YENİ NESİL TARİH SİTESİ

yeninesiltarih.com ile TARİHE FARKLI BİR BAKIŞ

10.SINIF TARİH DERSİ
12.SINIF İNKILAP TARİHİ DERSİ
TÜRK İSLAM DEVLETLERİ TARİHİ
OSMANLI DEVLETİ TARİHİ
T.C İNKILAP TARİHİ VE ATATÜRKÇÜLÜK
ÇAĞDAŞ TÜRK VE DÜNYA TARİHİ
YNT TV

5.6. OSMANLI’NIN GÜCÜ VE STRATEJİK RAKİPLERİ

5.6. OSMANLI’NIN GÜCÜ VE STRATEJİK RAKİPLERİ

“Fransa'da 1480 ile 1609 yılları arasında Osmanlı Devleti'yle ilgili 80'den fazla kitap yazılmıştır. İngiltere'de tüccar ve seyyahların Osmanlılarla ilgili hatıratları yayımlanmıştır. XVI. yüzyılda bir gazete ise Almanlara, Türkleri tanıtmıştır. Avrupa'da bu yüzyılda Türklerle ilgili çıkan kısa haberlerin 2460 nüshasından 100 tanesi Almanya'da çıkmıştır"

TARTIŞALIM

XVI. yüzyılda Avrupa'da Türklere karşı ilginin artmasının sebepleri neler olabilir?

Venedik ve Ceneviz cumhuriyetleri, İtalya'nın refaha kavuşmasını sağlayan devletlerin başında gelmektedir. Venedikliler, sahip olduğu gücü ve zenginliği Akdeniz ticaretinden sağlarken Cenevizliler ise Karadeniz ticaretinden sağlamıştır. Her iki devlet de Bizans'tan elde ettiği imtiyazlarla deniz ticaretlerini serbestçe sürdürmüştür. İstanbul'un Fethi'nden sonra ticari ayrıcalıklarını kaybetmek istemeyen Venedik ve Cenevizliler, Osmanlılarla anlaşmak zorunda kalmıştır.

Avrupa ile ticaretin büyük yararını gören Osmanlılar gerek Venedik gerekse Ceneviz Cumhuriyeti'ne ticari imtiyazlar tanımıştır. Bu imtiyazlarla Osmanlı Devleti hem Batı'nın bu denizci tüccar devletlerini kendi tarafına çekmiş hem de ihtiyacı olan emtianın düzenli olarak ülkesine girmesini sağlamıştır. Hatta ekonomi işlerinde Venediklilerden yararlanılarak İstanbul, Bursa ve Edirne gibi şehirlere Venedikli tacirler yerleştirilmiştir.

YORUMLAYALIM
Venedik ve Cenevizlilerin Osmanlı Politikası
XV. yüzyılda Venedik ve Cenevizliler, doğuda kendi ticari çıkarlarını korumak için Osmanlılarla iyi geçinmeye bakıyor ve Haçlı Seferleri için papanın yardım isteklerine pek aldırmıyordu. Fatih, Venedik'in yüzyıllarca çalışarak Doğu Akdeniz'de kurduğu egemenliği yıkıp Osmanlı hâkimiyetini kurmak istiyordu. Bunun için Osmanlı ile savaş Venedik’e kaçınılmaz görünüyordu. Venedik bu kötü sonu olabildiğince geciktirmek için Osmanlıları kışkırtacak faaliyetlerden uzak duruyordu. Ayrıca Fatih, Ege ve Karadeniz'deki Ceneviz kolonilerine de son vermek istiyordu. Buna karşın Cenevizliler de Osmanlılarla anlaşmazlığa girmekten her zaman kaçınıyor ve Varna Savaşı'nda papanın yardım çağrısını kabul etmiyordu. Ayrıca bu savaşta Cenevizliler kendi gemilerini Osmanlı hizmetine sunuyordu (İnalcık, 2011, s.18, 41-46'dan düzenlenmiştir).

Devletlerin rekabetlerinde uyguladıkları stratejileri etkileyen önemli unsurlar neler olabilir?

