BABA TARİHÇİ

abdullahhoca.com YENİ NESİL TARİH ANLATIMI

MEKANLAR-YOLLAR-GÖÇLER TARİHİ
OSMANLI DEVLETİ TARİHİ
T.C İNKILAP TARİHİ VE ATATÜRKÇÜLÜK

II. DÜNYA SAVAŞI VE SONUÇLARI

 

II. DÜNYA SAVAŞI’NIN NEDENLERİ

N  I.Dünya Savaşı sonrası yenilen devletlere sınırlama getirilmiş. Buda Almanya’nın hoşnutsuzluğuna sebep olması: Almanlar 1919’da imzalanan Versay Antlaşması’nın haksız maddeler içerdiğini ve yeniden gözden geçirilmesi gerektiğini düşünüyorlardı. 1920’lerde büyük ekonomik güçlüklerle karşı karşıya kalan Almanya’da 1933’te Adolf Hitler önderliğindeki Naziler iktidara geldi. Hitler, bir yandan Versay Antlaşması’nın geçersiz sayılmasına çalışırken, öte yandan da silahlı kuvvetlerini yeniden toparladı.

N  Çizilen sınırlar milliyetçilik esasına uygun olmadığından etnik çatışmalar ve sınır sorunları ortaya çıkmasına sebep olması

N  İtalya’nın savaşı kazandığı halde isteklerine ulaşamaması , İtilaf Devletleri tarafından ikinci sınıf gözüyle bakılması sonucunda İtalya’nın saldırgan bir politika izlemesi,

N  İmparatorluk kurmak isteyen Japonya’nın Asya’dan Avrupa Devletlerini çıkarmak istemesi,

N  I.Dünya savaşı ‘nın devletler arasındaki dengeleri alt üst etmesi savaştan sonra huzursuzluğun artması ve dünya barışını korumak amacıyla kurulan milletleri Cemiyeti’nin İngiltere’nin güdümünden çıkamaması sonucunda ;

a)1931’de Japonya’nın protestolara aldırmayarak Cin’in Mançurya bölgesini ele geçirmesi ve 1930’lar boyunca gücünü iyice arttırması

b)1935’te faşist Benito Mussolini yönetimindeki İtalyanlar, Etiyopya’yı işgal etmesi

c)Hitlerin, 1936 Mart’ında Almanya’nın Ren Irmağı’nın batısında kalan topraklarına askeri birliklerini göndermesi. Oysa ki 1925’te Almanya ile Milletler Cemiyeti arasında yapılan antlaşmaya göre bu bölgede hiçbir devlet asker bulunduramayacaktı. Milletler Cemiyeti bu konuda da protestolar dışında yaptırım uygulamadı.

N  Ardından İtalya ve Almanya, İspanya’daki iç savaşta cumhuriyetçi yönetime karşı faşist General Francisco Franco’nun saflarında savaşmak üzere asker gönderek yeni silah ve uçaklarını da denemeleri

N  Yeni toprak kazanımları ve dünya egemenliği için Almanya, İtalya ve Japonya, Berlin-Roma-Tokyo Mihveri diye adlandırılan bir ittifak kurmaları. Bu yüzden bu ülkeler Mihver Devleri adıyla anıldı.

 

 

 

 

 

SAVAŞ ÖNCESİ YAŞANAN SİYASÎ GELİŞMELER

ALMANYA

±  Hitler’in 1933 yılında iktidara gelmesinden itibaren Almanya ekonomik ve siyasi olarak büyük bir güç kazanmkıştır.

±  Hitler stratejisinin ilk adımında Versay Antlaşması’yla getirilen sınırlamalardan kurtulmasını sağlamıştır.

±  Hitler siyasi güç elde etrmek amacıyla 12 Mart 1938’de Avusturya’nın ilhakını gerçekleştirecek. Ardından ikinci adım olarak Çekoslovakya toprakları içindeki Sudet bölgesini topraklarına kattı..

±  Hatta Avrupa Devletleri Südetlerin Almanya’ya ait olduğunu 29 Eylül 1938 günü imzalanan Münih Antlaşması ile kabul etmişlerdir. Konferansa Alman, İtalyan, İngiliz ve Fransız başbakanları katılmış, Çekoslovakya ise temsilci bulundurmamıştır.

±  Bu olayların çözülmesinden sonra geriye sorunlu bölge olarak bir tek Danzig bölgesi kalmıştır. Versay Antlaşması’yla Danzig bölgesinin Polonya’ya verilmesi Danzig Sorunu ortaya çıkmıştır.

±  3 Mayıs 1939’da Sovyet Dışişleri Komiseri olan Litvinov görevden alınarak yerine Vyaçeslav Mihayloviç Molotov atanmıştır. 24 Ağustos 1939 günü Sovyetler Birliği ile Almanya arasında bir Saldırmazlık Paktı imzalanması karara bağlanmıştır.

±  Hayat Sahası (Lebensraum): Naziler tarafından Alman halkının yaşamanı sürdürebilmek için ihtiyaç duyduğu ve özellikle doğuda slav halklarından alınması gereken toprakları anlatmak için kullanılan terimdir.

±  Kartal Hücumu: Almanların Kartal Hücumu verilen İngiltere Hava saldırısında 1015 Kara Bombardıman uçağı, 346 Stuka savaş uçağı, 933 avcı ve 375 muhrip savaş uçağı vardı. Buna İngilizler, 700 kadar avcı ve 500 kadar bombardıman uçağı ile karşı koymaya çalışmışlardı.

±  Blıtzkrıeg (Şimşek Savaşı): Hava kuvvetleri ve zırhlıların birlikte kullanımı ile düşman cephesindeki direnişin hızlı bir biçimde kırarak düşman birliklerini kuşatmak demek olan savaş taktiğidir.

 

2-İTALYA

  • Birinci Dünya Savaşı’ndan istediğini alamayan İtalya dar bir sömürge alanıyla sanayisini beslemeye çalışıyordu. Ayrıca Birinci Dünya Savaşı’nda itilaf devletleri ile görüş ayrılığına düşen İtalya, Mussolini’nin faşist politikaları sebebiyle Avrupa’da sorun teşkil ediyordu.
  • İtalya’nın eski Roma İmparatorluğu gibi güçlü bir devlet olmasını isteyen Mussolini, Almanya ile yakınlaşarak Mihver devletler bloğunda savaşa girmiştir.
  • İtalya; Kuzey Afrika ve Balkanlar’da ilerlemiştir. Aşırı ulusçuluğu esas alan Faşist yönetim, kısa süre sonra demokrasiyi kaldırdı. Ülkedeki diğer ırklardan olanları zorla İtalyanlaştırmaya çalıştı. Dış politikada ise, Akdeniz çevresinde sömürge kurmaya, yani emperyalizme yöneldi.
  • Roma İmparatorluğu’nu yeniden kurma hedefiyle yayılmacı bir siyaset güderek serbest şehir Fuime’yi, Yunanistan’dan Korfu Adasını aldı. Arnavutluk üzerinde nüfuz kurdu. Doğu Akdeniz ve Anadolu’yu yayılma alanı olarak belirleyen İtalya’nın bu tavrı Fransa’yı endişelendirdi.
  • Almanya’yı Fransa’ya karşı denge unsuru olarak kullanan İtalya, İngiltere’nin de Fransa’ya karşı tutumundan dolayı çok fazla tepki görmedi.
  • Yayılmacı bir siyaset izleyen İtalya’nın ilk hedefi bundan dolayı Habeşistan oldu. Japonya'nın 1931'de Mançurya'ya saldırması, Almanya'nın Versay Antlaşması'nı çiğneme girişimlerine İngiltere ve Fransa'nın tepkisiz kalması İtalya'nın Habeşistan'ı işgalini cesaretlendirdi. Habeşistan'a askerî yardım yapılamaması ve Milletler Cemiyeti'nin İtalya'ya karşı ortak bir cephe kuramaması işgali kolaylaştırdı. (52 ülkenin karşı çıkmasına rağmen işgal gerçekleşti.) 
  • 1936’da Habeşistan'ı tam olarak işgal etmeyi başaran İtalya, Akdeniz'de önemli bir konuma sahip olan İngiltere'ye rakip oldu.
  • Mussolini, Akdeniz'e "Bizim Deniz" (mare-nostrum) diyordu ve Roma İmparatorluğu'nu yeniden meydana getirmek istiyordu. Bu amaçla İtalya, 5 Kasım1937'de, Roma'da imzalanan bir anlaşmayla Anti-Komintern Paktı'na katıldı.  

Bizim Deniz: Mussolini, Akdeniz’de Roma İmparatorluğunu yeniden canlandırma projesini (Bizim Deniz) ortaya atmıştır. Bu proje ile Adriyatik ve Akdeniz’i etki alanına almak istemiştir.

 

Benito Mussolini

( 183- 1945) : Faşizmin kurucusu olan Mussolini, 1919’da Faşist Parti’yi ve savaş gazilerinden oluşan bir grup ile Black Shirts (Kara Gömlekliler) askerî gücünü kurmuştur. 1922’de İtalya’da patlak veren politik kaos döneminde Black Shirts gücü ile Mussolini bir tek kendisinin düzeni restore edeceğini ilan etmiş ve İtalya devlet başkanı olmuştur. 1925’te devletin tüm demokratik kurumlarını da kapatarak “Duce” (lider) sıfatını almış ve tam bir diktatöre dönüşmüştür. II. Dünya Savaşı sırasında Nazi Almanya’sı ve Japonya ile müttefik olmuştur. Temmuz 1943’te Müttefik güçler Sicilya’ya girmiş ve Mussolini eski parlamenterlerin yönetimi ele geçirmesiyle tutsak edilmiştir. Alman ordusu onu bir operasyonla kurtarsa da Müttefiklerin savaşı kazandığı 1945’te İtalyan yurtseverler, Mussolini’yi yakalayarak 28 Nisan’da kurşuna dizmişlerdir.

 

Rektör Uyarıyor

Çelik Pakt

22 Mayıs 1939’da Almanya ve İtalya arasında kurulan Çelik Pakt, her iki devlet açısından da kendilerine “Hayat Sahası” sağlama arayışının bir devamı niteliğindedir. Antlaşmaya göre taraflar, birbirlerini ilgilendiren tüm sorunlarda diğerine destek olmayı ve eğer biri, bir ya da daha çok devlet ile savaşırsa diğeri bütün gücüyle ona yardımda bulunmayı taahhüt etmişlerdir.

 

3-JAPONYA

^ Birinci Dünya Savaşı sonunda Almanya’nın Uzak Doğu sömürgeleri Japonya’ya verilmişti. Üstelik Çin’in bir bölümü de Japon hâkimiyetindeydi. Ancak bu kadar sömürge bile hızla sanayileşen ve büyüyen Japon ekonomisine yetmiyordu.

^ Japonya’nın 1931’de Mançurya’yı işgal etmesi, sonra 1937’de Çin’e yeniden savaş açması Avrupa’daki bunalıma bir de Uzakdoğu bunalımını katmıştır. Japon-Çin sorunu Milletler Cemiyeti’nde ele alınmışsa da Japonya’ya karşı bir harekette bulunulamamıştır.

^ Uzakdoğu’daki statükonun bozulması, öncelikle Amerika Birleşik Devletleri’ni ilgilendiriyordu. Bu devlet, Japonya’nın girişimlerine karşıydı ve Çin’i destekliyordu. Diğer taraftan Sovyet Rusya da, Japonya’nın güçlenmesinden ve yayılmasından endişe duyuyordu.

^ Bu nedenlerle de Japonya, Amerika Birleşik Devletleri ile Sovyetler Birliği’nin baskısını hissediyordu. Böylece Almanya, Fransa ile Sovyet Rusya’nın arasında kalırken; Japonya da, ABD ile Sovyet Rusya’nın arasında kalmış oluyordu.

^ Bu bakımdan Almanya ile Japonya, yani statükoya karşı olan devletler, ortak tehlike olarak gördükleri Sovyet Rusya’ya karşı birleşmişlerdir. Bunun sonucunda iki devlet arasında Berlin’de 25 Kasım 1936’da Anti-Komintern Paktı imzalanmış, böylece Almanya ve Japonya arasında siyasî rejim esasına dayalı bir ittifak yapılarak “Berlin-Tokyo Mihveri (Ekseni)” kurulmuştur.

 

Washington Deniz Silahsızlanması Konferansı 1922

Æ  Bu konu, doğrudan doğruya Uzak Doğu'da Amerika ile Japonya arasındaki rekabetten doğmuştur. Japonya, Avrupa'nın içinde bulunduğu durumdan faydalanarak özellikle Çin üzerinde etkili olmuş ve 1915 yılında bu ülke ile yaptığı bir antlaşma ile birçok hak ve imtiyazlar kazanmıştır. Amerika için önemli bir Pazar olan Uzak Doğu'daki Japon üstünlüğü Amerika'yı rahatsız etmiştir. Bu bölgedeki ekonomik menfaatlerini korumak isteyen Amerika, büyük bir deniz silahları yapımı programı uygulamaya başlamıştır. Ancak, Japonya da buna aynı şekilde bir programla cevap vermiştir. Fakat bu yarış her iki ülke kamuoyu tarafından tenkitlere maruz kalmıştır.

Æ  Konuyu barışçı yollarla çözmek isteyen Amerika Cumhurbaşkanı Harding, Kasım 1921'de ilgili devletleri Washingtorı'da bir toplantıya davet etmiştir. Konferans, birçok antlaşmalar imzalayarak 6 Şubat 1922'de sona ermiştir. Bu antlaşmalardan Birincisi; A. B. D., İngiltere, Fransa ve Japonya arasında imzalanmış olup, 'Dörtlü Antlaşma" adım alır. Buna göre taraflar; birbirlerinin Pasifik'teki ülkelerine karşılıklı saygıyı taahhüt ediyorlardı. Bu, Amerika için, Japonya'nın yayılmacı emellerine karşı Filipinler'in korunması idi.

Æ  İkinci Antlaşma; 6 Şubat 1922'de A. B. D., İngiltere, Japonya, Belçika, Çin, İtalya, Hollanda ve Portekiz arasında imzalanan "Dokuz Devlet Antlaşması" (Nine-Power Treaty)dır. Bu antlaşma ile devletler, Çin konusunda uygulayacakları politika ve prensipleri tespit ettiler.

Æ  Buna göre; Taraflar, Çin'in egemenliğine, bağımsızlığına, toprak ve idare bütünlüğüne saygı gösterecekler ve tüm Çin topraklarında ticaret ve endüstriyel fırsat eşitliği prensibini uygulayacaklardı.

Æ  Üçüncü Antlaşma ise; yine 6 Şubat 1922'de Birleşik Amerika, İngiltere, Japonya, Fransa ve İtalya arasında imzalanan "Deniz Silahlarının Sınırlandırılmasına ait antlaşma idi. Bu antlaşma ile; 35. 000 tonu geçmeyecek olan ve Capital ships denilen büyük gemiler bakımından her devletin sahip olabileceği deniz gücü sınırlandırıldı.

