YENİ NESİL TARİH SİTESİ

yeninesiltarih.com ile TARİHE FARKLI BİR BAKIŞ

10.SINIF TARİH DERSİ
12.SINIF İNKILAP TARİHİ DERSİ
TÜRK İSLAM DEVLETLERİ TARİHİ
OSMANLI DEVLETİ TARİHİ
T.C İNKILAP TARİHİ VE ATATÜRKÇÜLÜK
ÇAĞDAŞ TÜRK VE DÜNYA TARİHİ
YNT TV

1.3. ANADOLU’NUN İLK FATİHLERİ

1.3. ANADOLU’NUN İLK FATİHLERİ


TARTIŞALIM

XII. yüzyıldan itibaren Batılılar tarafından Anadolu'ya Türkiye denilmesinin nedenleri neler olabilir?


Anadolu'ya ilk Türk akınları IV. yüzyılın sonlarında Avrupa Hunları tarafından düzenlenmiştir. 395-398 yılları arasında Avrupa Hunları; Kafkaslar üzerinden Anadolu'ya girmiş, Doğu Roma İmparatorluğu'na baskı yapmış hatta Suriye'ye kadar inmiştir. Hunlardan sonra VI. yüzyıldan itibaren Sabarlar, Anadolu'ya girerek Konya, Kayseri ve Ankara civarına kadar ilerlemiştir. Ancak hem Hunlar hem de Sabarlar, Anadolu'da yerleşmeyi düşünmeyerek yurtlarına geri dönmüştür.

VIII. yüzyılda Abbasiler tarafından Türkistan ve Horasan'dan getirilen Türkler, Bizans'a karşı gaza ve cihat amacıyla Anadolu'nun sınır bölgelerine yerleştirilmiştir. X. yüzyılın ikinci yarısına kadar Türkler, Anadolu'da gaza ve cihat hareketlerinde bulunmuş ancak bu akınlar Anadolu'yu yurt edinme amacı taşımamıştır.

BİLİYOR MUSUNUZ?

Müslümanların Anadolu'ya gaza seferleri Emeviler zamanında başlamış, Abbasiler zamanında devam etmiştir. Fakat Anadolu fethedilememiştir. Bunda IX. yüzyılda Bizans'ın, doğudaki uç bölgelerinde Müslümanların uygulamalarına benzer şekilde teşkilatlar kurması ve buralara Balkanlardan getirdiği Şamanist ve Hristiyan Türkleri yerleştirmesi etkili olmuştur.
Anadolu'ya ilk Selçuklu akınları, Büyük Selçuklu Devleti kurulmadan önce, 1015'ten itibaren Çağrı Bey liderliğinde keşif yapmak amacıyla gerçekleştirilmiştir. Yaklaşık 3 000 kişilik bir kuvvetle Anadolu'ya giren Çağrı Bey, elde ettiği ganimetler ve Anadolu hakkında öğrendiği pek çok önemli bilgiyle Tuğrul Bey'in yanına dönmüştür.

Anadolu'yu yurt edinme politikasının temeli, Büyük Selçuklu Devleti'nin kuruluşundan sonra Tuğrul Bey tarafından atılmıştır. Tuğrul Bey, hanedan mensuplarını ve komutanlarını Anadolu'nun fethi konusunda görevlendirmiştir. 1048'de Pasinler Savaşı ile yaklaşık bir asır sürecek olan Selçuklu-Bizans mücadelesi başlamıştır. Tuğrul Bey'den sonra hükümdar olan Alp Arslan zamanında da fetih hareketlerine devam edilmiş ve 1064'te Ani Kalesi alınmıştır. 1071 Malazgirt Savaşı'yla Anadolu'nun kapıları Türklere açılmıştır.

Bu zafer sonrasında Sultan Alp Arslan'ın şekillendirdiği fetih politikası, Anadolu'nun fethini hızlandırmıştır.

Büyük Selçuklu Devleti, Anadolu'nun Türkleştirilmesini bir devlet politikası hâline getirmiş ve bunu takiben Anadolu'da kurulan ilk Türk beylikleri de kalıcı Türk yerleşmesini sağlamıştır.