XIII. yüzyılın ortalarından itibaren Kutsal Roma-Germen İmparatorluğu’nda (Alman) iktidarı Habsburg Hanedanlığı ele geçirmiştir. Bu hanedana mensup Şarlken, 1516’da veraset yoluyla önce İspanya kralı olmuştur. 1519’da dedesinin ölümüyle boşalan Kutsal Roma-Germen İmparatorluğu’na seçilmiştir. Şarlken, tahtta bulunduğu sürede Hristiyan Avrupa birliğini amaçlamıştır. Buna karşı Kanuni de cihan hâkimiyeti idealini gerçekleştirmek istemiştir. Dolayısıyla bu iki büyük güç, geniş bir coğrafyada uzun yıllar sürecek mücadelelere girişmiştir. Biri İslam diğeri Hristiyan âlemini temsil eden bu iki büyük devlet, cihan hâkimiyeti için bütün güçleriyle birbirlerine karşı mücadele etmiştir. Böylece Şarlken, karşısında en büyük güç olarak Muhteşem Türk’ü yani Kanuni’yi bulmuştur.

Osmanlılar, XVI. yüzyılda Habsburgların İspanya kanadıyla Akdeniz ve Kuzey Afrika; Avusturya kanadıyla ise Orta Avrupa hâkimiyeti için mücadele etmiştir. Osmanlılar, Habsburg İmparatorluğu’na karşı İngiltere, Fransa ve Hollanda gibi millî monarşilere yardım etmiş ve bu ülkelere kapitülasyon vermiştir. Ayrıca dinî ve siyasi yönden Şarlken’i tehdit eden Protestanlık hareketlerini de desteklemiştir.

Osmanlılar; Portekiz’e karşı Kızıldeniz, Basra Körfezi ve Hind Okya-nusu’na donanma göndermiştir. Çünkü ticaret mallarını, Ümit Burnu yoluyla Okyanus üzerinden taşımaya çalışan Portekizliler, 1514’te Hürmüz Boğazı’nı ele geçirerek Doğu mallarının Akdeniz'e girmesine engel olmuştur. Bu sırada Akdeniz hâkimiyeti için İspanya ile mücadele içinde olan Osmanlılar, Kızıldeniz'de faaliyetlerini artıran Portekizlileri de engellemeye çalışmıştır.

Bu mücadele ile Doğu Akdeniz ticaretinin yeniden canlandırılması amaçlanmıştır.

Şah İsmail liderliğinde XVI. yüzyılda İran’da ortaya çıkan Safeviler hem Osmanlı hem de Memlûk Devleti’ni tehdit etmiştir. Buna karşın Avrupa Hristiyan dünyası, Osmanlıları Avrupa’dan atmak için Safevi Devleti’nden yararlanabileceğini düşünmüştür. Yavuz, bu ciddi tehdit ve tehlikeyi askerî yollarla çözmek istemiş ve Çaldıran Savaşı’yla Safevilere büyük bir darbe vurmuştur. Bu zaferle Osmanlılar, üstünlüklerini bütün İslam dünyasına göstermiştir.

BİLİYOR MUSUNUZ?
Papa, bir mektubunda Şah İsmail’in ortaya çıkışını “Türklere karşı harekete geçebilmek için ilahi bir fırsat” olarak değerlendirmiştir. Aslında Osmanlı-Safevi mücadelesi Sünnilik ve Şiilikten ziyade siyasi bir rekabetten kaynaklanmıştır. İslam dünyasında hâkimiyet kurma idealine sahip olan her iki devletin de birer mezhebe bağlı olması, aralarındaki çatışmaya ideolojik bir boyut kazandırmıştır.


Yavuz'un Çaldıran Zaferi'nden sonra Doğu Anadolu'da Osmanlı hâkimiyetini tam olarak kurmak istemesi, Osmanlı-Memlûk ilişkilerini daha da gerginleştirmiştir. Her iki devletin de İslam dünyasının lideri olma arzusu bu mücadelenin temel sebebini oluşturmuştur. Cihan devleti kurmak isteyen Yavuz'un Doğu Seferleri sonucunda Memlûk Devleti sona ermiş ve Osmanlılar, İslam dünyasında tek söz sahibi devlet olmuştur.

Osmanlı Devleti’nin Dış Politikası

XV ve XVI. yüzyıllarda dünya gücü olan Osmanlılar, uyguladığı uzun vadeli stratejiyle Avrupa siyasetini ve ekonomisini belirleyen başlıca devletlerden biri hâline gelmiştir. Bu nedenle Avrupalılar, XV. yüzyıldan itibaren Osmanlı Devleti'nden yardım istemeye başlamıştır.

