BABA TARİHÇİ

abdullahhoca.com YENİ NESİL TARİH ANLATIMI

Üyelik Girişi
MEKANLAR-YOLLAR-GÖÇLER TARİHİ
OSMANLI DEVLETİ TARİHİ
T.C İNKILAP TARİHİ VE ATATÜRKÇÜLÜK

EMEVİLER DÖNEMİ

EMEVİLER (661-750)

         MUAVİYE DÖNEMİ
  • Emevi Devleti, adını kurucusu olan Hz. Muaviye bin Ebi Süfyan’ın bağlı bulunduğu aileden almıştır. Hz. Muaviye, Kureyş kabilesinin Beni Ümeyye (Ümeyyeoğulları veya Emeviler) koluna mensuptur. İslam’dan önce Ümeyyeoğulları Mekke’nin en saygın ailelerindendi.
  • Hz. Muaviye’nin büyük dedesi Ümeyye, Cahiliye Devri Mekke toplumunda kıyade (ordu komutanlığı) görevi yapıyordu. Miladi 602 veya 603 yılında dünyaya gelen Hz. Muaviye, Mekke toplumunda okuma-yazma bilen az sayıdaki kişilerdendi. Mekke fethedildiğinde Hz. Muaviye de Müslüman oldu. Kendisi Peygamber Efendimiz’in katipleri içinde yer almıştır. Hz. Ebu Bekir, Suriye’nin fethi için üç ayrı ordu gönderdi. Bu ordulardan birinin komutanı Hz. Muaviye’nin ağabeyi Yezid idi ve Hz. Muaviye de ona yardımcı olacaktı (634). Yezid ve Hz. Muaviye, Suriye tarafında büyük başarılar elde etti. Hz. Ömer, Hz. Muaviye’yi ordu komutanlığına getirdi (639). Daha sonra Hz. Muaviye, Şam valisi oldu. O, Hz. Ömer’in izni ile Suriye’de fethedilmeyen yerleri fethetti. Hz. Muaviye, Kıbrıs’ın fethi için de izin istedi. Fakat Hz. Ömer buna müsaade etmedi.
  • Hz. Osman Dönemi’nde de Şam valisi olan Hz. Muaviye, iki ayrı zamanda Kıbrıs’ı fethetti (650 ve 655). Suriye’de Kelbi kabilesinden biriyle evlenen Hz. Muaviye, zamanla askerî, ekonomik açıdan çok güçlü bir konuma geldi. Hz. Ali, Hz. Osman’ın şehit edilmesinden sonra halife seçildi (655).
  • Hz. Muaviye, Hz. Ali’ye biat etmeyerek kendi kabilesinden olan Hz. Osman’ı şehit edenlerin derhâl bulunmasını istedi. Hz. Muaviye, onu şehit edenlerin Hz. Ali’nin ordusunda bulunduğunu iddia etti ve Şam halkından biat aldı. Hz. Ali, Cemel Savaşı’nda rakiplerini yendi. Ayrıca Hz. Ali, Hz. Muaviye ile yaptığı Sıffin Savaşı’nı kazanmak üzere iken Haricilerin savaşmak istememesi yüzünden sonuç alamadı. Hz. Muaviye, 658 senesinde gerçekleşen Hakem Olayı’ndan sonra devleti ele geçirmek için büyük gayret gösterdi. Önce Mısır’ı ele geçirdi. Daha sonra hazırladığı orduları Hz. Ali’nin hâkimiyeti altında bulunan Irak, Hicaz, Yemen ve İran’ın yerleşim bölgelerine göndererek merkezî idareyi zor durumda bıraktı.İç karışıklıkların artması sonucunda, bir Harici Hz. Ali’yi şehit etti (661).
  • Halk, Hz. Hasan’a halife olarak biat etti. Fakat Hz. Muaviye, iktidarı bırakmak niyetinde değildi. Hz. Ali şehit olmadan önce Hz. Muaviye oldukça üstün bir konumda bulunuyordu. Hz. Hasan hem Kûfe halkının güven telkin etmemesi hem de Müslümanlar arasındaki savaşların son bulması için Hz. Muaviye’ye biat etti. Hz. Hasan ile Hz. Muaviye arasındaki anlaşmayla İslam dünyasının tamamı Hz. Muaviye’nin yönetimi altına girdi. Böylece Müslümanlar arasında büyük oranda birlik sağlandı. Bu nedenle bu yıla “Birlik Yılı” (Âmü’l-Cemaa) denilmiştir.
  • Hz. Muaviye ile birlikte Müslümanların yönetime gelme şekillerinde büyük bir değişiklik oldu. Dört Halife, istişare yoluyla iktidara gelmişti. Hiçbir halife kendi çocuklarına yönetimi devretmemişti. Oysa Hz. Muaviye, kuvvet yoluyla halifeliği ele geçirdi. Kendinden sonra da oğlu Yezid’i veliaht tayin etti. Böylece halifeliğin babadan oğula geçişini, yani saltanat sistemini başlattı. Hz. Muaviye, Müslümanlardan Yezid’in halifeliği için zorla biat aldı. Hz. Hüseyin, Abdullah bin Zübeyr ve Abdullah bin Ömer gibi birkaç önde gelen Müslüman dışında bu isteğe karşı koyan olamadı.