ÖRNEK METİN

Yabgulular Meselesi


Arslan Yabgu'nun soyundan gelenler, saltanat mücadelesinde başarısız olmuş; Anadolu, Horasan, İran ve Irak taraflarına gelmiştir. Devlete başkaldıran Türkmen grupları da buralara gelerek bu beyler çevresinde toplanmış ve bu gruplar ‘Yabgulular' olarak adlandırılmıştır. Selçuklu sultanlarına isyan eden El-Basan ve Atsız'ın da Süleyman Şah, kardeşleri ve oğlu Kılıç Arslan gibi yabgulu olarak adlandırılmasının sebebi, Arslan Yabgu'nun soyundan gelenlerle aynı bölgede faaliyet göstermeleridir. Bir bakıma Anadolu Türklerinin tamamı Yabgulu olmuş; bundan sonra Anadolu'nun fethinde önemli rolleri olan Yabguluların zamanla etkinliklerini ve isimlerini kaybettikleri görülmüştür (Turan, 1973, s.28-29'dan düzenlenmiştir).
Anadolu'nun yurt tutulması bağlamında Malazgirt Savaşı tam bir dönüm noktası olmuştur. Kısa bir süre içerisinde Anadolu'da; Danişmentliler (Sivas-Tokat-Kayseri), Mengücekliler (Erzincan), Artuk-lular (Mardin), Saltuklular (Erzurum), Dilmaçoğulları (Bitlis-Erzen), Ahlatşahlar-Sökmenliler (Ahlat-Erciş-Van) ve Çaka Beyliği (İzmir) gibi beylikler kurulmuştur.

Danişmentliler, 1080-1178 yılları arasında hüküm sürmüştür. Malazgirt Zaferi sonrasında beyliği kuran Danişment Gazi, Anadolu'daki karışıklıklardan yararlanarak Yeşilırmak Havzası'na hâkim olmuştur. 1085'ten sonra ise sınırlarını Kızılırmak Havzası'nda genişletme imkânı bulan Danişmentliler; Sivas, Malatya, Kayseri, Tokat, Niksar, Amasya civarlarında hâkimiyet kurmuştur. Özellikle Malatya'nın hâkimiyet altına alınması konusunda Türkiye Selçukluları ile sık sık karşı karşıya gelmiştir. Haçlı Seferleri’nin başlamasıyla birlikte bu Danişment-Selçuklu çekişmesi, Haçlılara karşı dayanışmaya ve ortak mücadeleye dönüşmüştür. Anadolu’da derin izler bırakan Danişmentliler, bölgenin sosyal ve kültürel alanlarda gelişmesine katkı sağlamıştır. “Danişmentnâme” adlı manzum türdeki eserde, Danişmentlilerin ülkelerine yaptığı hizmetler anlatılmaktadır. Danişmentliler, ilim ve fen alanında çalışma yapan kişilere değer vermiştir. Kayseri, Malatya ve Sivas bu dönemde önemli eğitim ve bilim merkezleri hâline gelmiştir. Anadolu’daki en eski medreselerden olan Yağıbasan Medresesi de Danişmentlilere aittir.

Mengücekliler, Sultan Alp Arslan’ın komutanlarından Mengücek Ahmet Gazi tarafından kurulmuş ve 1071-1228 tarihleri arasında Erzincan, Kemah, Divriği ve Şebinkarahisar civarında hüküm sürmüştür. Selçuklu devlet yapısını iki asra yakın bu bölgede yaşatmışlardır. Bölgede meydana gelen depremler, beyliğe ait eserlerin günümüze kadar ulaşmasını engellemiştir.

Artuklular, Mardin merkezli olarak 1102’de kurulmuş ve 1231’e kadar Mardin, Hasankeyf, Harput olmak üzere üç kol hâlinde varlığını sürdürmüştür. Çeşitli din, mezhep ve milletlere mensup kitlelerin yaşadığı Anadolu’nun güney doğusunda hâkimiyet kuran Artuklular, başlangıçta idari ve mali divanlarda Hristiyan memurlara da görev vermiştir. Bu dönemde Diyarbakır, Mardin gibi büyük merkezlerde, ilim gelişmiş ve Cezerî gibi ilim adamları ön planda tutulmuştur. Beylik, vergileri hafifletmiş ve halkın refahını yükseltmiştir. Bizans sikkeleri örnek alınarak para basılmıştır. Bu durum Bizans ile ticari ilişkilerin olduğunu göstermektedir. Artuklular Dönemi’nd yaşayan, bilim ve teknoloji alanında gerçekleştirdiği olağanüstü buluşlarla tanınan Cezerî, elektriğin henüz kullanılmadığı dönemde sadece su ve mekanik parçalar ile çalışan makineler yapmıştır.

