YENİ NESİL TARİH SİTESİ

yeninesiltarih.com ile TARİHE FARKLI BİR BAKIŞ

10.SINIF TARİH DERSİ
12.SINIF İNKILAP TARİHİ DERSİ
TÜRK İSLAM DEVLETLERİ TARİHİ
OSMANLI DEVLETİ TARİHİ
T.C İNKILAP TARİHİ VE ATATÜRKÇÜLÜK
ÇAĞDAŞ TÜRK VE DÜNYA TARİHİ
YNT TV

2.2. OSMANLI DEVLETİ’NİN KURULUŞUYLA İLGİLİ GÖRÜŞLER

2.2. OSMANLI DEVLETİ’NİN KURULUŞUYLA İLGİLİ GÖRÜŞLER

TARTIŞALIM


Osmanlı Devleti'nin kuruluşuyla ilgili yeterli kaynak olmamasının nedenleri neler olabilir?

Osmanlı Beyliği'nin kurucularının; menşei, hangi boya mensup oldukları, Anadolu'ya ilk ne zaman geldikleri, hangi yörelerde yaşadıkları ve hatta beyliğin tam olarak ne zaman ve nerede kurulduğu hâlâ tartışma konusudur. Bunun en büyük nedeni Kuruluş Dönemi kaynaklarının yetersizliğidir. Osmanlı Beyliği'nin kuruluşunu anlatan ilk kaynakların, kuruluştan yaklaşık bir asır sonra kaleme alınması, dönemin aydınlatılmasını zorlaştırmaktadır. Bu nedenle gerek hanedanın ortaya çıkışı gerekse beyliğin kuruluşu konularında tarihçiler, başta Başbakanlık Osmanlı Arşivi belgeleri olmak üzere mevcut bilgilerden hareketle birtakım çıkarımlar ortaya koymuştur

Osmanlı Tarih Yazıcılığı

Osmanlı tarihinin kaynakları, kütüphane ve arşiv kaynakları olmak üzere iki temel kaynak grubundan oluşur. İlk iki yüzyıl yani XIV ve XV. yüzyıllar için her iki kaynak grubu da oldukça yetersizdir. Bu durum bize, Osmanlıların bizzat yaptıkları veya içinde bulundukları tarihî olayları, zamanında kayıt altına almadıklarını hatırlatır. Dolayısıyla Osmanlılarda tarih yazıcılığı devletin siyasi, askerî, coğrafî ve benzeri gelişmeleriyle eş zamanlılık göstermez. Osmanlı Beyliği'nin Kuruluş Dönemi'ne dair günümüze ulaşan ilk eserin 1410'lu yıllarda ve Osmanlı tarihini bir bütün olarak anlatan Türkçe kroniklerin ise 1490'lı yıllarda yazıldığı düşünüldüğünde, Osmanlı tarih yazıcılığının devletin kuruluşundan çok sonra ortaya çıktığı anlaşılacaktır. Kuruluşu II. Murad, gelişmesi II.Mehmet ve yükselişi II. Bayezid dönemleri olarak kabul edilen Osmanlı tarihçiliği, II. Bayezid Dönemi'nden itibaren yeni bir ivme kazanmış gerek nicelik gerek nitelik gerekse tür olarak yükselişini sürdürmüştür (Öztürk-Yıldız, 2013, s.15'ten düzenlenmiştir.)

YORUMLAYALIM

Metinde Osmanlı tarihi araştırmacıları için hangi sorun vurgulanmıştır?

Tarihçiler, kuruluştan uzun süre sonra kaleme alınmış ilk Osmanlı kroniklerini yeniden yorumlayarak Osmanlıların kimliği ve beyliğin oluşumunu ortaya koymaya çalışmıştır. Osmanlı Beyliği'nin kurucusu Osman Gazi'nin isminin ilk defa belirlenmesi de dâhil olmak üzere Kuruluş Dönemi'nde yaşanan askerî ve siyasi gelişmeleri ortaya koymak için yabancı kaynaklara ihtiyaç duyulmaktadır. Bizans tarihçileri Pachymeres (Pakimires), Nikephoros (Nikeforos) ve Kantakouzenos (Kantakuzen) ile Arap gezgin, coğrafyacı ya da tarihçileri İbn-i Batuta, el-Ömerî, İbn-i Said ve İbn-i Haldun'un bıraktıkları eserler döneme ışık tutmaktadır. Fakat bu bilgiler, Osmanlı Devleti'nin kuruluşunu yazmak için yeterli değildir.

