BABA TARİHÇİ

abdullahhoca.com YENİ NESİL TARİH ANLATIMI

Üyelik Girişi
MEKANLAR-YOLLAR-GÖÇLER TARİHİ
OSMANLI DEVLETİ TARİHİ
T.C İNKILAP TARİHİ VE ATATÜRKÇÜLÜK

TÜRKLERDE DEVLET YÖNETİMİ

DEVLET YÖNETİMİ

İlk Türk devletlerinde devlete, il (el) denilirdi. İl kelimesi, aynı zamanda barış anlamına da gelmekteydi. Konargöçer hayatın sebep olduğu şartlar, Türklerde teşkilatlanmayı zorunlu hâle getirmiş, devletin unsurları; bağımsızlık (oksızlık), ülke, halk (kün) ve teşkilat olarak belirlenmiştir. Ülke, bağımsız bir devletin hak ve yetkilerini herhangi bir kısıtlamaya tâbi olmadan kullanabildiği coğrafî bir alandır. İlk Türk devletlerinde yurt sözü, daha çok vatan için kullanılmıştır. O dönemde ülke sınırlarına da yaka denilmiştir. Türklerin tarihteki en büyük özelliklerinden biri de teşkilatçı bir millet olmalarıdır. Bu nedenle, yıkılan devletin yerine hemen yenisini kurmuşlardır. Dünyada aynı zamanda bir ya da birkaç Türk devleti daima var olmuştur. Bunda Türklerin özgürlüklerine olan düşkünlüğünün de büyük payı vardır. Türk hükümdarlarının temel ilkesi; ülkeyi daima güçlü ve varlıklı tutarak, halkı rahat ve mutlu yaşatmak olmuşturDevletin başında bir hakan bulunurdu. Yönetimleri boylar federasyonu şeklindedir. Tahta çıkma da Veraset sistemi uygulanmıştır.

  

HÜKÜMDARLA İLGİLİ KAVRAMLAR

HÜKÜMDAR ÜNVANLARI

  • Han, Hakan, Kağan, İl-Teber, İl-Teriş, İdi-Kut, Tan-Hu, Şan-Yu, Erkin, Yabgu
  • Hunlarda hükümdar, Şan-yü veya Tanhu (sonsuzluk) sözleriyle anılmıştır.
  • Hazar yöneticileri kağan, bek, şad, yilig gibi unvanları da kullanmışlardır.

HÜKÜMDARIN GÖREVLERİ:

z  Halkını barış içinde hür bir şekilde yaşatmak.

z  Orduyu idare etmek.

z  Türk boylarını bir araya toplamak.

z   Milletine hizmet etmek.

z  Adaleti tesis etmek.

z  Mahkemelere başkanlık etmek.

z  Meclisi (kurultay) toplantıya çağırmak.

z  Töre’ yi uygulamak.

z  Orduya Komuta etmek,

z  Kurultaya başkanlık etmek,

z  Yüksek mahkemeye başkanlık etmek.

HÜKÜMDARLIK ALAMETLERİ

Otağ (hakan çadırı), örgin (taht), kılıç, nevbet (davul), kur (kemer), berge (kamçı),kama (bıçak), kotuz (sorguç), tuğ (sancak), ordu, yay, toy (ziyafet)

v  Özellikle, hükümdarın oturduğu yer, yani devletin merkezi olan “ordu” (çadır kent) ve çeşitli vesilelerle verilen “toy” (şölen) da Hükümdarlık sembolü sayılmaktaydı.

v  Ok, bağımsızlık sembolüdür.

 

HATUN’UN GÖREVLERİ:

  • Katun unvanı da verilmektedir.
  • Hatunlar yönetimde söz sahibi idiler.
  • Hatunlardan devlet yönetenler olduğu gibi, naip olanlar da vardı.
  • Ayrı sarayları vardı.
  • Büyük çoğunluğu itibariyle devlet meclislerine katılırlar ve elçi kabulünde bulunurlardı.
  • Eşlerinin yanında savaşa katılırlardı.
  • Kağan öldüğü zaman, yerine geçerek “tigin” küçük yaşlarda ise, hatun onun adına devleti yönetiyordu.

