YENİ NESİL TARİH SİTESİ

yeninesiltarih.com ile TARİHE FARKLI BİR BAKIŞ

10.SINIF TARİH DERSİ
12.SINIF İNKILAP TARİHİ DERSİ
TÜRK İSLAM DEVLETLERİ TARİHİ
OSMANLI DEVLETİ TARİHİ
T.C İNKILAP TARİHİ VE ATATÜRKÇÜLÜK
ÇAĞDAŞ TÜRK VE DÜNYA TARİHİ
YNT TV

6.1. OSMANLI’NIN KALBİ: TOPKAPI SARAYI

6.1. OSMANLI’NIN KALBİ: TOPKAPI SARAYI

TARTIŞALIM
“3 000 kese mal harcayıp Ferhat gibi usta öyle yeni bir saray yapmıştır ki Âdem Devri'nden beri dünyanın mimar ve mühendisleri öyle gönül açıcı bir saray yapmamışlardır. Dünya seyyahları bu dünya yüzünde benzerini görmemiştir zira deniz kıyısında olup iki tarafı deniz, kuzey tarafı Karadeniz, doğu yönü Akdeniz ve güney tarafı Ayasofya Camii'dir ki iki deniz arasında kurulmuş bir şehirdir"
Evliya Çelebi​
Evliya Çelebi'nin, Topkapı Sarayı'nı bir şehir olarak ifade etmesinin sebepleri neler olabilir?
Osmanlı Devleti’nde bilinen ilk sarayı Orhan Gazi Bursa’da yaptırmıştır. I. Murad Devri’nde Edirne Sarayı, İstanbul’un Fethi’nden sonra da bugün İstanbul Üniversitesi yakınlarında Eski Saray olarak bilinen saray inşa edilmiştir.

Cihan hâkimiyetinin ve gücün sembolü kabul edilen Topkapı Sarayı, 1465-1478 yılları arasında Fatih Sultan Mehmet tarafından bugün Sarayburnu denilen mevkide yaptırılmıştır.

Fatih gerek İstanbul'u dünyanın siyasi ve ekonomi merkezi durumuna getirme gerekse Türk devlet kültüründe var olan sosyal devlet anlayışını yansıtma düşüncesiyle İstanbul'da büyük bir imar ve kalkındırma projesi başlatmıştır. Bu projenin önemli bir adımı da şehir kültürünün oluşumu ve gelişiminde örnek bir model olan Topkapı Sarayı'dır.

BİLİYOR MUSUNUZ?
Osmanlı saraylarından hiçbiri, Avrupa saray mimarisinde olduğu gibi ölçüleri açısından anıtsal değildir. Yapılara insani ölçüler egemendir. Yalın bir mimari içinde belirli oranlarla oluşturulan güzellik; iç süslemeyi ve eşyaların inceliğini ezmez, tam tersine bu eşyalarla olgun bir uyum içindedir.

Yeni Saray ismiyle de bilinen ve padişahlar için bir baba ocağı sayılan Topkapı Sarayı'nda padişah, ailesi ile birlikte ikamet etmiş ve devleti buradan yönetmiştir. Padişahların sünnet merasimlerinden, defin işlemlerine kadar birçok faaliyet burada yaşanmıştır. Ayrıca saray, devlet kademesinde görev alacak devlet adamlarının yetiştirildiği en önemli eğitim merkezidir.


XIX. yüzyıla kadar devletin merkezi konumunda olan Topkapı Sarayı, Osmanlı Devleti'nin yönetim sistemine göre biçimlendirilmiştir. Sarayda bir idari merkez modeli oluşturulmuştur. Saray; Dış saray denilen Birun, İç saray denilen Enderun ve Harem olmak üzere üç ana bölümden meydana gelmiştir . Ana giriş kapısı Bab-ı Hümâyun, orta kapı Babüsselam ve padişahın huzuruna açılan Babüssaade kapıları, bölümler arasında geçişi sağlamıştır.

