BABA TARİHÇİ

abdullahhoca.com YENİ NESİL TARİH ANLATIMI

Üyelik Girişi
MEKANLAR-YOLLAR-GÖÇLER TARİHİ
OSMANLI DEVLETİ TARİHİ
T.C İNKILAP TARİHİ VE ATATÜRKÇÜLÜK

MEZAPOTAMYA UYGARLIKLARI

İLK ÇAĞ UYGARLIKLARI

 

MEZOPOTAMYA, MISIR, İRAN, HİNT, ÇİN VE DOĞU AKDENİZ UYGARLIKLARI

 

1. MEZOPOTAMYA UYGARLIĞI

  • Mezopotamya, Yunanca bir kelime olup “Fırat ve Dicle nehirleri” arasında kalan bölgeye verilen addır. Nehirlerin akış yönüne göre Mezopotamya, aşağı ve yukarı Mezopotamya olmak üzere ikiye ayrılmıştır.
  • Sümerler
  • Akadlar
  • Asurlular
  • Babiller
  • Elamlılar

Mezopotamya’da kurulan önemli uygarlıklardır.

 

A. Sümerler (MÖ 4000-MÖ 2350)

q  Mezopotamya uygarlığının en eski kavmi olan Sümerlerin Orta Asya kökenli oldukları ileri sürülmektedir. Mezepotamya’ya MÖ 4000 lerde geldiler.

q  Şehir devletleri biçiminde yaşadılar. Ur, Uruk, Kiş, Lagaş, Umma, Lippur, Larsa gibi şehirleri vardır. Siyasal birlik yoksundurlar. Krallıkla yönetilen Sümer kent devletlerinin başında rahip kral denilen kişiler bulunurdu. Bu kişilere patesi veya ensi denirdi. Tüm Sümer ülkesini egemenliği altına alırsa Kral’a Lugal Kalma denirdi.

q  Ayrıca aksakallılar denilen bir meclis kralın yanında olurdu.

q  MÖ 3000 ler de çivi yazısını buldular. Böylece dünya tarih çağlarına ilk Mezopotamya da girildi.

İLAÇ BİLGİ

PİKTOGRAFİK YAZI

Sümerler tarafından  mabet ekonomisinin zorunluluğu sonucunda sembol yazısını (piktograf) icat etmiştir.

Sümerlerin kullandığı ilk yazılı kil tablet örneklerine Uruk kentinde rastlanmıştır. İlk yazı örnekleri; hesaplar, tarihler, malın cinsi gibi bilgileri içeren ziraat ve ticaret kayıtlarından oluşmaktaydı. Sümerlerde, okullara “Tablet Evi” adı verilmekteydi.

Başlangıçta insanların kayıt tutmalarına yardımcı olmak için kullanılan bu yazı, sembol şeklindeki işaretlerden oluşmuştur. Piktografik yazıda avuç içine sığabilecek bir kil tablet üzerine kareler çizilir ve anlatılmak istenenler sembollerle verilirdi. Yazı yaygınlaştıkça semboller giderek küçülmüş ve işaret kümeleri hâline gelmiştir. İşaretler çiviye benzetildiği için bu yazıya “çivi yazısı” denmiştir

q  Sümerlerde kral ve rahipler en üst sınıfı oluştururdu. Halk ise hürler ve köleler olarak ikiye ayrılırdı.

q  Ur sitesi kralı Urukagina rahiplerin somürüsüne karşı tarihde bilinen ilk ihtilali yaptı. Dünya tarihinde ilk defa kanun yapan ve bunu yazıya geçiren Sümerler olmuştur. Sümerler ticaret, evlenme, boşanma, miras gibi konuları kanunlarla düzenlemişlerdir. Lagaş Kralı Urukagina MÖ 2375 yılında toplum içinde güçsüzleri korumak ve özel mülkiyeti güvence altına almak için kanunlar çıkarmıştır.

q  Çok tanrılı dine inanmışlar ve önceleri ahiret inancı olmasına rağmen Samilerden etkilendiler ve ahiret inancları kaybettiler. Krallar rahip kraldır. Tapınaklarına Ziggurat adı verilir. Zigguratlar tahıl ambarı, soğuk hava deposu, gözlemevi gibi işlevlerinin yanında ilk dönemlerde okul olarak da kullanıldı.  