 

 

MECLİS VE HÜKÜMET KAVARAMI

Toy, kurultay, kengeş (Danışma organları) gibi bügünkü anlamıyla meclisleri bulunmaktaydı. Hunlardan itibaren yönetimle ilgili kararlar almak ve alınan kararları uygulamak amacıyla devlet yetkililerinin bulunduğu ayukı (bakanlar kurulu) adı verilen kurul oluşturulmuştur. Ayukının başında “aygucı” veya “üge” adı verilen bugünkü başbakan bulunurdu. Türk devletlerinde “buyruk” (bakan) adı verilen hükûmet üyeleri bulunmaktaydı. Bitikçi ve tamgacılar yazışmaları yapan ve devletin dış politikasını yürüten görevlilerdi. Ayrıca, saray görevlilerinden olan tarkan ve apa askeri ve sivil yönetimden sorumluydular. Bunlardan başka, ülkenin denetim ve vergi işleriyle ilgilenen tudun unvanlı görevliler de bulunurdu.

Büyük Hun Devleti’nde Mete’den itibaren senenin başında, ilkbahar ve sonbaharda olmak üzere üç kere kurultay toplanırdı. Bu kurultaylarda devlet adamları devlet meseleleri ile ilgili fikirlerini belirtmekle birlikte son kararı Mete Han verirdi. Hunlarda yılın başında yapılan ilk toplantı genellikle dinî mahiyetteydi. İlkbaharda yapılan ikinci toplantı bağlılık kurultayı olarak nitelendirilir; bu kurultaya tabi Hun boyları ve yabancı zümrelerin temsilcileri mutlaka katılırdı. Bu toplantıda hükümdar seçimi yapılır ya da tasdik edilir, töreye yeni hükümler getirilir ve bütün ülke meseleleri görüşülüp karara bağlanırdı. Üçüncü kurultay ise sonbaharda yapılırdı. Savaş ve sayım kurultayı da denilen bu toplantıda ordu teftiş edilir, halk ve atların sayımı yapılır, savaş kararı görüşülürdü. Bu mevsimde atların yetişip güçlenmesi ve Çin’de harman mevsiminin olması sebebi ile Hunlar bu bölgeye doğru savaş hareketlerini başlatırdı. Kök Türklerde kurultay; halkın da katılımıyla mayıs ayında yapılır, burada devlet işleri görüşülür, iktisadi ve kültürel meselelere çözüm bulunurdu. Taht değişikliği durumunda da yeni kağan bu kurultayda seçilirdi. Uygurlarda da buna benzer kurultay bulunmaktaydı. Hazarlarda yönetimin başında kağan olsa da devlet işlerini bek denilen görevli yürütürdü.

 

KURULTAY VE GÖREVLERİ

KURULTAY ÜYELERİ - TOYGUN

  • Hakan (Hükümdar) kurultaya başkanlık ederdi.
  • Ayguci(Vezir), Hükümetin başıdır. Hakan olmadığı zamanlarda kurultaya başkanlık eder.
  • Hatun (Hakan’ın eşi)
  • Hanedan üyeleri
  • Bağlı Beyliklerin Temsilcileri
  • Ordu Komutanları

v  Köktürk Kitabeleri’ne göre Tanrı tarafından hükümdara bazı güç ve yetenekler verilmiştir.

Bunlar; Kut, Ülüğ (İktisadi güç) ve Küç (Güç)’tür.

KURULTAY GÖREVLERİ

  • Hakanı Seçme(Hükümdar Ailesinden)
  • Ülkenin genel politikasını belirleme
  • Kanun yapma
  • Orduyu Teftiş Etme
  • Hakan’a danışmanlık etme
  • Hakan’ı denetleme ve yetkilerini sınırlayabilmelidir.