BİLİYOR MUSUNUZ?
Bab-ı Hümâyun, Ayasofya tarafından saraya açılan ilk kapıdır. Devlet erkânının at ile girebildiği tek kapıdır. Bu kapıdan itibaren saray alanı başlar ve burada daima nöbet tutulurdu.

Birun, Farsça'da “dış” anlamına gelir ve sarayın en geniş bölümüdür. Saray muhafızları ve çalışanları burada yer alırdı. Birunda; adalet kasrı, hastane, mutfaklar, ahırlar, erzak odaları, odun ambarları, çalışanların koğuşları, kayıkhaneler, bostanlar, bahçeler, cirit oyunu ve ok atış talimleri için alanlar ve küçük meydanlar bulunurdu.



Görsel 6.3- Topkapı Sarayı krokisi

Enderun, Farsça “iç” anlamına gelir. II. Murad tarafından devlet adamı yetiştirmek için ilk defa Edirne Sarayı'nda kurulan bu bölüm, Fatih tarafından Topkapı Sarayı'nda da uygulandı. En seçkin devşirme çocuklarının eğitildiği ve Osmanlı devlet sisteminin üst düzey yöneticilerinin yetiştirildiği bir okul niteliğindeki Enderun Mektebi bu bölümde yer alırdı. Padişahın özel hizmetlerini gören devşirmeler yani iç oğlanlar burada eğitilirdi. Özel olarak seçilen ve eğitilen bu gençlere Türkçe, Arapça, Farsça, matematik, tarih, edebiyat, müzik ve güzel sanatlar dersleri verilir; cirit ve ok atma, ata binme, kılıç kullanma ve güreş en iyi şekilde öğretilirdi. Asıl amaç devlet yönetiminde görev alacak nitelikli insanlar yetiştirmekti.

Arz Odası ve Kutsal Emanetler'in de yer aldığı Hırka-i Saadet Dairesi başta olmak üzere Büyük ve Küçük odalar, Doğancı Koğuşu, Seferli Odası, Kiler Odası, Hazine Odası ve Has Oda Enderun bölümünde bulunurdu. Yönetim yapısı içerisinde hareketli bir mekân olan Enderun, Osmanlı Devleti'nin siyasi geleceğini hazırlayan en önemli müesseseydi.

ARAŞTIRALIM
Enderun'daki Hırka-i Saadet Dairesi'nde hangi kutsal emanetler bulunmaktadır? Araştırma sonuçlarını bir slayt hâlinde arkadaşlarınızla paylaşınız.


Harem
, Arapça “yasak” anlamına gelir. Padişahın özel hayatını sürdürdüğü bölümdür. Padişahın evi olan haremde, padişahın ailesi ve cariyeler bulunurdu. Hanedan üyeleri ve darussaade ağası dışında hiç kimse buraya giremezdi. Haremde Enderun'dakine benzer bir eğitim ve teşkilat sistemi vardı. Disiplin ve protokol kurallarının geçerli olduğu haremde cariyeler; edebiyat, müzik, güzel sanatlar, el işleri, güzel konuşma, zerafet öğrenirler ve beylerbeyi, sancakbeyi, vezir gibi üst rütbeli devlet adamlarıyla evlenirlerdi. Bu sayede saray kültürü, şehir kültürüne katkı sağlamaktaydı. Dârüssaâde dairesi, şehzade mektebi, padişah için yemek yapılan Kuşhane mutfağı,

Kadın Efendiler Dairesi ve hazine; haremde yer alırdı.


Saray Görevlileri

Osmanlı Devleti, kendine has protokol kurallarıyla tarihe mal olmuş büyük devletlerdendir. Yönetimde mutlak söz sahibi olan padişah bile mütevazı sarayda, protokol kuralları çerçevesinde yaşamıştır. Sarayın Birun kısmında padişaha, dolayısıyla devlete hizmet eden ve saray halkı denilen birçok görevli bulunmaktadır. Bu görevliler, Saray-ı Hümâyun'da ikamet etmezdi. İlmiye mensupları; Hacegân, Eminler ve Erbâb-ı Hizmet olarak üç gruba ayrılırdı.