YORUMLAYALIM
Dünya Gücü Osmanlı

XVI. yüzyılda Osmanlı Devleti, Anadolu ve Balkanlarda Doğu Roma İmparatorluğu'nu ihya ederek Batı'ya karşı bölge halkını temsil ediyordu. Orta Avrupa, Orta Doğu, Arabistan ve Güney Akdeniz’e yayılan Osmanlı Devleti, bir dünya gücü hâline geldi. Din farkı gözetmeden yerel istismarlara karşı köylüsünü hakkıyla koruyan Osmanlılar, Protestan ayaklanmaları döneminde Almanya'da bazı yazarlar tarafından övgüyle anılıyordu. Osmanlı Devleti, Hint denizlerinde Portekiz’e karşı Gucerat'ı, Endonezya'da Açe Sultanlığı'nı himaye ediyordu. Akdeniz'de 1538-1571 döneminde hâkim birinci deniz gücü hâline gelen Osmanlılar, İspanya'nın Cezayir ve Tunus'ta yerleşme girişimlerini önlüyordu. Orta Çağ Avrupası’nda papalıkve imparatorluk baskısını kıran genç millî devletler Fransa, İngiltere ve Hollanda'yı himaye girişiminde bulunuyor, Protestanlığı teşvik ediyordu. Her bakımdan Osmanlı, Kanuni Dönemi'nde bir dünya gücü durumundaydı (Kumrular, 2016, s.12'den düzenlenmiştir).
Osmanlı Devleti'nin XVI. yüzyılda izlediği dış siyasetin uzun vadede etkileri neler olabilir?


Osmanlı Devleti'nin XV ve XVI. yüzyıllarda izlediği siyasetten birisi de Roma Katolik Kilisesi'ne karşı Ortodoksluğun ve Protestanlığın himaye edilmesidir. Balkanlarda Katolik ve Ortodoks mezhepleri arasındaki sorunlardan kaynaklanan siyasi belirsizlik, XIV ve XV. yüzyıllarda Osmanlıların Balkanlar'a yerleşmesinde etkili olmuştur. İstanbul'da Ortodoks Patrikliği'ni ihya eden Fatih, kiliseler arasındaki ayrılığı devam ettirmek istemiştir. Böylece Doğu Hristiyanlarının İstanbul Patrikhanesi aracılığıyla Osmanlı egemenliğine alınması amaçlanmış ve patriklik vasıtasıyla Rumların Osmanlı'ya bağlanmaları sağlanmıştır. Örneğin 1453-1456'da boğazları kontrol eden Limni, Taşoz ve İmroz gibi adalar, Papalık donanması tarafından işgal edildiğinde, Katoliklere karşı Osmanlı yönetimini destekleyen Rum halkı sayesinde adalar tekrar Osmanlı egemenliğine girmiştir.

Osmanlı Devleti, Katolik Kilisesi'yle yakın ilişki içinde bulunan Habsburglar üzerinde baskı kurarak Protestanlığın kuvvetlenmesinde ve resmen tanınmasında önemli bir rol oynamıştır. Osmanlılar, Protestanlık hareketine dolaylı şekilde yardımcı olmuş fakat Protestanlara hiçbir zaman doğrudan askerî destek vermemiştir. Avrupa'da ilerleyerek Habsburgların Alman kanadını yıpratan Osmanlılar, Protestanlığın yayılması için uygun zemini oluşturmuştur. Protestanları bu şekilde teşvik etmek ve desteklemek Avrupa'da Osmanlı siyasetinin temel politikalarından biri olmuştur. Böylece Hristiyan birliğini parçalanmış hâlde tutmak ve Habsburgları zayıflatmak amacı izlenmiştir.

BİLİYOR MUSUNUZ?
Katolikler, XVI. yüzyılda Avrupa'da “Türkler reformun müttefikidir" diyerek Türklerin reformu desteklediği fikrini yaymıştır. Bunun önemli bir kanıtı Osmanlıların Protestanlardan gelen yardım talebine karşı padişahın çıkardığı fermandır. Bu fermanda, Papalığa kılıç çektikleri için Protestanlara merhamet gösterip yardım ederek onları zalimlerden kurtarma ve hak dine sevk etme isteği dile getirilmiştir. Hollanda'da 1570 yılında basılan hilal şekilli bir madalyanın üzerinde ise “Papacı (Katolik) olacağına Türk ol" ifadesi yer almıştır.
Osmanlı Devleti'nin XV ve XVI. yüzyıllarda izlediği siyasetin bir diğeriyse Fransa, İngiltere ve Hollanda gibi millî monarşileri; Kutsal Roma İmparatorluğu'na karşı destekleme siyasetidir.

