BABA TARİHÇİ

abdullahhoca.com YENİ NESİL TARİH ANLATIMI

Üyelik Girişi
MEKANLAR-YOLLAR-GÖÇLER TARİHİ
OSMANLI DEVLETİ TARİHİ
abdullahhoca

SİTEMİZE GÖSTERMİŞ OLDUĞUNUZ İLGİYE TEŞEKKÜRLER...
TARİH BİZDEN ÖĞRENİLİR.
Site Haritası

ANADOLU UYGARLIKLARI

8-ANADOLU UYGARLIKLARI

A-HATTİLER,

B-HİTİTLER,

C-İYONLAR,

D-URARTULAR,

E-FRİGLER,

F-LİDYALILAR

A. HATTİLER (MÖ 2500-MÖ 1700)

  • M.Ö. 25OO’lerde göçler sonucunda Anadolu’ya geldikleri tahmin edilmektedir. Anadolu’da ilk uygarlığı oluşturmuşlardır.  Elde edilen bazı Hitit metinlerinde Hattilerden bahsedilmesi bu bilgiyi desteklemektedir. Çok Tanrılı dine inanmışlardır. Ana tanrıça Annus‘tur. Hattilerde her şehrin bir tanrısı vardır.  Hattiler’e ait süsleme şekillerinin Anadolu’nun birçok yerinde görülmesi Hatti uygarlığının Anadolu’da geniş bir coğrafyaya yayıldığını gösterir.  Hatti uygarlığına ait en önemli eserler. Alacahöyük‘te bulunmuştur. İnanç bakımından, şehir yaşantısı bakımından Hititlerin Hattilerden etkilendiği görülmektedir.

 

B. HİTİTLER (MÖ 1700-MÖ 700)

  • Anadolu’ya MÖ 2000’li yılların başlarında doğudan geldikleri saptanan Hititler, Orta Anadolu’da Kızılırmak çevresine yerleşmişlerdir. Burada bölgenin yerli halkı Hattilerle kaynaşmışlar ve Hitit uygarlığını kurmuşlardır. MÖ 1700’lerde Anadolu’da ilk siyasal birliği kurmuşlardır. Hitit Devleti’nin kurucusu Kral Labarna’dır. Hattuşaş (Boğazköy)’ı devletin başkenti yapmışlardır. Hititlerin siyasi tarihindeki en önemli olayı Mısırlılarla yaptıkları savaşlar sonucunda MÖ 1280 yılında imzalanan Kadeş Antlaşması’dır. Mısır Hükümdarı II. Ramses ve Hitit Kralı III. Hattuşili arasında yaşanmıştır. Bu antlaşma dünyanın bilinen ilk yazılı antlaşması olması bakımından önemlidir. Hitit Devleti, MÖ 1200’lerde batıdan gelen Ege göçleri sonunda yıkılmıştır.
  • Hititlerde kral, hem başkomutan hem başrahip hem de başyargıç görevini yürütürdü.  Kraldan sonra en yetkili kişi kraliçe (Tavananna)ydi. Tavananna dinî törenlere başkanlık eder, kral bir sefere ve savaşa gittiğinde yerine bakardı.  Hititlerin ilk döneminde kralın yetkileri soylulardan oluşan Pankuş Meclisi tarafından sınırlandırıldı. Daha sonra güçlenen kral, bu meclisin yetkilerini azalttı. Hititlerde halk; asiller, rahipler, sanatçılar, askerler, memurlar ve köleler gibi sınıflara ayrılırdı.  Hititlerde toprağın mülkiyeti krala aitti. Kral, toprakları kendisine hizmet edenlere, yönetici ve halka işletmeleri amacıyla verirdi.  Tarım, ticaret ve hayvancılık halkın başlıca geçim kaynakları arasında yer alırdı.  Hititlerde eli silah tutan bütün erkekler askerlik yapmak zorundaydı.  Savaş arabalarında biri sürücü, ikisi okçu üç savaşçı bulunurdu. Askerler savaşta kama, ok, mızrak, kalkan, balta, topuz gibi aletler kullanırlardı.
  • Hititlerde hukuk özellikle aile hukuku önemli bir gelişme göstermiştir. Kölelere mülkiyet hakkı tanınması açısından Mezopotamya hukukundan daha ileri bir seviyedeydi. Çok tanrılı dini benimseyen Hititlerin yazdıkları tabletlerde uzun tanrı listelerine rastlanır. Bin tanrılı ülke olarak da anılan Hititler işgal ettikleri ülkelerin tanrılarına da inanırlardı.  Hititler tanrıları adına şenlikler düzenleyerek kurban keserlerdi. Ayrıca ölülerini gömdükten sonra kestikleri kurban etinden yemek yaparak yerler, kurban olarak kestikleri hayvanın kemiklerini mezarın üstüne sıralarlardı.  Güneş kursunu Mısırlılardan alarak yeni bir anlam yüklemişlerdir. Güneş kursu “Ben Majeste Kral” anlamına geliyordu.
  • Hititlerde adalet güneşle sembolleşmiştir. Güneş tanrıçası aynı zamanda hak ve adaletin koruyucusudur. Hititlerde mimarlık ve heykelcilik oldukça gelişmiştir. Hitit sanatından günümüze kadar gelen eserler arasında Alacahöyük’deki Sfenksli Kapı, Güneş Kursu, Yazılıkaya ve İvriz kabartmaları bulunmaktadır.
  • Hititler, çivi yazısıyla beraber kendi icatları olan hiyeroglif yazısını da kullanmışlardır.  Tarih yazıcılığı Hititlerde başlamıştır. Anallar denilen yıllıklar düzenleyen Hitit kralları bu yıllıklara zaferlerinin yanında yenilgilerini ve günlük olayları da yazmışlardır. Çünkü Hititler öldükten sonra Tanrı’ya hesap vereceklerini düşünmüşlerdir. Hititler, Mezopotamya’dan aldıkları kanunlara eklemeler ve düzeltmeler yapmış, Anadolu’da ilk yazılı kanunları oluşturmuşlardır. Hititler hukuk tarihinde ilk defa kasten öldürme ile kazara adam öldürmeyi birbirinden ayırmıştır.