 

Londra Deniz Silahsızlanması Konferansı:

Æ  1922 Washington Antlaşmaları büyük tip gemilerle ilgili esasları kapsamına almış, küçük tonajlı gemiler antlaşmanın kapsamı dışında kalmıştı. Birleşik Amerika küçük tip gemi üretiminin de kontrol altına alınması için Haziran 1927'de Cenevre'de ikinci bir deniz silahsızlanması konferansı toplanmasını sağladı. Ancak, bu konferansa Fransa ve İtalya katılmamakla birlikte İngiltere de İmparatorluk deniz yollarının uzunluğunu ileri sürerek birçok gemi için sınırlamaya yanaşmadı. Cenevre Konferansının başarısızlığı Amerikan-İngiliz ilişkilerini olumsuz yönde etkiledi. Keza, İngiltere'nin kara silahları konusunda Fransa'yı; Fransa'nın da deniz silahları için İngiltere'yi desteklemesi İngiltere ile Amerika arasında bir deniz silahları yarışına sebep oldu. Fakat 1928'de Kellog Paktı'nın yapılması ve 1929'da İngiltere de İşçi Partisi'nin iktidara gelmesi İngiliz-Amerikan ilişkilerinin normale dönmesine imkan verdi. Bunun sonucu olarak; Ocak 1930'da Londra'da üçüncü defa bir deniz silahsızlanması konferansı daha toplandı. Konferansa Amerika, İngiltere, Fransa, Japonya ve İtalya katıldı. 22 Nisan 1930 Londra Antlaşması ile kruvazör ve daha küçük tonajlı gemilerde ülkelere ayrılan tonajlar tespit edildi. Uçak gemilerinin oranı için de Washington Antlaşması esasları kabul edildi. Fransa ve İtalya bahse konu antlaşmanın tonajlar ve oranlar kısmını imzalamadılar. Tüm gayretlere rağmen bu başarılı sonuç uzun ömürlü olmadı. 1931 yılından itibaren uluslararası buhranların peş peşe çıkması ile deniz ve kara silahlarında yarışma tekrar başladı.

 

Anti-Komitern Paktı 25 Kasım 1936

^ Japonya’nın Asya içlerine yayılmak istemesi ve SSCB’yi tehdit olarak görmesi, Almanya’nın da komünizmden dolayı SSCB’ye tavır alması iki devleti yakınlaştırdı. 25 Kasım 1936’da Almanya ile Japonya arasında Anti-Komitern Paktı yapıldı. Siyasi ideoloji ortaklığı olan Berlin-Tokyo Mihveri’ne İtalya’nın da katılmasıyla Berlin-Roma-Tokyo Mihveri kurulmuş oldu. Bu paktın kurulmasında temel düşünce komünizme karşı ortak hareket etmedir.  

^ Bu paktın yapılış nedenleri ve amaçları antlaşma metninin giriş bölümünde şöyle belirtilmiştir: "Almanya ve Japonya, Komintern denilen Komünist Enternasyonali'nin hedefinin mevcut bütün vasıtalardan yararlanarak devletlerin parçalanması ve boyun eğdirilmesi olduğunu bilerek; Komünist Enternasyonali'nin devletlerin iç işlerine karışmalarına seyirci kalmanın yalnız onların iç barış ve düzenini tehlikeye sokmakla kalmayarak, dünya barışını da tamamen tehdit ettiği kanaatinde olarak; komünist bozgunculuğuna karşı ortak savunma için birlikte çalışma isteği ile... anlaşmaya varmışlardır."

 

RİGA BARIŞ ANTLAŞMASI

[  Sovyet Rusya ile Polonya arasında 19 Mart 1921'de Riga Barış Antlaşması imzalandı. Bu antlaşmaya göre Polonya doğu sınırlarını biraz daha genişletme imkanı buldu ve Curzon Çizgisi ile tespit edilen hatta kadar genişledi.

[  Sovyet-Polonya Savaşı, Ukrayna'yı ele geçirmeye çalışan Polonya ile Sovyet Rusya arasında çıkan çatışma (1919-20). 1939'a kadar değişmeden kalan Sovyet Rusya-Polonya sınırının çizilmesiyle sonuçlanmıştır.

[  12 Ekim 1920'de Polonya ve Sovyetler Birliği, Riga'da bir ateşkes yaptılar. Fransa ile Polonya arasındaki ittifak antlaşması (Şubat 1921), Polonya-Sovyetler Birliği ilişkilerinin normalleşmesini belirleyen Riga Antlaşması'yla sonuçlandı. 18 Mart 1921'de imzalanan Riga Antlaşması'yla Belarus ve Ukrayna topraklarının bir bölümü Polonya'ya bırakılmakla birlikte, Ukrayna'nın büyük bölümünün bir Sovyet cumhuriyeti olarak kalması karara bağlandı.

 

4-İNGİLTERE VE YATIŞTIRMA POLİTİKASI

ý  Yatıştırma (Appeasement) Politikası: Bir saldırının oluşması ya da bir saldırı tehdidinin ortaya çıkması durumunda saldırgan devlete karşı uygulanan pasif politikadır. II. Dünya Savaşı’na kadar varan gelişmelere yol açan bu politika İngiltere Başbakanı Neville Chamberlain’le özdeşleşmiştir. Hitler’in esas ilgisinin Doğu’da olduğuna inanan Chamberlain, Hitler’in SSCB’ye karşı kendisi ile ittifaka gireceğini, hatta bir ihtimal Hitler’i Sovyet topraklarına yöneltebileceğini umut etmiş, Çekoslovakya’dan Südetleri aldıktan sonra Hitler’in artık duracağnı ve kazandıklarını elinde tutmaya çalışacağını ummuştu. 29 Eylül 1938’de imzalanan Münih Antlaşması ile doruk noktasına ulaşan bu politika, Hitler’in hiçbir Alman’ın yaşamadığı Çekoslovakya’yı işgal etmesinin ardından değişti. İngiltere, Polonya’ya garanti verse de artık büyük bir savaşı önlemek için çok geç kalınmıştı.

 

5-FRANSA

Maginot Hattı

Z      Fransız generalleri, 1930’larda dünyanın en güçlü savunma hattını kurmaya karar vererek Maginot Hattı’nı oluşturdular. II. Dünya Savaşı’na kadar hiç test edilmeyen bu hat, birbirinden bir top atımı uzaklıkta 50 savunma kulesi ve bunlara bağlantılı yer altı sığınaklarından oluşuyordu. Düşmanın ele geçirmesi neredeyse imkânsız olan sığınaklarda, askerlerin yaşaması için her şey mevcuttu. Maginot Hattı’nın iki zayıf noktası vardı: Belçika sınırı ve askerlerin ilerlemesini olanaksız kılan sıklıkta ağaç örtüsüyle Ardennes ormanları civarı. Fransızlar savaş başladığında Almanların kuzeyden savunmasız Belçika sınırından saldıracaklarını hesaplamışlar ve güçlerinin büyük bir kısmını bu bölgeye kaydırmışlardır. Almanlar ise Ardennes’de Fransız hatlarını yararak “aşılmaz” Maginot Hattı’nıgeçtiler ve Belçika sınırına yığılmış Fransız ordularını arkadan sararak teslim aldılar.

Z      Fransa 1924’te, Sovyet Rusya da 1935’te Çekoslovakya ile birer ittifak yapmışlardı. Fransa, bu ittifak gereğince yardım etmek için İngiltere’nin de harekete geçmesini istemiştir. Fakat İngiltere böyle bir yardıma hemen kalkışmak istemeyince, o da İngiltere’yi izlemiş ve Yatıştırma Siyaseti’ni destekleyici bir tutum sergilemiştir.

 

Rektör Uyarıyor

DE GAULLE

I. Dünya Savaşı’na katıldı, yaralanıp esir düştü. Başbakan Paul Reynaud, 1940 yılında Fransa Savaşı’ndan sonra De Gaulle’ü Savunma Bakanlığı Müsteşarlığına getirdi. Almanlarla yapılan mütarekeye karşı çıktı ve Londra’ya gitti. Burada Hür Fransız Kuvvetlerini teşkil etti. 1943 yılında General Giraud’la birlikte Fransız Ulusal Kurtuluş Komitesinin başkanı oldu. 9 Eylül 1944’te kurduğu gölge hükûmeti ile birlikte Cezayir’den Paris’e döndü ve birbirini izleyen iki geçici hükûmetin başına getirildi. 20 Ocak 1946’ya kadar görevde kaldıktan sonra siyasetten ayrıldı. 1958’de cumhurbaşkanı seçilerek siyasete geri döndü. 1969’a kadar cumhurbaşkanlığında kalan De Gaulle 1970’te öldü.

 

6-ABD

m  Savaşın başında tarafsız kalan ABD, sonraları Fransa ve İngiltere’ye silah yardımı yapmıştır. Almanya’nın kışkırtmaları sonucunda Japonya tarafından Pearl Harlbour’da saldırıya uğramış ve kesin olarak savaşa girmiştir. ABD’nin savaşa girmesi ile savaşın seyri değişmiş, Almanya genişleme politikası yerine var olan sınırlarını koruma politikasını uygulamıştır.

 

7-SSCB

ý  Almanya’nın Avrupa’da izlediği yayılmacı siyasetini devam ettirmesi ve Hitler’in Münih Antlaşması’yla kendisine verilenlerle yetinmemesi, İngiltere ve Fransa’yı SSCB ile birlikte üçlü bir ittifak arayışına itmiştir. Ancak aralarındaki görüş farkları bunun gerçekleşmesine meydan vermemiştir. Ayrıca bu konuda üç devlet arasında görüşmeler sürerken, 23 Ağustos 1939’da Almanya ile Sovyet Rusya arasında bir “Saldırmazlık Paktı”nın yapıldığı açıklanmıştır.

Bu pakta göre:

Æ  Taraflar Komünist Enternasyonali’nin faaliyetleri hakkında birbirini aydınlatmak, gerekli olan savunma önlemlerini saptamak ve bu önlemleri iş birliği yaparak uygulamak konusunda anlaşmışlardır.

Æ  Almanya ve Rusya, tek olarak veya diğer devletlerle ortaklaşa birbirlerine karşı her türlü saldırgan hareketten kaçınacaklar.

Æ  Taraflardan birisi üçüncü bir devletin saldırısına uğrarsa, diğer taraf hiçbir şekilde bu üçüncü devleti desteklemeyecek.

Æ  Taraflar, ortak çıkarlarına değinen konular hakkında karşılıklı bilgi edinmek üzere, sürekli olarak birbirleriyle temas hâlinde kalacaklar.

Æ  Taraflardan hiçbiri doğrudan ya da dolaylı olarak diğer taraf aleyhine yönelik bir devlet gruplaşmasına katılmayacak.

Æ  Antlaşmanın süresi 10 yıl olacak.

ý  Almanya, bu suretle Rusya’nın tarafsızlığını da sağladıktan sonra Polonya üzerindeki baskısını çoğaltmaya başlamıştır.

 

Adolf Hitler (1889-1945)

Avusturya’nın Braunau (Bıravna) kentinde dünyaya gelmiştir. 1913’te Münih’e taşınmış, bu sırada başlayan I. Dünya Savaşı’na katılmıştır. Savaşta yaralanan Hitler, 1919’da Alman İşçi Partisi’ne katılarak I. Dünya Savaşı’nın hezimetleri ile ilgili olarak o dönem pek çokları gibi Yahudi ve Bolşevikleri sorumlu tutmuştur. 1921’de partinin lideri olmuştur. 1923’te Münih’te karıştığı bir ayaklanma sonucunda 9 ay hapse mahkûm edilmiş, bu sürede ideolojisini temellendirdiği “Kavgam” (Mein Kampf) adlı kitabı yazmıştır. 1933’te Almanya’nın başbakanı olmuştur. Führer lakaplı Hitler’in Alman yayılmacılığı ile ilgili kararları sonucunda II. Dünya Savaşı başlamıştır. Büyük felaketlere yol açan bu politikası sonucunda Almanya kısa sürede Avrupa’ya egemen olmuştur. Ancak 1943’ten sonra Hitler ve Almanya için işler tersine dönmüştür. 30 Nisan 1945’te Almanya’nın savaşı kaybettiği günlerde Berlin’de yaşadığı sığınakta hayatına son vermiştir.

 

 

SAVAŞIN AVRUPA’DA BAŞLAMASI VE YAYILMASI

Almanya, Sovyetler Birliği ile saldırmazlık paktı imzaladıktan sonra, Polonya üzerindeki baskısını arttırmıştır. 29-30 Ağustos 1939'da Dantzing serbest şehrinin kendisine verilmesini, Koridor bölgesi için plebisit yapılmasını, seferberliğin kaldırılmasını ve bu konuları görüşmek üzere bir Polonya temsilcisinin 30 Ağustos günü Berlin'de bulunmasını istemiştir. Polonya, bu istekleri kabul etmekle birlikte, temsilcisinin istenilen tarihte Berlin'e gitmemesi üzerine Almanya harekete geçmiştir. Alman birlikleri, 1 Eylül 1939'da savaş ilan etmeksizin Polonya'yı işgale başlamıştır. İngiltere ve Fransa, Almanya'dan işgalin sona erdirilmesini ve birliklerini Polonya'dan geri çekmesini istemiştir. Ancak, bir yanıt alamadıkları için 3 Eylül 1939'da Almanya'ya savaş ilan etmek zorunda kalmışlardır. Böylece dünyayı altı yıl boyunca kasıp kavuracak İkinci Dünya Savaşı başlamıştır. Almanya, 28 Eylül'de Polonya'nın en önemli kentlerinden biri olan Varşova dahil olmak üzere ülkenin büyük bölümünü ele geçirmiştir. Polonya'nın işgale uğraması Sovyetler Birliği'ni harekete geçirmiştir. Bu ülke, Almanya ile yaptığı saldırmazlık paktında kendisine ayrılan Polonya topraklarını işgale başlamıştır. Bunun üzerine Almanya ve Sovyetler Birliği, 28 Eylül 1939'da Moskova'da ek bir antlaşma yaparak, Polonya'yı aralarında paylaşmışlardır. Sovyetler Birliği, Polonya'nın doğusunu, Almanya'da Varşova dahil batısını almıştır.

 

 

Rektör Uyarıyor

İzledikleri Yatıştırma Politikası nedeniyle Almanya’nın tüm Avrupa’yı tehdit eder duruma gelmesinden sorumlu tutulan Fransa ve İngiltere’de hükûmet değişiklikleri yaşandı. Finlandiya’nın SSCB’ye teslim olmasından hemen sonra 13 Mart 1940’da Fransa’da Eduard Daladier başbakanlıktan düşmüş ve yerine savaşın daha gayretli bir takipçisi olan Paul Raynaud (Pol Reynod) Fransa’nın yeni başbakanı olmuştu. Almanya’nın Norveç’i işgal etmesinden sonra 10 Mayıs 1940’ta yapılan seçimleri kaybeden Chamberlain’ın yerine Winston Churchill (Vinstın Çörçil), İngiltere’nin yeni başbakanı oldu.

