YENİ NESİL TARİH SİTESİ

yeninesiltarih.com ile TARİHE FARKLI BİR BAKIŞ

10.SINIF TARİH DERSİ
12.SINIF İNKILAP TARİHİ DERSİ
TÜRK İSLAM DEVLETLERİ TARİHİ
OSMANLI DEVLETİ TARİHİ
T.C İNKILAP TARİHİ VE ATATÜRKÇÜLÜK
ÇAĞDAŞ TÜRK VE DÜNYA TARİHİ
YNT TV
ATATÜRK’ÜN İFTAR SOFRASI

ATATÜRK’ÜN İFTAR SOFRASI

Yazan: Enver Behnan Sapolyo

Atatürk de bizim gibi yalnızdı. Annesi Zübeyde ve kız kardeşi Makbule hanımlar İstanbul’da bulunuyorlardı. Köşkte ona akrabası Fikriye hanım hizmet ediyordu. Askerler ve hademeler de hizmet işinde kullanılıyordu.

Ankara’nın ulema sınıfı için tertip edilen iftar sofrasını Fikriye hanım kendi elleriyle hazırlamıştı. Bu tam bir iftar sofrası idi. Köşkün alt tarafındaki salonda hazırlanmıştı. Sofraya pideler dizildi. Reçel, sucuk, pastırma, peynir ve zeytinler küçük tabaklar içinde sofraya yerleştirildi. Bol susamlı simitlerde alınmıştı. Oruç bozmak için tuz da unutulmamıştı. Yemek olarak tarçınlı toyga çorbası, Ankara tavası, kuru bamya, zeytinyağlı dolma, kelek turşusu, tel kadayıf ve zerdali kompostosu pişirilmişti. Bunların hepsi Ankaralı hocaların bayıldıkları nefis yemeklerdi.

Akşam olmak üzereydi Çankaya ıssızdı. Ulu kavakların yaprakları titriyordu. Güneş ayaş belinin arkasında gizlenmek üzereydi. Yol tozlu Kavaklıdere’ye uzanıyordu. Biraz sonra, papazın bağının önünde birkaç tane fayton arabası göründü. Arabalar köşkün bahçesine geldiler. Muzaffer Kılıç misafirleri karşıladı. Arabadan beyaz sarıklı, kara cüppeli, sakallı şehrin ulemaları indiler. Atatürk misafirlerini kapıda karşıladı. Hepsi Atatürk'ü selamlayarak teker teker içeri girdiler. Biraz sonra da sofraya oturup iftar topunun patlamasını beklemeye başladılar. O zamanlar top Rasat tepeden atılırdı. Şimdi buraya Atatürk’ün anıtkabri yapıldı. Top patladı, hocalar kollarını sıvazlayıp oruçlarını açtılar. Bu sırada bizde Muzafferin çadırında yemeğimizi yiyorduk. İşimizi bitirince salona gelip kapının yanına iliştik. Kahveler geldi. İçildikten sonra Atatürk hocalara şunu sordu:

Hazreti Muhammet'in iftar sofrasında neler bulunurdu?

Kimse bu soruya cevap veremedi. Atatürk:

Ben söyleyeyim, dedi. Bir pide, beş zeytin tanesi ve üç hurma.

Atatürk bunu söylemekle hem hocalara ders vermiş, hem de oruçtan sonra kap kap yemenin zararlarını anlatmak istemişti. Biraz sonra da yine hocalara şu suali tevcih etti:

Hazreti Muhammet'i nasıl ve hangi vasıflarıyla tanırsınız?

Hocalar arasında Ankara müftüsü Rıfat Börekçi, müftülerden hoca Atıf efendi, Hafız Ahmet efendi, Hacı Bayram Veli şeyhi Şemseddin efendi, Topçu Şevki efendi, Nakşi bendi şeyhi gibi tanınmış din adamları bulunuyordu.

Hemen hepsi de yüksek tabir ve kelimelerle cenabı hakkın resulü, habibi olduğunu belirttiler. Sözlerin özeti: Hazreti Muhammet çok büyük bir peygamberdi. Resulü Ekrem, Cenabı Peygamber, ahir zaman peygamberi, Hatemül Embiya idi.

Hocalar Hazreti Muhammet’in vasıflarını belirtememişlerdi. Atatürk Hazreti Muhammet’in hayatını inceden inceye incelemişti. Şunları söyledi:

Cenabı Peygamberin şu vasıflarını belirtmek isterim:

1- Büyük bir kumandandır.

2- Kuvvetli bir devlet adamıdır.

3- Kurduğu rejim halka dayanan Cumhuriyettir.

4- İslamiyet'in kurucusudur. Din adamıdır.

5- Yeni bir ahlak nizamı getirmiştir.

6- Hadisleri ile bir İslam hukuku kurmuştur.

7- Arapları statik hayattan dinamik hayata sevk etmiştir. Doğudan Türk ellerine, batıdan İspanya’ya kadar hakim olmalarını temin etmiştir.

8- İslam medeniyetinin kurucusudur.

9- Kur’an-ı Kerim gibi büyük ve kutsi bir kitaba sahiptir.

10- Ahir zaman peygamberidir.

Atatürk’ün Hazreti Muhammed’in vasıflarını sayması karşısında hocalar ve biz hayretler içerisinde kaldık. Ben bunları not ettim. Laikliği ilan ettiği için Atatürk’e kırılanlar olmuştur. Fakat, onu yakından tanıyanlar bu düşüncede değillerdir. Peygamberi küçültmek isteyenleri sofrasından kovmuştur. Atatürk, Hazreti Muhammed’in tarihi, dini, medeni, hukuki, ahlaki vasıflarını bildiği için onu çok sevmiş, saygı göstermişti.

Atatürk; cahillerin, koyu mutaassıpların, hurafecilerin, dini istismar edenlerin düşmanı olmuş, dinine ve Hazreti Muhammed’e kalbinde saygı beslemiştir. Bunun en canlı hatırası Atatürk’ün iftar sofrasıdır.

Davetliler, yatsı namazından önce Çankaya’dan ayrılmışlardı.

Hasan Cicioğlu Doğu Akdeniz Üniversitesi Öğretim Üyesi.

HALUK BALABAN Arşiv.

  
22 kez okundu

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın
Köşe Yazıları
Anket
Atatürk hangi şehrin fahri hemşehrisidir?
abdullahhoca

SİTEMİZE GÖSTERMİŞ OLDUĞUNUZ İLGİYE TEŞEKKÜRLER...
TARİH BİZDEN ÖĞRENİLİR.
Site Haritası