isyan hareketine öncülük etmiştir. Baba İlyas'ın ölümünden sonra onun müritlerinden olan Baba İshak, büyük bir Türkmen zümresini etrafında toplamış ve II. Gıyaseddin Keyhüsrev'in dine aykırı hareket ettiğini bahane ederek onun aleyhinde propagandaya başlamıştır. Bu propagandalar sonucunda Anadolu'nun doğusunda başlayan isyan, kısa sürede geniş bir bölgeye yayılmıştır.

İsyancılar üzerine gönderilen Türkiye Selçuklu ordusu, Sivas'ı isyancılara bırakmak zorunda kalmıştır. Ardından Amasya ve Kayseri'yi de ele geçiren isyancılar, başkent Konya'yı tehdit etmeye başlamıştır. Bunun üzerine Sultan II. Gıyâseddin Keyhüsrev başkenti terk etmiştir. Bu sırada Baba İlyas'ın yakalanarak Amasya Kalesi'nde idam edilmesi, isyanın daha da büyümesine neden olmuştur. Türkiye Selçuklu ordusunun tekrar toparlanarak isyancılar üzerine büyük bir sefer düzenlenmesi ile isyan ancak bastırılabilmiştir. Türkiye Selçuklu Devleti'ni güçsüz duruma düşüren Bâbailer Ayaklanması sonucu, devlet yönetimi zayıflamış ve bu zafiyet Moğollara, Anadolu'nun istilası yolunda umut vermiştir.

ÖRNEK METİN

Uluğ Keykubad


Alâeddin Keykubad, Selçuklu sultanları arasında çok mümtaz bir mevkiye sahiptir. Devrinde Türkiye çok mamur ve müreffeh olmuş ve ileri bir medeniyet seviyesine erişmiştir. Zamanında Moğollar dünyayı alt üst etmeye başladıkları için bu ileri görüşlü Sultan birçok şehri muhteşem surlarla kalelerle teçhiz ederek müdafaaya hazırlamıştır. Ayrıca cami, medrese, kervansaray ve hastane gibi unutulmaz eserler bırakmıştır. Bu sebeple de Sultan halk arasında “Uluğ Keykubad” adıyla anılmıştır. Ölümü ise trajik olmuştur. 1237'de Diyarbakır Seferi'ne çıkmaya hazırlanan I. Alâeddin Keykubad, sefer öncesi büyük bir ziyafet tertip ettirmiştir. Ancak bu yemekte Çaşnigir Nusreddin Ali'nin sunduğu kızarmış kuş etini yedikten sonra rahatsızlanan Sultan'ın durumu geceleyin daha da ağırlaşmış ve 30-31 Mayıs 1237'de vefat etmiştir. Selçuknâme'de, Şehzade Gıyaseddin Keyhüsrev ve Vezir Sadettin Köpek tarafından, sultanın zehirlenerek öldürüldüğü yönünde bilgi verilmektedir (Uyumaz, 2016, s.127; Turan, 1999, s.298-299'dan düzenlenmiştir).

Moğollar Anadolu’da

Moğol İstilası, 1221'den itibaren batı yönünde gittikçe yoğunlaşmış ve Anadolu coğrafyası için bir tehdit hâline gelmiştir. Daha önce Moğollardan kaçarak Horasan, İran ve Azerbaycan'a gelen Türkmenler, kitleler hâlinde Anadolu'ya göç etmeye başlamıştır.

Türkiye Selçuklu Devleti'nde bazı devlet adamları, sultanın değiştirilmesinde bile rol oynayacak kadar güçlenmiştir. I. Alâeddin Keykubad, yaklaşan Moğol tehlikesi öncesinde devlet içindeki otoritesini sağlamak için emirlerin bazılarını ortadan kaldırmış ve onların mallarını devlet hazinesine katmıştır. Ticari faaliyetlere zarar veren Ermeniler de itaat altına alınmıştır.

Moğol baskısının hissedilmeye başlandığı dönemde, Türkiye Selçukluları ile Moğollar arasında Harzemşahlar tampon bir devlet konumundadır. 1230 Yassıçemen Savaşı ile Harzemşahların ortadan kalkması, Anadolu tarihi için bir dönüm noktası olmuştur. Bu savaştan sonra I. Alâeddin Keykubad, bazı Harzemşahlıları da Selçuklu Devleti'nin hizmetine almıştır. Moğol tehlikesi karşısında onlardan da yararlanmayı amaçlayan Sultan'ın bu hareketi, Selçuklu devlet adamları arasında hoşnutsuzluğa neden olmuştur.

