YENİ NESİL TARİH SİTESİ

yeninesiltarih.com ile TARİHE FARKLI BİR BAKIŞ

10.SINIF TARİH DERSİ
12.SINIF İNKILAP TARİHİ DERSİ
TÜRK İSLAM DEVLETLERİ TARİHİ
OSMANLI DEVLETİ TARİHİ
T.C İNKILAP TARİHİ VE ATATÜRKÇÜLÜK
ÇAĞDAŞ TÜRK VE DÜNYA TARİHİ
YNT TV

2.4. BALKAN FETİHLERİ

2.4. BALKAN FETİHLERİ

TARTIŞALIM


Osmanlıların, Rumeli'de fethettikleri bölgelere Türk ailelerini yerleştirmelerinin amaçları neler olabilir?

Osmanlı Beyliği'nin Kuruluş Dönemi'ndeki en önemli gelişmelerinden birisi de Rumeli'ye geçiş olmuştur. Bu sayede Osmanlılar hem Bitinya Bölgesi'nde sıkışıp kalmaktan kurtulmuş hem de doğudan gelen Türkmenlere yeni yerleşim alanları açmıştır. Rumeli'ye geçişte iki olay etkili olmuştur. Bunlardan birincisi, 1344 yılından itibaren Osmanlıların Bizans'taki saltanat mücadelesine karışması; ikincisi ise 1345 yılında Karesioğulları Beyliği'nin Osmanlılar tarafından alınmasıdır. Osmanlı Beyliği, başlangıçtan beri beyliklerle iyi geçinme politikası gütmüştür. Karesioğulları topraklarının ele geçirilmesi ise bu politikadan vazgeçildiğini göstermiştir. Bu sayede Ece Yakup, Gazi Fazıl, Hacı İlbeyi ve Evrenos Bey gibi tecrübeli Karesi komutanları Osmanlı hizmetine girmiş ve Karesi donanması da Rumeli'ye geçişte çok önemli rol oynamıştır.

Orhan Gazi, Bizans’ta yaşanan taht kavgalarında kayınpederi olan Kantakouzen’e (Kantakuzen) yardım etmiş ve tahta geçmesini sağlamıştır. Daha sonra Balkan topraklarında zor durumda kalan Bizans, Sırplara karşı Orhan Gazi'den bir kez daha yardım istemiş ve karşılık olarak da Gelibolu'daki Çimpe Kalesi'ni, Osmanlılara vermiştir (1353). Orhan Gazi, oğlu Süleyman Paşa komutasındaki kuvvetleri Çimpe Kalesi’ne yerleştirmiş ve Çimpe Kalesi, Rumeli'de ilerlemek için bir üs olarak kullanılmıştır. Bölgede yerleşmeyi amaçlayan Süleyman Paşa; Malkara, Bolayır ve Tekirdağ'a kadar olan bölgeyi ele geçirmiştir.

CEVAPLAYALIM

Çimpe Kalesi'nin ele geçirilmesinin Osmanlılar ‘ın Rumeli'deki fetih politikasına etkileri nelerdir?

Osmanlılar, Rumeli'ye geçişten itibaren Balkanlar yönünde bir fetih politikası izlemiştir. Balkan devletleri arasındaki siyasi ve mezhepsel çekişmeler, Osmanlıların batıdaki ilerleyişini hızlandırmıştır. Bu dönemde bölgede Balkanlarda, irili ufaklı pek çok devlet bulunmaktadır. Bunların en önemlileri Sırp ve Bulgar krallıkları ile Bosna, Eflâk ve Arnavutluk prenslikleridir. Balkanlarda Anadolu'ya göre daha hızlı hâkimiyet kurulmasının sebebi bölgenin siyasi ve sosyal sorunlar içinde bulunması ve dinî açıdan parçalanmış yapısı etkili olmuştur.

1359'dan sonra ilk hedef Çorlu olmuş ve bu hedef doğrultusunda Edirne-Çorlu arasındaki hisarlar birer birer ele geçirilmiştir. Daha sonra Çorlu ve Lüleburgaz da Osmanlı Devleti'ne katılmıştır. 1361'de Edirne üzerine yürüyen Şehzade Murad, şehirdeki Bizans komutanını Sazlıdere'de mağlup etmiştir. Orhan Gazi'nin 1362'de vefat etmesi üzerine tahta I. Murad geçmiştir. Sazlıdere Savaşı'ndan sonra 1363'te Bizans'ın Rumeli'deki en önemli şehirlerinden olan Edirne (Görsel 2.19) fethedilmiştir.

Edirne'nin fethinden sonra Lala Şahin Paşa, önce Filibe'yi ertesi yıl da Gümülcine'yi Osmanlı topraklarına katmıştır.

Balkanlarda gerçekleştirilen bu fetihlerin amacı Bizans'ın Avrupa ile kara bağlantısını kesmektir.