         YEZİD DÖNEMİ VE OLAYLARI
  • Yezid bin Muaviye Emevi Devleti’nde Hilafetin saltanata dönüştürülme sürecinin ilk halifesidir. Kendisinden önce babası döneminde var olan hilafet ve hakimiyet mücadeleleri, kendisinin veliaht tayin edilmesiyle yeniden ivme kazandı. Aynı zamanda yeni muhalif gruplarında oluşmasının önünü açtı. Bu nedenle Yezid dönemi, Emevi Devleti’nde önemli siyasi ve askerî olayların yaşanmasına sebep olmuş, onun hilafetini kabul etmeyen muhalif gruplar ona karşı etkin bir mücadeleye girişmişlerdir. Bu gruplardan biri de Tevvabûn olarak bilinenlerdir. Bunlar, Hz. Hüseyin’i ısrarla Kûfe’ye davet edenlerdir. Daha sonra da onu yalnız bırakarak yakınları ile Kerbelâ’da şehid edilmelerine sebep olmuşlardır. Yaptıkları bu hareketin yanlış olduğunu düşünerek pişman olduklarını ifade edip tövbe ettiler. Tövbe edenler manasında Tevvabûn ismini aldılar. Daha sonra bu grup, Hz. Ali evladının intikamını almak üzere organize olmuş siyasî bir hareket olarak kabul edilmiştir.
  • İslam tarihinde Harre vakası olarak bilinen olay da Yezid döneminde vuku bulmuştur. Yezid, Kerbelâ olayından sonra ayaklanan Medineliler üzerine bir ordu gönderdi. Bu ordu, Emevi yönetimine isyan eden Medinelileri yenilgiye uğrattı (63/682). Medinedeki bütün ileri gelenler öldürüldü. Yezid’in komutanı Müslim b. Ukbe, askerlerini serbest bırakınca, askerler şehri yağmaladılar. Medine’de birçok çirkin iş gerçekleştirdiler. Bu süre içinde Mescid-i Nebî’de üç gün cemaatle namaz kılınamamıştır. Harre olayından sonra, Yezid’in ordusu Mekke’ye yöneldi. Ordu komutanı Müslim b. Ukbe’nin yolda ölmesi üzerine, yerine Husayn b. Nümeyr Mekke’yi kuşattı. Abdullah b. Zübeyr, Şam ordusunu şehrin dışında karşılayacak gücü ve silahı olmadığından, Kâbe’ye sığınmak zorunda kaldı. Kuşatma sırasında savaş bir müddet karşılıklı mübareze şeklinde devam etti. Daha sonra Husayn, Ebu Kubeys ve civar dağlara mancınıklar kurdurttu. Mancınıklarla atılan taşlar, Kâbe’nin örtüsünün parçalanmasına, atılan ateşli bir mızrak ise hem örtünün hem de Kâbe’nin ahşap kısmının tamamen yanmasına sebep oldu. Savaşmanın ve kan dökmenin haram olduğu Kâbe tahrip edilmiş oldu. İki ay kadar süren kuşatma, Yezid’in ölümü üzerine kaldırıldı (64/683).
  • Yezîd zamanında Kuzey Afrika dışındaki bölgelerde fetihler durdu. Bizans üzerine düzenlenen yaz ve kış seferlerine ara verildi.
  • Kıbrıs ve Rodos adalarındaki Müslümanlar da tahliye edildi.
  • Kuzey Afrika’da Yezid tarafından yeniden İfrîkıye valiliğine tayin edilen Ukbe b. Nâfi, Sûsülednâ ve Sûsülaksâ bölgelerini fethetti ve önemli başarılar elde etti (62/681-82). Ancak bu başarılar kısa bir süre sonra bir felakete dönüştü. Ukbe, Küseyle ve müttefiki olan Rumlar tarafından pusuya düşürülerek 300 askeriyle birlikte öldürüldü. Bunun üzerine İfrîkıye’nin merkezi Kayrevan’daki İslam ordusu Berka’ya çekilmek zorunda kalırken Küseyle kumandasındaki Berberîler Kayrevan’a girdi (64/683).