Kurultay’ın demokratik olduğunun göstergeleri şunlardır; Üyelerin temsili niteliğinin olması, kanun yapması, Hakan seçme, Hakan’ı denetleme ve onun yetkilerini kısıtlama ve gerekirse azletme gücüne sahip olması

 

MECLİSİN ADLARI

£  Avrupa Hunları  - Seçkinler Meclisi      

£  Tabgaç Devleti  -  Nazırlar Meclisi

£  Hazar Hakanlığı - İhtiyarlar Meclisi     

£  Peçenekler -          Komenton 

£  Tuna Bulgar Devleti – Millet Meclisi

£  Hun ve Göktürkler – Kurultay – Toy- Kengeş

DEVLET GÖREVLİLERİ

TEKİN(TİGİN İlk Türk devletlerinde kağanın erkek çocuklarına tigin veya elig denilirdi. Tiginlere tecrübe kazansınlar diye bazı bölgelerin yönetimi verilirdi. Tiginleri; ataman, inal veya inanç gibi isimlerle anılan kişiler yetiştirirdi.

ŞAD: Taşrada yönetimle görevli kağan çocuğu(Bazende vezir manasında)

YABGU: Kağan soyundan, ülkenin batısını yönetir.

YARLIĞ: Hükümdar emri(Ferman)

AYUKİ: Hükümet

AYGUCI (BAŞBAKAN): Hükümet başkanı

BUYRUK (BAKAN): Hükümet üyeleri(bakan)

TUDUN/TODUN: Taşra için kağan tarafından görevlendirilen vali-vergi memuru Vergiyle alakalı işler ve işlere bakanlar Ağıcı, ımga, amga, tudun, todun

SUBAŞI: Ordu komutanı(Daha çok taşrada)

TARKAN: Ordu komutanı(Askeri yönetici)

BİTİGÇİ: Yazı işlerinden sorumlu, kâtip ( bitikçi )

APA: Saray görevlisi (Sivil yönetici)

TOYGUN: Toy veya kurultaya katılma hakkına sahip devlet görevlileri

YARGUCI(YARGAN): Yargıç

KENETÇİ: Danışman-Bilimadamı

YAKA: Ülke sınırları

OTACI: Doktor

ATAMAN-İNAL-İNANÇ: Tigin eğitmeni

KÜL-ERKİN: Oğuzlarda Hükümdar

ORUN-ÜLÜŞ: Kurultayda oturma düzeni

TAMGACI: Dış işlerinden sorumlu

AĞILIĞ: Hazine görevlisi (Ağıcı)

 

Yerleşik hayatı benimsemiş olan Uygurlarda siyasi bir yapı olan boyların reislerine tutuk;

Şehirlere ise balık adı verilmiştir. Kök Türklerde devlet merkezi Ötüken şehriyken, Uygurlar

Dönemi’nde Karabalgasun devletin merkezi olmuştur.

 

 

YÖNETİMLE İLGİLİ KAVRAMLAR

 

KUT ANLAYIŞI ÖZELLİĞİ

Hükümdarlığın kaynağı ilahi idi ve kutlu hanedan soyundan olanlar hükümdar olabiliyorlardı. Hükümdarlık yetkisinin Gök-Tanrı tarafından verildiğine inanılırdı. Bu yetkiye kut denirdi.  Ülkeyi yönetme yetkisi anlamındaki kutun kan yoluyla babadan oğula geçtiğine inanılırdı. Ülke, töreye uygun olarak yönetilirdi. Töre (türe), eski Türklerde devlet ve toplum yaşamını düzenleyen kurallardı. Toplum ve devlet içinde yerleşmiş bulunan gelenek ve göreneklerden oluşan bu kurallar nesilden nesile aktarılırdı.  Kağanlar, yapılan resmi bir törenle tahta çıkarlardı. Tanrı tarafından üstün güç ve yeteneklerle donatıldığı kabul edilirdi. Tanrı bağışı olan bu güç ve yetenekler Kök Türk Kitabeleri’nde; kut, ülüg, küç olarak ifade edilmiştir.

