YENİ NESİL TARİH SİTESİ

yeninesiltarih.com ile TARİHE FARKLI BİR BAKIŞ

10.SINIF TARİH DERSİ
12.SINIF İNKILAP TARİHİ DERSİ
TÜRK İSLAM DEVLETLERİ TARİHİ
OSMANLI DEVLETİ TARİHİ
T.C İNKILAP TARİHİ VE ATATÜRKÇÜLÜK
ÇAĞDAŞ TÜRK VE DÜNYA TARİHİ
YNT TV

6.2. TÜRKLERİN İSLAMİYET’İ KABULÜ

6.2. TÜRKLERİN İSLAMİYET’İ KABULÜ

“Kişioğlu ölmek için yaratılmıştır. İnsanoğlu fani, Gök Tanrı ebedidir.”
Orhun Kitabeleri’nde geçen bu ifadenin İslam inancıyla benzerliği var mıdır? Neden?
TARTIŞALIM

Gök Tanrı inancındaki Türkler, X. yüzyılda İslamiyet’i kabul etmeden önce Moğolistan’dan Tuna boylarına kadar çok geniş bir alana yayılmışlardır. Bu geniş sahada yaşayan Türkler, farklı zamanlarda yaşadıkları çevreye göre çeşitli dinlere inanmıştır. Nitekim Türklerin bir kısmı, Kök Türk Devleti zamanında Budizm’e, Uygurlar Dönemi’nde Maniheizm’e inanmıştır.

Hazarlar, Museviliği kabul ederken Peçenekler, Kumanlar ve Bulgarlar gibi Türkler de Hristiyanlığı tercih etmiştir. Ancak bu dinler Türklerin kimliklerini kaybetmesine neden olmuştur.

ÖRNEK METİN
Gök Tanrı Dini
• Eski Türk dini “Bir Tanrı” veya “Gök Tanrı” dinidir.
• Tanrı birdir eşi ve ortağı yoktur.
• Yeryüzü, gökyüzü yani kâinatın yaratıcısı olan Tanrı, görülmez ve şekillendirilmez. Yani put ve putlaştırma hâli yoktur.
• Eski Türk dininde mabed ve din adamlarına rastlanmaz.
• Darda kalan Türk, Tanrısına yalvarıp yakarırken de sevinç ve şükranını ifade ederken de gayet sade bir ibadette bulunurdu.
• Eski Türklerde ataların ruhlarının azapta kalmaması için yılın belirli günlerinde Tanrı adına kurbanlar kesilirdi (Kafalı, 2005, s.286’dan düzenlenmiştir).  

 

Türkler, 642 Nihavend Savaşı’ndan sonra yani VII. yüzyıl ortalarından itibaren Müslümanlarla temas etmeye başlamıştır. İran’da kurulan Sasani Devleti’nin yıkılmasından sonra Türklerle Araplar arasında yaklaşık elli yıl süren mücadeleler yaşanmıştır. Emevi Dönemi’nden (661-750) itibaren ise Türkler, İslamiyet’in hizmetinde yer almaya başlamıştır. Ancak, Emevilerin Arap olmayanlara uyguladığı olumsuz politika, Türklerin İslamiyet’e geçişini geciktirmiştir. Daha sonra 746’da Horasan’da başlayan ve Emevi Hanedanı’nın yıkılarak Abbasilerin iktidara gelmesini sağlayan isyan hareketinde, Abbasileri destekleyen Türkler
önemli rol oynamıştır. Abbasi Devleti kurulduktan hemen sonra meydana gelen 751 Talas Savaşı’nda Araplar, Türkler ile birlikte Çinlilere karşı savaşmıştır.

Batı Türkistan hâkimiyeti üzerinde önemli etkisi olan Talas Savaşı’nı, Araplar kazanmış ve böylece Türklerin bu bölge üzerindeki üstünlüklerinin devamı sağlamıştır. Bu olaydan itibaren Türkler ve Arapların ilişkileri olumlu bir yönde gelişmiş ve böylece İslamiyet yavaş yavaş Türkler tarafından benimsenmeye başlanmıştır. Ancak bu geçişler münferit bir şekilde olmuştur.

Türkler, İslam Dinini Niçin Kabul Etti?
Allah’ın sıfatları, ahiret hayatı, ruhun ebedîliği, kıyamet hayatı, kadere iman, ahlak anlayışı sevap-günah, cennet, cehennem, şehitlik, aile hayatı, fetih anlayışı, cihat, adalet, hâkimiyet, vatan sevgisi, istiklal aşkı ve şûra gibi konularda İslam dininin ortaya koyduğu prensip ve esaslarla Türklerin benimsemiş olduğu inanç sistemi ve ilkeler arasında büyük bir uyum olması
onların İslam’a bakış açılarını etkilemiştir. Diğer dinlere tepki göstermelerine rağmen İslamiyet’e karşı çıkmak şöyle dursun kendi istek ve iradeleriyle rahatlıkla İslamiyet’i benimseyip kabul etmişlerdir.

Hiç şüphesiz tarih boyunca Türklerin bir kısmı Musevilik, Hristiyanlık, Budizm ve diğer inanç sistemlerini benimsemişler ancak büyük çoğunluğu Türklerin inanç ve hayat felsefesine uygun olmadığı için bu dinlere karşı sert tepki gösterilmiş
ve bu dinlerin Türk’ün karakterine ve ruh yapısına ters düştüğü açıkça ifade edilmiştir. Halbuki Türklerin İslam dinine geçişleri kendi ruh ve karakterlerine
uygun düştüğü için bazı tarihçilerin dediği gibi “âdeta farkında olmadan” tabi bir seyir içinde gerçekleşmiş ve asla bir tepki gösterilmemiştir.