YORUMLAYALIM
Avrupa Monarşileri Osmanlılardan Destek İstiyor
Yeni Çağ'da Avrupa'da ortaya çıkan Fransa, İngiltere ve Hollanda gibi millî devletler; Kutsal Roma İmparatoru ve papa egemenliğine karşı gözlerini Doğu'daki büyük güce yani Osmanlı padişahına çevirmekteydi. Kanuni, Mohaç Seferi'ni Şarlken’e esir düşen Fransa Kralı François'i esaretten kurtarmak için yaptığını söylüyordu. Sonraları İngiltere Kraliçesi I.Elizabeth (Elizabet), İspanyol istila tehlikesi karşısında da “Büyük Türk"le ittifak arayışındaydı. 1538 Korfu Seferi, gerçekte İtalya fethi için planlanmıştı. Venedik'te Fransız elçisi, “Büyük Türk"le fiilî ittifakı haklı göstermek için uzun bir nutuk çekerek zamanın değiştiğinden ve devletlerarası güç dengesinden söz etmekteydi (Kumrular, 2016, s.12'den düzenlenmiştir).
Osmanlı Devleti'nin Avrupa'daki millî devletleri desteklemesinin amaçları neler olabilir?


Orta Çağ Hristiyanlarında, papa ve tek bir imparator buyruğu altında birleşme yani birleşmiş “Hristiyan Ülkesi" ideali vardı. Ancak Yeni Çağ ile birlikte Avrupa'da Fransa, İngiltere, İsveç ve Hollanda gibi millî monarşiler ortaya çıktı ve Hristiyan birliği çözülmeye başladı. Bu devletler, Kutsal Roma İmparatorluğu karşısında kendi bağımsızlığını savunma ihtiyacı duydu. Bu nedenle Alman prensleri, Fransa ve İngiltere; bağımsızlıklarını destekleyecek bir devletle Kutsal Roma İmparatorluğuna karşı destek almakta sakınca görmedi. Böylece Avrupa politikasında, bağımsız devletlerarasında bir denge politikası ortaya çıktı. Bir dünya gücü olarak yükselen Osmanlı Devleti, Avrupa'da bu devletler sisteminin güçlü bir üyesi olarak yer aldı. Kutsal Roma İmparatorluğu karşısında varlığını tehdit altında hisseden devletler, Osmanlılara başvurdu. Osmanlılar da Habsburgların Avrupa'da siyasi üstülüğüne karşı başta Fransa olmak üzere bu devletleri destekledi.

YORUMLAYALIM
Osmanlı-Fransız İttifakı
1534'te Şarlken'in Tunus'u ele geçirmesinden sonra Fransa ile diplomatik ilişkilere hız verilmiş ve Fransız elçisi ittifak için 1535'te İstanbul'a gelmiştir. İttifak maddeleri arasında Osmanlı donanmasının Fransız deniz kuvvetleriyle birlikte Şarlken'in elinde bulunan Sicilya, Napoli ve İspanya'ya seferler düzenlenmesi ve Tunus'un geri alınması vardır. Osmanlı-Fransız ittifakı artık Haçlı birliğinin parçalandığını göstermiştir. Şarlken karşısında Fransız donanması ancak Barbaros'un iş birliği ile ayakta kalabilmektedir. 1543 yılında Barbaros kumandasında 110 kadırga, 40 fusta denilen küçük kadırga ve 3 büyük yelkenli kökeden oluşan Osmanlı donanması Akdeniz'e açılmıştı. Sultan, bu donanmanın yapımı için bir milyon iki yüz bin altın düka harcamıştı. Bu dönemde Osmanlı Devleti'nin tüm bütçesi dokuz milyon dükadır. Donanma efradının sayısı 30 bini bulmuştu. Barbaros, 20 Temmuz 1543'te Marsilya Limanı'na ulaşmış ve şehri top ateşi ile selamlamıştır. Kaptanıderya, Marsilya'da görkemli bir merasimle karşılanmıştır. Onun şehre geleceğini duyan halk uzak yerlerden koşup gelmiş ve bu efsane komutanı yakından görmek için sabırsızlanmıştır. Şehir büyüklerinin verdiği ziyafette Barbaros taht gibi bir koltukta Fransızların merak dolu gözleri önünde oturmuştur. Fransız elçisinin yazdığına göre Barbaros'un Akdeniz kıyılarında saldığı korku o dereceydi ki donanmasının sadece görülmesi üzerine kaleler teslim olmuş ve Osmanlı denizcisi bu kaleleri Fransızlara devretmiştir (İnalcık, 2010, s.249-253'ten düzenlenmiştir).
Kanuni'nin donanma için büyük bir harcama yapmasının gerekçeleri nelerdir?