Kösedağ Savaşı

Türkiye Selçuklularının Yassıçemen'deki başarısından dolayı Moğollar, Sultan Keykubad'a karşı tedbirli davranmaya devam etmiştir. Ancak I. Alâeddin Keykubad'ın 1237'de ölümü ve tahta II.Gıyâseddin Keyhüsrev'in geçmesinden sonra devlet bazı sıkıntılarla karşı karşıya kalmıştır.

Selçukluların Babailer Ayaklanması'nda zayıf duruma düştüğünü gören Moğollar, harekete geçerek Anadolu'ya girmiştir. Erzurum'un yağmalanması ve halkın büyük kısmının kılıçtan geçirilmesi, Türkiye Selçukluları ile Moğollar arasında bir savaşı kaçınılmaz hâle getirmiştir. Bu durum karşısında II. Gıyâseddin Keyhüsrev, Moğollara karşı müttefik arama yoluna gitmiştir. Moğolların, bölgenin tamamına zarar vereceğini belirten Sultan, ortak düşman karşısında Müslüman veya Hristiyan herkesin kendisine destek vermesini istemiştir. Hazırlıklardan sonra Kayseri'de, temelini Selçukluların oluşturduğu ve Gürcü-Frank paralı askerlerinin de katıldığı yaklaşık 80 000 kişilik bir ordu toplanmıştır. Halep melikinin gönderdiği 3000 kişilik bir kuvvet de Sivas'ta bu orduya katılmıştır. Moğolların Sivas üzerine yürümesi ile karşı harekete geçen II.Gıyâseddin Keyhüsrev, Erzincan ile Sivas arasında bulunan Kösedağ mevkinde ordugâhını kurmuştur. 1243'te yapılan bu savaşta Selçuklular ağır bir mağlubiyet almıştır. Savaş sonunda Sultan ordusunu bırakarak savaş alanından kaçmış, devlet hazinesi ve ordunun bütün techizatı Moğolların eline geçmiştir.

Kösedağ Savaşı'ndan sonra Anadolu'da ilerlemeye başlayan Moğollar, Baycu Noyan idaresinde Sivas'a girmiş ve şehri yağmalamıştır. Buradan Kayseri'ye ilerleyen Moğollar, bu önemli ticaret merkezini de yağmaladıktan sonra geri dönmüştür. Savaştan sonra Selçuklu veziri Moğollarla anlaşma yapmış ve Moğollar, Türkiye Selçuklularını vergiye bağlamıştır. Anadolu'daki Moğol Dönemi; Kösedağ yenilgisi ile başlamış ve Osmanlı Beyliği'nin kuruluşu sonrasına, yaklaşık 1340'lara kadar sürmüştür. İran kökenli olan Selçuklu devlet adamları, devlet idaresinde Moğol temsilcisi gibi davransa da Türkmen beylerinin direnişi, bölgedeki Moğol gücünün kırılmasında etkili olmuştur.

IV. Kılıç Arslan ile Vezir Süleyman Müineddin Pervane arasındaki çekişmelerde de Moğollar, Pervane'yi desteklemiş ve IV. Kılıç Arslan, 1266'da Pervane tarafından öldürülmüştür. Üç yaşında tahta geçirilen III. Gıyâseddin Keyhüsrev zamanında hâkimiyet tamamen Pervane'de olmuştur.

BİLİYOR MUSUNUZ?

Moğol baskısından bıkan Pervane, Memlûklu Sultanı Baybars'ı Anadolu'ya davet etmiştir. Daha önce 1260'ta Ayn-ı Calut Muharebesi'nde Moğolları yenen komutanlardan olan Baybars gerek Pervane'nin gerekse diğer Anadolu beylerinin davetine uyarak Anadolu'ya girmiş ve 15 Nisan 1277'de Elbistan Savaşı'nda Moğolları mağlup etmiştir.

Pervane, Moğollar ile Memlûkluları birbirine düşürerek Anadolu'yu Moğol baskısından kurtarmak istemiştir. Baybars ise bu oyuna gelmemiş ve Anadolu'dan ayrılmıştır. Elbistan Savaşı'nın intikamını almak için 30 000 kişilik bir kuvvetle Anadolu'ya giren Moğol hükümdarı Abaka Han yaklaşık 200 000 insanı öldürmüş ve Pervane'yi idam ettirmiştir. Bundan sonra ise Anadolu'da Moğol İstilası'nın etkisi daha fazla hissedilmeye başlanmıştır.

Bu dönemde Türkmenler, Anadolu'da dikkat çekmeye başlamıştır. Moğol zulmüne karşı ilk tepkiler, şeyh ve dervişler tarafından cihat fikriyle organize edilen Türkmenlerden gelmiştir. Çok geçmeden isyana dönüşen bu tepkilerin ilk örneği Hatiroğlu Şerafeddin Bey'in 1276'daki Moğollara isyanıdır. Bu isyanda Karamanoğlu I. Mehmet Bey, Hatiroğlu Şerafeddin Bey’e destek vermiştir.

