YENİ NESİL TARİH SİTESİ

yeninesiltarih.com ile TARİHE FARKLI BİR BAKIŞ

10.SINIF TARİH DERSİ
12.SINIF İNKILAP TARİHİ DERSİ
TÜRK İSLAM DEVLETLERİ TARİHİ
OSMANLI DEVLETİ TARİHİ
T.C İNKILAP TARİHİ VE ATATÜRKÇÜLÜK
ÇAĞDAŞ TÜRK VE DÜNYA TARİHİ
YNT TV

ATATÜRK DÖNEMİ TÜRK DIŞ POLİTİKASI

ATATÜRK DÖNEMİ TÜRK DIŞ POLİTİKASI
 
®  Bu dönemde Türkiye, hayali emeller peşinde koşmadı. “Yurtta barış, dünyada barış." sözünü ilke edinerek, kendi kuvvetine dayanıp varlığını koruyup geliştirmeye çalışmıştır.
®  Türkiye, Lozan Barış Antlaşması ile uluslararası alanda resmen tanındı. Daha sonra Lozan'da halledilemeyen Musul, Dış Borçlar, Suriye Sınırı, Nüfus Mübadelesi ve Boğazlar sorunlarına öncelik verdi. Batılı devletlere karşı duyulan güvensizlik sebebiyle Sovyetler Birliği'yle var olan iyi ilişkilerin devamını sağladı. Lozan'dan kalan sorunlarını çözdükten sonra Batı ülkeleri ile ilişkilerini geliştirdi.
®  1930'dan itibaren özellikle Avrupa'da ortaya çıkan bunalımlar, I. Dünya Savaşı'nın getirdiği statükoyu korumak isteyen (İngiltere, Fransa gibi) devletler ile bu yapıyı değiştirmek isteyen (Almanya, İtalya gibi) devletler arasında gittikçe keskinleşen bir kutuplaşmaya sebep oldu.
®  Atatürk Avrupa'daki gelişmelerle ilgili olarak, Versay Antlaşması'nın I. Dünya Savaşı'nın düşmanlıkları arttırdığını düşünüyordu. Ona göre yenen devletler, yenilenlere barış şartlarını zorla kabul ettirirken bu ülkelerin etnik, jeopolitik ve ekonomik özelliklerini göz önüne almamışlardı.
®  Türkiye, 1932'de Milletler Cemiyetine üye olarak Batılı devletlerle olan iyi ilişkilerini pekiştirdi. Bölgesel ve uluslararası alandaki barışçı faaliyetlere katıldı. Balkan ve Sadabat Paktlarının kuruluşuna öncülük ederek, kendi güvenliğini bölgesel ittifaklarla sağlamaya çalıştı. Boğazlar ve Hatay meselelerini uluslararası hukuk kuralları çerçevesinde kendi lehinde bir çözüme kavuşturdu. Avrupa'daki askerî ve siyasi gelişmeler üzerine Batılı ülkeler ile Sovyetler Birliği arasında hassas bir denge kurmaya gayret gösterdi. Böylece izlediği dış politika ile bölgede bir istikrar unsuru oldu.
 
