YENİ NESİL TARİH SİTESİ

yeninesiltarih.com ile TARİHE FARKLI BİR BAKIŞ

10.SINIF TARİH DERSİ
12.SINIF İNKILAP TARİHİ DERSİ
TÜRK İSLAM DEVLETLERİ TARİHİ
OSMANLI DEVLETİ TARİHİ
T.C İNKILAP TARİHİ VE ATATÜRKÇÜLÜK
ÇAĞDAŞ TÜRK VE DÜNYA TARİHİ
YNT TV

1.3. AVRUPA’DA DİN SAVAŞLARINDAN MODERN DEVLETE

1.3. AVRUPA’DA DİN SAVAŞLARINDAN MODERN DEVLETE

TARTIŞALIM
Yeni Çağ Avrupası'ndaki hangi gelişmeler, günümüzdeki devletler hukukunun oluşumunda etkili olmuştur?

XII. yüzyıldan itibaren İngiltere ve Fransa, Roma Hukuku'na dayanan bir yönetim mekanizması geliştirmiş ve Papalık'tan bağımsız hareket etmek istemiştir. Bu da Avrupa'da kilise ile krallık mücadelesini doğurmuştur. Bu mücadelelerde kilise, güç kaybetmeye devam etmiş ve inandırıcılığını yitirmiştir. XV. yüzyıldan itibaren ise halk arasında kiliseye karşı eleştiriler artmaya başlamış ve din temelli siyasi mücadeleler başlamıştır. XVII. yüzyıl ortasına kadar devam eden mücadelelerde Habsburg Hanedanı Avrupa'ya hâkim olma amacına ulaşamamış ve bölgede politik çoğulculuk egemen olmuştur.


Otuz Yıl Savaşları (1618-1648)

Avrupa'da din alanında başlayan fakat arkasında bir takım siyasi, sosyal ve ekonomik gelişmelerin bulunduğu mücadelelerin sebebi iki temele dayanır. Bu sebeplerden ilki Habsburg Hanedanı'nın Avrupa'da tek hâkim güç olma isteğidir. Topraklarını evlilik veya veraset yoluyla günden güne artıran Habsburgların, Avrupa'daki genişleme siyaseti başta Fransa olmak üzere bölgedeki devlet ve prensliklerin başkaldırmasına neden olmuştur. İkinci sebep ise Martin Luther'in (Martin Lutır) başlattığı Protestanlık hareketidir. Luther, başta endüljans satışı olmak üzere kilisenin maddi uygulamalarına 95 maddelik bildiri ile karşı çıkmış ve Avrupa'da dinî ayrışmalar başlamıştır. Özellikle Saksonya, Brandenburg gibi Almanya'nın büyük prenslikleri Luther'i desteklemiştir. Alman imparatoru, mevcut Lutherciler dışında kalan insanların Luther'i desteklemesini yasaklamıştır. Bunun üzerine beş Alman prensi ve on dört şehir, imparatoru protesto etmiş ve bu nedenle Martin Luther'e taraftar olan Hrıstiyanlara “Protestan” denilmiştir.

Protestanlarla Alman imparatoru arasında yirmi beş yıl süren bir savaş sonrasında 1555'te Augsburg (Ogsburg) Antlaşması imzalanmıştır. Bu antlaşma ile Protestan mezhebi ve kilisesi Almanya'da resmen tanınmıştır. Augsburg Antlaşması ile Almanya'daki prenslere istediği mezhebi seçme özgürlüğü verilmiş ve Lutherci prenslerle Katolik prensler arasında barış sağlanmaya çalışılmıştır. Halk ise ya bağlı bulunduğu prensin mezhebine girmiş ya da zorunlu olarak göç etmiştir. Protestanlar bu antlaşma ile önemli haklar elde etmiş ve Katoliklerle eşit konuma gelmiştir. Her ne kadar bu antlaşma Almanya'daki ayrılıkları sona erdirmeyi amaçlasa da biri Protestan diğeri Katolik olmak üzere iki Almanya'yı ortaya çıkarmıştır.

BİLİYOR MUSUNUZ?
1555'te Augsburg'tan çok kısa bir süre sonra hastalanan İmparator Şarlken, İspanya tahtını oğlu II. Philip' e, Kutsal Roma İmparatorluğu tahtını ise kardeşi Ferdinand'a bırakmıştır.