Birun’daki Görevliler
Hacegân
MüneccimbaşıGelecekle ilgili tahminlerde bulunan kişidir.
HekimbaşıSarayda bulunan hekimlerin başıdır.
Padişah hocalarıYüksek ilmiye rütbesiyle hizmet eden hocalardır.
Eminler
ŞehreminiSarayın ihtiyaçlarına, kamu binalarının tamirat ve bakım işlerine bakan kişidir.
Darphane eminiPara basımından sorumlu olan kişidir.
Matbah-ı amire eminiSarayın mutfak işlerinden sorumlu olan kişidir.
Erbâb-ı Hizmet
Emir-i âlemSaltanat sancaklarından sorumlu olan kişidir.
Kapıcılar kethüdasıSarayın kapılarını bekleyen görevlilerin başıdır.
Çaşnigir başıSofra hizmetlerini görenlerin başıdır.
BostancıSarayın bahçesi, bostanı ve sahillerinden sorumlu kişilerdir.
Ehli HirefSaray sanatkârlarıdır.
ÇavuşbaşıDivân-ı Hümâyun toplantılarında teşrifat hizmeti ve mübaşirlik yapan görevlilerin başıdır.


Tablo 6.1: Saray Halkı


Birun'daki diğer görevliler ise çakırcıbaşı, şahincibaşı, atmacabaşı, müteferrikalar, baltacılar, peykler, solaklar, mehterler ve mehterbaşı, sakalar ve sakabaşı, terziler, aşçılar ve mirahur'du.

Enderun-ı Hümâyun bölümünde hizmet edenlere genel olarak Enderun halkı veya hademeleri adı verilirdi (Tablo 6.2).


Tablo 6.2: Enderun Halkı

Enderun’daki Görevliler
Has odabaşıHas Oda'nın amiridir.
Silahdar ağaPadişahın silahlarından sorumlu olan kişidir.
Çuhadar ağaPadişahın kaftan ve kürklerine bakan görevlidir.
RikabdarPadişahın çizme ve ayakkabılarından sorumlu kişidir.
Tülbent ağasıPadişahın sarıklarını ve çamaşırlarını muhafaza eden kişidir.
Kapı ağasıSarayın genel sorumlusu ve sarayda padişahın mutlak vekilidir.


Enderun'daki diğer görevliler ise Babüssade Kapısı'nı muhafaza eden ak ağalar, acemiler ve devşirmelerdi.

Padişahın evi olan Harem-i Hümâyun bölümünün genel sorumlusu Dârüssaâde ağasıydı. Derece olarak vezîriâzam ve şeyhülislamdan sonra gelen Dârüssaâde ağasının en önemli görevi, padişahın haremini korumaktı. Ayrıca haremde bulunan görevlilerin (Tablo 6.3) terfi ve ceza işlemlerini padişaha arz eder ve tayinlerini yapardı. Haremeyn-i Şerifeyn vakıflarının sorumlusu, sûrre alaylarının düzenleyicisiydi.


Tablo 6.3: 
Harem Halkı

Harem’deki Görevliler
Saray ağasıSarayın temizlik ve düzeninden sorumluydu.
Saray kethüdasıSaray kapısını bekleyen görevlileri idare ederdi.
Hazinedar ağaHarem-i Hümâyun'un masrafları ile ilgilenirdi.


Harem'de ayrıca iç oğlanları, diğer harem ağaları, kethüda ve imam görev yapmaktaydı.

Divân-ı Hümâyun, merkez teşkilatının en önemli kurumu olup Orhan Bey zamanında kuruldu. Devlet kurulu anlamına gelen Divân-ı Hümâyun'da siyaset, hukuk, sosyal, ordu, ekonomi ile ilgili her türlü konu görüşülüp tartışılır ve padişahın onayı ile karara bağlanırdı. Divan toplantıları Topkapı Saray'ında, Osmanlı Devleti'nin cihanşümul özelliğini ortaya koyan Kubbealtı denilen salonda yapılırdı. Toplantı sonrası alınan kararlar sadece Osmanlı'yı değil aynı zaman da bütün dünyayı ilgilendirirdi.