TÜRKİYE'NİN MİLLETLER CEMİYETİNE GİRİŞİ (18 TEMMUZ 1932)
X  Birinci Dünya savaşının sonucunda galip çıkan büyük devletlerin önderliğiyle uluslararası barışın sağlanması ve korunması, yeni savaşların önlenmesi, uyuşmazlıkların barışçıl yollardan çözülmesi amacıyla milletler cemiyeti kurulmuştur.
X  Osmanlı Devleti Birinci Dünya savaşında yenilgiye uğradığı için Türkiye Milletler Cemiyetinin asli üyeleri arasına alınmamıştır. Ancak Birinci Dünya Savaşını sona erdiren Versailles Barış Anlaşmasından kısa bir süre sonra uluslararası ilişkilerde oluşan değişmeler sonucunda savaşta yenilen devletler de kurulan Cemiyete üye olarak alınmaya başlanmıştır. Türkiye barışa dayalı olarak kurulan bu cemiyete er geç katılacaktır. Ancak hem Musul sorununun çözümünde Cemiyetin İngiltere’den yana karar alması hem de cemiyeti karşı olduğu bilinen Sovyet Rusya ile olan iyi ilişkilerin bozulması istenmediği için doğrudan üyelik başvurusu yapılmamıştır.
X  Bunun üzerine Milletler Cemiyeti Genel Kurulu 6 Temmuz 1932’de İspanya temsilcisinin önerisi ve Yunanistan temsilcisinin de desteğiyle Türkiye’nin kurula davetini öngören bir karar tasarısını kabul etti.
X  Türkiye,  18 Temmuz 1932’de Büyük Millet Meclisinde yapılan oylamada  oybirliğiyle  Milletler Cemiyetine üye olmuştur. Türkiye’nin Milletler Cemiyetindeki ilk temsilcisi Cemal Hüsnü Taray olmuştur. Türkiye’nin Cemiyete üye olmasındaki amacı Almanya ve İtalya’nın yayılmacı politikası karşısında “Yurtta Barış Dünya’da Barış” ilkesi gereği Dünya barışına katkıda bulunmak ve uluslararasındaki saygınlığını kabul ettirmektir. Türkiye’nin bu cemiyete üye olması 1936 yılındaki Boğazlar sorununu istediği şekilde çözmesine yardımcı olmuştur.
 
BALKAN ANTANTI (9 ŞUBAT 1934)
±  Balkan Paktı, 9 Şubat 1934'te Atina'da Türkiye, Yunanistan, Yugoslavya ve Romanya Dışişleri Bakanlarınca imzalandı. Pakta girmeyen Bulgaristan ve Arnavutluk'a katılım hakkı açık tutuldu.
±  Bu antlaşmayla; Balkanlar'daki sınırlarını korumak ve bölgedeki mevcut durumu değiştirmek isteyen devletlere karşı önlem alınması amaçlandı. Bu anlaşmanın en önemli maddesi tarafların bu antlaşmayı imzalamayan diğer bir Balkan devletine karşı birbirine haber vermeden siyasi bir harekette bulunmamayı ve siyasi yükümlülük altına girmemeyi garanti etmesiydi.
±  Balkan Antantı, kuruluşundan itibaren çeşitli alanlarda başarılar elde etti. 1935'te İtalya'nın Habeşistan'a saldırması üzerine, Milletler Cemiyetinin aldığı zorlayıcı ekonomik önlemlere Antant'a üye dört devlet birlikte katıldı. 1936'da Montrö Konferansı'nda, Boğazlar statüsünün Türkiye lehine değiştirilmesinde üyelerin Türkiye'yi desteklemesi ve dayanışma politikası bu başarılara örnektir.
±  Büyük devletlerin ekonomik, siyasi yayılma ve etki politikaları, Antant'ın zayıflamasına yol açtı. Özellikle 1937'de, Yugoslavya'nın Bulgaristan ile bir dostluk antlaşması imzalaması, gittikçe güçlenen İtalya karşısında Yunanistan'ın bu devlete yaklaşması, bu durumu daha da hızlandırdı.
 