ÖRNEK METİN

Osmanlı Tarihinin En Eski Kaynakları


Osmanlılar hakkında ilk tarihî bilgiler, Orhan Bey'in imamı İshak Fakih'in oğlu Yahşi Fakih tarafından kaleme alınan “Yahşi Fakih Menâkıbnâmesi”dir. Ancak bu eser günümüzde mevcut değildir. Aşıkpaşazâde, Gebze'den geçerken hastalanmış ve Yahşi Fakih'in evinde misafir olmuştur. Burada menakıpnameyi okuyan Aşıkpaşazâde daha sonra “Aşıkpaşazâde Tarihi” adlı eserini yazarken buradan edindiği bilgileri kullanmıştır. Bugün elimizde olan ve Osmanlı Beyliği'nin kuruluşu ile ilgili bilgi veren kaynaklardan en eskisi ise Ahmedî'nin “İskendernâme” adlı eseridir (Gündüz, 2014, s.14'ten düzenlenmiştir).

Osmanlı Beyliği'ni kuran hanedanın menşeine dair iki farklı görüş ortaya atılmıştır. Bunlardan ilki; Ertuğrul Gazi'nin babasının Süleyman Şah olduğu yönündeki rivayettir. İkincisi ise babasının Gündüz Alp olduğu yönündeki genel kabul gören görüştür. Aşıkpaşazâde, Neşrî ve Oruç Bey gibi tarihçiler, Ertuğrul Gazi’nin babasının Süleyman Şah olduğunu ve onun Fırat Irmağı’nı geçerken boğulduğunu, Caber Kalesi’ne defnedildiğini belirtmiştir. Bu anlatıyla Osmanlıların kökleri, Anadolu’nun Fatihi Türkiye Selçuklularının kurucusu Kutalmışoğlu Süleyman Şah’a dayandırılmak istenmiştir. Ancak son araştırmalar, göstermektedir ki Ertuğrul Gazi’nin babası Gündüz Alp’tir. Ahmedî, Enverî, Ruhi Çelebi ve Karamanî Mehmet Paşa gibi kişiler de bunu teyit eden şecereler hazırlamıştır. Ertuğrul Gazi’nin büyük oğlunun isminin Gündüz olması da bunu desteklemektedir. Belki de Süleyman Şah Efsanesi; Osmanlıların, Türkiye Selçuklularına vâris olduğunu kanıtlamak için ortaya atılmıştır.

BİLİYOR MUSUNUZ?

Osmanlı Beyliği'nin kurucusu Osman Bey'in ismi ilk defa Bizanslı Tarihçi Pachymeres'in (Pakimires) “Relations Historiques” (Bizanslı Gözüyle Türkler) adlı eserinde geçmektedir.

Genel olarak kabul edilen görüşe göre Osmanlılar; Oğuzların, Bozok Kolu'na bağlı Günhan Soyu'nun Kayı Boyu'na mensuptur. Osmanlılar, Kayı Boyu’na mensup olduklarını en yoğun şekilde II. Murad zamanında vurgulamaya başlamıştır.

Bu dönemde bastırılan paralara ve dökülen toplara Kayı Boyu damgaları vurulmuştur. Prof. Dr. Faruk Sümer arşivlerde yaptığı araştırmalarda, Anadolu’nun pek çok yerinde Kayı adlı köylerin bulunduğunu ortaya koymuştur. Kayı Boyu’nun damgası iki ok arasında yay şeklindedir. Bu damga, Osmanlı sikkelerinde de kullanılmıştır.

Kayı Boyu’nun Anadolu’ya ne zaman geldiği kesin olarak tespit edilememiştir. Bununla birlikte Aşıkpaşazâde, Neşrî ve Oruç Bey gibi tarihçilere göre Azerbaycan ile Doğu Anadolu civarında bir müddet kalan Kayılar; Ahlât’taki Sürmeli Çukur’a gelmiş ve burada fikir ayrılığına düşerek ikiye ayrılmıştır. Bir kısmı ana yurtlarına dönerken Ertuğrul ve Dündar Bey liderliğindeki ikinci kol batıya doğru göç etmiştir. Yine XV. yüzyıltarihçilerine göre Kayı Boyu’nun bu kolu, Ertuğrul Bey önderliğinde Selçuklu Sultanı I.Alâeddin Keykubat tarafından Ankara yakınlarındaki Karacadağ’a yerleştirilmiştir. Kayıların gösterdiği gayretten dolayı Sultan; Söğüt’ü kışlak, Domaniç’i de yaylak olarak Kayılara vermiş ve Kayılan Bizans’a karşı uç beyi olarak görevlendirmiştir.