Orhan Bey zamanından Fatih Dönemi'ne kadar Divan toplantıları her gün yapılmaktaydı. Fatih'le birlikte toplantılar haftada dört güne indirilmişti. XVII. yüzyılda Divan toplantıları haftada iki güne düştü. XVIII. yüzyılda ise Divân-ı Hümâyun idari bir kurum olarak işlevini kaybetmeye başladı. Divân-ı Hümâyun; günümüzde Danıştay, Yargıtay, Anayasa Mahkemesi, Bakanlar Kurulu gibi kurum- ların görevini yerine getiren önemli bir kuruldu. Divan'da alınan kararlar Osmanlı hukukuna göre kanun sayılırdı.


Divân-ı Hümâyun; din ve millet ayrımı yapmaksızın, hangi meslek grubundan olursa olsun herkese açıktı. Herhangi bir şekilde haksızlığa uğradığını düşünen ve mahallî kadılarca yanlış hüküm verildiğine inananlar, davalarını Divan'a getirebilirdi. Ayrıca askerî sınıf ve vakıf mensuplarından şikâyetçi olanlar için de Divan her zaman açıktı.


Türkiye Merkez İdaresinin Temeli

Osmanlı Devleti'nde, Divân-ı Hümâyun XVIII. asırdan itibaren önemini kaybetmeye başladı. Daha az toplanır oldu. Buradaki mekanizmalar çok ilginçtir. XVIII. asırda imparatorlukta bir nevi adem-i merkeziyet başlamıştı. Sınır eyaletlerinde, şehirlerde topluluklar kendi kendini yönetir gibiydiler. XIX. asırda merkezileşme ise daha başka bir yapılaşma getirdi. Ortaya bakanlıklar çıktı. Görüldüğü gibi Divân-ı Hümâyun belki bir parlamento değildir ama Türkiye merkezî idaresinin ve bürokrasisinin kökeni bu sarayda yatmaktadır ve Divân-ı Hümâyun bunun başlangıcıdır (Ortaylı, 2006, s.140'tan düzenlenmiştir).



ÖRNEK METİN

Divân-ı Hümâyun (Tablo 6.4) üyeleri ve görevleri şöyleydi;

Tablo 6.4: Devlet Kurulu

Divân-ı Hümâyun üyeleri
VezîriâzamSiyasi ve askerî konularda geniş yetkilere sahipti. Padişahın mutlak vekiliydi ve padişahın mührünü taşırdı.
VezirlerSayıları dönem dönem değişen vezirler devlet işlerinde vezîriâzama yardımcı olurdu.
KazaskerlerAnadolu ve Rumeli kazaskerleri Osmanlı yargı ve eğitim teşkilatı ile taşra idaresinden sorumluydu.
DefterdarlarAnadolu ve Rumeli defterdarları Osmanlı maliyesinden sorumluydu.
NişancıPadişahın tuğrasını çeker, tımar ve zeametlerin kayıtlarını tutar, devletin iç ve dış yazışmalarını yapardı.
Yeniçeri ağasıSadece vezir rütbesi alan Yeniçeri Ağası askerin başı olarak toplantılara katılırdı.
KaptanıderyaXVI. yüzyıldan itibaren donanma komutanı olarak Divan'a katılmıştır.


Tarihi olaylar ele alınırken tarihi bilgiler kendi döneminin şartlarına göre değerlendirilmelidir. Geçmişte yaşanan bir olayın bugünün bakış açısı ve değer yargılarıyla ele alınması doğru değildir. Tarihî belgeler yoruma muhtaçtır ve olayın yaşandığı dönemin ve toplumun ruhunu taşımaktadır. Bu nedenle o ruha göre açıklama ve yorum yapılması gereklidir.