MONTREUX (MONTRÖ) BOĞAZLAR SÖZLEŞMESİ (20 TEMMUZ 1936)
v  Lozan Antlaşması'nda hâlledilemeyen meselelerden biri de Boğazlar meselesiydi. 24 Temmuz 1923 Lozan Boğazlar Sözleşmesiyle; Türkiye, o günkü şartlar altında Boğazlar Bölgesi'nin silahtan arındırılması ve geçişin denetlenmesi işinin "Uluslararası Boğazlar Komisyonu"na bırakılmasını kabul etmek zorunda kalmıştı.
v  Türkiye, 1930'lara İtalya'nın Doğu Akdeniz ile Balkanlar üzerindeki yayılmacı emellerinden dolayı stratejik öneme sahip Boğazlar'ın güvenliğini sağlamak için konuyu ilk kez Mayıs 1933'te "Londra Silahsızlanma Konferansı"nda gündeme getirdi.
v  İtalya'nın, 1935'te Habeşistan'a saldırması ve On iki Ada'yı silahlandırmaya başlaması, Almanya'nın Ren Bölgesi'ne yeniden asker sevk etmesi ve Locarno Anlaşmalarına son vermesi Türkiye'yi, Boğazlar Sözleşmesi'nin değiştirilmesi konusunda harekete geçirdi.
v  Türkiye, bunun üzerine yeni bir Boğazlar Rejimini ortaya koymak üzere bir Konferans toplanmasını istedi. Devletlerin (İtalya dışında) olumlu tutumları üzerine 1923 Lozan Boğazlar Sözleşmesi'ni değiştirmek üzere, 22 Haziran 1936'da İsviçre'nin Montrö kentinde bir konferans toplandı.
 Türkiye, Avustralya, İngiltere, Bulgaristan, Fransa, Yunanistan, Japonya, Romanya, Sovyetler Birliği ve Yugoslavya'nın katıldığı Montrö Boğazlar Konferansı'nda 20 Temmuzda Montrö Boğazlar Sözleşmesi imzalandı.
v  Montrö Boğazlar Sözleşmesi ile "Boğazlar Komisyonu" kaldırılıp Boğazlar'da Türk egemenliğini ve kontrolünü esas alan bir düzenleme yapıldı. Boğazlar'da barış zamanında ya da Türkiye'nin savaşa girmediği durumlarda ticaret gemilerinin serbestçe geçişine izin verildi. Savaş gemilerinin geçişi konusunda Türkiye'ye önceden bilgi verilmesi şartı getirildi. Türkiye'nin yer almadığı herhangi bir savaş durumunda savaşın içinde olan devletlerin savaş gemilerinin boğazdan geçişi yasaklandı. Türkiye içinde bulunduğu bir savaş ya da güvenliğini tehdit eden bir durum karşısında Boğazlar üzerinde tam yetki elde etti. Türkiye ile savaş hâlinde olmayan devletlerin ticaret gemilerine kontrollü olarak geçiş hakkı verildi.
 
 
SADABAT PAKTI (8 TEMMUZ 1937)
{  Sadabat Paktı; Türkiye, Irak, İran ve Afganistan arasında imzalanmış, çok taraflı bölgesel bir antlaşmadır. Bununla taraflar birbirlerine saldırıdan kaçınmayı ve bölgede barışı korumak üzere işbirliği yapmayı benimsemiştir. Bu sadece bir saldırmazlık ve iyi komşuluk paktıdır, savunma için yardımlaşma paktı değildir.
{  Irak'ın Türkiye ile ilişkileri gayet iyiydi. Kral Faysal 1931 Haziranında Türkiye'yi ziyaret etmiş, Başbakan Nuri Said Paşa da Ankara'da zaman zaman siyasi görüşmelerde bulunmuştu. Bu dönemde Irak ile İran arasında sorunlar vardı. Bu nedenle Irak İran'la uzlaşmak istiyordu.
{  1930 yılında İngiltere, Irak'ın bağımsızlığını, bazı sınırlamalarla tanıyıp onunla bir ittifak antlaşması imzalayınca Irak Hükümeti İngiltere'ye olan bağımlılığını dengelemek için, Türkiye ile görüşmeler yaptı. 1933 sonbaharında İran ve Türkiye'ye birer saldırmazlık antlaşması önerdi.
 Irak'ın bu girişimleri üzerine, Türkiye ayrı ayrı saldırmazlık paktları yerine, Balkan Paktı örneğindeki gibi, bir bölgesel pakt kurulmasının yararlarını Irak ve İran'a bildirmişti. Üç bölge devletinin imzalayacağı bir metin hazırlanıp 2 Ekim 1935'te Cenevre'de onaylandı.
{  SSCB'nin önerdiği Afganistan'ın, Irak'ın istediği Suudi Arabistan'ın Pakta alınması konusundaki görüşmeler ve Irak ile İran arasındaki sorunlar imzayı geciktirdi. Sonunda Afganistan'ın girmesi kabul edilmiş ve Pakt 8 Temmuz 1937 günü dört devlet arasında Tahran'da Şah'ın yazlık Sadabat Sarayı'nda imzalandı.
{  Pakt, Atatürk'ün barışçı dış politikasını ve ülkenin etrafını dostluk çemberi ile kuşatma isteğini yansıtıyordu. İçerikleri farklı da olsa Balkan Paktı ile Sadabat Paktı Türkiye'nin Batı ile Doğu arasında bir barış köprüsü olmak isteğinin de ilk somut göstergesiydi. ,
{  Pakt, 1939'da Dünya Savaşı başlayınca önemini yitirmeye başladı. Savaş boyunca İngiltere Irak'ı denetimi altında tutmuştu. İran ise SSCB ve İngiltere'nin işgaline girmişti.
{  Savaştan sonra İran 1948'de Paktın canlandırılmasını ve Pakta Pakistan'ın da alınmasını önermişti.
 SSCB tehditlerine karşı Orta Doğu'da 1955'te Bağdat Paktının kurulması ve 1980'de Irak - İran savaşı çıkınca Sadabat Paktı artık varoluş nedenini de yitirmiş, tarihteki yerini almıştır.
 