Nitekim XII. yüzyılda yaşamış olan Süryani tarihçi Mikhail (Mikel), “Türk milleti tek tanrıya inanmakta idi. Arapların da tek Allah’a inanmaları Türklerin İslamiyet’i kabul etmelerine sebep olmuştur.” diyerek bu gerçeği dile getirmektedir. Ayrıca savaşçılığıyla temayüz etmiş olan Türk milleti, İslam’ın cihat anlayışını ve şehitlik fikrini kendi töre ve ideallerine uygun bulduğu için bu
husus da onların İslamiyet’i seçmelerinde bir teşvik unsuru olmuştur. Türkler kendi töre, inanç, ideal ve karakterleriyle bütünleşen prensiplere sahip bu mükemmel din ve medeniyet dairesine girmekte asla zorlanmadılar. Ayrıca İslam kültür ve medeniyetine her alanda önemli katkılarda bulundular. Türkler,
İslamiyet’i kabul ettikten çok kısa bir süre sonra dinî ilimler başta olmak üzere çeşitli ilim dallarında, tefekkür ve felsefe konusunda dünya çapında haklı bir şöhrete kavuşmuşlardır. Bilim adamları ve mütefekkirler yetiştirdiler ve Orta Çağ İslam kültür ve uygarlığının kurulup gelişmesinde  önemli rol oynadılar (Özaydın, 2002, s.441-442’den düzenlenmiştir). YORUMLAYALIM

Türklerin, İslamiyet’i toplu olarak kabul etmesi daha sonraki zamanda olmuştur. Bu arada Müslüman olan Türkler, Abbasi Devleti’nin gerek askerî gerekse idari kadrolarında etkin bir şekilde görev almıştır. Bilhassa Afşin, İhşid ve Baçuroğulları gibi aileler, İslamiyet’i kabul ederek Abbasi Devleti’nin hizmetinde yer almışlar ve kendileriyle beraber birçok Türk topluluklarını da bu devletin hizmetine çekmişlerdir. Bu dönemde Abbasilerin, Emevilerden farklı olarak müsamaha, eşitlik, adalet ilkelerini uygulamaları ve ümmetçi politika izlemeleri, Türklerin İslamiyet’i kabulünü kolaylaştıran en önemli sebeplerdendir. Türk dünyasında, İslamiyet ilk defa Maveraünnehir Bölgesi’nde ticaret ve ilim faaliyetlerinin etkisiyle yayılmaya başlamıştır.

Müslümanlar, bu bölgeye geldikten sonra buralarda önemli ticaret ve ilim merkezleri kurmuştur. Şehirlerdeki tekke ve medreselerde görevli olan âlimler, Türkistan’ın en ücra köşelerine kervanlarla ulaşarak İslamiyet’in özelliklerini
Türk boylarına anlatma imkânı bulmuştur. 960 yılında 200 bin çadırlık Türk topluluğu Müslüman olmuştur. Bu Türkler, Karahanlı Devleti’nin hâkim olduğu yerlerdeki Türk boylarından olan Yağma, Çiğil, Karluk ve Tuhsilerdir. Oğuzlar da aynı yüzyılın ikinci yarısında İslam dinini kabul etmeye başlamıştır.

Farklı coğrafyalarda İslam dinini kabul eden Berberiler, Acemler ve Kürtler gibi kavimler de bulunmaktadır. Kuzey Afrika’da yaşayan bir kavim olan Berberiler, başta tabiat güçlerine inanmış daha sonra Yahudilik ve Hristiyanlık inançlarını
benimsemişlerdir. Hz. Osman Dönemi’nde, Müslümanlar ile Berberiler arasında ciddi çarpışmalar yaşanmıştır. Emevilerin, Kartaca’yı fethi sonrası Hasan b. Numan’ın uyguladığı politika sonucunda Berberiler, İslamiyet’i benimsemiştir. İslamiyet’i kabul eden Berberiler, zamanla Arap kültürünün etkisinde kalarak Araplaşmıştır. Arap Yarımadası dışında İslam’ı yayma faaliyetine girişen Araplar, zamanla Acemlerle iç içe geçmiştir. Acemlerin de İslamiyet’i kabul etmesiyle birlikte çoğunun Araplaştığı görülmüştür.

Kürtler ise Müslümanlar ile ilk defa Hz. Ömer zamanında karşılaşmıştır. Bu dönemde Kürtler, Müslümanlara karşı İranlılar ile birlikte savaşmış ve İslam ordularına yenilen Kürtler, Müslüman olmaya başlamıştır. Hz. Osman Dönemi’nde Azerbaycan’ın fethiyle Kürtler ile Müslümanlar arasında ilişkiler yoğunlaşmıştır. Abbasiler, Kürt aşiretlerin askerî potansiyelinden yararlanmıştır.

Nesimi Yazıcı’nın “İlk Türk-İslam Devletleri Tarihi” adlı eserine göre Hz.Peygamber, Hendek Savaşı’nda “Kubbetu’l-Türkî” denilen Türk çadırında kalmıştır. Savaşı buradan yönetmiş ve ibadetlerini de burada yapmıştır.
BİLİYOR MUSUNUZ?












Köşe Yazıları
Anket
Atatürk hangi şehrin fahri hemşehrisidir?
abdullahhoca

SİTEMİZE GÖSTERMİŞ OLDUĞUNUZ İLGİYE TEŞEKKÜRLER...
TARİH BİZDEN ÖĞRENİLİR.
Site Haritası