         Hilafetin Saltanata Dönüşmesi ve Buna Tepkiler

  • Yezid’in yönetime geçmesiyle beraber saltanat sistemi hilafetin yerini aldı. Bu yönetim biçimini İslam’a aykırı görerek buna karşı hareketler ortaya çıkmaya başladı.
  • Tepki gösterenlerin başında sahabeler, Hariciler, Hz. Ali taraftarları ve Hasan el-Basrî gibi tanınmış isimler de geliyordu.

         Hz. Hüseyin ve Kerbelâ Olayı

  • Hz. Hüseyin, Hz. Muaviye’nin ardından Yezid’in hilâfete geliş şekline ve liyakat sahibi olmamasına itiraz ederek (öl. 680) Yezid’e biat etmedi. Yezid, Medine Valisi Velid bin Utbe’den kendisi adına Hüseyin bin Ali, Abdullah bin Ömer ve Abdullah bin Zübeyr’in biatlarını almasını istedi.
  • Hz. Hüseyin ve Abdullah bin Zübeyr, valiyi oyalayarak Mekke’ye gitti. Hz. Hüseyin’in Mekke’ye gitmesi ehlibeyt taraftarlarını harekete geçirdi. Onu Kûfe’ye davet ettiler. Hz. Hüseyin, durumu araştırması için amcasının oğlu Müslim bin Âkil’i Kûfe’ye gönderdi. Kûfe’ye giden Âkil, Vali Numan bin Beşir’in müsamahasından faydalanarak halktan Hz. Hüseyin adına biat aldı. Ardından da Hz. Hüseyin’i Kûfe’ye davet etti.
  • Olayları takip eden Yezid, Kûfe Valisi Numan bin Beşir’i görevden aldı ve sert tabiatlı bir yapıya sahip olan Basra Valisi Ubeydullah bin Ziyad’ı Kûfe valiliğine atayıp ondan bu isyan hareketini önlemesini istedi. Ziyad, Müslim bin Âkil ve etrafındakileri katletti. Bu olaylardan habersiz olarak
  • Hz. Hüseyin; ailesi, akrabaları ve taraftarlarıyla Kûfe’ye doğru hareket etti. Abdullah bin Ömer ve Abdullah bin Abbas gibi bazı kişiler Hz. Hüseyin’in gitmesini engellemeye çalışarak Kûfe halkının sözüne güvenilmeyeceğini söylediler. Fakat başarılı olamadılar. Fakat, Abdullah bin Ömer ve Abdullah bin Abbas, şehirde bulunanların tamamının biat ettiğini görünce Yezid’in halifeliğini tanıdıklarını açıkladır. Hz. Hüseyin yolda Müslim bin Âkil ve arkadaşlarının öldürüldüğünü öğrendiğinde geri dönmek istedi. Müslim bin Âkil’in çocukları geri dönmeyi kabul etmedikleri için bu görüşünden vazgeçti.
  • Bunun üzerine Hz. Hüseyin ve beraberindekiler yola devam ederek Irak bölgesindeki Kerbela denilen yere geldiler. Ubeydullah bin Ziyad, Ömer bin Sa’d’ı Hz. Hüseyin’in üzerine gönderdi. Hz. Hüseyin ve yanındakiler kuşatma altına alındı. Uzun bir süre aç ve susuz bırakılan ehlibeyt ve taraftarlarına savaş açıldı. Irak ordusu ile sayısı 80’i aşmayan bir grup arasında yapılan çarpışmada Hz. Hüseyin ve yanındakilerden 72 kişi şehit oldu. 10 Muharrem H. 61’deki (10 Ekim 680) bu katliamdan Hz. Hüseyin’in çocuklarından pek azı kurtulabildi. Bunlar esir alınarak valiye getirildi.
  • Vali de bunları Yezid’e gönderdi. Yezid bu esirleri birkaç gün sonra bir kafile ile Medine’ye ulaştırdı. İslam tarihinin en acı veren olaylarından olan Kerbela faciası tüm Müslümanları çok üzmüştür. Ayrıca bazı siyasi olayları harekete geçirmiş, Şiiliğin ortaya çıkmasında ve gelişmesinde önemli bir rol oynamıştır.