 

II. DÜNYA SAVAŞI’NDA BLOKLAR

 

MÜTTEFİK DEVLETLERİ

  • İngiltere
  • Fransa
  • ABD
  • SSCB

MİHVER DEVLETLERİ

  • Almanya
  • İtalya
  • Japonya

 

 

 

 

 

 

II. Dünya Savaşı’na Katılan Devletler ve Liderleri

Fransa

z  Vichy Hükûmeti’nin lideri Henry Philippe Petain

z  İngiltere’deki “Fransız Direniş Hareketi” lideri Charles de Gaulle (Carls Dö Gol)

İngiltere

z  1940’a kadar Neville Chamberlain

z  Temmuz 1945’e kadar Winston Churchill

z  1945’ten sonra Clement Attlee

ABD

z  Nisan 1945’e kadar Franklin Roosevelt

z  1945’ten sonra Harry S. Truman

 

¥  SSCB - Joseph Stalin

¥  Almanya - Adolf Hitler

¥  İtalya - Benito Mussolini (Duçe)

¥  Japonya - İmparator Hirohito

 

SAVAŞIN BAŞLAMASI VE GELİŞMESİ

Almanya’nın Savaştığı Cepheler

ý  Savaş öncesinde Hitler, 1938’de Avusturya’yı, 1939’da ise Çekoslovakya’yı tamamen işgal etmişti. 23 Ağustos’taAlmanya ve SSCB  saldırmazlık paktı imzalayacak, Almanya bu antlaşmadan kısa süre sonra 1 Eylül’de Polonya’ya saldırarak işgale başlamıştır. Bunun üzerine Polonya’ya daha önce garanti veren İngiltere ve Fransa Almanya’ya 3 Eylül’de savaş ilan etmiştir.

ý  Nisan 1940’da Hitler, Norveç’e saldırdı. Amaçları İsveç’in kuzeyindeki madenleri ele geçirerek denizyoluyla Norveç’in Narvik limanına getirilen demire el koymaktı. Norveç’in işgaliyle sonra Danimarka’da Alman saldırısını önleyemeyince teslim olmak zorunda kaldı.

ý  10 Mayıs 1940’ta Almanya bu defa Belçika, Hollanda ve Lüksemburg’un işgal etti. Yardıma gelen İngiliz ve Fransız orduları da püskürtüldü. 13 Mayıs’ta Sedan’da Alman tankları Meuse Irmağı’nı geçti ve Fransa’nın içlerine doğru ilerledi. Hollanda 14 Mayıs’ta teslim oldu.

ý  Alman tankları kuzeye, kıyıya doğru ilerledi ve geri çekilen Müttefiklerin önünü kesti. Belçika 27 Mayıs’ta teslim oldu.

ý  Bunlar olurken Fransa, Alman sınırında Maginot Hattı adıyla anılan savunma hattını kurdu. Kuzeydeki İngiliz birlikleri Belçika’nın savaşa girmemesi nedeniyle Almanlarla hiç karşılaşmadı.

ý  Belçika’da sıkışıp kalan İngiliz ve Fransız birlikleri büyük kayıplar verdi. İngiliz deniz güçlerinin yardımıyla Dunkerque kıyılarından 346 bin kadar Müttefik askeri kurtarıldı; ama silah, araç ve gereçler geride bırakıldı.

Maginot Hattı: Fransız generalleri 1930’larda dünyanın en güçlü savunma hattını kurmaya karar vererek Maginot Hattını oluşturdular. II. Dünya Savaşına kadar hiç test edilmeyen bu hat birbirinden bir top atımı uzaklıkta 50 savunma kulesi ve bunlara bağlantılı yeraltı sığınaklarından oluşuyordu. Düşmanın ele geçirmesi neredeyse imkânsızdı. Burada askerlerin yaşaması için her şey mevcuttu.  Bu hattın iki zayıf noktası vardı Belçika sınırı ve askerlerin ilerlemesini olanaksız kılan Ardennes ormanları (Almanlar üç günde geçmiştir.) Fransızlar savaş başladığında Almanların kuzeyden savunmasız Belçika sınırından saldıracaklarını hesaplamışlar ve güçlerinin büyük bir kısmını bu bölgeye kaydırmışlardır. Almanlar ise Ardennes’te Fransız hatlarını yararak aşılmaz Maginot Hattı’nı üç günde geçtiler. Belçika sınırına yığılmış olan Fransız ordularını arkadan sararak teslim aldılar.

ý  14 Haziran’da Almanlar Paris’e girdiler, 22 Haziran’da da Fransızlar ateşkes antlaşmasını imzaladılar. Alman güçleri Kuzey Fransa’yı ve bütün Atlas Okyanusu kıyılarını işgal etti.

ý  Almanya’nın kontrolünde Faşizmi benimseyen Mareşal Henry Philippe Petain, Vichy şehrinde bir hükümet kurdu.

Vichy Hükümeti: Doğu ve kuzey hedeflerine ulaşan Almanya, batısına yönelerek Belçika, Hollanda ve Lüksemburg’u işgal etti. Yardımına gelen İngiliz ve Fransız ordularını püskürttü. Fransa’nın kuzeyini ele geçiren Almanya 22 Mayıs 1940’ta Fransa’nın büyük bölümü Alman işgaline uğradı kalan kesiminde ise Vichy Hükümeti kuruldu. Bu hükümetin başkanlığını Henry Phillippe Patein üstlendi.

ý  Hitler bir sonraki hedef olarak İngiltere’yi seçti. Alman hava kuvvetleri Güney İngiltere’deki havaalanlarını ve limanlarını her gün bombalamaya başladı. İngilizlerin kesin direnişiyle karşılaşan Almanlar, ardından Londra’yı ve İngiltere’nin iç bölgelerindeki kentleri de bombaladı. Bu baskınlar pek çok sivilin ölümüne ve büyük zarara yol açtı.

Barbarossa Harekâtı: Tarihin bilinen en kapsamlı askeri harekatlarından olan Barbarossa Harekatı, 22 Haziran 1941’de Nazi askeri birliklerinin Sovyet Rusya topraklarında başlattığı insan avı operasyonuna Nazi kaynaklarında verilen adıdır. Barbarossa Harekatı aynı zamanda II. Dünya Savaşı’nın Doğu Cephesi’ni de açan harekattır..

Ortak Hareket Antlaşması: Almanya’nın SSCB’ye saldırması üzerine SSCB ile İngiltere arasında imzalanmıştır. Bu iki devlet Almanya’ya karşı birbirlerini desteklemek ve yardım göndermek konusunda anlaşmış böylece SSCB müttefik devletler gurubuna katılmıştır.

 

 

 

Kuzey Afrika’da Savaş

ý  Fransa’nın savaş dışı kalmasıyla İtalya savaşa girme kararı aldı. Kuzey Afrika’da harekete geçti. Süveyş Kanalı bu cephenin en önemli üssü idi. Somali’nin İngiliz egemenliğindeki bölgesindeki ele geçiren İtalya, yeni hedef olarak Süveyş’i belirledi.

ý  İtalyanlar Cebelitarık, Malta, İskenderiye ve Süveyş’i; İngiltere Rodos’u ve İtalya’nın endüstri bölgelerini bombaladı. Akdeniz’de kesin hâkimiyet kurmak isteyen İtalyanlar bu kolay başarıdan sonra İngilizleri tüm Afrika’dan çıkarabileceklerini düşünüp Süveyş Harekâtına karar verdiler.

ý  1940 Eylülünde İtalyanlar, Trablusgarp üzerinden saldırıya geçerek bir haftada Süveyş’in 150 km batısına kadar ilerlediler. Bu noktada karşı saldırıya geçen İngilizler, beş gün içinde İtalyanları Mısırdan çıkardığı gibi Mart 1941’de İtalyan işgalindeki Bingazi’yi ele geçirdiler.

ý  Bu gelişmeler karşısında Almanya İtalya’ya yardım kararı aldı. Yeni amaç şuydu; İtalya güneyden, Almanya, Kafkaslar ve İran üzerinden Mısır’a gelerek Orta Doğu ele geçirilecekti. Japonya Birmanya ve Hindistan üzerinden İran’a gelmesiyle savaş sona erecekti.

ý  İtalyan ve Alman ortak saldırısı sonucunda İngiltere, Libya’dan püskürtüldü. ABD, II. Dünya  Savaşı’na girince Kasım 1942’de Fransa’ya ait Atlas Okyanusu ve Akdeniz kıyılarına asker çıkardı. Fas ele geçirilince İngiltere de İtalya’nın Afrika topraklarına karşı saldırıya geçti. 1943 Mayısına gelindiğinde tüm Alman ve İtalyan birlikleri teslim oldu. Müttefikler 250.000 kadar Mihver askerini tutsak aldılar. Bundan sonra müttefikler Avrupa’ya yöneldi.

 

1941 Ödünç Verme ve Kiralama Yasası

ý  Tarafsızlık politikası gereği ABD başkanı Roosevelt, savaş sırasında bir demeç vererek Amerikan halkından düşüncelerinde bile tarafsız kalmalarını istedi.

ý  Başlangıçta taraflara silah satmayan ABD, savaşın Almanya lehine dönmesi üzerine tarafsız yasalarını değiştirdi ve silah satışını serbest bıraktı. Alman ilerleyişi durdurulamayınca 1940’ta İngiltere’ye para ve silah yardımı da yaptı.

ý  1941’de Amerika “Ödünç Verme ve Kiralama Yasası”nı çıkardı. Buna göre her ülke yiyecek ve savaş malzemesi dâhil her türlü yardımı “bedeli savaş sonunda ödenmek şartıyla” alabilecekti.

ý  9-10 Ağustos 1941’de ABD ve İngiltere bir araya gelerek Atlantik Bildirisi’ni yayınladı.

 

Atlantik Bildirisi (14 Ağustos 1941)

    Müttefiklerden yana tavır almaya başlayan ABD, İngiltere ile görüşmelerini sıklaştırdı. İki devlet arasında yapılan görüşmeler sonucunda bir bildiri yayınladı. Atlantik Bildirisi olarak kabul edilen bu bildiriye göre;

1. Savaştan sonra toprak kazanılmayacak.

2. İlgili halkın onayı alınmadan toprak değişikliği yapılmayacak.

3. Uluslar kendi geleceklerini kendileri saptayacaklar (self-determinasyon).

4. Uluslararası iş birliği gerçekleştirilip geliştirilecek.

5. Temel ham maddelerden eşit biçimde faydalanılacak.

6. İnsanlar korku ve açlıktan kurtarılacak.

7. Açık denizlerde ticaret serbestliği gerçekleştirilecek.

8. Mihver Devletler silahtan arındırılacak ve savaştan sonra topyekûn silahsızlanmaya gidilecek.

 

7 Aralık 1941 Pearl Harbour Baskını ve ABD’nin Savaşa Girmesi

ý  Pearl Harbour Baskını Japon yöneticiler II. Dünya Savaşı ile bu baskıdan kurtulmak istedi. Savaş çıktığı sırada Japonya, Çin’in işgaliyle uğraşıyordu. İngiltere ve Fransa Avrupa’da savaşınca ABD, Uzak Doğu’da yalnız kalarak Çin’i desteklemekten vazgeçti. Böylece Japonya daha serbest kaldı ve güneye doğru yöneldi.

ý  İlk adım olarak da Hainan Adası’nı ele geçirdi. 1940’ta da Fransa, Almanya’ya yenilince Almanya’nın Vichy hükûmetine baskısı sonucu Japonya, Fransa’ya ait Çinhindi’nden stratejik üsler aldı. Roosevelt, Japonya’ya petrol ambargosu koyarak Japon ekonomisini yıprattı. Bu meseleyi diplomatik yollarla çözemeyen Japonya, 7 Aralık 1941’de ABD’nin Pasifik üstünlüğünü simgeleyen Hawaii takımadalarından Honolulu’daki deniz ve hava üssü Pearl Harbour’a (Pörl Harbır) saldırdı.

ý  ABD’nin Pasifik donanmasına büyük zarar veren bu saldırıda sonra ABD savaşa girdi.

ý  Savaşa girdikten sonra İngiltere, SSCB ve yirmi iki devletin katılımıyla Birleşmiş Milletler İttifakını kurdu. Mihver Devletlere karşı ortak savaşma konusunda anlaşmaya varılırken belirli bir stratejinin kabul edilmesinde sıkıntı yaşandı.

ý  Japonya, 1942’de Pasifik Okyanusunda üstünlüğü ele geçirmiş durumdaydı. Pearl Harbour baskınından sonra Manila, Singapur, Hong Kong, Birmanya ve Endonezya Japon işgaline uğradı. Nisan 1942’de Japonya, Avustralya’da durduruldu. Mayısta ABD’ye Mercan Denizinde yapılan muharebede yenilen Japonya, 4 Haziran 1942 Midway Deniz Üssüne saldırından da istediğini alamayınca dengeler ABD lehine değişti.

 

Rektör Uyarıyor

YAMAMOTO

Japon amirali Yamamoto Pearl Harbour baskınının düzenleyicisi ve planlayıcısıydı. 1939’da Japon donanması komutanlığına getirildi. ABD savaşa girdikten sonra 18 ay Coral ve Midway Deniz muharebeleri de dâhil olmak üzere Pasifik’teki bütün deniz harekâtlarını sevk ve idare etti.

 

BARIŞA DOĞRU

ý  14–24 Ocak 1943’te Roosevelt ve Churchill, Kazablanka Konferansı’nda aldıkları kararla Mihver Devletlerinin kayıtsız şartsız teslim edilmesi alınması için harekete geçtiler.

ý  İtalya’yı Kuzey Afrika’dan atan Müttefikler Avrupa’ya yöneldi. Saldırı için en uygun yer İtalya idi. Temmuz 1943’te Sicilya bombardımana tutuldu ve İtalya’ya doğru ilerleyişe geçildi.

ý  Bu yenilgiler Mussolini’nin otoritesini sarstı. Mussolini iktidardan düşerken yerine onun görevden aldığı Genel Kurmay Başkanı Mareşal Badoglio başbakan oldu. Müttefiklerle 3 Eylül 1943’te ateşkes antlaşması imzalandı.

ý  Almanya bu düzenlemelere tepki olarak Kuzey İtalya’yı işgal edip bir hava harekâtı ile Mussolini’yi tutsak olduğu yerden kurtardı.

ý  Daha sonra Almanlar, Roma’yı ele geçirerek Müttefiklere karşı savunma hattı kurdu. Müttefikler ancak Haziran 1944’te Roma’ya girip 1945 yılının başında Kuzey İtalya’yı ele geçirebildi.