Sümer Tanrıları;

  • Anu, ilk tanrı, baş tanrı ve gök tanrısı.
  • Ki, ilk tanrının dişisi ve yer tanrısı.
  • Enlil, hava tanrısı ve sonraki diğer tüm tanrıların babası.
  • Enki, bilgelik tanrısı.
  • Ninmah, ulu hanım ve ana tanrıça.
  • Nanna, ay tanrısı.
  • Utu, güneş tanrısı ve Nanna’nın oğlu.
  • Ecem,  tanrıların kraliçesi.
  • İnanna, aşk ve bereket tanrısı.
  • Aşnan, tahıl tanrısı.
  • Lahar, sığır tanrısı.

q  Bilim, sanat ve edebiyat alanında ilerleme gösteren Sümerler mimaride sütun, kubbe ve kemer tarzını kullandılar. Ayı 30, yılı 360 gün olarak hesaplayıp ay yılını esas alan takvimi oluşturdular.  Yüzey ve hacim ölçmenin formülünü bularak daireyi 360 dereceye böldüler. Matematik ve astronomi gibi bilimlerde önemli gelişmeler gösterdiler. Dört işlemi 60 tabanlı sayı sistemini, bir saatin 60 dakika bir dakika 60 saniye bir hafta 7 gün olarak hesaplamışlardır. Ay yılını esas alan takvimi bulmuşlardır.

q  Tarihin ilk bilinen destanları Gılgamış. Yaradılış, Tufan destanı bunlara aittir. Bunlardan günümüze Akbabalar sütünü kalmıştır.

q  Ekonomik yaşam tarıma dayalıdır. Sümerler, toprakların verimliliğini artırmak için bataklıkları kurutmuş, sulama kanalları açmışlardır.

Elamlıların taarruzları Sümerlileri zayıflatsa ve toprak kayıplarına sebep olsa da Sümerler halen varlıklarını devam ettirebilmişlerdi. Sümerler, her ne kadar dış tehditlere maruz kalmışsa da Sümerlerin sonunu hazırlayan süreç içeriden tezahür etmiştir. Annesi bir rahibe olan Sargon, gayrimeşru bir ilişki sonrası dünyaya gelmiş ve öldürülmemesi için annesi tarafından gizli yollardan evlatlık verilmiştir. Semitik kökenli biri olan Sargon, evlat edinildiği itibarlı bir aile vasıtasıyla Kiş Kralı Urzababa’nın sarayında görevlendirilerek giderek daha yüksek mevkilere ulaştı. Kral Urzababa’nın giriştiği bir savaştan yenik olarak sarayına döndüğünde darbe yaparak Kiş Krallığını ele geçirdi. Bir Sümer Şehir Devletinin Krallığını ele geçirmesiyle birlikte, krallığa bağlı olan güçlerin yanında Arap Yarımadasından Mezopotamya ya göç eden Semitik kökenli Akadları himayesine alarak tüm Sümer Şehir Devletlerini kendisine itaate zorladı ve giriştiği mücadelelerle Sümerlerin toplumsal bütünlüğünü tamamen ortadan kaldırdı. (M.ö. 2334 – 2279) Akadların taarruzları sonrasında bölünen, zayıflayan ve kendi içinde istikrarı sağlayamayan Sümerler, zaman içerisinde küçük parçalar halinde, maruz kaldıkları taarruzlar neticesinde yıkılarak tarih sahnesinden silinmeye başladılar.

 