         Abdullah bin Zübeyr Olayı ve Hilafet Mücadelesi

  • Abdullah bin Zübeyr, önde gelen sahabelerden Zübeyr bin Avvam’ın oğludur. O, Hz. Muaviye’ye biat etmediği gibi daha sonra Yezid’e de biat etmedi. Hz.Hüseyin’in şehadetiyle birlikte Emevilere muhalefetin en önemli ismi oldu. İlk başlarda Abdullah bin Zübeyr, Yezid’e karşı bir harekette bulunmayarak olayların seyrini takip etti. Onun bu tutumundan Yezid rahatsız oldu. Çünkü Abdullah bin Zübeyr, Yezid’in muhalifleri tarafından zayıflatılmasını bekliyordu.
  • Yezid, Harre olayı’ndan sonra Müslim bin Ukbe komutasında bir orduyu Mekke’ye gönderdi. Yolda bu komutanın ölmesi üzerine Husayn bin Nümeyr onun yerine tayin edildi. Onun komutasında Mekke kuşatıldı (24 Eylül 683). İki ay kadar devam eden kuşatma Yezid’in ölümüyle birlikte kaldırıldı. Yezid’in ölümüyle Emevilerde iktidar boşluğu meydana geldi. Bu durumdan istifade eden Abdullah bin Zübeyr, “Emirü’l-müminin” unvanıyla halife olduğunu ilan etti.
  • Suriye’de önce Yezid’in oğlu Hz. Muaviye’ye, onun iki ay sonra ölmesiyle Mervan bin Hakem’e biat edildi. Mervan bin Hakem, iki halifenin üst üste ölmesiyle doğan otorite boşluğunu kısa sürede ortadan kaldırarak çeşitli bölgelerde halkın Abdullah bin Zübeyr’e olan bağlılığını sona erdirdi.
  • Mervan öldükten sonra (685) yerine oğlu Abdülmelik halife oldu. Bu zaman zarfında Hicaz ve doğu bölgeleri Abdullah bin Zübeyr’in; Suriye, Filistin ve Mısır bölgeleriyse Abdülmelik’in hâkimiyeti altındaydı. Bu arada daha önce Mekke Kuşatması sırasında Abdullah bin Zübeyr’i destekleyen Hariciler ondan ayrılarak Basra’yı işgal ettiler.
  • Her iki taraf açısından da Muhtar es-Sakafi büyük tehlikeydi. Sakafi, Ekim 685’te Abdülmelik’e isyan ederek onun askerlerini yendi. Daha sonra Muhtar es-Sakafi, doğu eyaletlerini ele geçirdi ve buraların valiliğini Abdullah bin Zübeyr’den istedi. Abdullah ise kardeşi Mus’ab’ı Basra valisi yaparak Muhtar ile mücadele etmesini istedi. 687 yılında Muhtar es-Sakafi’nin, Mus’ab tarafından öldürülmesiyle doğu eyaletleri tekrar Abdullah bin Zübeyr’in hâkimiyetine girdi. Abdülmelik ile Abdullah bin Zübeyr arasındaki mücadele uzun süre devam etti. Abdülmelik 692 yılında Mus’ab üzerine tekrar bir saldırı düzenledi. Bu savaşta Mus’ab öldü. Böylece doğu eyaletleri tekrar Abdülmelik’in hâkimiyetine girdi. Abdullah bin Zübeyr’in hâkimiyeti sadece Hicaz bölgesinde devam etti. Abdülmelik vakit kaybetmeden Haccac bin Yusuf es-Sakafi’yi iki bin kişilik bir orduyla Mekke üzerine gönderdi (Ocak 692). Haccac, beş bin kişilik destek gücü alarak Mekke’ye saldırdı. Kuşatma uzayınca Abdullah bin Zübeyr ve taraftarları yiyecek sıkıntısıyla karşılaştı. Bunun üzerine Haccac, teslim olanlara eman vererek Abdullah bin Zübeyr’in çevresini iyice daralttı. Fakat o, az sayıdaki askeriyle beraber çarpışarak şehid edildi (1 Ekim 692).

