YENİ NESİL TARİH SİTESİ

yeninesiltarih.com ile TARİHE FARKLI BİR BAKIŞ

10.SINIF TARİH DERSİ
12.SINIF İNKILAP TARİHİ DERSİ
TÜRK İSLAM DEVLETLERİ TARİHİ
OSMANLI DEVLETİ TARİHİ
T.C İNKILAP TARİHİ VE ATATÜRKÇÜLÜK
ÇAĞDAŞ TÜRK VE DÜNYA TARİHİ
YNT TV

2. 6. MUDANYA’DAN LOZAN’A

2. 6. MUDANYA’DAN LOZAN’A
Mudanya Ateşkes Anlaşması: Batı Anadolu’nun Yunan işgalinden kurtarılmasından sonra sıra Trakya’nın kurtarılmasına gelmişti. Fakat Boğazlar bölgesi İtilaf Devletleri’nin kontrolünde idi. Türk askerî birlikleri Boğazlara yönelince; İtalyanlar ve Fransızlar, İngilizleri yalnız bırakarak Çanakkale ve İzmit’teki birliklerini çektiler. Yunanlıları terk etmek istemeyen İngiltere, dominyonlarından istediği desteği de bulamayınca Türklerle barış görüşmeleri için masaya oturmaya mecbur kaldı.

3 Ekim 1921’de Mudanya Ateşkes görüşmelerine TBMM adına Batı Cephesi Komutanı İsmet Paşa katıldı ve konferansa başkanlık etti. İtilaf Devletleri adına İngiltere’yi General Harrington (Harinton), Fransa’yı General Charpy (Şarpi), İtalya’yı General Monbelli (Monbeli) temsil ederken görüşmelere Yunanistan adına kimse katılmamıştı. Yunanistan delegesi General Mazarakis bir gemide bekletilirken Yunanistan’ı İngiltere temsil etti. Bir hafta kadar süren sert tartışmaların sonunda, 11 Ekim 1922’de, 14 maddeden oluşan Mudanya Ateşkes Anlaşması imzalandı. Bu ateşkes anlaşmasıyla İstanbul ve Doğu Trakya savaş yapılmadan kurtarıldı. Böylece Millî Mücadele’nin askerî safhası tamamlanmış oldu. İngiltere’nin Doğu Akdeniz politikası iflas etti ve İngiltere’nin Yunan destekçisi Başbakanı Lloyd George (Loyd Corc) istifa etmek zorunda kaldı. Ayrıca İtilaf Devletleri, Osmanlı Devleti’nin sona erdiğini de kabul etmiş oluyorlardı. Çünkü Mudanya Ateşkes Anlaşması’nı TBMM Hükûmeti ile imzaladılar ve İstanbul’un TBMM Hükûmeti’ne teslim edilmesini kabul ettiler.

2. 6. 1. Barış Konferansı İçin Yapılan Hazırlıklar

Mudanya Ateşkesi’nin imzalanmasından sonra sıra barış görüşmelerine gelmişti.
Mustafa Kemal Paşa, görüşmeler için İzmir şehrini önerdiyse de bu öneri kabul görmedi. Görüşmelerin tarafsız bir ülke olan İsviçre’nin Lousanne (Lozan) kentinde yapılması kararlaştırıldı İtilaf Devletleri, Lozan Barış Konferansı’na Türk tarafını temsilen İstanbul Hükûmeti’ni de davet edince, bu duruma tepki olarak TBMM tarafından saltanat kaldırıldı. Böylece Osmanlı Devleti’nin siyasal varlığına son verilmiş oldu. Artık barış görüşmelerinde Türk tarafının tek temsilcisi olarak sadece TBMM Hükûmeti kalmış, İtilaf Devletleri’nin oyunu bir kez daha bozulmuştu. Mudanya Ateşkes Görüşmeleri’ndeki başarısı sebebiyle Batı Cephesi Komutanı İsmet Paşa, Dışişleri Bakanı seçildi ve Lozan Barış Görüşmeleri’ne gidecek Türk heyetinin başına getirildi. Lozan Barış Görüşmeleri’ne gidecek 33 kişiden oluşan heyete, hareketlerinden önce kısa bir direktif verilmişti. Heyetten özellikle Anadolu’da Ermenilere toprak verilmemesi ve kapitülasyonların kaldırılması konularında kesinlikle taviz verilmemesi istendi.