 

İLAÇ BİLGİ

Hattuşaş Antik Kalıntıları bugün UNESCO'nun Dünya Kültür Mirasları listesinde yer almaktadır.

 

 C. İYONYALILAR (MÖ 1200-MÖ 700)

  • İzmir’e ve Büyük Menderes Nehri’nin Ege Denizi’ne döküldüğü bölgeye İyonya, burada yaşayanlara ise İyonyalılar denir.  Mora’yı istila eden Dorların önünden kaçan Akadlar tarafından kurulmuştur.  Eski Çağ Anadolu uygarlıkları içinde sosyal yaşam düzeyi en yüksek ve en gelişmiş toplum İyonyalılardır.  Demokratik rejim ve hukuk devleti niteliklerini taşıyan ilk şehir devletleri burada ortaya çıkmıştır. “İlk Çağın Rönesans Dönemi” olarak adlandırılan İyonya kültürü, Avrupa kültürünün de özünü oluşturmuştur.  Thales (Tales), Herodotos, Hipokrates (Hipokrat), Hythagoras (Pisagor) gibi bilim insanları felsefe, tıp, tarih, astronomi, matematik vb. alanlarda önemli bilimsel çalışmalar yapmışlardır.  Akdeniz ve Karadeniz kıyılarında ticaret kolonileri kurmuşlardır.
  • “İyon Düzeni” denilen bir mimarlık tekniği geliştirmişler; Efes, Milet, Foça, İzmir (Smyrna) gibi büyük kentleri saraylar, tapınaklar, heykeller, tiyatro binaları ile güzelleştirmişlerdir.  Fenikelilerden alfabeyi alan İyonyalılar, bunu yeniden düzenleyerek İyon alfabesi durumuna getirmişlerdir. Bu alfabe, bazı değişikliklerle Yunanistanlılara geçmiş, daha sonra Romalılar tarafından yeniden düzenlenip geliştirilmiş, böylece bugün bizim de kullandığımız Latin alfabesi ortaya çıkmıştır.

 

D. URARTULAR (MÖ 900–MÖ 600)

  • Urartu devleti, Doğu Anadolu’da Asya kökenli Huriler tarafından kurulmuştur (M.Ö. 900). Devletin kurucusu I. Sardur’dur. Hazar Denizi’nden Halep’e kadar hâkimiyet kurdular. Urartular savaşçı bir özelliğe sahiplerdi. Çok tanrılı dinlere inanan Urartuların en büyük tanrıları savaş tanrısı “Haldi” idi.
  • Merkezi Tuşpa (Van) olan Urartular, yaklaşık iki yüzyıl boyunca Doğu Anadolu’da önemli bir güç oluşturmuşlardır. M.Ö. 600’lerde Medler tarafından yıkılmışlardır.
  • Krallıkla yönetilmiştir. Ülkeyi eyaletlere ayıran Urartular, valileri merkezden atayarak merkezi otoriteyi güçlü tutmayı amaçlamışlardır. Urartular Anadolu’da ilk defa federal anlayışta bir devlet kurmuşlardır.
  • Urartular, mezarlarını ev ve oda biçiminde yapmışlar, mezarlara ölünün değerli eşyalarını koymuşlardır. Bu durum, Urartularda öldükten sonra hayatın devam ettiğine dair inancın yaygın olduğunu göstermektedir. Urartular tarım, hayvancılık ve madencilikle uğraşarak geçimlerini sağlamışlardır. Tarımı geliştirmek için sulama kanalları yapmışlardır. Bunların en önemlisi 80 km uzaktan su getiren Şamran kanalıdır. Urartularda kaya işçiliği, maden işlemeciliği ve su mimarisi gelişmiştir. Asur çivi yazısını ve hiyeroglif yazısını kullanmışlardır.