         EMEVİLER YÜKSELİŞ DEVRİ FETİH HAREKETLERİ

  • Kerbela olayından sonra ülkenin çeşitli yerlerinde Çıkan isyanlar kısa sürede bastırılarak fetih hareketleri hızlandırıldı.

        ORTA ASYA FETİHLERİ

  • Hz. Muaviye zamanındaki bir diğer fetih hareketi, idarî bakımından Basra’ya bağlı olan Horasan ve Sint bölgesinde gerçekleşti. Sicistan’da bulunan şehirleri alan birlikler Kâbil’i ele geçirdi. Hindistan’ın bir kısmı vergiye bağlandı. Horasan’ın bir bölümü, Toharistan ve Kuhistan fethedildi. Ceyhun’u geçen kuvvetler, Buhara ve Semerkant’ı aldılar.
  • Uzun süren mücadeleler sonucunda Buhara, Semerkant, Fergana ve Belh şehirleri fethedildi. Böylece Türklerin İslamlaşması konusunda ilk önemli adım atılmıştır. Ancak Emevilerin Türklere sert davranmaları ve Arap milliyetçiliği yapmaları Türklerin gruplar halinde İslamiyet’e girişini geciktirmiştir.
         İSTANBUL KUŞATMASI
  • Hz. Muaviye zamanında, Anadolu’ya yaz ve kış olmak üzere iki sefer düzenleniyordu. Asıl maksat Bizans’ın başşehri olan İstanbul’u ele geçirmekti. Bu süreçte Müslüman donanması Tarsus, Rodos Adası ve İzmir’i ele geçirdi (672)
  • İstanbul’un fethi için ilk sefer Muaviye zamanında 668 yılında gerçekleşti. Sufyan bin Avf el-Ezdi komutasındaki Emevi ordusu Kadıköy’e geldi. Uzun yolculuklar ve kış şartları orduda büyük kayıplara sebep oldu. Buna rağmen İstanbul muhasara edildi. Fakat bir sonuç alınamadı. Bu savaşta Hz. Peygamber’in sancaktarlarından Ebu Eyüp el-Ensarî (Halid bin Zeyd) şehit oldu. İstanbul’da bulunan Ebu Eyüp el-Ensarî (Halid bin Zeyd) Türbesi ona aittir.
  • İstanbul’un ikinci kez kuşatılması 674 yılında başladı ve yıllarca sürdü. İki taraf arasındaki karşılaşma daha ziyade iki filonun İstanbul önlerinde savaşmasından ibaretti. Müslüman askerler, İstanbul yakınında bulunan Kapıdağ Yarımadası’nı (Bandırma ve Erdek arasındaki ada) ele geçirerek burada bir deniz üssü kurdular. Her ilkbahar mevsiminde bu üsten hareket eden Müslümanlar İstanbul’u kuşatıyordu. Muaviye’nin ölümüne kadar bu saldırılar devam ettiyse de başarı elde edilemedi.
  • Velid’in yerine geçen Süleyman bin Abdülmelik Dönemi’nin en önemli fetih girişimi İstanbul’un tekrar kuşatılmasıdır. Çanakkale Boğazı’nı geçerek İstanbul’a kadar gelen Müslüman ordusu denizden ve karadan İstanbul’u kuşatmasına rağmen başarılı olamadı
          AFRİKA VE İSPANYA FETİH HAREKETLERİ
  • Kuzey Batı Afrika'nın fethi tamamlanmıştır. Tarık bin ,Ziyad komutasındaki bir İslam ordusu Cebelitarık Boğazı'nı geçerek ispanya'ya ulaşmış ve Vizigotları mağlup ederek ispanya'nın fethini başlatmıştır. İslam orduları kısa sürede ispanya'yı fethetmişlerdir.
  • Hişam, 730 yılında Endülüs valiliğine Abdurrahman el-Gafiki’yi getirdi. Gafiki, önce Berberi İsyanını bastırdı, sonra Fransa’ya karşı harekete geçti. Preneleri aşarak, kuzeye doğru hareket etti. Ancak Müslümanlarla Charles Martel’in emrindeki Frank kuvvetleri arasında yapılan Balatüşşüheda (Puvatya) Savaşı’nda Müslümanlar yenildi ve Abdurrahman el-Gafiki şehit oldu (732). Emeviler döneminde
    İslam ülkesinin sınırları Batı’da Atlas Okyanusu, Doğu’da Çin kıyıları ile ve Afganistan, Kuzey’de kısmen küçük Asya ve İspanya’ya kadar genişlemiştir.