 

VERASET SİSTEMİ

Türk devletlerinin en zayıf yönü, veraset (tahta geçme) konusunun belli bir kurala bağlanmamış olmasıydı.  Türk töresine göre hükümdar öldüğünde, oğullarının hepsinin tahta geçme hakkı bulunuyordu.  Bu nedenle hükümdarın çocukları arasında sık sık taht kavgaları yaşanıyordu.  Bu mücadele devletin zayıflamasına, hatta yıkılmasına neden oluyordu.  Bunun yanında, bu sistem en güçlü olanın hükümdar olmasını da sağlıyordu. Yapılan araştırmalar, Turfan Uygurlarında tahta geçme hukukunun (veraset hukuku) yazılı belgeler ve senetlere dayandırıldığını ortaya koymuştur. Tahta geçme baş hatunun çocuklarının hakkıydı.  Hakanın siyasi amaçlarla başka ülke prensesleriyle evlendiği de olurdu. Bu prensesler, ne kadar soylu olurlarsa olsunlar, çocukları yönetimde yer alamazdı.  Hükümdarın tahta geçecek olan çocukları küçük yaşta ise, amcalarının tahta çıkması töreye göre uygun sayılırdı.  İlk Türk devletlerinde hükümdar soyundan gelen erkekler değişik yollarla tahta çıkıyorlardı.  Tahtta hak iddia edebilecek ikinci bir varisin bulunmaması halinde hükümdar soyundan gelen kişi doğrudan tahta çıkardı.  Zaman zaman kurultayın seçtiği aday, hükümdar olurdu.  Bazen de hükümdar soyundan olan erkeklerin yaşça en büyük ve en bilgili olanının tahta geçmesi usulü uygulanırdı.  Bu usul Türk-İslam devletleri döneminde ekberiyet sistemi olarak adlandırılmıştır.  En sık karşılaşılan durum ise hakanın erkek çocuklarının birbirileri ile mücadelesi sonunda üstün gelenin tahta çıkmasıydı.

 

İKİLİ TEŞKİLAT

Türklerde ilk devlet teşkilatı, Asya Hun Devleti Hükümdarı Mete Han tarafından kurulmuştur. İlk Türk devletlerinde ülke, sağ-sol, doğu-batı şeklinde ikiye ayrılarak yönetilmiştir.  Gök Tanrı inancına göre güneşin doğduğu yer kutsal sayıldığı için yönetimde doğu bölgesi batıya göre üstün kabul edilmiştir.  Bu anlayıştan dolayı hakan ülkenin doğu bölümünde otururdu. Batı kanadını ise yabgu unvanıyla hükümdarın kardeşi yönetirdi.  Yabgu iç işlerinde serbest, dış işlerinde doğudaki büyük hakana bağlıydı.  Hükümdar çocukları olan tiginler, devleti yönetme konusunda deneyim kazanmaları için ülkenin çeşitli yerlerine şad unvanıyla yönetici olarak gönderilirdi.  İlk Türk devletlerinde başlayan bu uygulama daha sonra kurulan Türk devletlerini de etkilemiştir.  Bu usulün Selçuklu ve Osmanlı devletlerinde de görülmesi bu etkilenmenin önemli bir göstergesidir.  Türklerde devlet dört unsurdan meydana geliyordu. Bağımsızlık  -  Halk  - Ülke  -  Teşkilat


Yorumlar - Yorum Yaz
Köşe Yazıları
Anket
Atatürk hangi şehrin fahri hemşehrisidir?
TARİH VİDEOLARI
abdullahhoca

SİTEMİZE GÖSTERMİŞ OLDUĞUNUZ İLGİYE TEŞEKKÜRLER...
TARİH BİZDEN ÖĞRENİLİR.
Site Haritası