YORUMLAYALIM
Harem
Topkapı Sarayı'nın en çok sözü edilen ama en yanlış bilinen yeri, haremdir . Sarayın ve bütün devlet protokolünün en başta gelen bölümü olan harem, padişahın evidir ve padişah evinin başında da valide sultan yer alır. Enderun'daki gençlerin biruna çıkması, yani idarede görevlendirilmeleri gibi harem halkı da saraylılarla veya diğer görevlilerle evlendirilirlerdi. Harem'in kapısındaki “Hayırlı kapılar açan Allah'ım bize de hayırlı kapılar aç" ibaresi bunu gösterir.
Osmanlı sarayı okuma yazma oranının hayli yüksek olduğu bir yerdir. Dil, edebiyat ve musiki öğrenimini başarıyla tamamlayan harem kadınları Osmanlı kültürünü öğrenirdi. Hürrem Sultan gibi şiir yazacak kadar dil ve edebiyat öğrenimini başarıyla tamamlayanlar vardı. Evlenip dışarıya çıkanlar halkın arasında saraylı hanım olarak bu kültürü etrafa yayardı.
Haremde yaşam hiç kolay değildir. Haremden bahseden insanların gerek burada yaşanan çetin hayatı gerekse buradaki yetenekli ve zeki kadınların yarattığı kültürel ortamı anlamadan hareme saygısızlık ettikleri çok açıktır. Harem eğlencelik bir yer değildir, her şeyden önce bir evdir. Hiç değilse her ailenin evi kadar saygı gösterilmesi gerekir
(Ortaylı, 2006, s.73-79'dan düzenlenmiştir).​
Veraset Sistemi
Osmanlı Devleti'nde kardeş katlini, dönemin şartları içerisinde değerlendirmek gerekir. Kardeş katli meselesi bütün Türk tarihinin sorunudur. Bu meselenin temelinde de belirli bir veraset sistemin olmayışı ve veliahtlık kurumunun oluşturulmayışı yatar. Bu durum Türk tarihindeki devlet başkanlığı geleneğiyle yakından ilgilidir. Kardeş katlinin ortadan kaldırılması için veraset sisteminin oluşturulması gereklidir. Ancak Osmanlı Devleti'nde veraset sistemi, uzun süre oluşturulamadı. Nihayet XVII. yüzyılın başlarından itibaren ekberiyyet, yani hanedanın en büyüğünün tahta geçmesi sağlandı. Ancak şehzadelerin sarayda “şimşirlik" adı verilen dairede hapis tutulması olumsuz sonuçları da beraberinde getirdi. Hapis hayatı yaşayarak yetişen şehzadeler, hayatı ve devlet idaresini tanımadan padişah oldu. Kardeş katlinin meşrulaştırılması, Osmanlıları bütün Türk tarihi içerisinde farklı bir konuma taşımıştır. Bu sayede önceki Türk devletlerinde olduğu gibi Osmanlı Devleti'nde bölünme yaşanmamıştır. Türk tarihi incelendiğinde devletlerin taht kavgaları sonucunda birçok parçaya ayrıldığı görülür. Birliğini sağlayıp tek hükümdar otoritesini sağlayan Osmanlılar bu sayede de Avrupa'ya karşı üstünlük kurmuştur. Olumsuz bir hadise, yani kardeş katli, 600 yıl devam edecek büyük bir devletin gerçekleşmesindeki en önemli köşe taşlarından birisidir
(Afyoncu, 2016, s.706-707'den düzenlenmiştir).​
Günümüzde haremle ilgili ortaya atılan asılsız iddiaların nedenleri neler olabilir?Türklerde belirli bir veraset sisteminin olmamasının Türk tarihine etkileri nelerdir?

Yorumlar - Yorum Yaz
Köşe Yazıları
Anket
Atatürk hangi şehrin fahri hemşehrisidir?
abdullahhoca

SİTEMİZE GÖSTERMİŞ OLDUĞUNUZ İLGİYE TEŞEKKÜRLER...
TARİH BİZDEN ÖĞRENİLİR.
Site Haritası