BİLİYOR MUSUNUZ?
Martin Luther'in öncülüğünde başlayan Almanya'daki hareketler sonrasında, Fransa'da Calvin'in (Kalven) önderliğinde Kalvenizm Hareketi gelişmiştir. İngiltere'de de Anglikanizm denilen hareketle artık yetki sahibinin kilise değil kral olduğu kabul edilmiştir.


Avrupa geneline yayılmaya başlayan Lutherci hareketlere karşı Papalık, Katolik reformunu gerçekleştirmek zorunda kalmıştır. Bu reformla Katolik Hristiyanlığa karşı girişilen hareketlerin hızı kesilmeye çalışılmış ancak alınan kararlar Katolikler ile Protestanların anlaşmasını imkânsız hâle getirmiştir. Bohemya Bölgesi'nde Protestan Çekler ile Kutsal Roma İmparatorluğu arasında başlayan mücadele sürecinde İngiltere ve Hollanda da Protestanları desteklemiştir. Kendi birliklerini oluşturan Katolik ve Protestanlar arasındaki dinî ve siyasi ayrışma bütün Avrupa'da sertleşmiş ve mücadeleler artmıştır. Uzun süre devam eden mücadeleler tüm Avrupa'yı sefalet içerisinde bırakmıştır. Dinî sebepler ile başlayan mücadelelerde din faktörü zamanla önem kaybetmiş ve siyasi sebepler ön plana çıkmıştır. Katolik olan Fransa'nın bir süre sonra Protestan ittifakına dâhil olması da bunu kanıtlar niteliktedir.

1645’e kadar mücadeleler devam etmiş, bu tarihte önce Alman prensliklerinin Kutsal Roma İmparatorluğu'ndan desteğini çekmesi ve Danimarka ile İsveç'in de aralarındaki sorunlara son vermesi üzerine Kutsal Roma İmparatorluğu'nun direnci kırılmıştır. Bu gelişmeler barış görüşmelerini hızlandırmış ve Otuz Yıl Savaşları'na dâhil olan devletlerin çoğunun katılımı ile barış gerçekleşmiştir.

Çok taraflı diplomasinin ilk örneği olan Westphalia (Vestfalya) Barışı ile 24 Kasım 1648'de Otuz Yıl Savaşları sona ermiştir. Westphalia Barışı sonrası Fransa ile İspanya 1659'a kadar savaşmaya devam etmiştir. Çünkü XIV. Louis (Lui) reşit olana kadar fiilen Fransa'nın hükümdarı olan Kardinal Mazarin , İspanya tamamen yok edilmeden Fransa'nın rahat edemeyeceğini düşünmüştür. İspanya'nın askeri üstünlüğü ve yeniden büyük imparatorluk kurma hayali bu antlaşmayla sona ermiştir. Westphalia, Alman tarihinde de bir çağın sonu olmuş ve Alman topraklarında Danimarka, İsveç, Fransa gibi yabancı devletlerin müdahil olduğu yeni bir ortam oluşmuştur.

BİLİYOR MUSUNUZ?
Avrupa'da Otuz yıl süren kaos ortamına 1648'de Westphalia Antlaşması ile son verilmiştir. Westphalia Antlaşması, birçok devlet temsilcisinin bir araya gelip imzaladıkları tek bir antlaşma değildir. Habsburg elçilerinin Fransa ve İsveç'le ayrı ayrı imzaladıkları ikili antlaşmalara verilen genel bir isimdir. 1815'teki Viyana Kongresi'nde uygulanacak olan “Konferans Diplomasisi” için Westphalia Antlaşması bir esin kaynağı olmuştur.


Westphalia Antlaşması’nın Sonuçları

Otuz Yıl Savaşları sonrası düzeni sağlamak için toplanan konferans, Avrupa'nın ilk büyük konferansı sayılır. Daha önceki uluslararası konferanslar dinî nitelikteyken Westphalia Barışı'na katılan devletler, savaş ve iktidar sorunlarını dinin etkisinde kalmadan tartışmıştır. Papalık temsilcisi, konferansta dinlenmediği gibi antlaşma metinleri de papaya imzalattırılmamış ve böylece kilisenin gücü sınırlandırılmıştır. Westphalia'da, 1555 Augsburg Barışı'nın hükümleri yenilenmiş ve Almanya'da Katolik, Protestan ve Kalvinizm geçerli mezhepler hâline getirilmiştir. Kutsal Roma İmparatorluğu'nun parçalanmış olduğu da uluslararası hukuk bakımından doğrulanmıştır.