HATAY MESELESİ VE HATAY'IN ANAVATANA KATILMASI (30 HAZİRAN 1939)
þ  Halkının büyük çoğunluğu Türk olan ve Misakı millî sınırları içerisinde bulunan Hatay (İskenderun Sancağı), Fransa'yla 20 Ekim 1921'de imzaladığımız Ankara Antlaşması ile Suriye ile birlikte Fransız mandası altına girdi.
þ  İskenderun sorunu, 14 Aralık 1936'da, Milletler Cemiyetinde ele alınarak Sancak için yeni bir statü kabul edildi.
þ  Buna göre İskenderun ve Antakya iç işlerinde tam bağımsız, dış işlerinde Suriye'ye bağlı, kendisine özgü bir anayasa ile yönetilen bir statüye kavuşturuldu.
þ  1937'de Türkiye ile Fransa arasında imzalanan bir antlaşma ile Sancak'ın toprak bütünlüğü güvence altına alındı.
þ  Türkiye, Hatay'da oluşturulacak yeni statüsünün hemen uygulanmasını istedi. Fransızların olumsuz tavrı iki ülke arasındaki ilişkileri gerginleşti. Türkiye, Milletler Cemiyeti nezdinde durumu protesto ederek Hatay sınırına asker yığmaya başladı. Siyasi gelişmelere paralel olarak Fransa, Hatay'la ilgili tavrını yumuşattı. 6 Haziran 1938'de Hatay'daki valisini geri çekerek yerine bir Türk vali atadı. Daha sonra iki ülke arasında anlaşma ile Hatay'ın toprak bütünlüğü ve siyasi statüsünün ortaklaşa korunması kararlaştırıldı ve 5 Temmuz 1938'de, Türk askeri Hatay'a girdi.
þ  Türkiye ve Fransa'nın gözetimi altında Hatay Meclisi için seçimler yapıldı. Eylül 1938'de Sancak Millet Meclisi, ilk toplantısını yaparak Hatay Cumhuriyeti'nin kurulduğunu ilan etti. Cumhurbaşkanlığına Tayfur Sökmen seçilirken Başbakanlığına da Abdurrahman Melek atandı. Türkiye Cumhuriyeti kanunları ve parası kabul edildi.
þ  Hatay Devleti yöneticileri, Türkiye'ye katılmak isteğinde bulundular. Avrupa'da savaş ortamına girilmesi Fransa ve İngiltere'yi Türkiye'ye yaklaştırdı. Fransa ile yapılan anlaşma sonucu Fransa, askerlerini bölgeden çekerek Hatay'ın Türkiye'ye katılmasını kabul etti.
þ  Hatay Millet Meclisi, 23 Haziran 1939 günü yaptığı toplantıda oy birliği ile Anavatan'a katılmak kararını alarak Hatay Devleti'ne son verdi. Aynı gün Fransa imzalanan Ankara Anlaşması ile Hatay'ın Türkiye'ye katılmasını kabul etti ve bir süre sonra Hatay'dan çekildi. TBMM 30 Haziran 1939'da, Ankara Antlaşması'nı onayladı. 23 Temmuz 1939 günü yapılan törenle de Hatay Türkiye'ye katıldı.
 