CEVAPLAYALIM
Moğol İstilası'nın, Anadolu'nun Türkleşmesi üzerindeki etkileri nelerdir?

İkinci Beylikler Dönemi

Moğol İstilası sonrasında Türkmenlerin Anadolu'ya göçleri daha da yoğunlaşmıştır. Bölgenin sosyal, iktisadi, dinî ve idari yapısında önemli değişiklere neden olan Türkmen göçleri, Anadolu'daki sosyal ve politik hayatı derinden etkilemiştir. Batı yönünde ve dalgalar hâlinde ilerleyerek Anadolu'ya giren Türkmenler, Anadolu'nun batısında Bizans ve doğusunda da Moğollarla mücadelede çok önemli vazifeler üslenmiştir.

Yarı göçebe bir hayat süren bu grupları, iç düzenlerinde sorun çıkarma ihtimali sebebiyle Selçuklular sınır boylarına göndermiştir. Böylece uçlarda gaza ideolojisi dâhilinde Bizans'a karşı akınlar düzenleyen yeni siyasî gruplar ortaya çıkmıştır.

Kösedağ Savaşı sonrası Türkiye Selçukluları yıkılış sürecine girmiş ve Anadolu'da Moğollar etkili olmaya başlamıştır. Anadolu'da Selçuklu hâkimiyetini yıkmakta başarılı olan Moğollar, bölgeyi bütünüyle kendi hâkimiyetleri altına alma konusunda aynı ölçüde başarılı olamamıştır. Çünkü bu defa Moğollar, karşılarında çoğunluğu Fars kökenli olan Selçuklu devlet adamlarının yerine Anadolu'nun en dinamik ve en savaşçı unsuru olan Türkmenleri bulmuştur.

XIII. yüzyılın sonlarına doğru bu etkinliklerini kaybeden Moğollar, Anadolu'da hâkimiyet kurmakta başarılı olamamıştır. Moğol zulmünden kaçarak Anadolu'ya gelen savaşçı Türkmenler, daha önceki teşkilatlanma gelenekleri doğrultusunda çalışmıştır.

Miryokefalon Zaferi'yle Anadolu'nun Türkleşmesi kesinleşmiş ve bölgenin sosyal yapısı değişmeye başlamıştır. Yerleşik yaşam tarzının, devlet teşkilatlanmasındaki önemi kabul edilmiş ve Türkmenlerin yerleşik hayata geçmeleri için çalışılmıştır. Boy yapısı içerisinde nüfuzlarını korumak için yerleşik hayata geçmek istemeyen Türkmenler, batıdaki uçlara doğru yönlendirilmiştir.

CEVAPLAYALIM

Konar-göçer yaşam tarzının devlet teşkilatlanmasında yol açtığı sorunlar nelerdir?

Malazgirt Savaşı sonrasında Anadolu'da ilk Türk beylikleri ortaya çıkmış, benzer şekilde Kösedağ Savaşı sonrasında da İkinci Beylikler Dönemi yaşanmaya başlanmıştır. Bu dönem XIII. yüzyılın ikinci yarısında Karamanoğullarının faaliyetleri ile başlamış ve XVII. yüzyılın başlarına yani Ramazanoğulları topraklarının Osmanlı Devleti'ne dâhil edilmesine kadar devam etmiştir. Türkiye Selçuklu Devleti'nde siyasi bütünlüğün parçalanmasına sebep olan Moğol İstilası, parçalanmayı ve bu beyliklerin kuruluşunu sağlayan başlıca sebep olmuştur. Türkiye Selçuklu Devleti'nin yıkılma sürecine girmesiyle birlikte, Türkmen beyleri, Selçuklu otoritesinin kaybolduğu bölgelerde merkezî otoritesi zayıflayan Bizans'ın da durumundan faydalanarak müstakil ya da yarı müstakil hâlde devletçikler şeklinde teşkilatlanmıştır.

Anadolu'da Karamanoğulları, Candaroğulları, Germiyanoğulları, Canikoğulları, Hamitoğulları, Aydınoğulları, Menteşeoğulları, Saruhanoğulları, Eşrefoğulları, Teke Beyliği, Karesioğulları, Eratnalılar, Dulkadiroğulları, Ramazanoğulları, Kadı Burhaneddin Devleti gibi irili ufaklı birçok siyasi teşekküller kurulmuştur.