 

Kazablanka Konferansı 14–24 Ocak 1943:

ý  Roosevelt ve Churchill arasında yapılmıştır. Kuzey Afrika’yı ele geçiren Müttefikler, Mihver Devletleri kayıtsız şartsız teslim olmaya çağırmış ve Sicilya Çıkarması kararını almıştır.

 

Washington Konferansı 12–26 Mayıs 1943:

ý  Kuzey Afrika cephesinin tasfiyesi üzerine alınacak yeni tedbirleri görüşmek üzere 12–26 Mayıs 1943 günlerinde toplanan bu konferans Roosevelt ile Churchill arasında olmuştur.

Alınan kararların esasları şöyledir:

ý  İtalya’nın saf dışı kılınması için bu memleketin işgali. Bu işgal gerçekleştirilirse, Almanya’nın bütün Balkanlardaki durumu zayıflayacak

ý  İkinci Cephenin Fransa’da açılması işi 1944 ilkbaharında tamamlanacaktır.

ý  Savaş sonrası düzeni için Churchill tarafından ileri sürülen şu fikirler kabul edilmiştir: Barışı koruma sorumluluğu Birleşik Amerika, İngiltere, Sovyet Rusya ve Çin’e verilecekti. Bu dört devletin teşkil ettiği Dünya Konseyi’ne bağlı olmak üzere, Avrupa, Amerika ve Uzakdoğu Bölge Konseyleri kurulacaktır. Avrupa’da bir konfederasyon kurulacak ve bu, Tuna, Balkan ve İskandinav federasyonlarını ihtiva edecektir. Türkiye, Balkan Federasyonu’na dâhil olacaktır. İngiltere ile Rusya arasında da kuvvetli bir Fransa bulunacak ve ayrıca, Polonya ile Çekoslovakya Sovyetlerle iyi geçineceklerdir.

 

İtalya Çıkarması Temmuz 1943

ý  Müttefikler Kuzey Afrika’daki başarılarını 1943 Temmuzunda Sicilya’yı işgal ederek sürdürdü. Sicilya’nın yitirilmesi ve İtalya’nın müttefiklerce bombalanması İtalyan diktatörü Benito Mussolini’yi çekilmeye zorladı. Eylül başlarında İtalya teslim oldu ve Malta’daki donanmasına el kondu. Bu olay İtalya’da müttefikler ile Almanları karşı karşıya bıraktı.

ý  Ekimde Napoli’ye ulaşan müttefikler yarım adanın ortalarında güçlü bir Alman savunması tarafından durduruldu. 1944 Ocağında müttefikler Anzio’ya çıkarak bu savunma hattının ardına geçmeye çalıştılar. Polonya birliklerinin Cassino’yu almasından sonra Anzio’daki kuvvetlere katılmak üzere kuzeye doğru ilerlemeyi başardılar ve 4 Haziran’da Roma alındı.

 

Quebec Konferansı 14–24 Ağustos 1943:

ý  Bu konferans, İtalya’da Mussolini’nin birdenbire düşmesiyle ortaya çıkan yeni durum karşısında, ikinci cephe meselesini yeni bir açıdan ele almak amacı ile Churchill ve İngiliz Genelkurmayı ile Amerikan Genelkurmayı arasında Quebec’de yapılmıştır.

ý  Bu konferansta Churchill, İtalya’da ortaya çıkan yeni durum dolayısıyla, ikinci cephenin Fransa yerine, Türkiye’nin de savaşa katılmasıyla Balkanlarda açılmasında çok ısrar etmiş, fakat görüşünü kabul ettirememiştir. İkinci cephenin Fransa’da Normandiya kıyılarında açılmasına karar verilmiş ve bunun hazırlanması sorumluluğu da Amerikalılara bırakılmıştır.

 

I. Moskova Konferansı Ekim 1943 :

ý  1943 yılı Ekim ayında Moskova’da Dışişleri Bakanları düzeyinde toplanan, Tahran Zirvesi’nin hazırlığı niteliğindeki ve II. Dünya Savaşı’nın yürütülmesinin yanı sıra savaş sonrası düzen ile ilgilenen Konferanstır. Savaş sonrası düzeni için yapılan ilk toplantı olarak kabul edilmektedir. Konferans, Türkiye açısından da önem taşımaktadır. Konferansa İngiltere’den Sir Anthony Eden, ABD’den Cordell Hull, Sovyetler Birliği’nden Vyacheslav Molotov ile Çin Dışişleri Bakanı katılmıştır.

Alınan kararlar şunlardır;

ý  Sovyetler Birliği Almanya’ya karşı nihai zafere kadar savaşacağı konusunda güvence verdi.

ý  Sovyetler Birliği, savaştan sonra kurulacak olan uluslar arası kuruluşu destekleyeceğini söyledi.

ý  Avusturya’nın işgale uğramış dost bir ülke olduğu ve savaştan sonra kendisiyle bir barış anlaşması yapılmasının söz konusu olmadığı konusunda anlaşmaya varıldı.

ý  Almanya’da Nazizm’in İtalya’da Faşizmin tasfiyesi kararlaştırıldı.

ý  Türkiye konusunda ise Türkiye’den önce hava alanlarının kullananımı talep edilecek, 1943 yılının sonuna doğru da savaşa katılması konusunda girişimde bulunulacaktı.

 

Kahire Konferansı 22–26 Kasım 1943:

ý  I.Dünya Savaşı sonra Uzak Doğu’daki gelişmeleri değerlendirmek maksadıyla; Roosevelt, Churchill ve Chiang Kai-Shek arasında Kahire’de yapıldı. Konferansta kesin bir sonuca varılamadı. Roosevelt ve Churchill Tahran Konferansına bu atmosfer içinde gittiler. Ayrıca bu konferansta Türkiye’nin savaşa girme durumu da görüşülmüş ama bir sonuca varılamamıştır konferansa Türkiye’den İsmet İnönü katılmıştır.

 

Tahran Konferansı 28 Kasım–1 Aralık 1943

ý  Tahran Konferansı, Roosevelt, Churchill ve Stalin arasında yapılmıştır.

ý  Rusya’nın baskıları sonucunda ikinci cephenin 1 Mayıs 1944 açılması kabul edilmiştir.

ý  İkinci cephe ile ilgili olarak, Türkiye’nin de savaşa katılmasına karar verilmiştir.

ý  Savaş sonrası barış düzeninin korunması için bir milletlerarası teşkilat kurulması fikri bütün taraflarca kabul edilmekle beraber, Ruslar, dört büyük devlet arasına Çin’in de katılmasına yine itiraz etmişler, fakat onlar da isteklerini kabul ettirememişlerdir.

ý  Oder Nehri’ne kadar olan Alman topraklarının Polonya’ya verilmesi kabul edilmiştir.

 

Normandiya Çıkarması (6 Haziran 1944)

ö      Fransa’nın kurtarılması için ABD, İngiliz ve Kanada birliklerinden oluşan Müttefik güçleri 1944 Mayısı’nda İngiltere’nin güney kıyılarında toplanmıştır. Ayrıca bu birlikleri denizin öbür kıyısına götürmek üzere 4.000 gemi ve çıkarma aracı ile bunları korumak için savaş gemilerinden oluşan bir filo da hazırlanmıştır.

ö      Normandiya Çıkarması’nda Müttefik güçlerinin başkomutanı General Eisenhower’dı.

ö      Almanlar, saldırının Dover Boğazı’ndan geleceğini düşünürken, çıkarma Cherbourg ile Le Havre arasında yer alan Normandiya kıyısında başlamıştır.

ö      6 Haziran’da paraşüt birlikleri, bombardıman uçakları desteğinde askerler ve tanklarla Almanları Kuzey Fransa boyunca batıya süren Müttefikler, 25 Ağustos 1944’te Paris’i kurtarmışlardır. General Eisenhower Eylül’de Fransa’daki Müttefik kuvvetlerin komutanlığına getirilmiştir.Dünyanın en büyük askeri çıkarmasıdır (İkincisi Çanakkale Savaşıdır.)

 

Dumbarton Oaks Konferansı, 21 Ağustos-7 Ekim 1944

W  Birleşmiş Milletler'in kuruluş ve faaliyetleri hakkındaki ön çalışmaların yapıldığı konferans. İki ayrı safhadan oluşan konferansın ilk ve önemli olan safhasına A.B.D., İngiltere ve Sovyetler Birliği katılmış, ikinci safhada Çin de yer almıştır. Konferansta Milletler Cemiyeti yerine kurulacak yeni uluslararası örgütle ilgili görüş alışverişinde bulunulup önerilerle ilgili taslak planlar hazırlanmıştır.

W  Konferansta büyük güçlerin kurulmasını amaçladıkları dünya örgütünün yapısı konusunda büyük oranda anlaşmaya varılmış. Anlaşılamayan konuların çözümü (veto hakkının kullanımı, üyelik, bunalımların çözüm şekli) Yalta Konferansı'na bırakılmıştır. Dumbarton Oaks Konferansı'nda hazırlanan öneriler taslağı 1945 yılında düzenlenen San Fransisco Konferansı sonunda yayınlanan Birleşmiş Milletler Andlaşmasına birkaç değişiklik dışında temel olmuştur.

 

II. Moskova Konferansı (20 Ekim 1944)

ý  Stalin’le Churchill arasında yapılmıştır. Yapılma amacı Balkan topraklarında nüfuz alanlarının paylaşımıdır.

ý  Romanya, Rus, Yunanistan İngiliz nüfuzuna terk edildi. Yugoslavya ve Macaristan %50 İngiliz, %50 Rus nüfuzu altında olacaktı. Bulgaristan için bu oranlar, %75 Rus, %25 İngiliz idi. Bu yüzde oranlarının anlamı, kabinelere girecek ve orada temsil edilecek siyasal eğilimlerin oranlarıydı.

ý  Almanya için kurulacak Müttefik Kontrol Komisyonu’nda Fransa’ya da yer verilmesi ile Montreux Sözleşmesi’nin değiştirilmesi de kabul edildi.

 

On İki Ada’nın Durumu

ý  1913 Uşi Antlaşması ile İtalya’nın eline geçen On İki Ada, Mussolini’nin devrilmesi ve İtalya’nın savaştan çekilmesiyle Almanlar tarafından işgal edildi. Almanya’nın teslim olmasından sonrada On İki Ada, müttefiklerin eline geçti ve aynı yıl Yunanistan’a bırakıldı. İngiliz askeri yönetimi altında Paris’te 27 Haziran 1946’da yapılan Dışişleri Bakanları konferansında On İki Ada’nın Yunan Hâkimiyetine geçmesi kabul edildi. İtalya bunu 10 Şubat 1947’de onayladı ve Nisan 1947’de On İki Ada resmen Yunanistan’a bırakıldı.

 

SAVAŞIN SONA ERMESİ

ý  14-24 Ocak 1943’te Roosevelt (Ruzvelt) ve Churchill (Çörçil), Kazablanka Konferansı’nda aldıkları kararla “Mihver Devletlerin kayıtsız şartsız teslim alınması” için harekete geçtiler.

ý  İngiltere ve ABD’nin bu harekâtı Stalingrad ölçüsünde bir başarı olmamakla beraber Mihver Devletlerin Avrupa’daki yenilmezliği sona erdi. Bu yenilgiler Mussolini’nin otoritesini sarstı. Mussolini, iktidardan düşerken yerine onun görevden aldığı Genelkurmay Başkanı Mareşal Badoglio başbakan oldu ve Müttefiklerle 3 Eylül 1943’te ateşkes antlaşması imzaladı.

ý  6 Haziran 1944’te Alman işgali altındaki Fransa’ya İngiliz ve ABD birlikleri Normandiya kıyılarından girmeye başladılar. Müttefik birlikleri büyük kayıplara rağmen başarılı oldu ve Fransa’nın güneyinden gelen birliklerle birleşerek 26 Ağustosta Paris’e ulaştı.

ý  Eylül sonlarında Fransa ve Belçika’da savaş sona erdi. Doğuda ise Sovyet ordusu Polonya ve Baltık ülkelerine girdi. Eylülde Bulgaristan SSCB orduları tarafından işgal edildi. Romanya ve Finlandiya ateşkes istedi.

ý  II. Dünya Savaşı’nın sonlarına doğru gelecekteki barışın esaslarını saptamak amacıyla Roosevelt, Churchill ve Stalin arasında 4-11 Şubat 1945’te Yalta Konferansı yapıldı.

 

Yalta Konferansı (4–11 Şubat 1945)   

ý  1944 yılının Eylülünde Fransa ve Belçika’da savaş sona erdi. Doğu’da ise SSCB Polonya’yı, Baltık ülkelerini ve Bulgaristan’ı işgal etti. Hitler, Savaşın iyice aleyhine döndüğünü anlayınca gerilla direnişi yapmaya çalıştı ancak yeterli zaman olmadığı için gerçekleştiremedi.

ý  ABD ve İngiltere savaşın sonunda oluşacak olan barış esaslarını görüşmek amacıyla SSCB ile ortak bir konferans düzenledi. 4–11 Şubat 1945’te ABD, SSCB ve İngiltere arasında Yatla Konferansı düzenlendi.

ý  Konferansta İngiltere, ABD’nin Avrupa’dan çekilmesinin ardından SSCB’nin Avrupa’da tek başına hâkim olmasını engellemeye yönelik hareket etti. Bundan dolayı Fransa’yı Alman işgaline dâhil etti. SSCB ise ordularını Doğu Avrupa’dan çekme kararı aldı.

ý  Serbest seçimlerin yapılmasına dair söz verdi. Ancak Polonya’nın sınırları ve çekilme şartlarıyla ilgili konular belirsiz kaldı. Almanya’nın SSCB’ye savaş tazminatı ödemesinde anlaşmaya varıldı. SSCB, Japonya’ya savaş açma karşılığında kurulacak BM’de Belarus, Ukrayna ve SSCB olmak üzere üç sandalye hakkı elde etti. Konferanstan en kârlı çıkan devlet SSCB oldu.

ý  Kentin merkezindeki bir yeraltı sığınağından savunmayı yönetmekte olan Hitler savaşın yitirildiğini kavrayarak 30 Nisan’da intihar etti. Amiral Karl Dönitz’i kendi yerine atamıştı.

ý  Dönitz’in temsilcileri Reims’e Müttefiklerle görüşmeye gitti. Batıda Müttefiklere teslim olmayı; ama doğuda SSCB ile savaşmayı sürdürmeyi istiyorlardı. Eisenhower Almanların her yerde koşulsuz teslim olmaları konusunda ısrar etti. Almanya’nın teslim olması 8–9 Mayıs 1945’te gece yarısı gerçekleşti.