Rektör Uyarıyor
RAPALLO ANTLAŞMASI (1922)
  • Dünya Savaşı'ndan sonra Sovyetler Birliği ve Alman Weimar Cumhuriyeti arasında İtalya'nın Rapallo kentinde 16 Nisan 1922 tarihinde imzalanan antlaşma .
  • Dünya Savaşı sonrasında uluslararası sistemden bir anlamda tecrit edilen Almanya ile Sovyetler Birliği Cenova Konferansı(en) sırasında iki ülke arasında dostluk ve işbirliğini yeniden kuran bu antlaşmaya imza attılar. Söz konusu antlaşma ile, iki ülke arasında Brest-Litovsk Antlaşması'ndan (1918) kaynaklanan tüm mali ve siyasi hükümler mülga olmuştur.
  • 29 Temmuz'da söz konusu antlaşmaya Versailles Barış Antlaşması hükümlerine aykırı olarak Almanya'nın Sovyetler Birliği'ne askeri eğitim vermesi hususunu içeren gizli bir ek iliştirilmiştir.
  • Ancak söz konusu antlaşma, Almanya'nın Batılı devletlerle ilişkilerini yumuşama sürecine sokması ve Locarno Antlaşması'nı imzalamasıyla, yürürlükte kalmasına rağmen, bir anlamda etkinliğini yitirmiştir.
 
Rektör Uyarıyor
NYON KONFERANSI EYLÜL 1937
  • Türkiye’nin, İspanya iç savaşı sırasında Akdeniz’deki denizaltı korsanlığı meselesinin ele alındığı Eylül l937’deki katıldığı konferanstır.
    • Atatürk ile İnönü' nün arasının açılmasına ve İnönü'nün başbakanlıktan azline yol açan 1937 tarihli konferans. konferans'ın amacı yükselen Mussolini italya'sının akdenizde bir tehdit unsuru olarak ortaya çıkmasına karşı alınacak önlemlerdir. konferansa katılan Dışişleri Bakanı Tevfik Rüştü Aras Atatürk ve İnönü'den anlaşma hakkında farklı talimatlar alır.
    • Fakat İnönü'nün istediği şekilde Türkiye anlaşmaya imza atar. Atatürk sinirlenir. olaylar gelişir ve İnönü siyaset sahnesinden çekilir.
    • Ancak İnönü örgütlenmesini yapmıştır. Atatürk'ün sağlığı bozulmaya başladığı dönemde Heybeliada'da olayları izler ve ölümü sonrasında mecliste cumhurbaşkanı olarak seçilir.
 
SUFFRAGETTE HAREKETİ:
ö      Suffragette kadınların oy hakkını savunan bir harekettir. Kadınlara oy hareketi İngilterede 1903 yılında büyük rağbet görür, fakat aslında olay Kraliçe Victoria dönemine kadar uzanır. 1832 yılında Lord Grey tartışmalara yol açacak bir reform paketi geçirir parlementodan. Kanun oy hakkıyla ilgilidir ve kanunda ''kişi'' kelimesi yerine ''erkişi'' kelimesi kullanılmıştır.
ö      1847 yılında ilk itirazlar ortaya çıkar ve kadınlara oy hakkı tanınması fikri tüm ülkeye yayılır. 20 yıl sonra John Stuart Mill ikinci reform paketinde kadınların oy hakkına yer vermeye çalışır fakat başarısız olur. Bu başarısızlık ''National Society for Women's Suffrage''(Kadınlara Oy Hakkı Ulusal Topluluğu) ın kurulmasına yol açar. Ertesi yıl parlemento üyesi ve hukukçu olan Richard Pankhurst kadınlara oy hakkı tanınması için yeni bir girişimde bulunur. Karısı ve kızı -Emmeline, Christabel- Suffragette hareketinde önemli yer edinir.
ö      Yeni Zellanda 1893 yılında kadınlara oy hakkı veren ilk ülke olur, 9 yıl sonra onu Avusturalya izler. Bu durum İngilterede ki Suffragette hareketine ivme kazandırır.
ö      1911 yılında ilk suffragette kundakçılık eylemi İngilterde gerçekleşir.
ö      Amerika Birleşik Devletleri'nde 1920 yılında yürürlüğe giren anayasa değişikliği ile ülke genelinde kadınlara oy verme hakkı tanındı. Birleşik Krallık'ta ise eşitlik 1928 yılında sağlandı.

Yorumlar - Yorum Yaz
Köşe Yazıları
Anket
Atatürk hangi şehrin fahri hemşehrisidir?
abdullahhoca

SİTEMİZE GÖSTERMİŞ OLDUĞUNUZ İLGİYE TEŞEKKÜRLER...
TARİH BİZDEN ÖĞRENİLİR.
Site Haritası