Saltuklular, 1072-1202 yılları arasında Erzurum merkez olmak üzere Kars, Oltu, Bayburt, Malazgirt ve Artvin civarında hüküm sürmüştür. Gürcülerle mücadele eden Saltuklu hükümdarları, Türkiye Selçukluları ile iyi ilişkiler kurmuştur. Mimaride, sanatta ve kültürde önemli atılımlar gerçekleştiren Saltuklular, sanat anlayışlarıyla diğer Türk beylik ve devletlerini etkilemiştir. Saltuklu kentlerinde Ahi kültürü ve geleneği etkili olmuştur.

Bu dört beyliğin yanında Dilmaçoğulları ve Ahlatşahlar da Anadolu’nun Türkleşmesine hizmet etmiştir. Dilmaçoğulları, Sultan Alp Arslan’ın komutanlarından Dilmaçoğlu Mehmet Bey tarafından 1085’te Bitlis’te kurulmuş ve 1394’e kadar bölgede varlığını sürdürmüştür. Ahlatşahlar (Sökmenliler), 1100-1208 yılları arasında Ahlat merkez olmak üzere Van Gölü civarında hüküm sürmüş Türk Beyliği’dir.

BİLİYOR MUSUNUZ?

1081’den itibaren İzmir merkezli olarak denizcilik faaliyetlerine başlayan ilk Türk beyi olan Çaka Bey, kurduğu 40 parçalık donanmayla Midilli, Sakız, Sisam ve Rodos gibi stratejik öneme sahip adaları fethetmiştir. 1081 yılı Türk Deniz Kuvvetleri’nin kuruluş yılı olarak kabul edilmektedir.

Malazgirt Zaferi sonrası Anadolu’nun fethi için beylikler, kuzeyde Gürcüler, batıda Bizans ve zaman zaman Haçlılar, güneyde ise Eyyubiler ile mücadele etmiştir. Bölgelerini farklı düşmanlara karşı iyi savunan beyliklerin çoğu, zamanla Türkiye Selçukluları hâkimiyetine girmiş ve kültür miraslarını Selçuklulara devretmiştir. İlk Türk beylikleri döneminde özellikle Anadolu’nun doğusu refaha kavuşmuştur. Bu beylikler; bölgenin Türkleşmesi amacıyla camiler, medreseler, kervansaraylar, imarethaneler, zaviyeler, hamamlar, kümbetler gibi mimari eserler inşa etmişlerdir. Böylece bölgelerini bayındır hâle getirmiş ve Anadolu’da kalıcılığı sağlamışlardır.

Malazgirt Zaferi’nden sonra kurulan beylikler, yaklaşık 200 yıl Anadolu’nun Türkleşmesini ve İslamlaşmasını sağlamıştır. Büyük Selçuklu Devleti’nin etkisiyle Anadolu’da kurulan ilk Türk beyliklerinin ortak noktası kurucularının Oğuzlara mensup olmasıdır.

Türkiye Selçukluları ile Çaka Beyliği arasındaki ilişkilerde Bizans etkili olmuştur. Oluşturduğu güçlü donanma ile Bizans’ı denizden tehdit eden Çaka Bey, kızını da Selçuklu Sultanı I. Kılıç Arslan ile evlendirerek nüfuz kazanmıştır. Çaka Bey’in Balkanlardaki Peçenekler ile de ittifak kurması, Bizans İmparatoru I. Aleksios Komnenos’u (Aleksiyos Komnenos) endişelendirmiştir. I. Kılıç Arslan’a bir mektup yazan imparator, Çaka Bey’in asıl amacının Selçuklu tahtı olduğuna sultanı inandırmış ve sultanı Çaka Bey’e karşı kışkırtmıştır. Çaka Bey’i İznik’e davet eden I. Kılıç Arslan verdiği ziyafet esnasında Çaka Bey’i 1095’te öldürtmüş ve beylik ortadan kalkmıştır. Böylece Bizans için Çaka Bey tehlikesi sona ermiştir.