         DEVLET YÖNETİMİ ÇALIŞMALARI

  • Abdülmelik devrine kadar resmi dairelerde ve yazışmalarda Suriye'de Rumca, İran’da Farsça, Mısır'da Kıptice kullanılıyordu.
  • Abdülmelik bütün ülkelerde resmi dil olarak Arapça'nın kullanılmasını ve devlet dairelerinde Müslümanlara görev verilmesini emretmiştir. Bu durum islam dünyasında Arapça'nın ve Arap kültürünün yaygınlaşmasına katkı sağlamıştır.
  • İslam Devleti'nin ilk zamanlarında Suriye ve Mısır'da Bizans, İran’da Sasani paraları kullanılıyordu.
  • Abdülmelik döneminde ilk kez Arap parası bastırılmıştır; Bu durum Müslümanların ekonomik alanda daha bağımsız hareket etmesini sağlamıştır.
  • Posta teşkilatı kurulmuştur. Posta teşkilatının kurul-ması ve iyi işletilmesi, ülke birliğinin korunması ve sorunların giderilmesini kolaylaştırmıştır.
  • Emeviler isyanlardan haberdar olmak ve zamanında müdahale etmek için posta teşkilatına önem vermişler-dir. Böylece posta teşkilatı sayesinde ülkeyi ve valileri denetlemişlerdir.
  • Emeviler Dönemi'nde yapılan bu uygulamalarla fethedilen bölgelerdeki eski uygulamalar kaldırılmış, Bizans ve Sasani kültürünün yerine Arap kültürünün etkili olması sağlanmıştır.

         Emevilerin Yıkılışı

  • Emeviler, Arap milliyetçiliği politikası izlemişlerdir.
  • Önemli görevlere Arapları ve Emevi sülalesinden olanları getiriyorlardı.
  • Hz. Ali soyundan gelenlere de kötü davranıyorlardı. Bu uygulamalardan rahatsız olan Arap olmayan uluslar ve Hz. Ali taraftarları ayaklanmalar Çı-karmaya başladılar.
  • Bu arada Abbasiler de ülkenin pek çok yerinde örgütlenerek Emeviler aleyhine yoğun bir propaganda faaliyeti yürüttüler.
  • Bu çalışmalar sonucunda 745 yılında Horasan'da başlayan isyan kısa sürede genişledi. Bu isyanı başlatan Ebu Müslim son Emevi halifesi 2. Mervan'ı ortadan kaldırarak Emeviler Devleti'ne son vermiştir (750).

         Emevilerin Yıkılış Nedenleri

  • Arap olmayan Müslümanlara değer vermemeleri,
  • Önemli görevlere Emevi soyundan olanları getirmeleri,
  • Abbasilerin ve Şiilerin Emevilere karşı çalışmaları,
  • Emevi ailesindeki geçimsizlik
  • Arap olmayan ulusların Emevilere karşı gruplar kurmaları,
  • Türklerin Emevilerin düşmanlarına destek olmaları,
  • Fetihlerin durması gelişmeleri etkili olmuştur.

         Emevilerin Genel Özellikleri

  • Halifeliği babadan oğula geçen bir saltanat haline dönüştürmüşlerdir. Bu durum İslam dünyasında tepkilere ve isyanlara neden olmuştur.
  • İslam Devleti'ni en geniş sınırlarına ulaştırmışlardır.
  • Fethedilen bölgelerin İslamlaşmasını ve Araplaş-masını sağlamışlardır. Bu duruma Mısır ve Suriye örnek olarak gösterilebilir.
  • Arap milliyetçiliğine önem vermişler, ırkçı bir politika izlemişlerdir. Bu durum Emevilere karşı tepkilerin artmasına ve Emevilerin yıkılmasına yol açmıştır.
  • Bizans ve Sasanilerden yararlanarak İslam Devleti'ni teşkilatlandırmışlardır.

Yorumlar - Yorum Yaz
Köşe Yazıları
Anket
Atatürk hangi şehrin fahri hemşehrisidir?
TARİH VİDEOLARI
abdullahhoca

SİTEMİZE GÖSTERMİŞ OLDUĞUNUZ İLGİYE TEŞEKKÜRLER...
TARİH BİZDEN ÖĞRENİLİR.
Site Haritası