 

E. FRİGLER (MÖ 800–MÖ 676)

  • Frigyalılar Anadolu’ya Boğazlar yoluyla gelmişler, Eskişehir, Afyonkarahisar ve Ankara yörelerine yerleşmişlerdir. M.Ö. 750’den sonra güçlü bir devlet kuran Frigyalıların başkenti Polatlı yakınlarındakiGodion’dur. Kral Midas döneminde bütün Orta ve Güneydoğu Anadolu’ya egemen oldular. Kimmerlerin saldırılarıyla M.Ö. 676’da yıkılmıştır. Krallarla yönetilen Frigyalılar askerliğe fazla önem vermediklerin için düzenli ve güçlü bir orduya sahip değillerdi. Sadece sarayı ve kralı koruyan bir ordu bulunuyordu. Tarım toplumu olan Frigyalılar, bundan dolayı bereket tanrıçası Kibele’yi en büyük tanrıları kabul etmişlerdir. İlkçağdaki bu durum, toplumların uğraş alanlarının dinsel inançları üzerinde etkili olduğunu göstermektedir. Çiftçilik ve hayvancılıkla uğraşmışlardır. Başlıca zenginlik kaynağı tarım olduğu için farım faaliyetlerini koruyan kanunlar yapmışlardır. Saban kırmanın ve öküz kesmenin ölümle cezalandırılması bu duruma kanıt olarak gösterilebilir. Fenike alfabesini kullanmışlardır. Edebiyat alanında hayvan hikâyeciliğini (FABL) sanatının öncüsü olmuşlardır. Tarımın yanında maden işçiliği ve işlemeciliği de gelişmiştir. Dış ticarette maden işlemeciliğine dayalı mallar önemli yer tutmuştur. Dokumacılıkta TAPATES adı verilen halı ve kilimler oldukça ünlüydü. Friglerin maden ve ağaç işçiliğinde, dokumacılıkta ürettikleri eserler Helen piyasasında beğeni kazanmış ve Helenli ustalar tarafından taklit edilmişlerdir.
  • Makara kulplu bronz tabaklar ve bronz kazanlar; dönemin "teknolojik" bir başarısı olan altın, gümüş ve bronzlardan yaylı çengelli iğneler (fibulalar); değerli madenlerden giysi kemerleri, tokalar ve zengin bezemeli tekstil ürünleri; geometrik desenlerle süslü mobilya eşyası bunlar arasındadır. Frigler, Helenlere ayrıca müzik alanında da esinlenme kaynağı olmuşlardır.

 

F. LİDYALILAR (MÖ 687–MÖ 546)

  • Lidya, bugünkü Gediz ve Küçük Menderes ırmakları arasında kalan bölgeye İlk Çağda verilen addır. Bu topraklarda oturanlara Lidyalılar denilmiştir.  Kimmerlerin Frigya Devleti’ni yıkmasından sonra Lidyalılar, kralları Giges’in liderliğinde bu bölgede başkenti Sardes (Sard) olan bir devlet kurmuşlardır (MÖ 687).  Krezüs’ün kral olduğu yıllarda Lidyalılar en parlak dönemini yaşamıştır. Bu dönemde Batı Anadolu’nun tamamı Lidyalıların eline geçmiş, Sardes bilim kültür merkezi hâline gelmiştir.  Lidya Krallığı’na MÖ 546 yılında Pers Hükümdarı Kyros (Kiros) tarafından son verilmiştir.  
  • Lidyalılar değiş tokuş esasına dayanan ticareti kaldırarak tarihte ilk kez madenî parayı kullanmışlardır. Altın ve gümüş karışımından yapılan bu paraya elektron adını vermişlerdir.  Efes’ten başlayıp Sardes’ten geçerek Mezopotamya’ya ulaşan Kral Yolu’nu kullanmışlardır.  Lidyalılar paralı askerlerden oluşan ordular kurmuşlardır.




Yorumlar - Yorum Yaz
Köşe Yazıları
Anket
Atatürk hangi şehrin fahri hemşehrisidir?
TARİH VİDEOLARI