CEVAPLAYALIM

Çaka Beyliği, hangi yönleriyle Anadolu’da kurulan ilk Türk beyliklerinden farklılık gösterir?

Anadolu’da Selçuklu-Bizans Mücadelesi
Türkiye Selçukluları, Anadolu’nun Türk yurdu hâline gelmesinde etkili olan uzun ömürlü devlet olmuştur. Arslan Yabgu’nun torunu Süleyman Şah, 1077 yılında Hristiyanlar için oldukça önemli olan İznik’i ele geçirmiş ve başkent yaparak Türkiye Selçuklu Devleti’ni kurmuştur. Adana, Tarsus ve Antakya’yı fethederek Suriye bölgesine yönelen Süleyman Şah, 1086 yılında Antakya yolunda Suriye Selçuklu Meliki Tutuş ile mücadele sırasında ölmüştür. Süleyman Şah’ın oğulları Kılıç Arslan ve Davut Kulan Arslan da Melikşah tarafından İsfahan’a götürülmüştür. Süleyman Şah’ın İznik’te vekil olarak bıraktığı Ebu’l-Kasım, Türkiye Selçuklu Devleti’nin devamını sağlamış ve hatta Bizans’a karşı mücadele ile devletin sınırlarını Marmara kıyılarına kadar genişletmiştir.

1092 yılında Melikşah’ın ölümünden sonra Kılıç Arslan ve Davut Kulan Arslan esaretten kurtularak İznik’e gelmiş ve devleti Ebu’l-Kasım’dan devralmıştır. Büyük kardeş olan Kılıç Arslan İznik’te sultan ilan edilmiştir.

Tahta geçtiği dönemde I. Kılıç Arslan, bir taraftan Anadolu’daki beylikler ile bir taraftan da İznik’i baskı altına almaya çalışan Bizans ile mücadele etmiştir. I. Kılıç Arslan’ın kayınpederi Çaka Bey, zaman zaman Bizans’ı tehdit edecek kadar güçlense de I. Kılıç Arslan’ın, Çaka Bey’i bir davet sonrasında ortadan kaldırması Bizans’ı rahatlatmıştır.

Türkiye Selçukluları, 1096 yılında Haçlı tehlikesi ile karşı karşıya kalmıştır. I. Kılıç Arslan’ın kardeşi Davut Kulan Arslan, çoğunluğunu Avrupa’nın yoksul halklarının oluşturduğu öncü Haçlı kuvvetlerini Anadolu’ya geçer geçmez bir baskınla yok etmiştir. Daha sonra gelen asıl Haçlı kuvvetleri başarılı olmuş ve İznik başta olmak üzere Urfa, Antakya, Kudüs gibi önemli şehirleri ele geçirmiştir.

Malazgirt Zaferi sonrası Anadolu’daki durumu zora giren Bizans, I. Haçlı Seferi’nin Türkiye Selçuklularını yıpratmasıyla rahatlamıştır. Bizans’ın, Haçlılara yapacağı yardımlara karşılık Haçlılar Anadolu’da ele geçireceği toprakları Bizans’a vermeyi taahhüt etmiştir. Bu sayede Bizans, başta İznik olmak üzere İzmir, Efes gibi kıyı bölgelerini ele geçirme imkânı bulmuştur. Türkiye Selçukluları da başkenti Konya’ya taşımak zorunda kalmıştır.

Haçlı Seferleri’ne karşı Türkler, Anadolu’yu savunma görevini üstlenmiştir. Türkiye Selçukluları, Anadolu’yu Türkleştirmek için Bizans ve Haçlılar ile mücadele etmiş ve ayrıca Türkistan’dan gelen Türkmen kitlelerini Anadolu’ya yerleştirerek Anadolu’da kalıcılık sağlamıştır.

CEVAPLAYALIM

Türkiye Selçukluları’nın kuruluş döneminde Haçlılar ile karşılaşması ne gibi sorunlara neden olmuştur?