B. Akadlar (MÖ 2350-MÖ 2100)

  • Akad ismi, Sami kökenli I. Sargon'nun (Akad dilinde Şarrukin) MÖ 2300'lerde kurduğu Agade şehrinin isminden gelmektedir. Akad kralı Sargon Sümerleri yenmiş ve bu devleti kurmuştur. Akad, yeryüzünün ilk güçlü imparatorluğu olan Akad İmparatorluğu'nun merkez topraklarını oluşturuyordu. İlk düzenli ordu sistemini kurmuşlardır.
  • Bütün Mezopotamya'yı egemenlikleri altına alan ilk topluluk oldukları gibi idarecileri önceki Kent Kralı imgesinin yerine Evrenin Kralı simgesini ortaya çıkarmışlardır. Bu kavramı belki de ilk kullanan topluluk olarak Akadlar kültürel anlamda Sümerlerin mirasçılarıdırlar ve Sümer kültürünü büyük oranda benimsemiştirler. Akad sülalesinin kurucusu Büyük Sargon ve torunu Naram-Sin Akad İmparatorluğunun en önemli liderleri olmuşlardır.
  • Dinsel açıdan Güneş tanrısı Şamaş, Ay tanrısı Sin ve Venüs tanrıçası İştar, en çok taptıkları tanrılarıydı. Sargon'dan sonra güçlü bir otorite kuran torunu Naram-Sin, kendisini "Akad'ın tanrısı ve Dünya'nın dört bölgesinin kralı" ilan ederek ilk tanrılaştırılan kral olmuştur.
  • Akkadlar ile ilgili bilgiler, Susa, Gasur, Mari ve Tell Brak kazılarında bulunmuştur. Akkad Devletini kuran ve imparatorluk haline getiren kişi Sargon'dur. Sargon hakkında Akkad dönemi belgelerinde ve bu belgelerin daha sonraki dönemlerdeki kopyalarında bilgiler bulunmaktadır. Ayrıca Sargon ve torunu Naram Sin'e ait zafer abideleri, Manishistu Obeliski ve Şartamhari gibi Akkad dönemine ait belgeler bulunmaktadır. Şartamhani metinlerinde, Sargon ve torunu Naram-Sin'in seferlerine yer verilmektedir.
    • Akadlar, MÖ 2100 yıllarında Sümer şehir devletlerinden Üçüncü Ur Sülalesi tarafından ortadan kaldırılmışlardır

 

 

C. Elamlılar (MÖ 3000-MÖ 640)

  • İran’ın güneybatısında Sus kenti merkez olmak üzere kurulmuştur (MÖ 3000).
  • İlk dönemlerde şehir devletleri şeklinde örgütlenmiş daha sonra bir krallık hâline gelmişlerdir.
  • Madencilik, çömlek yapımı ve seramik sanatında ileri olan Elamlılara Asurlular son vermiştir.

Yönetim Şekli ve Devlet İdaresi

  • Ele geçen kaynaklar Elamlar’ın ilk dönemlerinde küçük prenslikler halinde yaşadıklarını göstermektedir. Zamanla prensliklerin en büyüğü olan Sus (Susa) diğerlerini hakimiyeti altına almıştır. Sus presnleri kral unvanları aldıklarında diğer beyliklere “Şukkal” veya “Şukkalmaş” diğer adı ile nazır unvanı vermekteydiler. Krallık başka bir siteye geçtiği zaman aynı durum Sus için geçerli olmaktaydı. Elam prensleri Sümer hükümdarları gibi patesi unvanını taşımışlardır. Elamlılar muhafazakâr olmaları nedeniyle yönetim biçimlerini ilk zamanlarından beri korumuşlardır.
  • Elamlılar’da askeri ve mülki idare birbirinden ayrı idi. Bununla birlikte hükümdar ikisininde idarecisi konumunda idi. Hükümdarın yanında “Dörtler Meclisi” denilen bir meclis bulunmaktaydı. Bu meclis askeri işlere bakan bir komutan ve bir adlî hâkimden oluşmaktaydı. Önemli konulardaki kararlar hükümdar ve bu meclis tarafından alınmaktaydı.
  • Elamlılar’da yönetim konusunda hâkimiyetin sembolü ise tanrısal idi. Hâkimiyet “Kut” veya “Kiten” olarak adlandırılmakta ve hükümdara tanrı tarafından verildiğine inanılmakta idi. Diğer taraftan çok tanrılı Elam Devleti’nde her tanrının kendi kutu vardı. Bunlardan en kuvvetlileri ise “Humban” ve “İnşuşinak” idi. Bu kutun geri alınması sonucu kralın öldüğü verilen bilgiler arasındadır. Yani kralın ölümü tanrı tarafından ona verilen kutun geri alınmasına bağlanmaktadır. Bir diğer husus ise Elam’da tıpkı Sümer’de olduğu gibi hükümdarlar tanrıdan gelmemektedir, yani onlar tanrı değildir. Tanrının yeryüzündeki temsilcileridir. Veraset usulünde ise varis olabilmek için baba gibi annenin de asil olması yani hükümdar soyundan gelmesi gerekmektedir. Bu sebeple akraba evliliğinin yaygın olduğu şüphesizdir. Kral öldüğünde ise en büyük kardeş tahta geçmektedir. Bu durum aynı zamanda kargaşalar ve taht kavgalarına sebep olsa da Elam bu geleneğine uzun yıllar bağlı kalmıştır. Veraset husunda göze çarpan önemli bir nokta ise anne hakkının birinci derecede gözetilmiş olmasıdır. Yani anne ölünceye kadar saltanatta söz sahibi olmaktadır. Bu Elamlılar’da kadının önemli bir mevkide olduğunu ve üstün tutulduğunu göstermektedir.