 

Avrupa Üzerine Bildiri

ý  Yalta Konferansından sonra ABD, SSCB ve İngiltere ortak bir şekilde Avrupa Üzerine Bildiri’yi yayımladılar. Bu bildiriye göre Avrupa’da yeni nizamın yerleşmesi ulusal iktisadi hayatın yeniden kurulması, özgür halklara Nazizim ve Faşizm kalıntılarının yıkılmasını mümkün kılacak yolların sağlanması ve kendi seçimlerine göre demokratik kurumların oluşturulmasıyla gerçekleşecek… Halklar altında yaşamak istedikleri hükümet şekillerini seçme hakkına sahip olacak ve işgalci ülkelerin zorla kendilerinden mahrum ettiği egemenlik ve otonomi hakları tekrar tanınacak. Özgür halkların bu hakları uygulayabilecekleri ortamı desteklemek için, üç hükümet bütün özgür Avrupa Devletleri halklarına ve Avrupa’da Mihverin eski uydu devletlerine yardım edecek.

Bu ülkelerde bunu gerektiren şartlar:

ý  İç barışın şartlarını kurmak, sıkıntı içindeki insanlara yardım etmek için acil tedbirler almak

ý  Mümkün olur olmaz özgür seçimlerle halkın iradesine cevap verecek hükûmetleri kurmak, halkın bütün demokratik unsurlarının genişçe temsil edildiği aracı hükûmetler oluşturmak

ý  Gerekli olduğu yerde seçim sürecini kolaylaştırmak (Yalta Konferansının sonuç bildirisi 11 Şubat 1945)

 

San Francisco (San Fıransisko) Konferansı (ABD) (25 Nisan - 26 Haziran 1945)

ý  1 Mart 1945’e kadar Mihver Devletler’e savaş ilan eden tüm ülkeler katılmışlardır. Almanya’nın teslim olmasından kısa bir süre önce başlayan Konferans; II. Dünya Savaşı’ndan sonra Milletler Cemiyetinin yerine Birleşmiş Milletler Örgütünün kurulmasını sağlamak için toplandı. Temeli 1944’te Dumbarton Qaks (Dumbarton Aks) Konferansı’nda atılan bu yeni örgütte büyük devletlere geniş yetkiler tanınıyordu. Çoğunluğu oluşturan küçük devletlerin bu duruma itirazları, Konferans savaş devam ederken toplandığı için çok az etkili oldu.

Alınan kararlar:

ý  Görüşmeler sonucunda Genel Kurulda devletlerin eşitliği kabul edilirken Güvenlik Konseyinde büyük devletlerin üyeliklerinin sürekliliği ve “veto” haklarının varlığı kabul edildi. Konferans, 26 Haziran 1945’te elli ülkenin Birleşmiş Milletler Antlaşması’nı imzalaması ile sona erdi.

 

Potsdam Konferansı (Almanya) (17 Temmuz-2 Ağustos 1945)

ý  ABD Başkanı Truman, İngiltere Başbakanı Attlee, SSCB Başkanı Stalin konferansa katılmışlardır.

ý  Almanya’nın teslim olmasından sonra Avrupa’da ortaya çıkan sorunları görüşmek ve barış döneminde sorunlara çözüm bulmak amacıyla toplanmışlardır.

Alınan kararlar:

ý  Almanya’nın dört işgal bölgesine ayrılarak ABD, İngiltere, SSCB ve Fransa’nın yönetimine bırakılmasına, ayrıca Berlin, Avusturya ve Viyana’nın da dört işgal bölgesine ayrılmasına, Almanya’nın silahsızlandırılması ve askerden arındırılmasına, Alman ekonomisinin Müttefik Devletler’in kontrolüne bırakılmasına, Almanya’nın savaş tazminatı ödemesine, Almanya’daki Nazi varlığına son verilmesine, savaş suçlularının yakalanarak yargılanmasına, İngiltere ve SSCB tarafından 1941’de işgal edilen İran’ın derhal boşaltılmasına, İtalya’nın 1945’teki iş birliği göz önünde bulundurularak bu ülke ile ağır şartlar içermeyen bir antlaşma imzalanmasına, SSCB’nin Japonya’ya savaş ilan etmesine karar verilmiştir.

 

Japonya’nın Teslim Olması

ý  Japonya, Amiral Yamamoto’nun ölümünden sonra taktik üstünlüğünü kaybetti. ABD, Japonların Pasifikte işgal ettiği adaları geri almak istedi. Japonların savunması çok kuvvetliydi. ABD, 6 Ağustos 1945’te Hiroşima’ya, 9 Ağustos 1945’te Nagazaki’ye tahrip gücü yüksek atom bombası attı. Bombayı atan B-29’da görevli Amerikalı havacı Robert Lewis (Rabırt Levis), bombanın patlayışını ve Hiroshima’nın yok oluşunu görünce seyir defterine şu notu düştü: “Aman tanrım, biz ne yaptık?” Üç gün sonra saat 11.02’de bir başka atom bombası da Nagazaki’ye atıldı.

ý  İsviçre aracılığıyla barış teklifinde bulunan Japonya, 14 Ağustos’ta kayıtsız şartsız teslim oldu. 2 Eylül’de ABD’nin Missouri (Misori) savaş gemisinde teslim belgesinin imzalanmasıyla II. Dünya Savaşı resmen sona erdi.

ý  İtalya, Romanya, Bulgaristan, Macaristan ve Finlandiya ile 10 Şubat 1947’de barış antlaşmaları imzalandı. Japonya ile barış antlaşması 8 Eylül 1951’de San Francisco’da imzalandı. Ancak Müttefik Devletlerarasındaki anlaşmazlıklar Almanya ile bir barış anlaşması imzalanmasını engelledi.

 

II. DÜNYA SAVAŞI’NIN SONUÇLARI

ý  ABD, İngiltere ve SSCB savaştan galip çıktı.

ý  Komünizm hızla yayılmaya başladı. SSCB Orta Avrupa ve Balkanlar’da kendisine bağlı komünist yönetimler kurdu.

ý  Nazizm ve Faşizm rejimleri son buldu.

ý  Atom bombası ile dünya artık Nükleer Çağa adım attı.

ý  ABD ve SSCB dünya lideri olma yarışına girdiler. Sıcak savaş artık yerini Soğuk Savaşa bıraktı. Soğuk savaş NATO – Varşova Paktı arasında 1991’e kadar devam etti.

ý  Sömürgecilik dönemi sona ermeye başladı. Mısır, Hindistan, Pakistan, Tunus, Fas, Cezayir, Libya bağımsız oldu.

ý  ABD, Çin, İngiltere, Fransa ve SSCB öncülüğünde BM kuruldu.

ý  Birleşmiş Milletler Antlaşması (BM Şartı), 25 Nisan 1945’de San Francisco’da (ABD) toplanan BM Uluslar arası Örgütlenme Konferansı (San Francisco Konferansı) sonucunda, aralarında Türkiye’nin de bulunduğu 51 ülke tarafından 26 Haziran 1945’de imzalandı, 24 Ekim 1945’de yürürlüğe girdi.

ý  Dünya Savaşı’nı bitiren Paris Barış Konferansı’nda da uluslararası barışı korumak amacıyla Milletler Cemiyeti kurulmuştu. Sömürgecilik manda ve himaye adı altında devam ettirilmişti.

ý  Dünya Savaşı’ndan sonra toplanan San Francisco Konferansı’nda ise yine dünya barışını korumak amacıyla Birleşmiş Milletler Teşkilatı kurulmuştur. Ancak sömürgecilik dönemi büyük bir oranda son bulmuştur.

 

Rektör Uyarıyor

Bretten Woods (Bireton Vods) Konferansı (1-22 Temmuz 1944)

ý  İngiltere savaş sonrasında da ABD yardımına muhtaç kaldı. Bu durumu aşmak ve dünya ekonomik dengelerini yeniden oluşturmak için ABD’de Bretten Woods (Bireton Vods) Konferansı düzenlendi.

ý  Dünya ticaretini serbestleştirecek uluslararası ticari ve mali bir sistem kurmak üzere ABD’nin Bretton Woods kasabasında kırk dört ülkenin katılımıyla düzenlenen konferanstır. Konferansta Keynes Planı ve Amerikan Planı tartışıldı. Malların ve paranın ulusal engellere takılmadan dolaştığı çok taraflı ticareti amaçlayan Amerikan Planı’na benzer bir sistem üzerinde anlaşıldı. Bu sistemin işlemesi için Uluslararası Para Fonu (IMF) ve daha sonra adı Dünya Bankası olacak Uluslararası İmar ve Kalkınma Bankası kuruldu.

 

BİRLEŞMİŞ MİLLETLER (BM) (24 EKİM 1945)

Nisan 1945’te ABD’nin San Francisco kentinde yapılan konferans ile 24 Ekim 1945’te BM resmen kuruldu. Merkezi ABD’nin New York şehridir. BM anayasası bu konferansta ABD-İngiltere-Rusya-Fransa ve Çin tarafından hazırlandı. Bu yüzden bugün bile BM’nin Güvenlik Konseyinde sadece bu 5 devletin veto hakkı vardır. Anayasa’da herhangi bir değişikliğin yapılabilmesi için Genel Kurul’un 3’te 2 çoğunluğu gerekir. Ancak Güvenlik konseyinin devamlı üyesi olan beş devletin de bu üçte iki çoğunluğun arasında olması gerekir.

BM’nin başlıca 7 tane alt kuruluşu vardır.

1- Genel Kurul: Bu kuruluşa tüm üyeler katılır. Her üye devletin 5 temsilcisi vardır. Her devletin 1 oy hakkı vardır. Yılda bir kez toplanır. Tavsiye kararı alabilir. Yeni ülkelerin kabulü, BM bütçesi ve barışın korunması için ayrılan bütçe gibi önemli konularda kararlar çoğunluğun üçte ikisi ile alınır. Diğer konular, salt çoğunlukla karara bağlanır.

2-Güvenlik Konseyi: Barış ve güvenlikten sorumludur. Kararları tüm üye ülkeler İçin bağlayıcıdır. 15 üyeden oluşur. 5 tanesi beş büyük devlettir. Diğer 10 üye ise Genel kurul üyeleri arasından 2 yıllık bir dönem için seçilir. Karar için 9 oy gerekir. Beş büyük devletten biri aleyhte oy verirse karar veto edilir.

3-Ekonomik ve Sosyal Konsey: Ekonomik ve sosyal kalkınmayı amaçlar. 54 Üyeden oluşur. Üyelerin hizmet süresi 3 yıldır.

4-Vesayet Konseyi: Henüz kendi kendini idare edecek güce sahip olamayan milletlerin ilerlemesini sağlar. Onları sömürmeye kalkışacak ülkelerden korur. Bugün işlevini kaybetmiştir.

5-Sekreterlik: Kuruluşun idari şefidir.

6- Adalet Divanı: BM’nin en yüksek yargı organıdır. Hollanda’nın Lahey Şehri’nde bulunur. Her biri ayrı milletten 15 yargıcı bulunur. Yargıçlar 3 yıl süre ile görev yaparlar. Buradaki karar daha çok tavsiye kararı niteliğindedir. AİHM (Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi) ile karıştırılmamalıdır.

7-İnsan Hakları Konseyi: 19 Haziran 2006’da 47 üye olarak kuruldu.

9 Aralık 1948’de Birleşmiş Milletler Genel Kurulunda “Soykırım Suçunun Önlenmesi ve Cezalandırılmasına İlişkin Sözleşme” kabul edildi. Bu sözleşmeye taraf olan devletler gerek savaş gerekse barış zamanında işlenen “soykırım” suçunu bir uluslarası suç saymakta ve bu suçu önlemeyi bir yükümlülük kabul etmektedir. 19 Mart 1950’de Türkiye’nin de taraf olduğu sözleşmenin ikinci maddesinde “soykırım” tanımı ve sayılan fiiller şu şekilde yer almıştır:

 

PARİS BARIŞ ANTLAŞMASI (10 ŞUBAT 1947)

  • 1945 yılının sonlarında yapılan Londra ve Moskova Konferansları’nda Müttefikler arasında bazı konularda anlaşmaya varılmakla birlikte, diğer bazı konulardaki fikir ayrılıkları devam etmiş, bu nedenle de II. Dünya Savaşı’nı bitirecek barış antlaşmalarının imzalanması gecikmiştir. Müttefikler ile Almanya arasında barış antlaşması imzalanmak üzere 29 Temmuz 1946’da Paris Barış Konferansı toplanmıştır.
  • Konferansta kabul edilen esaslara göre Müttefiklerle İtalya, Macaristan, Bulgaristan, Romanya ve Finlandiya arasında ayrı ayrı olmak üzere 10 Şubat 1947’de Paris Barış Antlaşması imzalanmıştır.
  • Müttefikler, yenilen devletlerle yaptıkları antlaşmalarla onların sınırlarını ya daraltmışlar ya da savaş öncesi durumuna getirmişlerdir. Nitekim İtalya, işgal altında bulundurduğu Meis ve Oniki Ada’yı Yunanistan’a bırakmıştır.

Sınır değişiklikleri

  • İtalya, Kuzey Afrika'daki İtalyan Doğu Afrikası (Etiyopya, Eritre ve İtalyan Somaliland'ı kapsayan), İtalyan Libyası'nı kaybetti. Barışla birlikte İtalya'nın Arnavutluk üzerindeki hak iddiası ortadan kalktı. (İtalya Kralı aynı zamanda Arnavutluk Kralıydı.) İtalya, Çin Cumhuriyeti'ndeki Tianjin imtiyazlarını kaybetti.
  • İtalya Istria, Fiume, Zara, Gorizia ve Pola'yı Yugoslavya'ya devretmek zorunda kaldı. Pola eyaletinin yanı sıra Trieste'nin kalanında Trieste Serbest Bölgesi oluşturuldu.
  • İtalya, Yugoslavya'ya Doğu Adriyatik'teki tüm adaları devretmek zorunda kaldı.
  •  Oniki Adalar Yunanistan'a verildi.
  • Fransa ile sınır, Tende vadisi ve La Brigue dışında, çoğunlukla ıssız Alpler kısımları Fransa'nın lehine değiştirildi.
  • İtalya bu antlaşmayla, Dünya Savaşları'ndan önce ele geçirdiği toprakları bile kaybetti. (Libya ve Oniki Adalar, 1912'deki savaş sonrası yapılan Uşi Antlaşması'yla Osmanlı İmparatorluğu'ndan alınmıştı.)
  • Finlandiya-Sovyetler Birliği sınırı 1 Ocak 1941 sınırlarına göre restore edildi. (eski Petsamo ili hariç, Finlandiya'nın Kış Savaşı'ndan sonraki toprak kayıpları kabul edildi.)
  • Macaristan'ın sınırları savaş öncesi şekline getirildi. (Macaristan'ın, Çekoslovakya ve Romanya'dan aldığı kazançlar iptal, geçersiz ve hükümsüz ilan edildi) Bratislava'nın güneyindeki 3 köy hariç Çekoslovakya'ya verildi.
  • Romanya sınırı 1 Ocak 1941 sınırlarına göre yeniden düzenlendi.Macaristan sınırı hariç savaş öncesi sınırlara geri dönüldü.
  • Romanya 1940 Craiova Antlaşması ile topraklarına kattığı Dobruca'yı Bulgaristan'a, Kuzey Bukovina ve Besarabya'yı da Sovyetler Birliği'ne bırakmak zorunda kaldı.
  • Bulgaristan, II. Dünya Savaşı sonrasında toprak kazanan tek Mihver devleti oldu. Sınırları, 1 Ocak 1941 sınırlarına göre yeniden düzenlendi.