Otuz Yıl Savaşları sonunda Fransa artık Avrupa siyasetine yön veren devlet konumuna yükselirken İngiltere de güçlü bir devlet olarak Avrupa'da etkili olmaya başlamıştır. Bazı Avrupa ülkeleri topraklarını genişletirken özellikle Almanya'da gerileme ve iç karışıklıklar başlamıştır.

Hollanda, Portekiz ve İsviçre bağımsızlıklarına kavuşmuştur.

Kutsal Roma İmparatorluğu'nun Avrupa'yı tek bir imparatorluk çatısı altında birleştirme politikası gerçekleşmemiş ve bu politikanın yerini denge politikası almıştır.

Avrupa'da dinî etkenlerin yerini modern diplomasi almış ve uluslararası alanda modern devletler hukukunun temelleri atılmıştır. Evrensel imparatorluklar yerini ulusal krallıklara ve ulus devletlerine bırakmıştır.

CEVAPLAYALIM
Avrupa'da Otuz Yıl Savaşları'nın devam ettiği dönemde Osmanlı Devleti'nin Batı siyasetinde etkisiz kalmasının sebepleri neler olabilir?


Modern Devlet


Tarihin ilk dönemlerinden itibaren toplumun üzerinde siyasi otorite kurulduğu bilinmektedir. Bununla birlikte modern devlet anlayışı Avrupa'da Westphalia Antlaşması'ndan itibaren ortaya çıkmıştır. Modern devlet anlayışında kilisenin, devlet ve toplum üzerindeki etkisinin azaltılması esastır. Böylece merkezî otoritenin, ülkede tek hâkim güç olması sağlanmıştır. Modern devletlerde merkezî bir ordu bulunur ve merkezî otoritenin koyduğu hukuk kuralları her zaman geçerlidir.

YORUMLAYALIM
Modern Devlete Giden Süreç
Orta Çağ Avrupası'nda; XI. yüzyıldan itibaren kültürel, ekonomik, toplumsal ve siyasi alanlarda art arda hareketlenmeler başlamıştır. Bilimsel ve teknik ilerlemeler, coğrafî keşifler ve gelişen ticari faaliyetler Avrupa'da nüfusu artırmıştır. Bu süreçte yaşanan gelişmelerden ilki İstanbul'un Fethi olmuştur. Fetihte kullanılan topların önemini çabucak fark eden krallar, Avrupa'da soylulara boyun eğdirmek ve merkezî krallıklarını güçlendirmek için bu yeni silahı kullanmıştır. Böylece feodalizmden mutlakiyete doğru bir dönüşüm yaşanmaya başlamıştır. Gutenberg'in taşınabilir harflerle baskı yapan matbaayı geliştirmesi diğer süreçleri hızlandırdığı gibi bilginin nüfuz etme alanını genişletmiş ve merkezden uzak bölgelerin yönetimini de kolaylaştırmıştır. Afrika'nın etrafının dolaşılması ve Yeni Dünya'nın keşfi ile denizci devletler; Asya, Afrika ve Amerika'da ticaret ve sömürge faaliyetlerine girişmiştir. Luther'le başlayan süreçte İngiltere ve İsveç gibi ülkeler, Roma'dan ayrılarak kendi ulusal kiliselerini kurmaya başlamıştır. Yaşanan kanlı din savaşları merkezî devletlerin gücünü artırmış ve sekülerleşmeye giden süreçte kilisenin dünyevi gücü azalmıştır. Krallar, savaşların yol açtığı sıkıntılar yüzünden sıkı vergi politikaları uygulamak zorunda kalmış ve modern akılcı bir yönetim oluşturmuşlardır.
Michael G. Roskin (Amerikalı Siyaset Bilimci), Çağdaş Devlet Sistemleri, s.4'ten düzenlenmiştir.​
Modern devletlerin ortaya çıkmasında Avrupa'da yaşanan hangi gelişmeler etkili olmuştur?

Yorumlar - Yorum Yaz
Köşe Yazıları
Anket
Atatürk hangi şehrin fahri hemşehrisidir?
abdullahhoca

SİTEMİZE GÖSTERMİŞ OLDUĞUNUZ İLGİYE TEŞEKKÜRLER...
TARİH BİZDEN ÖĞRENİLİR.
Site Haritası