Osmanlıların hızlı ilerleyişinden çekinen Balkan devletleri, papanın da desteğiyle Macar, Bulgar, Sırp, Eflâk ve Bosnalılardan oluşan bir Haçlı ordusu oluşturmuştur. Keşif amaçlı bölgeye gönderilen Hacı İlbeyi, 1364'te Sırpsındığı civarında Haçlı ordusunu bir gece baskınıyla bozguna uğratmıştır. Sırpsındığı Savaşı, Osmanlı Devleti'nin Haçlılarla yaptığı ilk savaştır. Bu savaşla Makedonya kapıları Osmanlı Devle-ti'ne açılmıştır. Batı yönlü Osmanlı fetih politikası gereği, devletin merkezi Edirne'ye taşınmıştır. Bu zaferle Balkanlardaki Macar hâkimiyeti de kırılmıştır. Sırpsındığı yenilgisini telafi etmek isteyen Sırplarla 1371'de yapılan Çirmen Savaşı'nı Osmanlılar kazanmış ve böylece Makedonya'nın fethi kolaylaşmıştır.

Osmanlı Beyliği; kuruluşundan itibaren özenle takip ettiği iskân politikası ve güçlü askerî yapısı sayesinde, fethedilen bölgelerde kalıcılığı sağlamayı başarmıştır. İskân politikası ilk defa Orhan Bey zamanında Rumeli'ye geçilmesiyle uygulanmaya başlanmıştır. Osmanlılar, gayrimüslimlerin yaşadığı toprakları fethedince Anadolu'dan getirdiği Türkmenleri bu bölgelere yerleştirmiştir. İskân, genellikle gönüllülük esasına göre yapılmıştır. Fakat sürgün yoluyla da iskân yapıldığı olmuştur. İskâna tabi tutulanların bütün ihtiyaçları belli bir süre devlet tarafından karşılanmış ve devlet, halkı iskâna teşvik etmiştir. İskâna tabi olanlara toprak verilmiş, onlardan belirli bir süre vergi alınmamıştır. İslamlaşmanın ve üretimin devamı adına iskân edilenlerin, geçerli bir sebep olmadan eski yerlerine dönmelerine izin verilmemiştir.

Rumeli'de yoğunlaşan iskân siyaseti ile Osmanlı Devleti şunları amaçlamıştır:

  • Fethedilen bölgelerin Türkleşmesini ve İslamlaşmasını sağlayarak egemenliği kalıcı hâle getirmek,
  • Konar-göçer Türkmenlerin yerleşik hayata geçmesini sağlamak,
  • Gayrimüslim halkın ayaklanma ihtimalini ortadan kaldırmak,
  • Aralarında kavgalar yaşanan aşiretleri birbirinden uzaklaştırmak,
  • Fetih hareketlerinde sürekliliği sağlamaktır.

İskân sonrasında başlayan imar faaliyetleri ile fethedilen bölgelere Türk İslam kimliği kazandırılmıştır. Osmanlı Devleti, Rumeli’de iskân politikasıyla birlikte istimâlet politikasını da uygulamıştır. Sözlük anlamı “meylettirme, cezbetme, gönül alma” olan istimâlet; genel olarak Osmanlı Beyliği’nin uyguladığı “uzlaştırıcı fetih siyaseti” için kullanılan tabirdir. Osmanlı Devleti, fethedilen bölge halkına iyi davranarak onları himaye etmiş, inançlarında serbest bırakmış, onların can ve mal güvenliğini sağlamış, gönüllerini kazanmaya çalışmış ve vergilerde kolaylık göstermiştir. Fetihlerde kalıcılığın sadece askerî zaferlerle gerçekleştirilemeyeceğini gören Osmanlılar, istimâlet politikası ile bu kalıcılığı sağlamıştır.

Osmanlıların Rumeli’deki fetihleri, Balkan devletlerini endişeye düşürmüştür. Osmanlılara tek başlarına karşı koyamayacaklarını anlayan bu devletler, Sırp Kralı Lazar öncülüğünde bir ittifak kurmuştur. Bu ittifakta Sırplar, Bulgarlar, Bosnalılar ve Arnavutlar yer almıştır. Türkleri, Balkanlardan atmak isteyen bu ittifaka karşı tüm hazırlıklarını tamamlayan I. Murad, Anadolu beylikleri kuvvetlerinin de katıldığı bir ordu ile harekete geçmiştir. 1389 yazında Kosova’da, savaş düzeni alan Osmanlı ordusunu Sultan I. Murad komuta etmiştir. Bu önemli muharebede ordunun sağ kolunda Şehzade Bayezid, sol kolunda ise Şehzade Yakup görev almıştır.

BİLİYOR MUSUNUZ?

Osmanlı ordusunda ilk top, I. Murad zamanında, sesinden faydalanarak düşmanı korkutmak için I. Kosova Savaşı’nda kullanılmıştır.