Fransa Kralı I. François (Fransuva), Şarlken ile mücadelesinde Kanuni'nin askerî yardımı sayesinde ayakta kalabildi. Fransuva'ya göre Şarlken'in tüm Avrupa üzerindeki hâkimiyetini engelleyebilecek tek güç Kanuni'ydi. Şarlken'in eline esir düşen Fransuva, Kanuni sayesinde krallığına geri dönebildi. Fransuva'dan sonra gelen II.Hanri (Henri) de İmparator Şarlken'e karşı yapacağı savaşı finanse edebilmek için Osmanlılardan yüklü miktarlarda borç aldı. Neticede her iki devletin ortak hedefi, Şarlken'in Avrupa'da tek güç hâline gelmesini önlemekti.

BİLİYOR MUSUNUZ?
Kanuni Dönemi'ni anlatan “Süleymannâme" adlı eserde Fransa ile yapılan ittifak hakkında Osmanlı görüşü şu şekildedir: İmparator Şarlken tüm Avrupa'nın başı olmak iddiasıyla Fransa'yı Müslümanlara karşı ittifaka zorlamaktadır. Bu nedenle İslam'ın Sultanı Süleyman'ın Fransız kralı ile ittifakı bir zorunluluk hâlini almıştır. Eğer Fransa bu ittifaktan cayarsa bütün Hristiyan dünyasının Osmanlılara karşı birleşmesi kaçınılmaz olur.

Osmanlılar, Habsburglara karşı isyan eden Hollandalıları da desteklemiştir. Osmanlı Devleti; Hollandalılardan, İspanya'da zorla dinleri değiştirilmeye çalışıldığı için isyan eden Müslümanlarla işbirliği yapmalarını istemiştir. Ayrıca İngiliz Kraliçesi I. Elizabeth, İspanyol donanmasının İngiltere'yi istila etmesi tehdidiyle karşılaştığında, İspanya'ya karşı Osmanlıları ortak deniz harekâtına ikna etmeye çalışmıştır. Böylece Osmanlı Devleti, Habsburgların tüm Avrupa'yı kendi hâkimiyeti altında toplaması ve Haçlı Seferi düzenleme ihtimaline karşı zayıf devletleri destekleme siyasetini temel politika olarak seçmiştir.

Osmanlı Devleti'nin XV ve XVI. yüzyıllarda izlediği siyasetten bir diğeri ise Afrika'daki Müslümanların himaye edilmesidir. 1492'de İspanyol birliği gerçekleşmiş ve Endülüs'teki Beni Ahmer Devleti yıkıldığı için burada yaşayan insanlar korumasız kalmıştır. İspanya Krallığı, Hristiyanlığı kabul etmeyen Müslüman ve Yahudilerin İspanya'yı terk etmeleri için işkence uygulamaya başlamıştır. Bu nedenle buradaki Müslümanlar, Kuzey Afrika'ya Osmanlı gemileriyle göç etmiştir. Ayrıca Osmanlılar, Yahudileri de İstanbul’a nakletmiştir.