 

Rektör Uyarıyor

BİRLEŞMİŞ MİLLETLER-KURULUŞUN KİLOMETRE TAŞLARI

Müttefikler Bildirgesi

±  II. Dünya Savşı'nın başlarında, 12 Haziran 1941'de Londra'da imzalanan ve "hem savaşta, hem barışta, bir arada ve öteki özgür halklarla birlikte çalışmayı"  öngören Bildirge, Birleşmiş Milletler'in kuruluşuna uzanan yolda atılacak adımların ilki oldu.

Atlantik Şartı

±  14 Ağustos 1941'de ABD Başkanı Franklin Roosevelt ile İngitere Başbakanı Wilson Churchill,  barış ve güvenliğin korunmasına yönelik uluslararası işbirliği için bir ilkeler dizisi önerdi.  Daha sonra Atlantik Şartı olarak anılmaya başlayan bu belge "denizde bir yerde" imzalanmıştı.

Birleşmiş Milletler Bildirgesi

±  1 Ocak 1942 günü, Mihver ülkelerine karşı savaşmakta olan 26 ülkenin temsilcileri "Birleşmiş Milletler Bildirgesi"ni  imzalayarak Atlantik Şartı'na desteklerini ilan ettiler.  Bildirge, "Birleşmiş Milletler" teriminin ilk kez kullanıldığı belge oldu.

Moskova ve Tahran Konferansları

±  30 Ekim 1943'te Moskova'da imzalanan bir bildirge ile SSCB, İngiltere, ABD ve Çin hükümetleri, barış ve güvenliğin korunması amacıyla uluslararası bir örgütün ivedilikle kurulması için çağrıda bulundular.  Bu hedef, ABD, SSCB ve İngiltere liderlerinin 1 Aralık 1943'te Tahran'da yaptıkları toplantıda da onaylandı.

Dumbarton Oaks Konferansı

±  BM'in ilk şablonu, Washington'da Dumbarton Oaks köşkünde yapılan bir toplantıda çizildi.  21 Eylül ile 7 Ekim 1944 tarihleri arasında iki aşamalı olarak gerçekleşen görüşmelerde SSCB, İngiltere, ABD ve Çin temsilcileri kurulacak bir dünya örgütünün hedefleri, yapısı ve işleyişi üzerinde görüş birliğine vardılar.

Yalta Konferansı

±  Yalta'da yaptıkları bir dizi toplantının ardından Başkan Roosevelt, Başbakan Churchill ve Başkan Stalin 11 Şubat 1945 günü "barış ve güvenliği korumak amacıyla bir uluslararası örgüt" kurma kararlarını açıkladılar.

San Francisco Konferansı

±  25 Nisan 1945'de aralarında Türkiye'nin de bulunduğu 50 ülkenin temsilcileri San Francisco'da bir araya gelerek 111 maddeden oluşan Antlaşma* ' ya son şeklini verdiler.  Antlaşma, 25 Haziran 1945'te oybirliği ile kabul edildi ve ertesi gün imzalandı.

±  24 Ekim 1945 Güvenlik Konseyi'nin beş daimi üyesinin yanısıra imza sahibi öteki devletlerin çoğunluğunun da onaylamasıyla Antlaşma yürürlüğe girdi ve Birleşmiş Milletler kuruldu.

 

İLK YILLAR

±  10 Ocak 1946 Birleşmiş Milletler'in ilk Genel Kurulu, 51 ülkenin tamamının katılımıyla Londra'da toplandı.

±  17 Ocak 1946 Güvenlik Koseyi Londra'da yaptığı ilk toplantısında çalışma usulünü belirledi.

±  24 Ocak 1946 Genel Kurul ilk kararını aldı : amaç, atom enerjisinin barışcı kullanımı ve atom bombası ile öteki kitlesel imha silahlarının yasaklanması idi.

±  1 Şubat 1946 Norveçli Trygve Lie ilk Genel Sekreter oldu.

±  Haziran 1948 İlk BM gözlem misyonu, BM Mütareke Gözlem Örgütü (UNTSO) oluşturuldu.

±  10 Aralık 1948 BM Genel Kurulu, İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi ' ni kabul etti.

±  24 Ekim 1949 BM'in bugünkü Genel Merkez binasının temeli New York'ta atıldı.

±  6 Kasım 1956 BM Genel Kurulu, Süveyş Kanalı krizi üzerine ilk kez olağanüstü toplandı, ilk BM barış gücünü, BM Acil Müdahale Gücü'nü (UNEF) kurdu.

 

II. DÜNYA SAVAŞI’NDA TÜRKİYE’DEKİ ÖNEMLİ GELİŞMELER

a) Siyasal Gelişmeler 

  • Bu dönemin cumhurbaşkanı İsmet İnönü’dür. İnönü Dönemi “ Milli Şef “ dönemi olarak adlandırılır.
  • TBMM’de CHP tek parti olarak görev yapmaktadır.
  • Bu dönem CHP’nin tek parti yönetiminden çok partili hayata geçişte önemli bir evre olmuştur. II.Dünya savaşının sonuna doğru 1945’de Nuri Demirağ tarafından Milli Kalkınma Partisi kurularak çok partili hayat başlayacaktır.
  • Bu dönemde Alman Nazizm’i ve İtalyan Faşizmi’nin etkisiyle Turancı ( Türkçü) akımlar güçlenmiştir. Almanya ise bu akımı destekleyerek Türkiye’nin SSCB’ye karşı savaş açmasını sağlamak istemiştir. Ancak hükümetin savaş dışı kalma politikası izlemesi ve savaşın sonuna doğru Almanya’nın yenilebileceğinin ortaya çıkması hükümeti SSCB ile ilişkileri düzeltmeye yönlendirmiştir. Bunun için 18 Mayıs 1944’te Bakanlar Kurulu, İçişleri Bakanlığının Türkçü ve Turancılara karşı aldığı önlemleri onaylamış ve bu kesimin faaliyetleri önlenmiştir.

 b) Askeri Gelişmeler

  • II. Dünya Savaşı’na hazırlık amacıyla 1938 Mayısında İngiltere ile 6 milyon sterlinlik silah alımı kredisini içeren bir Askeri kredi antlaşması imzalandı.
  • Devlet gelirlerinin %43’ü savunma harcamalarına ayrılıyordu.
  • Çatalca’da muhtemel bir Alman işgaline karşı Çakmak Hattı’nın yapım çalışmaları başlamıştır.
  • Savaşın başlamasının ardından genel seferberliğe gidilmiş, 1.300.000 kişi silâhaltına alınmıştır.

 c) Ekonomik Gelişmeler

  • Genel seferberliğe gidilerek erkek nüfusun önemli bir kısmının ( 1.300.000 kişi) silâhaltına alınması üretim ve tarımı düşürürken tüketimi artırdı.
  • Hükümetin cari harcamalar için fazla para bastırması enflasyonun artmasına yol açmıştır. Bunu fırsat bilenler bazı tüccarlar karaborsa ve istifçiliğin artması hükümeti bazı tedbirler almaya itmiştir.
  • TBMM temel tüketim mallarında ortaya çıkan bu hızla yükselişe son vermek için 18 Ocak 1940’ta Milli Koruma Kanunu’nu kabul etmiştir.
  • Bu kanun, insan gücü eksikliğini çözümlemek için, köylü vatandaşlara sanayi bölgelerinde çalışma yükümlülüğü koymuştur. Erkeklerin, stratejik önemi olan sanayi dallarında, özellikle madenlerde, bir yıl süreyle ve düşük ücretle çalıştırılmaları sağlanmıştır. Toprak Mahsulleri Ofisi ise, köylülerin ellerindeki ürünü piyasa değerinden daha aşağı fiyatlarla kendisine satmalarını istemiştir. Bu kararların amacı, besin maddelerini eşit şekilde dağıtarak, özellikle ekmek fiyatlarını belirli bir düzeyde tutmaktı. Ancak kararlar tam uygulanamamış, köylüler ürünlerini kaçırmaya, zengin toprak sahipleri ise, ürünlerini karaborsacılara satarak büyük kazançlar sağlamaya başlamışlardı.
  • Bu dönemde ortaya çıkan diğer bir önemli gelişme ise Varlık Vergisidir. Verginin görünürdeki amacı savaştan haksız kazanç elde eden kesimlerin vergilendirmekti. Ancak vergi daha çok gayr-i Müslim azınlıklar için uygulanmıştır. Bundaki amaç ise Türk ekonomisindeki yabancı egemenliğine son vermek ekonominin tamamen Türklerin eline geçmesini sağlamaktı.
  • Ancak hükümet bu vergiyle istediği kadar tahsilât elde edememiş, özelikle müttefik basınında Türkiye aleyhine yayınlar yapılmasına sebep olmuştur.
  • Kliring Sistemine geçilmiştir ki bu sistemle ülkemizle kim ticaret yapıyorsa onunla ekonomik bağlantıların devam etmesi anlayışıdır.

d) Eğitim ve Kültür Alanında Gelişmeler

  • 17 Nisan 1940’da MEB.Hasan AliYücel ve İsmail Hakkı Tonguç önderliğinde Köy Enstitüleri kurulmuştur.
  • Ankara Devlet Konservatuarı Kanunu; tatbikat sahnesi temsilleri başlamıştır.
  • 1946’da Milli Kütüphane kurulmuştur.
  • Almanya’da Nazi baskısından kaçan bilim adamları İstanbul ve Ankara Üniversitelerinde çalışmaya başlamıştır.

 

Rektör Uyarıyor

Irkçılık-Turancılık Davası

ý  II. Dünya Savaşı döneminde, Türkiye dış politikasını savaştan kaçınmak üzerine inşa etmiş, savaşa katılması yönünde baskı yapan Müttefik Devletlere askeri ve lojistik eksiklikler bahane edilerek savaş dışı kalınmaya çalışılmış, Nazi Almanyası'nın üstün başarılar kazandığı 1943'e kadar Nazi Almanyasıyla oldukça yakınlaşılmış ve hatta Türk askeri gözlemci heyeti Belgorod'da o sıralarda Kursk Muharebesi'ne hazırlanmakta olan Alman ordusunun hazırlıklarını incelemiş, 6. ve 7. Panzer Tümenlerinin yer aldığı Harkov Tatbikatı'na katılmışlardır. Almanya'nın Ankara Büyükelçisi Franz von Papen, Enver Paşa'nın kardeşi işadamı ve eski asker Nuri Killigil aracılığla Turancılığı örgütlemiştir. 1943'ten sonra Mihver Devletlerin kademe kademe yenilgileri dolayısıyla Türk hükümeti, Nazi zaferleri dolayısıyla izin verdiği Nazi yanlısı bu hareketi baskılamış, bu baskılamaların sonucu olarak da Turancı çevrelerin sivri dili olarak isim yapmış edebiyat öğretmeni Nihal Atsız, başbakan Şükrü Saracoğlu'na Orhun dergisinde iki açık mektup yazmış, bu mektuplar sonucu Nihal Atsız'a karşı açılan dava basında Irkçılık-Turancılık davası olarak adlandırılmıştır.

ý  Irkçılık-Turancılık Davası, 7 Eylül 1944'te başlayan ve 29 Mart 1945'e kadar süren, Türk siyasetinde önde gelen 23 ismin Irkçılık-Turancılık suçlamasıyla yargılandığı sürecin adıdır. Toplam 65 oturum sürmüştür. Yargılama sonucunda Zeki Velidi Togan, Hüseyin Nihal Atsız, Alparslan Türkeş, Reha Oğuz Türkkan, Cihat Savaş Fer, Nurullah Barıman, Fethi Tevetoğlu, Nejdet Sançar, Cebbar Şenel ve Cemal Oğuz Öcal çeşitli cezalara çarptırıldılar.

 

 

 

 

 

2.DÜNYA SAVAŞI SÜRECİNDE TÜRKİYE (1939-1945)

 

II. DÜNYA SAVAŞI’NDA TÜRKİYE’NİN DIŞ POLİTİKASI

  • Türkiye II. Dünya Savaşı’na tarafsızlık politikası uygulayarak katılmadı. Ama savaş boyunca izlediği yansızlık siyasetinde zaman zaman büyük baskılara maruz kaldı.
  • Türkiye 1939’da savaş olasılığının iyice artması üzerine toprak bütünlüğünü korumaya yönelik ittifak anlaşmaları sağlamak amacıyla bazı girişimlerde bulundu. Almanya ve İtalya’nın saldırgan tutumları karşısında doğal olarak bu girişimler İngiltere, Fransa ve SSCB’ye yönelikti.
  • İlk görüşmeler sonucu 12 Mayıs 1939’da İngiltere’yle, 23 Haziran’da Fransa’yla Türkiye’nin de “Barış Cephesi” içinde yer aldığını açıklayan ortak bildiriler yayımlandı. Ama SSCB ile yapılan görüşmelerden bir sonuç alınamadı.
  • Bunun üzerine 19 Ekim 1939’da Ankara’da Türkiye-İngiltere- Fransa İttifak Anlaşması imzalandı. Ankara Anlaşmasına göre Türkiye bir Avrupa devletinin saldırısına uğrarsa İngiltere ve Fransa yardımda bulunacak, buna karşılık Avrupa’da çıkacak bir savaş Akdeniz’e yayılırsa Türkiye’de İngiltere ve Fransa’ya yardımda bulunacaktı.
  • Savaşın Balkanlara doğru yayılma eğilimi göstermesi üzerine Türkiye, Balkan Antantı’na bağlı ülkelerle de işbirliğini güçlendirmeye çalıştı. Ama Şubat 1940’ta Belgrad’ta toplanan Balkan Antantı Bakanlar Konseyi bu yönde olumlu bir karar alamadan dağıldı.
  • 10 Haziran 1940’ta İtalya’nın da katılmasıyla savaş Akdeniz’e yayılınca Türkiye’nin 1939 Ankara Anlaşması’yla üstlendiği yükümlülükler gündeme geldi. Ancak Fransa’nın kısa bir süre sonra teslim olması, İngiltere’nin de bu konuda ısrarlı davranmaması Türkiye’yi savaştan uzak tuttu.
  • 1941 yılında SSCB’ye saldırmaya hazırlanan Almanya güney kanadını güvenceye almak amacıyla Türkiye’ye bir saldırmazlık anlaşması önerdi. Türkiye bunu hemen kabul etti. 18 Haziran 1941’de imzalanan bu anlaşma Türkiye’nin savaş dışı kalma siyasetinde yeni bir aşama oldu.
  • Bunu 10 Ağustos 1941’de SSCB ile İngiltere’nin ortak notası izledi. Savaşın iyice yoğunlaştığı bu dönemde her iki ülke Türkiye’nin toprak bütünlüğüne saygılı olduklarını bildiriyorlardı. Buna karşılık Türkiye’den 1936 Montrö (Montreux) Sözleşmesi’ni tam olarak uygulayarak İstanbul ve Çanakkale boğazlarını savaş gemilerine kapalı tutulmasını istiyorlardı.

