YENİ NESİL TARİH SİTESİ

yeninesiltarih.com ile TARİHE FARKLI BİR BAKIŞ

10.SINIF TARİH DERSİ
12.SINIF İNKILAP TARİHİ DERSİ
TÜRK İSLAM DEVLETLERİ TARİHİ
OSMANLI DEVLETİ TARİHİ
T.C İNKILAP TARİHİ VE ATATÜRKÇÜLÜK
ÇAĞDAŞ TÜRK VE DÜNYA TARİHİ
YNT TV

4.4. KAVİMLER GÖÇÜ

4.4. KAVİMLER GÖÇÜ


















Sosyal bir olay olan göç, bir topluluğun farklı nedenlerle kendi yurdunu terk ederek başka bir yere gitmesi veya yer değiştirmesidir. Topluluklar önemli bir neden olmadan topraklarını bırakıp sonunu bilmediği bir maceraya kalkışmaz. Çünkü yöneldikleri topraklar tamamen boş ve sahipsiz değildir. Bu yüzden göç eden topluluklar gittikleri yerlerdeki kavim veya topluluklara karşı hâkimiyet mücadelesi vermek zorundadır. Bunun sonucunda da göç eden topluluğun, göç ettiği coğrafyadaki halkı ya hâkimiyeti altına alması ya da onu başka bir yere sürmesi gerekir. Tarih boyunca Türkler de değişik sebeplerle farklı bölgelere pek çok kez göç etmiştir. Bu göçler içerisinde Kavimler Göçü, gerek sonuçları itibariyle geniş sahalardaki farklı medeniyetleri etkilemesi gerekse etkisinin yüzyıllar boyu sürmesi nedeniyle ayrı bir öneme sahiptir. Asya Hun Devleti’nin zayıflaması ve yıkılış sürecine girmesiyle Orta Asya’nın geniş bozkırlarında yaşayan bazı Türk boyları bağımsız hareket etmeye başlamıştır. Zamanla nüfusu artan bu boylar, Çin’in baskısı ve ekonomik nedenlerle de I. yüzyıldan itibaren batıya doğru göç etmiştir .


IV. yüzyılın başlarında Roma İmparatorluğu’nun sınırları dışında yaşayan Germen kavimleri, geçim kaynaklarının yetersizliği nedeniyle güneye Roma İmparatorluğu’nun Ren-Tuna nehirleri hattındaki sınırlarına yığılmıştır. Roma İmparatorluğu ise sınırlarını bu kavimlerden korumak için siyasi ve askerî mücadeleye başlamıştır. Diğer taraftan Hun Türkleri batıya doğru harekete geçtiklerinde, önlerine çıkan ve Romalılarca barbar olarak nitelendirilen kavimleri (Germenler, Ostrogotlar, Vizigotlar gibi) batıya doğru sürükleyerek yerlerinden etmiştir. Hunlardan kaçan bu kavimler, Roma sınırlarına yığılmış başka kavimleri domino taşı etkisiyle itmiş ve bu topluluklar 376 yılında kitleler hâlinde Roma İmparatorluğu topraklarına girmiştir. Tarihte bu büyük nüfus hareketine Kavimler Göçü denilmektedir. Bu olay bazı tarihçiler tarafından İlk Çağ’ın sonu Orta Çağ’ın başlangıcı olarak kabul edilmektedir.





Avrupa Hun Devleti

Hunlar, IV. yüzyılın ortalarında Don ve Volga ırmakları arasındaki, Alanların hâkim olduğu toprakları ele geçirmiştir. Buradan, Balamir idaresinde batıya doğru yeniden harekete geçen Hunlar, önlerine çıkan kavimleri yerlerinden etmekle
kalmamış aynı zamanda Avrupa içlerine kadar da ilerlemişlerdir. Kavimler Göçü olarak bilinen bu önemli olayın sonucunda Avrupa Hun Devleti bölgede önemli bir güç hâline gelmiştir