YORUMLAYALIM
İspanya’daki Müslüman ve Yahudilere Yardım Edilmesi
Isabella ve Ferdinand, 1492 yılında Gırnata sultanlığını ortadan kaldırarak İspanyol birliğini oluşturmuştur. Avrupa bu zaferi, İstanbul'un düşmesi karşısında İslam dünyasına vurulmuş bir darbe olarak algılamıştır. Isabella ve Ferdinand, ülkelerindeki bütün Müslümanlara ve Yahudilere yarımadayı terk etmelerini, eğer burada kalacaklarsa Hris-tiyanlığa geçmelerini emretmiştir. Bu nedenle Müslümanlar, kafileler hâlinde Kuzey Afrika Müslüman ülkelerine, Cezayir ve Tunus'a Osmanlı gemileriyle göç etmiştir. Bu göç, XVII. yüzyıl başlarına kadar devam etmiş ve mübtecel adı ile anılan bu Arap göçmenlerden bir bölüğü Galata'da Arap Camii etrafına yerleştirilmiştir. 1492'de İber Yarımadası'ndan kovulan Yahudilere de II. Bayezid tarafından her türlü güvence verilerek sığınma hakkı tanınmıştır. O zaman İspanya ve Portekiz'de yüz bin kadar Yahudi, Osmanlı ülkesine gelip sığınmışlardır (İnalcık, 2010, s.245'ten düzenlenmiştir).
İspanya'daki Müslüman ve Yahudilere yardım edilmesi, Osmanlı Devleti'nin hangi özelliğini ortaya koymaktadır?


Kuzey Afrika kıyılarında Tunus, Cezayir ve Fas'taki küçük Müslüman devletler, kendi aralarında yaşadığı rekabet ve siyasi parçalanmalar nedeniyle İspanya'daki Müslümanlarla ilgilenememiştir. Mısır'daki Memlûklular ise XVI. yüzyılın başından itibaren Hint Okyanusu ve Kızıldeniz'de Portekiz donanmasıyla baş edemeyecek kadar zor durumdadır. Akdeniz'de Müslümanların yaşadığı bu sıkıntılı dönemde İspanyollar, 1482'den 1510'lu yılların başına kadar Kuzey Afrika'da işgal hareketine girişmiştir.

YORUMLAYALIM
İspanya, Endülüs Topraklarında

Müslümanlar yedi yüzyıl yaşadıkları İber Yarımadası'ndan İspanya'nın “Yeniden Fetih” siyasetiyle kovulmuşlardı. 1525'te Şarlken bir emirnameyle Valencia'da kalan Müslümanlara şu koşulları getiriyor ve yaşam mücadelesini sarpa sardırıyordu: Tüm Müslümanlar kendi yaşadıkları yerde yapılacak Hristiyan ayinlerine gitmek zorundaydı. Bundan böyle hepsi şapkalarının üzerinde mavi pamuklu kumaştan bir hilal taşıyacaktı. Taşımayanlar sınır dışı edilecekti. Üç gün içerisinde Müslümanların silahları ellerinden alınacaktı. Camiler kapatılacak ve her türlü dinî faaliyet yasaklanacaktı (Kumrular, 2016, s.282'den düzenlenmiştir).
Aynı dönemde Osmanlı Devleti, sınırları içerisindeki gayrimüslimlere nasıl davranıyordu?


İspanyol saldırıları karşısında savunmasız kalan Kuzey Afrika Müslümanları, Osmanlılardan yardım istemiştir. Bu sırada Oruç ve Hızır Reis, Cezayir'de üs kurarak İspanyol istilasına karşı başarılı bir mücadeleye girişmiştir. Akdeniz'de dolaşan Osmanlı donanması da Endülüslü ve Kuzey Afrikalı Müslümanlar için büyük bir ümit ışığı olmuştur. Kanuni Dönemi'nde, Barbaros Hayrettin Paşa'nın Kaptanıderyalığa getirilmesiyle Osmanlı-İspanya mücadelesi, Batı Akdeniz ve Kuzey Afrika'da yoğunlaşmıştır. İki devlet arasındaki mücadele sonucunda Kuzey Afrika, İspanyol istilasından ve buna dayalı sömürgeleştirilme tehlikesinden kurtarılmıştır.

Portekizlilerin Batı Hint Okyanusu adaları ve Doğu Afrika kıyılarındaki Müslümanlara uyguladığı zulümlere Mısır'ın fethedilmesiyle son verilmiştir. Portekizlileri Kızıldeniz'den çıkaran Osmanlılar, onların müttefiki olan Habeşistan'daki Hristiyan krallığına karşı bölgedeki Müslüman emirliğini desteklemiştir.
Yorumlar - Yorum Yaz
Köşe Yazıları
Anket
Atatürk hangi şehrin fahri hemşehrisidir?
abdullahhoca

SİTEMİZE GÖSTERMİŞ OLDUĞUNUZ İLGİYE TEŞEKKÜRLER...
TARİH BİZDEN ÖĞRENİLİR.
Site Haritası