Anadolu'nun siyasi bütünlüğü parçalanmış olsa da Selçuklu iktidarının çözülmesi sonrası doğan boşluk, İkinci Türk beylikleri tarafından doldurulmuştur. Bu beylikler, Moğol hâkimiyetine karşı her yerde ve her zaman yılmadan mücadele etmiştir. Moğolların Anadolu'da tam bir hâkimiyet kurmasını engelleyen İkinci Dönem Türk Beylikleri olmuştur. Moğol İlhanlı Devleti'nde Ebû Said Bahadır Han'ın 1335'te varis bırakmadan ölümü sonrasında ise Anadolu üzerindeki Moğol baskısı ve tehdidi tamamen kalkmıştır. Bununla birlikte Anadolu'da Türk varlığının devamını ancak siyasi bütünlüğün sağlanmasında gören Osmanlı Beyliği, kuruluştan itibaren politikasını Anadolu Türk beyliklerini kendi hâkimiyetleri altında birleştirmek üzerine kurmuştur.



Moğollar Sonrası Anadolu’da Mutasavvıflar

Moğol baskısının artmasıyla birlikte Türkiye Selçuklularının Anadolu'da kurduğu siyasi, sosyal ve ekonomik düzen bir kargaşaya dönüşmüş ve huzur ortamı bozulmuştur. Siyasi otoritenin zaafa uğradığı bu dönemde halk, tasavvuf ehli manevi otoritelere sığınmaya başlamıştır. Anadolu coğrafyasında tarikatlar halk üzerinde büyük etkiye sahip olmuştur. Mevlânâ Celâleddîn-î Rûmî, Hacı Bektâş-ı Velî ve Yunus Emre gibi âlimler, açtıkları tekke ve zaviyeler ile kurdukları vakıflarla geniş halk kitleleri üzerinde etkili olmaya başlamıştır.

Anadolu'da yayılan tasavvufi akımlar, zamanla birbiriyle etkileşime girmiş ve bazıları güçlenerek geniş halk kitleleri arasında yayılırken bazıları da zamanla kaybolmuştur. Bu bağlamda Anadolu'da sosyal huzurun sağlanmasında Mevlevîlik çok önemli bir yer tutmuştur. Mevleviliği, XIII. yüzyıl sonlarında Konya'da Mevlânâ'dan sonra, oğlu Sultan Veled teşkilatlandırmıştır. Anadolu'nun çeşitli şehirlerine gönderilen halifeler sayesinde Anadolu'da yayılan Mevlevilik, kurulan mevlevihanelerle Bağdat'tan Rumeli'ye kadar geniş bir alana etki etmiştir. Mevlevilik, Türkiye Selçukluları Dönemi'nde ortaya çıkmış, İkinci Beylikler ve Osmanlı Devleti dönemleri boyunca, Anadolu'da Türk toplumunu en çok etkileyen tarikatlardan olmuştur.

Moğol İstilası'yla Horasan ve civarındaki unsurlar, Anadolu'daki merkezlere gelerek buraların ilmî gelişiminde etkili olmuştur. Horasan'ın Nişabur şehrinde doğup yetişen ve daha sonra Anadolu'ya gelen Hacı Bektâş-ı Velî, Anadolu'da Suluca Karahöyük’e yerleşmiştir. XIII. yüzyılın ikinci yarısından itibaren Ankara, Kırşehir, Konya, Kayseri gibi Anadolu'nun kültür merkezleri, aynı zamanda Bektaşiliğin de ilk merkezleri olmuştur. Anadolu'nun İslamlaşması ve Türkleşmesi sürecinde özellikle Moğol İstilası sonrasında önemli bir rolü olan Hacı Bektâş-ı Velî kalıcı izler bırakmış ve etkileri yüzyıllar boyunca geniş toplum kesimleri üzerinde hissedilmiştir.

Millî ve İslami değerleri birlikte yansıtan şiirleriyle Yunus Emre, XIII. yüzyılın karışıklıklar içerisindeki Anadolu insanında hayranlık uyandırmış ve sosyal huzurun sağlanmasına hizmet etmiştir. Yunus Emre ile birlikte Anadolu'da Türkçe, Türk edebiyatı ve tasavvufi Türk şiiri daha XIV. yüzyılda zirveye ulaşmıştır. Yunus Emre'nin farkı, şehir merkezlerinde yaşayan ve Farsça bilen zümrelere hitap eden eserler yanında, Türkçe konuşan halk tabakasına tasavvufu sevdirmiştir.

CEVAPLAYALIM

Türkiye Selçuklu Devleti dönemindeki dinî hareketlerin, siyasi ve sosyal yapıya etkileri nelerdir?
Yorumlar - Yorum Yaz
Köşe Yazıları
Anket
Atatürk hangi şehrin fahri hemşehrisidir?
abdullahhoca

SİTEMİZE GÖSTERMİŞ OLDUĞUNUZ İLGİYE TEŞEKKÜRLER...
TARİH BİZDEN ÖĞRENİLİR.
Site Haritası