Osmanlı Beyliği'nin kuruluşu üzerine çalışmalar yapan tarihçilerin ileri sürdüğü nazariyeler farklılık göstermektedir. Özellikle Paul Wittek (Vitek), Mehmet Fuat Köprülü ve Halil İnalcık, beyliğin kuruluşu ile ilgili önemli teoriler ortaya atmışlardır. Bu teorilerin karşılaştırılması önemlidir çünkü konu ile ilgili kaynakların yetersizliği, tarihçileri mevcut kaynakları karşılaştırarak çıkarımlarda bulunmaya yönlendirmiştir. Genel kabul gören anlayışa göre Osmanlı Beyliği, Batı Anadolu'da, Bitinya denilen bölgede kurulmuştur.

BİLİYOR MUSUNUZ?

Bitinya
; bugünkü Kocaeli, Sakarya, Bilecik, Bursa, İznik, Düzce, Yalova, Bolu, Bartın ve Zonguldak illerini kapsayan coğrafi alanın Antik Çağ ve sonrasındaki adıdır.


Paul Wittek nazariyesinde, Osmanlı Beyliği'nin kuruluşunu “Gaza Tezi” ile açıklamıştır. Wittek'in 1937'de Londra Üniversitesinde açıkladığı bu teze göre Osmanlı Devleti’nin görkemli yükselişinin gerçek sebebi gazadır. İslam'ın sınırlarını genişletmek çabası olan gaza ile devlet askerî fetihlerle ganimet elde etmeyi amaçlamıştır. Ayrıca Wittek, Osman Bey'i Oğuz Kağan'a bağlayan şecerenin, II. Murad zamanında hanedan siyaseti doğrultusunda oluşturulduğunu ve Osmanlıların, Kayı Aşireti ile de alakası bulunmadığını iddia etmiştir.

Osmanlı Devleti'nin doğuşunu XIII. yüzyıl Anadolu tarihinin bir parçası olarak ele alan Mehmet Fuad Köprülü , “uç”lara özgü yapı üzerinde durmuştur. “ Bir aşiretten cihangirane bir devlet çıkardık” anlayışına karşı çıkan Köprülü'ye göre Osmanlı Beyliği'nin kuruluşunda sadece fetih ve ganimet elde etme amaçlı seferler etkili olmamıştır. Ona göre beyliğin kuruluşu basit bir şekilde ortaya koyulamayacak kadar karışıktır ve farklı etkenlerin açıklanması ile ortaya konabilecek tarihî bir gelişmedir.

  • Türkmenlerin, gaza ruhu ile Bizans üzerine seferler yapması,
  • Selçuklu Devleti'nin zayıflaması ve beyliklerin kurulduğu dönemde Anadolu'daki siyasi boşluk,
  • Türklerin sahip olduğu millî özellikler,
  • Kuruluş Dönemi hükümdarlarının yetenekli olması,
  • Gaziyân-ı Rûm, Ahiyân-ı Rûm, Bâcıyân-ı Rûm ve Abdalân-ı Rûm gibi askerî, sosyal ve iktisadi grupların varlığı,
  • Beyliğin kurulduğu bölgenin jeopolitik durumu,
  • Diğer Türk beyliklerinin, Osmanlı Beyliği'ne karşı tutumları gibi etmenler önemli rol oynamıştır.

Halil İnalcık, Paul Wittek'in tezini kabul etmekle birlikte yetersiz bulmuştur. İnalcık'a göre gaza Osmanlı Beyliği'nin kuruluşunda önemli bir yer tutar, fakat beyliğin kuruluşunu sadece gazaya bağlamak konuya tek boyutlu bakmaktır. İnalcık, uçlardaki sosyal değişime dikkat çekmiştir. XIII ve XIV. yüzyılda meydana gelen bu köklü sosyal değişimin temel sebebi Moğolların yönetimine girmek istemeyen Türkmenlerin göçleri ve bölgede buna bağlı oluşan nüfus baskısıdır. Bizans sınırında gaza ideolojisiyle donanmış bu nüfus potansiyeli, iyi yönlendirilmiş ve yeni bir Türk Beyliği'nin doğuşunu sağlamıştır.

BİLİYOR MUSUNUZ?

Tarih araştırmalarında olaylar doğrudan doğruya gözlemlenemediği için tarihçi olayların ardında bıraktığı kanıt ve belgeleri kullanır. Kanıtların değerlendirilmesinde ise tarih, çeşitli bilimlerden faydalanır. Yeni bulunan kanıt ve belgelerle de tarihî bilgiler değişebilir. Araştırmalar sonucunda bulunacak her yeni bilgi ve belge, mevcut bilgileri tamamlayabilir, daha anlaşılır hâle getirebilir veya tamamen değiştirebilir.
Yorumlar - Yorum Yaz
Köşe Yazıları
Anket
Atatürk hangi şehrin fahri hemşehrisidir?
abdullahhoca

SİTEMİZE GÖSTERMİŞ OLDUĞUNUZ İLGİYE TEŞEKKÜRLER...
TARİH BİZDEN ÖĞRENİLİR.
Site Haritası