Balamir’den sonra hükümdar olan Uldız, Hun dış politikasının ana hatlarını belirlemiştir. Buna göre Doğu Roma İmparatorluğu baskı altında tutulurken Batı Roma İmparatorluğu’yla dostluk kurulacaktır. 422 yılında Rua, Doğu Roma entrikalarını etkisiz hâle getirmek için Balkan Seferi’ne çıkmış ve Doğu
Roma’yı vergiye bağlamıştır. Rua’dan sonra hükümdar olan Attila, devlete en parlak dönemini yaşatmıştır. Attila tahta çıktıktan sonra ilk olarak Doğu
Roma İmparatorluğu’yla 434 yılında Margus Antlaşması’nı imzalamıştır.
Bu antlaşma ile Attila, Doğu Roma’yı vergiye bağlayarak batıdaki hâkimiyetini pekiştirmiştir. Verdiği sözleri yerine getirmediği için 441 yılında Doğu Roma üzerine I. Balkan Seferi’ni düzenlemiştir. Bu sefer sonucunda Balkanlarda, Hunların karşısında durabilecek bir kuvvetin kalmadığı anlaşılmış ve
Doğu Roma da barış şartlarına uyma garantisi vermiştir. Daha sonra imparator, Attila’yı öldürtmek istemişse de başarılı olamamıştır. Bu girişim üzerine Attila Theodosius’a (Teodosus) bir mektup yazmıştır.


Avrupa Hun Devleti’nin Doğu Roma’yı baskı altında tutarak Batı Roma ile iyi ilişkiler kurmasının nedenleri nelerdir?  TARTIŞALIM


Rua’dan sonra hükümdar olan Attila, devlete en parlak dönemini yaşatmıştır. Attila tahta çıktıktan sonra ilk olarak Doğu Roma İmparatorluğu’yla 434 yılında Margus Antlaşması’nı imzalamıştır.


Bu antlaşma ile Attila, Doğu Roma’yı vergiye bağlayarak batıdaki hâkimiyetini pekiştirmiştir. Verdiği sözleri yerine getirmediği için 441 yılında Doğu Roma üzerine I. Balkan Seferi’ni düzenlemiştir. Bu sefer sonucunda Balkanlarda, Hunların karşısında durabilecek bir kuvvetin kalmadığı anlaşılmış ve Doğu Roma da barış şartlarına uyma garantisi vermiştir. Daha sonra imparator, Attila’yı öldürtmek istemişse de başarılı olamamıştır. Bu girişim üzerine Attila Theodosius’a (Teodosus) bir mektup yazmıştır.







Attila, 447 yılında Doğu Roma’nın barış şartlarına yine uymaması üzerine II.Balkan Seferi’ne çıkmış ve Doğu Roma’yla Anatolios Antlaşması’nı imzalamıştır. Bu antlaşmayla Bizans savaş tazminatı ödeyecek, daha önce ödediği vergi üç katına çıkarılacak, Hun sınır şehri Niş’te pazar kurulacak ve Bizans’ın asker bulundurabileceği alanlar kısıtlanacaktır. Anatolios Antlaşması ile birlikte Attila, devletinin dış siyasetini değiştirmiş ve Batı Roma İmparatorluğu üzerine yönelmiştir. Balkan seferlerinden sonra Attila yönünü Batı Roma’ya dönerek
Galya seferine çıkmıştır. Başkentin düşeceğinden endişe eden Romalılar 452 yılında, Papa I. Leo (Lio) başkanlığında bir barış heyetini Attila’ya göndermiş ve ondan Roma’yı esirgemesini istemiştir. Papa’nın güvence isteğini kabul eden Attila, böylece Batı Roma’ya üstünlük sağlamıştır. Attila, bu sefer dönüşünde ölmüş ve yerine sırasıyla oğulları İlek, Dengizik ve İrnek geçmiştir. İrnek Dönemi’nde Avrupa’da tutunamayacağını anlayan Hunlar, Karadeniz’in kuzeyine çekilmiştir .





TARTIŞALIM
Kavimler Göçü’nün Avrupa siyasi hayatına etkileri neler 
olabilir?



Attila, hem Türk hem de dünya tarihinde derin izler bırakmıştır. Avrupa’nın pek çok yerinde yüzyıllar boyu onun hakkında efsaneler türemiştir. Bu efsanelerin en meşhuru ise Attila’nın, Savaş Tanrısı Ares’in kılıcına sahip olduğu ve bu nedenle bütün dünyaya hükmedeceği inancıdır. Attila’nın hayatı ve savaşları; roman, resim, heykel, tiyatro ve operalara konu olmuş, hakkında pek çok kitap yazılmıştır. Onun savaşlarını konu alan Almanların meşhur Nibelungen Destanı, Attila’yı (Etzel) babacan, iyiliksever ve yüksek vasıflı bir hükümdar olarak tanıtmaktadır. Hunlar, Türk ordusunun etkilerini Orta Çağ boyunca yaşanacak şekilde Avrupa milletlerine aktarmıştır.
BİLİYOR MUSUNUZ?