Konferans 20 Kasım 1922’de açıldı. Asıl barış görüşmeleri 21 Kasım’da Ouchy (Uşi) Şatosu Oteli’nin büyük salonunda başladı. Bu Konferansa Türkiye
Büyük Millet Meclisi Hükûmeti, İngiltere, Fransa, İtalya, Japonya, Romanya, Yunanistan ve Yugoslavya delegeleri katıldı. Boğazlarla ilgili konuların görüşülmesi sırasında Sovyetler Birliği ve Bulgaristan delegeleri de konferansa katıldı. ABD ise sadece gözlemci olarak yer aldı.

Lozan Barış Konferansı çok çetin tartışmalara sahne oldu. Çünkü orada sadece bir Türk-Yunan savaşının hesabı görülmüyordu. Tarihe karışan Osmanlı İmparatorluğu’nun tasfiyesinin getirdiği, yüzyıllara dayanan çeşitli ve çetrefilli sorunlar da çözülmeye çalışılıyordu. Konferans 4 Şubat 1923’te bir sonuç elde edilemeden dağıldı.

Konferans görüşmelerinin olumsuzlukla sonuçlandığı dönemde, 17 Şubat 1923’te İzmir İktisat Kongresi toplandı. Kongrede ekonomide tam bağımsızlık kararı alınarak kapitülasyonların kabul edilmeyeceği mesajı bir kez daha verildi. Ekonomide liberal bir modelin uygulanacağı kararı alındı. Batılı devletler üzerinde Türkiye’nin ekonomide liberal sisteme geçme kararı olumlu bir izlenim yarattı.

Türkiye, İtilaf Devletleri’ne 8 Mart’ta verdiği bir nota ile barış koşullarını içeren projesini açıkladı. Bunun üzerine yapılan çağrıyla 23 Nisan 1923’te, Lozan Barış Görüşmeleri’nin ikinci etabı başladı. Üç aylık zorlu müzakereler sonunda 24 Temmuz 1923’te İsmet Paşa, Lozan Barış Antlaşması’nı imzaladı.

Mustafa Kemal, İsmet Paşa’ya kutlama telgrafı çekti. Lozan Barış Antlaşması’nın
imzalanması 101 pare top atışı yapılarak duyuruldu. Bütün ülkede şenlikler ve kutlamalar yapıldı. Nihayet Türk milletinin yıllardır özlemini çektiği barışa kavuşulmuştu.

Lozan Barış Antlaşması (24 Temmuz 1923)

Lozan Barış Antlaşması 143 madde ve 4 bölüm halinde düzenlenmiştir. Antlaşmanın önemli maddeleri şunlardır:

1. Sınırlar

a) Yunanistan Sınırı: Meriç Nehri, Türk-Yunan sınırı olacaktır. Bozcaada, Gökçeada ve Tavşan Adası Türkiye’ye kalacak, Türkiye’nin Ege kıyılarına yakın olan Yunan adaları silahlandırılmayacaktır.

b) Suriye Sınırı: 20 Ekim 1921’de Fransa ile imzalanan Ankara Antlaşması’nda belirlenmiş olan sınır esas alınacaktır.

c) Irak Sınırı: Musul sorunu nedeniyle, Irak sınırı Lozan’da belirlenemedi. Sorunun Türkiye ile İngiltere arasında yapılacak ikili görüşmelere bırakılmasına karar verildi.

2. Boğazlar:

Boğazlar, Türkiye’nin başkanlığında uluslararası bir komisyon tarafından yönetilecektir. Türkiye, Boğazların her iki yakasında da asker bulundurmayacaktır.

3. Kapitülasyonlar:

Adli, mali, idari ve ekonomik ayrıcalıklar içeren kapitülasyonlar kaldırılacaktır.


4. Borçlar:

Osmanlı borçları, Osmanlı Devleti’nden ayrılan devletlerle Türkiye arasında paylaştırılacaktır. Türkiye’nin payına düşen borçlar taksitlere bağlanacaktır.

5. Azınlıklar:

Türk vatandaşı olacaklar, Türk kanunlarına tabi tutulacaklardır.

6. Nüfus Mübadelesi:

İstanbul’da yaşayan Rumlar ile Batı Trakya’da yaşayan Türkler yerlerinde kalacak, diğer yerlerdekiler karşılıklı değiştirilecektir.

7. Fener Rum Patrikhanesi:

İstanbul’da bulunacak fakat ekümenik (evrensel) özelliği olmayacaktır.