 

İkinci Dünya Savaşı sırasında önemli görüşmeler;

 

Eden – Menemencioğlu Görüşmesi-Kahire Görüşmesi (5-6 Kasım 1943)

  • İngiltere Dışişleri Bakanı Anthony Eden, Moskova Konferansı’ndan dönerken Kahire’de Türk Dışişleri Bakanı Numan Menemencioğlu ile bir araya geldi. (5–6 Kasım 1943)
  • Eden, Türkiye’den hava üslerini açmasını ve yılsonuna kadar savaşa kayılmasını istedi. Alman hava kuvvetlerinin Ege’deki üstünlüğünü kırmak için İngiltere’nin Güneybatı Anadolu’daki havaalanlarına şiddetle ihtiyaç duyduğunu söyleyerek Türkiye’nin savaşa katılmasından kaynaklanacak avantajlardan bahsetti. Bu önerinin reddi halinde İngiltere’nin Türkiye’ye göndermekte olduğu yardımı keseceği uyarısında da bulundu.
  • Bu istekler Dışişleri Bakanı Menemencioğlu tarafından reddedildi. Müttefiklere hava üsleri vermek ve savaşa girmek arasında hiçbir fark yoktu. Hava üsleri verildiği takdirde Almanya Türkiye’nin büyük kentlerini bombalayabilir ve Türkiye savaşa sürüklenebilirdi. Türkiye ise savaşa katılmak için hazırlıklı değildi.

 

Adana Görüşmeleri

  • 1943’te Müttefiklerin üstünlüğü belirince İngiltere bu kez savaşın bir an önce bitmesine katkıda bulunmak ve zaferin nimetinden pay almak gibi görüşlerle Türkiye’yi Müttefiklerin yanında savaşa sokmaya çalıştı. Churchill bu amaçla 30 Ocak 1943’te Adana’ya gelerek İsmet İnönü’yle görüştü. İnönü, Churchill’in Türkiye’nin en geç Ağustos 1943’te savaşa katılması isteğine karşı, bunun gerekli silahların, savaş araç ve gereçlerinin verilmesi durumunda olanaklı olabileceğini söyledi.

Önemli Uyarı: 30 Ocak-1 Şubat 1943 tarihleri arasında Churchill ile İsmet İnönü ve Başbakan Şükrü Saraçoğlu’nun katılımıyla Adana’da bir vagon içerisinde yapılan görüşmelerdir.

 

 

Diğer Görüşme ve Olaylar;

  • Bu konudaki görüşmeler sürerken Müttefikler 14–24Ağustos tarihlerinde Kanada’nın Quebec kentinde, 19- 30 Ekim’de de Moskova’da düzenledikleri toplantılarda Türkiye’yi savaşa katmak yolundaki baskıyı arttırma kararı aldılar.
  • 28 Kasım–2 Aralık tarihlerinde bir doruk toplantısı yapan Churchill, Roosevelt ve Stalin de bu kararı onayladı. Bunun üzerine Churchill ve Roosevelt 3 Aralık 1943’te İsmet İnönü’yü Kahire’ye davet ederek bu konudaki kesin isteklerini ilettiler ve Türkiye’nin Şubat 1944’te savaşa katılmaması durumunda her türlü yardımı keseceklerini bildirdiler.
  • İsmet İnönü’nün askeri ve stratejik gerekçelerle savaşa katılmayı reddetmesi üzerine Mart 1944’te İngiltere, Nisan 1944’te de ABD Türkiye’ye askeri yardımı durdurdu. Diplomasi alanında da baskılar sürüyordu. Bu baskılara bir süre daha direnen Türkiye savaşın gidişinin iyice belirginleşmesi üzerine 2 Ağustos 1944’te Almanya ile siyasal ilişkilerini kesti. Bunu 6 Ocak 1945’te Japonya ile ilişkilerini kesmesi izledi.
  • Müttefik liderleri Şubat 1945’te toplanan Yalta (Kırım’da) Konferansı’nda, yeni kurulacak Birleşmiş Milletlere yalnızca 1 Mart 1945’e kadar Almanya’ya savaş açmış ülkelerin katılmasını içeren bir karar aldılar. Bunun üzerine Türkiye 23 Şubat’ta Almanya’ya savaş ilan etti. Bu sırada Almanya’nın yenilgisi kesinleşmiş olduğundan fiilen savaşa girmedi.

 

 

DÜNYA SAVAŞI’NIN TÜRKİYE ÜZERİNDEKİ ETKİLERİ

ü  İkinci Dünya Savaşında Başbakanlık yapanlar Refik Saydam ve Şükrü Saraçoğlu’dur.

ü  İsmet İnönü ise dönemin cumhurbaşkanı olarak görev yapmıştır.

 

Türkiye’de savaş nedeniyle alınan bazı önlemler ve gelişmeler şunlardır:

ü  Karartma yaşanmıştır. Rıfat Ilgaz bu günleri anlatan “Karartma Geceleri“ adlı eserini yazmıştır.

ü  Alman işgaline karşı Çakmak Hattı’ kurulması kararlaştırıldı.

ü  Devlet herhangi bir savaş olasılığı nedeniyle Tahıl stoklamaya başlamıştır.

ü  Aşırı fiyat kontrolleri karaborsayı artırmıştır.

ü  13 Ocak 1942’de “Ekmek Karnesi” uygulaması başlatılmıştır.

ü  Kıtlık nedeniyle pasta vb. yiyeceklerin yapılmasına yasak getirildi.

ü  İstanbul’da özel otomobil kullanmak yasaklanmıştır.

ü  Radyo yayınlarında ara ara kesintilere gidilmiştir. Türkiye’de radyo kullanımının yaygınlaşması da bu dönemde gerçekleşti. Siyasi gelişmeleri takip etme isteği radyo kullanımını arttırdı. 1940’tan sonra özellikle Vedat Nedim Tör’ün radyo müdürü olmasıyla Türk radyosu dünyanın önemli radyolarıyla hemen hemen aynı yayın akışına başladı. 1943’ten sonra düzenli yayın yapan Ankara Radyosu’nda yapılan bazı programlar şunlardır:

Muzaffer Sarısözen idaresinde kurulan halk müziği deneme çalışmalarının sunulduğu Yurttan Sesler Korosu, Ayşe takma adıyla Neriman Hızır’ın kurduğu Radyo Çocuk Kulübü, Radyo Tiyatrosu ve Falih Rıfkı Atay’ın hazırladığı Güzel Türkçemiz. Bu dönemde yayın hayatına başlayan bazı programlar aynı adla, bazıları da adlarını değiştirerek uzun yıllar radyo severlerle buluştular.

ü  Gece sokağa çıkma yasağı uygulaması başlatılmıştır.

ü  II. Beş Yıllık Kalkınma Planı yürürlüğe konmuş fakat savaş şartları nedeniyle uygulanamamıştır.

ü  Savaş boyunca yarı seferberlik ilan edilmiştir.

ü  Millî Korunma Kanunu kabul edilmiştir.

ü  Petrol Ofisi ile Et ve Balık Kurumu kurulmuştur.

ü  Yüksek enflasyon yaşanmıştır.

ü  1942’de Ticaret Ofisi ve İâşe Müsteşarlığı kurulmuştur.

ü  9 Kasım 1942’de Varlık Vergisi Kanunu çıkarılmıştır. Bu vergi 15 Mart 1944’te kaldırıldı.

ü  1944’te Toprak Mahsulleri Vergisi Kanunu çıkarılmıştır. 1944’te ayni (mal-ürün) olarak alınan Toprak Mahsulleri Vergisi 1946’da kaldırıldı.

ü  15 Haziran 1945’te Çiftçiyi Topraklandırma Kanunu kabul edilmiştir.

ü  Bir yandan ilkokul yapımına hız verilirken, 17 Nisan 1940'ta çıkarılan bir kanunla, köylülerin kendi yörelerinde ve pratik bilgilerle eğitilmesini öngören Köy Enstitüleri kuruldu. Böylece mesleki ve teknik okul sayısı savaş boyunca üç katına, bu okullardaki öğrenci sayısı da aynı dönemde dört katından fazlaya çıktı.

ü  İnönü döneminin eğitim ve kültür alanındaki diğer gelişmeleri arasında tiyatronun yaygınlaşması, yeni kütüphanelerin açılması, Doğu ve Batı klasiklerinin Türkçeye çevrilmesi vardır.

ü  II. Dünya Savaşı'nın olumsuz etkileri edebiyata da yansımıştır. Bu dönem eserleri gerçekçilik akımına bağlı kalınarak ülke içindeki sosyal değişim ve gelişime dayalıdır. Orhan Veli Kanık, Oktay Rifat ve Melih Cevdet'in öncülüğünü yaptığı "garip akımı" bu dönemde ortaya çıktı.

ü  Dönemin diğer önemli edebiyatçıları arasında Peyami Safa, Ahmet Hamdi Tanpınar, Bedri Rahmi Eyüboğlu, Behçet Necatigil ve Sait Faik Abasıyanık yer alır.

ü  Savaşla ilgili haberlerin öğrenilmesi ihtiyacının da etkisiyle Ankara ve İstanbul Radyoları sürekli yayına başladı. 1940 İstanbul Konservatuarı’nın açılması Türk müziği açısından önemli bir dönüm oldu. Türk halk müziği alanında önemli çalışmalar yapıldı.

ü  Sadettin Kaynak başta olmak üzere bazı bestekârlar ise halk türküsü tarzında şarkılar bestelediler. Safiye Ayla, Müzeyyen Senar, Hamiyet Yüceses, Perihan Altındağ Sözeri gibi dönemin önemli sanatçıları radyo programları ve taş plaklarla kendilerini halka tanıttılar.

ü   

 

Rektör Uyarıyor

II.DÜNYA SAVAŞI SIRASINDA KAPATILAN GAZETELER;

Í  Cumhuriyet 3 ay

Í  İstanbul’da münteşir Yeni Sabah, Vatan, Hakikat, Halk gazeteleri üçer gün, Vakit, Tan, Son Posta, Tasvir-i Efkâr, Akşam ve Demokrat Politika gazeteleri, ikişer gün müddetçe Örfi İdare Komutanlığı’nca kapatılmıştır”

Í  Vatan gazetesi 5 Aralık 1941 tarihinden itibaren 45 gün süre ile kapatılmıştır.

II.DÜNYA SAVAŞI SIRASINDA BAŞBAKANLAR

µ  Refik Saydam (1939–1942)

µ  Şükrü Saracoğlu (1942–1946)

II.DÜNYA SAVAŞI SIRASINDA GENEL KURMAY BAŞKANLARI

d  Mareşal Fevzi Çakmak - 5 Ağustos 1921  -  12 Ocak 1944

d  Orgeneral Kâzım Orbay  -  12 Ocak 1944      -  30 Temmuz 1946

 

Rektör Uyarıyor

II.DÜNYA SAVAŞI SIRASINDA TÜRK EDEBİYATI

-     Halide Edib Adıvar'ın Sonsuz Panayır'ındaki baba, bu çaresizlerden biridir. Çaresizlik onlara barış zamanında tenezzül etmeyecekleri işler yaptırır. Ölen bir şahsa ait nüfus cüzdanıyla ekmek karnesi almak bunlardan biridir.

-     Oktay Akbal, büyük şehrin kenar semtlerinden birindeki bir sokağı ve orada yaşayan yoksul insanların yaşam mücadelesini anlattığı Garipler Sokağı adlı romanında savaşın halk üzerindeki ağırlığına da dikkat çeker. Hayat pahalılaşır. Ekmek karneye bağlanır.

-     Peyami Safa, Matmazel Noraliya’nın Koltuğu’nda savaş dolayısıyla artan fiyatlar içinde gayrimenkullerin de yer aldığına işaret eder..

-     Attilâ İlhan'ın Sokaktaki Adam, Bıçağın Ucu,

-     Yakup Kadri Karaosmanoğlu’nun Panorama,

-     Panorama (Yakup Kadri) ve Sokaktaki Adam’da (Atilla İlhan) vergi miktarlarındaki artıştan şikâyet edilir. Ancak artan vergilerin yanında Varlık Vergisi gibi yeni uygulamaya giren bazı vergiler de bu dönemi anlatan eserlerde tenkit edilmektedir.

-     Refik Halit Karay'ın Bugünün Saraylısı

-     Orhan Kemal'in 72’nci Koğuş,

-     Faik Baysal'ın Rezil Dünya,

-     Muzaffer Arabul'un Çakrazlar,

-     Rıfat Ilgaz’ın Karartma Geceleri ve Sarı Yazma,

-     Oktay Akbal’ın Düş Ekmeği,

-     Yılmaz Karakoyunlu’nun Salkım Hanım’ın Taneleri,

-     Ayla Kutlu’nun Emir Bey’in Kızları isimli romanlarında kıtlık, açlık ve piyasadaki her şeyde fiyat artışına dikkat çekilir. Ekmek, şeker, et, zerzevat, giyecek fiyatları günden güne yükselmektedir. Vergiler fazlalaşır. Panorama'da artan vergilerden en çok karaborsa sayesinde halkı sömürüp iyi para kazananların rahatsız oldukları belirtilir. .

-     Ayla Kutlu’nun Emir Bey’in Kızları adlı eserinde açlık ve pisliğin beraberinde getirdiği şark çıbanı, verem, sıtma, trahom, raşitizm gibi hastalıkların yayıldığı belirtilir.

-     Cevdet Kudret, Havada Bulut Yok adlı romanında Kayseri’de yaşayanların karşı karşıya kaldığı kıtlık, sefalet ve halkın gözünde devleti temsil eden halk evinin savaş yıllarında fakir halka yardım etme çabasını anlatır.

-     Mehmet Seyda, Yanartaş'ta savaş sırasında Zonguldak'ta yaşanan pahalılık, piyasada bulunmayan temel gıda maddelerinden ve işçi ile memurların alım güçlerinin gittikçe azalmasından;

-     Kemal Tahir Namusçular'da Anadolu'da fiyatların yükselmesinden ve yoksul halkın satın alma gücünün hemen hiç olmayışından söz ederler.

-     Kemal Tahir Karılar Koğuşu'nda, Rıfat Ilgaz Karartma Geceleri'nde, Attilâ İlhan Yaraya Tuz Basmak'ta Varlık Vergisini eleştirirler.

Varlık Vergisi’ne yönelik en şiddetli tenkit,

-     Yılmaz Karakoyunlu’nun Salkım Hanımın Taneleri isimli romanında karşımıza çıkar. Yazar kültür ortaklığını vurgulayarak, Müslüman olmayan ama Türk kültürü içinde yetişmiş şahısların Varlık Vergisi gibi bir vergiyi ödemek zorunda bırakılmalarını ve ailelerinden kopartılıp sürgüne gönderilmelerini bir roman sınırları içinde eleştirmiştir.