Anadolu’nun Tapusu: Miryokefalon


Kılıç Arslan tahta geçtiğinde Türkiye Selçukluları bazı sıkıntılar ile karşı karşıya kalmıştır. Kardeşi Şahinşah’ın kendisine karşı taht mücadelesine girişmesi ve güneyde Musul Atabeyi Nurettin Zengi’nin Selçuklu topraklarına saldırması üzerine II. Kılıç Arslan, Bizans ile ittifak kurmak için İstanbul’a gitmiştir. Bu ittifak sayesinde kısa sürede Sakarya’dan Fırat’a kadar olan bölgede iktidarını sağlamlaştırmıştır. Selçukluların çok güçlenmesi, sınırlarını genişletmesi ve Türkmenlerin Batı Anadolu’ya kadar akınlara devam etmesi bu kez Bizans’ı tedirgin etmiştir. Bizans imparatorunun, II. Kılıç Arslan ile yaptığı ittifaka sadık kalmaması üzerine iki taraf savaşın eşiğine gelmiştir. Büyük bir ordu ile Konya’ya doğru yola çıkan Bizans kuvvetleri 17 Eylül 1176 tarihinde, bugünkü yeri hakkında farklı görüşler bulunan Miryokefalon denilen geçitte Selçuklu kuvvetleri tarafından pusuya düşürülerek yenilgiye uğratılmıştır. Sultan Kılıç Arslan, imparatoru esir etmek yerine, Selçuklu sınırlarındaki bazı Bizans kalelerinin yıkılması şartıyla bir antlaşma yapma yoluna gitmiştir. Bizans tarihindeki en büyük yenilgilerden birisi olan Miryokefalon mağlubiyeti ile Bizans’ın Türkleri Anadolu’dan çıkarma ümitleri tamamen sona ermiştir. Böylece Türklerin Anadolu hâkimiyeti kesinleşmiştir.

Miryokefalon Zaferi’nden sonra II. Kılıç Arslan’ı tebrik için gelenlerin içinde Ermeni Patriğinin de bulunduğu ruhani liderler vardır. Patrik, Sultan’a: “Muzaffersiniz. Tanrı mübarek etsin" demiştir.

ÖRNEK METİN

Bizans ve Miryokefalon Zaferi


Miryokefalon Zaferi, Malazgirt’ten sonra Türkiye tarihinde ikinci bir dönüm noktasıdır.

Bizanslılar, Malazgirt’in kendileri için nasıl bir darbe olduğunu o güne kadar henüz yeterince kavrayamamış ve bu sebeple sürekli Anadolu’yu geri alma ümit ve hayaliyle yaşamış ve Anadolu’yu Türkler tarafından geçici bir süre için işgal edilmiş bir ülke gözüyle görmüştür. Halbuki Miryokefalon Zaferi’nden sonra (Görsel 1.12), Haçlı istilaları nedeniyle 1097’den 1176’ya kadar Bizanslılarda olan üstünlük tekrar Türkiye Selçuklularına geçmiş, Bizans’ın Anadolu’yu kurtarma ve geri alma ümit ve hayalleri tamamen tarihe karışmıştır. Bir daha asla Doğu’ya büyük bir sefer düzenleyemeyecektir.

Miryokefalon Zaferi’nden sonra İmparator Manuel Komnenos’un planlarını hem Batı’da hem Doğu’da gerçekleştiremeyeceği ortaya çıkmıştır. Bundan sonra Bizanslılar daima müdafaada ve çöküntüde, Türkler de ilerleme ve yükselme hâlinde olmuştur. Böylece, Malazgirt Zaferi’yle açılan vatan ve kurulan devlet, Miryokefalon Zaferi’yle korunmuş ve emniyet altına alınmıştır (Ünal, 2014, s.408-409’dan düzenlenmiştir).

Yorumlar - Yorum Yaz
Köşe Yazıları
Anket
Atatürk hangi şehrin fahri hemşehrisidir?
abdullahhoca

SİTEMİZE GÖSTERMİŞ OLDUĞUNUZ İLGİYE TEŞEKKÜRLER...
TARİH BİZDEN ÖĞRENİLİR.
Site Haritası