8. Savaş Tazminatı:

Yunanistan verdiği zararlara karşılık, Meriç Nehri’nin ötesinde bulunan Karaağaç kasabasını Türkiye’ye verecektir. Lozan Barış Antlaşması ile yeni Türk Devleti’nin varlığı ve bağımsızlığı tüm dünya tarafından kabul edildi. Sevr Antlaşması tarihe karıştı. I. Dünya Savaşı’nın sonunda imzalanan anlaşmalar kısa süre içinde geçerliliğini kaybederken, Lozan Barış Antlaşması hâlen geçerliliğini sürdürmektedir. Bu durum Türk diplomasisinin başarısını ortaya koyarken, Misak-ı Millî de büyük ölçüde gerçekleştirilmiş ve tam bağımsızlık sağlanmıştır.

Türkleri Avrupa’dan çıkarmak diye özetlenen yüzyıllık Avrupa siyaseti, Lozan’da iflas etmiştir. Anadolu’yu paylaşmayı içeren Sevr Antlaşması da geçerliliğini yitirmiştir. Lozan Barış Antlaşması’nı ünlü İngiliz tarihçisi A. Toynbbe (Tonbi): “Hemen hemen her konudaki Türk istekleri, Lozan’da Müttefikler tarafından kabul edilmiştir… Yenilmiş, parçalanmış bir ulusun, bu harabe içinden ayağa kalkması ve dünyanın en büyük ulusları ile, tam eşit koşullar içinde karşı karşıya gelmesi ve her isteğini kabul ettirmesi şaşılacak bir şeydi.” diye değerlendirmiştir. Lozan Barış Antlaşması’nın Yunanistan tarafından nasıl yorumlandığına bakıldığında ise anlaşmayı Yunanistan adına imzalayan Venizelos hislerini “derin bir melankoli ve hüzün” diye belirtmiştir.

II. Dönem TBMM, 23 Ağustos 1923’te yapılan oylamada, 14 olumsuz oya karşı 213 oyla Lozan Barış Antlaşması’nı onaylamıştır. 6 Ekim 1923’te işgal kuvvetleri İstanbul’u terk etmiştir. İtilaf Devletleri İstanbul’u terk edince düzenli ordu İstanbul’a girmiştir (Görsel 2.27). Fakat ilgili öteki devletlerin antlaşmayı onaylamaları geciktiğinden, antlaşma ancak 6 Ağustos 1924’te yürürlüğe girebilmiştir.

10 Ağustos 1920’de Osmanlı Devleti’ne imzalatılan Sevr Antlaşması’nda Anadolu’da İngiliz, Fransız ve İtalyan nüfuz bölgeleri oluşturulmuş, İzmir bölgesi ile Trakya Yunanistan’a bırakılmıştı. Ayrıca Doğu Anadolu topraklarında da bir Ermenistan Devleti kurulurken, Türklere İç Anadolu ile Karadeniz bölgesinin bir kısmı bırakılmıştı. Bu yeni sınırlar içinde kalacak olan azınlıkvatandaşlara da İtilaf Devletleri’nin garantörlüğünde geniş haklar tanınacaktı. Bundan başka Osmanlı Devleti’nin siyasi egemenlik gücünü zedeleyen adli, mali ve ekonomik ayrıcalıklar içeren kapitülasyonlar daha da genişletilecekti.
TBMM, Sevr Antlaşması’nı tanımadığını İtilaf Devletleri’ne bildirmiş ve antlaşmayı
imzalayanları vatan haini sayarak vatandaşlıktan çıkarmıştır. Üç yıl daha süren kanlı mücadeleler sonucunda Sevr Antlaşması uygulanamayan bir antlaşma olarak kalmıştır. Düşmanlar ülkeden çıkarılmış, Misak-ı Millî’de öngörülen bugünkü Türkiye sınırlarına çok büyük ölçüde kavuşulmuştur. 24 Temmuz 1923’te imzalanan Lozan Barış Antlaşması ile de bu durum uluslararası platformda kabul edilmiş ve Türkiye Devleti siyasi, ekonomik hukuki bütün sınırlandırmalardan kurtulmuş, tam bağımsız bir devlet olarak saygın yerini almıştır.




Yorumlar - Yorum Yaz
Köşe Yazıları
Anket
Atatürk hangi şehrin fahri hemşehrisidir?
abdullahhoca

SİTEMİZE GÖSTERMİŞ OLDUĞUNUZ İLGİYE TEŞEKKÜRLER...
TARİH BİZDEN ÖĞRENİLİR.
Site Haritası