-     Zaven Biberyan adlı Türkiye’de yetişmiş ve II. Dünya Savaşı yıllarında Nafia hizmetinde askerlik yapmış olan Ermeni asıllı bir Türk vatandaşının, önce Ermenice yazdığı, daha sonra Türkçe’ye çevrilen Babam Aşkale’ye Gitmedi adlı romanda da Varlık Vergisi’nin azınlıkların tüm hayatını nasıl alt üst ettiği üzerinde durulur, bu verginin adaletsiz olduğu belirtilir ve uygulanışı sırasındaki aksaklıklara işaret edilir.

-     1940'tan önce yaygınlaşan memleket şiiri anlayışı, bu dönemde Ahmet Muhip Dranas, Zeki Ömer Defne, Cahit Külebi vb. şairlerce sürdürülür. Halit Fahri Ozansoy, Arif Nihat Asya, Cahit Külebi gibi şairler, tarihi ve destansı şiirler yazmışlardır.

-     Bu dönemde eski şiir geleneğine karşı çıkıldı. Şiiri şekil ve içerik yönünden kısıtlayan kurallar tümüyle reddedildi. Şiirin oluşumunda özgürlüğün vazgeçilmezliği savunuldu.

-     1940'lı yılların ilk önemli şiir hareketi, "Garip" adıyla da bilinen "Birinci Yeni" hareketidir. Bu akımın öncülüğünü Orhan Veli Kanık yapar. 1941 yılında Orhan Veli Kanık, Oktay Rıfat Horozcu ve Melih Cevdet Anday "Garip" adıyla ortak bir şiir kitabı yayımlarlar.

-     1940’ta Millî Eğitim Bakanlığına bağlı çeviri bürosu ve yabancı dil bilen uzmanlardan oluşan kurulun çalışmaları sonucu Batı ve Doğu kültüründen “klasikler” adıyla anılan çeviri dizisi kitapları Millî Eğitim Bakanı Hasan Ali Yücel’in Türk hümanizmasının doğmasına yardımcı olacağı ön sözü ile yayımlanmaya başlandı. Böylece önemli bir kültür hizmeti Türk halkına sunulmuş oldu.

 

 

II.DÜNYA SAVAŞINDA TÜRKİYE’YE SIĞINMIŞ YABANCILARIN BAZILARI

Friedrich Dessauer, biyofizik uzmanı ve radyolog, 1934-1938 Türkiye'de profesör, İstanbul Üniversitesi Fizik Fakültesi kurucusu,

Albert Eckstein, pediatri uzmanı, 1935-1949, Ankara Üniverstesi Çocuk Kliniği başkanlığı, taşraya çocuk sağlığının geliştirilmesi için çok sayıda yolculuklar, Türkiye'deki köy yaşamı fotoğrafçısı olarak ünlü olmuştur.

Herbert Eckstein, ürolog ve çocuk cerrahı olarak çalıştı.

Erich Frank, doktor, 1933'ten vefat edene kadar İstanbul'da aktif profösör.

Erwin Freundlich, astrofizik uzmanı, İstanbul Üniverstesi Astronomi Bölümü kurucusu.

Paul Hindemith, viyolist ve modern komponist, Ankara Devlet Koservatoryumu'nun kurucusu,

Ernst Eduard Hirsch, hukukçu, Türk Ticaret Hukuku kitabını yazdı ve Türkiye'de telif hakkı sistemini kurdu,

Clemens Holzmeister, mimar, sığınmacı, 1940-1950 eğitmen, 1954'den itibaren tekrar Türkiye'de ikamet etti. Ankara'da çok sayıda devlet binalarının planlarını yaptı, ki bunların arasında TBMM binası da bulunmaktadır.

Alfred Isaac, ekonomist, Röpke ile İstanbul Üniversitesi Ekonomi Bölümü'nün kurucusu.

Gerhard Kessler, sosyolog ve iktisatçı, 1933-1951 sığınmacı, bir Türk meslektaşıyla beraber ülkede ilk sendikayı kurdu.

Curt Kosswig, biyolog,

Wilhelm Peters, İstanbul. İstanbul Üniversitesi Psikoloji Bölümü kurucusu.

Margarethe Reininger, İstanbul Üniversitesi Radyoloji Bölümünde röntgen hemşiresi.

Hans Wilbrandt, tarım uzmanı, , Türkiye'de koopratif sisteminin kurucusu.

Hans Winterstein, fizyolog , İstanbul Üniversitesi Fizyoloji Bölümü kurucusu.

Eduard Zuckmayer, müzisyen ve müzik eğitmeni, Musiki Muallim Mektebi, ardından Gazi Eğitim Enstitüsü Müzik Bölümü Başkanı.

¥  Albert Malche İsviçreli pedagog, siyasetçi,  1932'de Atatürk tarafından Türkiye'ye davet edilerek İstanbul Üniversitesi reformuna yol açan raporu yazdı. Malche ayrıca 1933'te iki kez Ankara'ya gelerek, Nazi Almanya'sında üniversitelerden uzaklaştırılan öğretim üyelerinin Türkiye'ye getirilmesine aracı oldu ve aynı zamanda Türkiye' deki öğrenciler için çağ dışı kalmış medrese müfredatını sona erdiren sisteminin de mimarıdır.

 

 

 

 

 

 

TÜRK SİNEMA TARİHİ

1896-1913

{  Osmanlı'nın sinemayla tanışması ilk kez 1895 yılında gerçekleşmiştir. Lumiere Kardeşler'in Bir Trenin La Ciotat Garına varışı'nı anlatan L'Arrivée d'un train en gare de La Ciotat filminin, 29 Aralık 1895'te, Paris'teki ilk gösteriminden yaklaşık bir yıl sonra, bir Alman Yahudisi olan Sigmund Weinberg tarafından, İstanbul Galatasaray'daki bir birahanede gösterilmesiyle Türk toplumu sinemayla tanışmıştır.

1910-1930

{  Türkiye'de halka açık ilk sinema 19 Mart 1910’da, İstanbul Şehzadebaşı’nda "Millî Sinema" adı altında faaliyete geçmiştir. O zaman İstanbul Sultanisi’nde gösterimler düzenleyen ekip maddi imkân bularak ikinci Türk sineması Ali Efendi Sinemaları’nı açmıştır.

{  Türkiye’de sinemanın kurumlaşması ise I. Dünya Savaşı döneminde gerçekleşmiştir. Alman ordularının, filmleri bir propaganda unsuru olarak ve askerlerin eğitimi için kullandığını gören, dönemin Osmanlı İmparatorluğu Başkumandan Vekili ve Harbiye Nazırı görevlerini sürdüren Enver Paşa, sinema olgusunun önemi farketmiş ve 1915’te Merkez Ordu Sinema Dairesi (MOSD)’ni kurarak, Türk Sineması’nın kurumlaşmasının temellerini atmıştır.

{  MOSD’nin kurulması ve takip eden dönemde yapılan hikâyeli filmler sinema tarihi için o yılların en önemli gelişmelerindendir. Aynı dönemde Fuat Uzkınay'ın çektiği "Ayastefanos'taki Rus Abidesinin Yıkılışı" adlı belgesel Türk Sineması'nın ilk eseri olarak 14 Kasım 1914 tarihinde gösterime girmiştir. 150 metrelik bir belgesel olarak çekilen filmin günümüze hiçbir kopyası ulaşmamıştır.

{  1916 yılında Müdafaa-i Milliye Cemiyeti de aldığı bir kararla sinema çalışmalarına başlamış, Almanya’dan getirttiği aletlerle film çekimlerine başlayan cemiyet, savaştan görüntülerin de yer aldığı haber filmi niteliğinde filmler hazırlamıştır.

İlk konulu Türk filminin ise, her ikisi de 1917'de Müdafaa-i Milliye Cemiyeti tarafından çekilen, Pençe veya Casus adlı filmler olduğu konusunda tartışmalar bulunmaktadır.

{  Aslında Türk sinemasında ilk konulu film denemesi Leblebici Horhor Ağa olmasına rağmen film oyunculardan birisinin ölmesi üzerine tamamlanamamıştır. İkinci film ise Himmet Ağa'nın İzdivacı olmasına rağmen, filmin oyuncuları Çanakkale Savaşı'na katıldıklarından dolayı çekimler ancak 1918 yılında tamamlanmıştır.

{  1919 yapımı ve yönetmenliğini Ahmet Fehim'in yaptığı Mürebbiye isimli film sansüre uğrayan ilk Türk filmidir.

{  Türk sinemasında ilk komedi filmi serisine ise 1917 yılında başlanmıştır. Yönetmenliğini Hüseyin Şadi Karagözoğlu'nun yaptığı Bican Efendi Vekilharç isimli 1917 yapımı Türk komedi filmi büyük ilgi görünce, 1921 yılında Bican Efendi Mektep Hocası ve aynı yıl içerisinde Bican Efendinin Rüyası isimli Türk komedi filmleri çekilerek gösterime girmiştir.

1931-1960

{  Bu dönemde Türk Sinemaları'nın ilk sesli ve Türk-Mısır-Yunan ortak yapımı olan İstanbul Sokakları'nda çekilmiştir.

{  Ayrıca ilk kısa metraj filmler ve dönem filmleri bu dönemde çekilmiştir. 1931-1950 yılları arasındaki en önemli gelişme Türk Sineması Cemiyeti tarafından düzenlenen yarışma olmuştur.

{  Yarışmada Şakir Sırmalı'nın filmi “Unutulan Sır " “en güzel film" seçilmiştir. 1949 yılında çekilen “Çığlık”, ilk Türk korku filmi, 1953 yapımı Halıcı Kız filmi ise çekilen ilk renkli Türk filmi olmuştur.

1961-1970

{  Sinema tarihindeki 2. yarışma bu dönemde İstanbul Yerli Film Yarışması adı altında yapılmıştır. Ayrıca kapalı sinemaların hayata geçirilme fikri bu yıllarda iyice ağırlık kazanmıştır ve renkli film uygulamasına hız verilerek Türk sinema tarihindeki en büyük aşamalardan biri kaydedilmiştir. Üretilen film sayısının 789'a ulaştığı bu yıllarda, yaşanan tüm bu gelişmelerin ışığında, 1963 yapımı Susuz Yaz uluslararası alanda yapılan sinema festivallerinde ödül alan ilk Türk filmi olmuştur.

1971-1980

{  Bu dönemde sayısal verilere bakıldığında, Siyah-beyaz filmler renkli filmlerin gerisinde kalmıştır. Ayrıca bu yıllarda çizgi filmler ile ilgili çalışmalar yapılmış ve yarışmalar düzenlenmiş, yabancı film festivallerinde başarılar ve uluslararası alanda ödüller elde edilmiştir.

Uluslararası Milano Film Fuarı'nda Ömer Kavur'un yaptığı Yusuf ve Kenan'ın aldığı büyük ödül.

1981-1990

{  Bu dönemde siyah-beyaz filmler tarihe karışmıştır. Yabancı romanlar ve yapıtlar Türkçe'ye çevrilerek filme dönüştürülmüştür. Ayrıca Toronto Sinema Vakfı ve Ottawa Elçiliği'nin desteğiyle Türkiye'de ilk toplu film gösterisi düzenlenmiş ve böylece Türk sineması küreselleşme konusunda ilk adımını atmıştır.

 

 

 

BÖLÜM TEKRAR BİLGİLER

  Almanya’nın Versay Antlaşması koşullarına uymaması, İkinci Dünya Savaşı’nın başlamasında etkili olmuştur.

  Almanya’da Hitler, Alman Nasyonal-Sosyalist İşçi Partisi (Nazi Partisi)ni kurmuştur.

  Hitler, “Tek millet, tek devlet” ve “Hayat Sahası” düşüncelerini gerçekleştirmeye çalışmıştır.

  Japonya - İtalya - Almanya arasında Mihver Devletler Grubu oluşturulmuştur.

  Almanya, SSCB üzerine Barbarossa Harekâtı’nı düzenlemiştir. SSCB, Stalingrad Savaşı ile Alman ordularını geri püskürtmüştür.

  ABD, Pearl Harbour Saldırısı sonucunda Müttefik devletleri yanında yer alarak İkinci Dünya Savaşı’na katılmıştır.

  Müttefik devletler düzenledikleri Normandiya Çıkarması ile Fransa’yı Almanya’nın işgalinden kurtarmayı başarmışlardır.

  Roosevelt ve Churchill arasında yapılan görüşmelerden sonra 1941 yılında Atlantik Bildirisi yayımlanmıştır.

  Yalta Konferansı’nda Roosevelt, Churchill ve Stalin bir araya gelerek önemli kararlar almışlardır. (4–11 Şubat 1945)

  Almanya’nın teslim olmasından sonra İngiltere, ABD ve SSCB, Avrupa’da ortaya çıkan sorunları görüşmek üzere 17 Temmuz - 2 Ağustos 1945 tarihinde Berlin yakınlarında Potsdam Konferansı’nı düzenlemişlerdir.

  Milletler Cemiyeti’nin yerine 1945 yılında Birleşmiş Milletler Teşkilatı kurulmuştur. Birleşmiş Milletler Teşkilatı’nın merkezi New York’tur.

  Birleşmiş Milletler Teşkilatı’nın kurucuları arasında yer alan ABD, İngiltere, Çin, Rusya ve Fransa’nın veto hakları vardır.

  Uluslararası Adalet Divanı’nın merkezi Hollanda’nın Lahey şehrindedir.

  1948 yılında İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi yayınlanmıştır.

  Adana ve Tahran konferanslarında İngiltere Türkiye’yi İkinci Dünya Savaşı’nda kendi yanlarında girmeye zorlamıştır.

  Türkiye 23 Şubat 1945’te Almanya ve Japonya’ya savaş ilan ederek müttefik devletlerin yanında yer almıştır.

  II. Dünya Savaşı sırasında Türkiye’de İsmet İnönü, cumhurbaşkanlığı görevini sürdürmekteydi.

  Türkiye’de İkinci Dünya Savaşı sırasında zenginleşen halktan Varlık Vergisi alınmıştır.

  1940 yılından sonra ülkemizde kırsal eğitime öğretmen yetiştirmek amacıyla Köy Enstitüleri açılmıştır.

  Atatürk’e mektup göndererek Hitlerin soykırımdan kurtulan bilim insanlarının Türkiye’ye alınmasını isteyen kişi ünlü fizikçi Albert Einstein’dır.

 

 

 

 

 


Yorumlar - Yorum Yaz
Köşe Yazıları
Anket
Atatürk hangi şehrin fahri hemşehrisidir?
abdullahhoca

SİTEMİZE GÖSTERMİŞ OLDUĞUNUZ İLGİYE TEŞEKKÜRLER...
TARİH BİZDEN ÖĞRENİLİR.
Site Haritası