Osmanlı kuvvetlerinden sayıca daha fazla olan Haçlı ordusunu, Sırp Kralı Lazar komuta etmiştir. 9 Ağustos 1389 tarihinde meydana gelen savaşta Haçlılar, sekiz saat sonunda mağlup edilmiş ve Haçlı komutanı Lazar, oğlu ve yüksek rütbeli komutanlar esir alınmıştır. Sultan I. Murad, zaferden sonra savaş meydanında dolaşırken Lazar’ın damadı olan yaralı Milos Obiliç (Miloş Obiliç) tarafından şehit edilmiştir.

Daha önce farklı tarihlerde, çeşitli devletler tarafından defalarca kuşatılmış olmasına rağmen ele geçirilememiş olan İstanbul, 1391 ve 1395 tarihlerinde Yıldırım Bayezid tarafından iki defa kuşatılmıştır. Yıldırım, ikinci İstanbul Kuşatması’nda Anadolu (Güzelce) Hisarı’nı yaptırmıştır.

Osmanlı Devleti'nin ilerleyişi üzerine bütün Hristiyan dünyası telaşlanmış ve bir Haçlı ordusu oluşturulmuştur. İki kol üzerinden Niğbolu'ya gelen Haçlı ordusu kaleyi karadan ve nehirden kuşatmıştır. Haçlılara karşı harekete geçen Yıldırım Bayezid süratle Niğbolu'ya gelmiş ve Haçlıları, 25 Eylül 1396'da bozguna uğratmıştır. Mısır'da bulunan Abbasi Halifesi, Yıldırım Bayezid Han'a “Sultan-ı İklim-i Rum” (Anadolu Sultanı) unvanı vermiştir.

1396'da Niğbolu'da kazanılan büyük zafer sonrası Avrupalılar, yaklaşık yarım asır boyunca Osmanlı Devleti üzerine büyük bir ordu gönderememiştir. 1444'te yapılan Edirne-Segedin Antlaşması sonrasında, Osmanlı tahtına küçük yaştaki II. Mehmet geçmiştir. Haçlıların harekete geçmesi üzerine devlet adamlarının isteğiyle II. Murad tekrar tahtına çıkmıştır. II. Murad, 1444'te Varna'da Haçlıları bozguna uğratmıştır.

Varna'daki mağlubiyetin öcünü almak ve Türkleri Balkanlardan atmak için Avrupa'da yeni bir Haçlı birliği oluşturulmuştur. Karamanoğulları ve Sırbistan'dan yardımcı kuvvetler alan II. Murad, hilal taktiğini uygulayarak Haçlıların büyük bir kısmını Kosova'da imha etmiştir. 1448'de yapılan II. Kosova Meydan Muharebesi sonucunda, Türklerin Balkanlardaki hâkimiyeti kesinleşmiş ve Avrupalılar savunmaya çekilmiştir.

Rumeli topraklarını sadece fetih yoluyla yurt edinemeyeceğinin farkında olan Osmanlılar, bölgede iskân politikasını esas almıştır. İskâna öncülük edenler; gaziler, aşiret reisleri ve mensupları, akıncı beyleri, dervişler ve Tımarlı Sipahiler olmuştur. Anadolu'nun dinî ve iktisadi hayatında önemli yer tutan Gaziyân- ı Rûm, Ahiyân-ı Rûm, Abdalân-ı Rûm ve Bâcıyân-ı Rûm gibi zümreler, Rumeli'nin fethinden sonra gönüllü olarak bölgenin İslamlaşmasını ve imarını sağlamıştır. Fethedilen bölgelere yerleştirilen Müslümanlar arasındaki dervişler, sonradan kurulacak olan köylerin ve şehirlerin çekirdeğini oluşturmuştur. Dervişler, kurmuş oldukları zaviye ve tekkeler vasıtasıyla bölgenin gayrimüslimlerini etkilemiştir. Böylece Osmanlıların bölgeyi fethetmesinden önce halkı psikolojik olarak fethe hazır hâle getirmiştir. Yerleştikleri bölgelerin imar ve iskânına dervişler öncülük etmiştir. Dervişler, boş topraklar üzerinde kurdukları zaviyelerle Anadolu'dan gelen nüfus kitlelerinin sevk ve iskânını organize etmiştir.

Bir nevi devlet görevlisi olan bu dervişlere; devlet, geçimleri için bazı imtiyazlar vermiştir. Ayrıca devlet, aşiretlere iskânı yaydıkları bölgelere, kendi adlarını verme hakkı tanımıştır. Rumeli'ye iskân edilen Türkmenler; buralarda han, hamam, köprü, medrese, zaviye, imaret, tekke, cami ve mescit gibi Türk İslam eserleri inşa etmiş ve böylece Balkanları bir Türk yurdu hâline getirmiştir (Görsel 2.23).

CEVAPLAYALIM

Osmanlı Devleti, Balkanlarda kalıcı olmak için hangi politikaları uygulamıştır?
Yorumlar - Yorum Yaz
Köşe Yazıları
Anket
Atatürk hangi şehrin fahri hemşehrisidir?
abdullahhoca

SİTEMİZE GÖSTERMİŞ OLDUĞUNUZ İLGİYE TEŞEKKÜRLER...
TARİH BİZDEN ÖĞRENİLİR.
Site Haritası