Elam’da Sanat

  • Elam’ın başkenti olan Sus (Susa) kazılarında bulunan eserler Elam’ın sanatta ileri bir seviyeye ulaştığını göstermektedir.  Özellikle mabetler Elam’ın inşaatçılık konusunda geliştiğini göstermektedir. Bunlar arasında baş tanrılar olan İnşuşinak ve Humban’a ait tapınaklar mimarî açıdan dönemin önemli eserleri arasındadır. Arkeolojik veriler bu tapınakların harabe görüntüsün M.Ö. 3000’li yıllarda sağlam olduğunu kanıtlamaktadır.
  • Elam’da bulunan heykellerin bir kısmı burada yapılmış bir kısmı da seferler neticesinde getirilmiştir. Sanat konusunda özellikle Sümer kralı Gudea zamanında Sümer etkisi oldukça yoğundur. Özellikle asfalt siyah heykelcikler bu sanatın ürünü olarak dikkat çeker. Bulunan heykeller arasında dikkat çeken diğer eserler ise tunçtan yapılmış heykellerdir. Burada yine Sümer tesiri görülmektedir. Bir başka sanatsal yapıt ise dikili taşlardır. Bunlara beraber siteller ve bir takım heykeller de zafer temsili olarak krallar tarafından yaptırılmıştır. Burada bulunan en önemli eser ise şüphesiz “Hammurabi” kanun sitelidir.

 

D. Babilliler (Amurrular) (MÖ 2100-MÖ 539)

  • Babil Devleti Sami ırkından gelen Amurrular tarafından MÖ 2100 yıllarında kurulmuştur. I.Babil ve II.Babil devleti olarak iki devlet kurmuşlardır.
  • Babil Devleti’nin en tanınmış hükümdarı Hammurabi’dir. Bu devlet en parlak ve güçlü dönemini Kral Nabukadnezar devrinde yaşamıştır. Babil Kralı Hammurabi, rahiplerin egemenliğini sınırlayan ve toplumsal yaşayışı düzenleyen reformlar yaparak teokratik devlet yapısını değiştirmiştir. Aynı zamanda MÖ 2500 yılında Sümer ve Akad kanunlarını zamanın ihtiyaçlarına göre düzenleyerek aile, ekonomi, kişi hakları, ticaret ve miras gibi konuları kapsayan ilk Anayasa olarak kabul edilen Hammurabi Kanunlarını yapmıştır. Bu kanunlar daha sonra başta Yunanistan olmak üzere tüm önasyayı etkilemiştir. Sümer kanunları küçük bir bölgeyi idare etmek için yazılmış olup babil kanunları daha geniş bir bölgeyi idara etmek için yazılmıştır. Hammurrabi iktidarını yasalara ve orduya dayandırdı. Böylece tarihin ilk mutlak krallığını oluşturdu. Tanrı kral yerine adaletin veya iyiliksever kral anlayışını benimseyerek dünyevi anlayışa önem verdi. l.Babil devleti I. Murşiliş’in M.Ö.1595 yılında yaptığı sefer sonucunda Hititler yıktı. Daha sonra II. Babil devleti kuruldu.
  • Asur İmparatorluğu'nun yıkılışından sonra, güç kazanan Babil’in yönetici sınıfı Kaldelilerdi. Kaldeliler, Mezopotamya'nın çok eski halkıydı ve Sümer kenti Ur çevresinde yaşıyorlardı. Bir Kaldeli olan                      II. Nebuchadnezzar (yönetim dönemi İÖ 605-562), Yeni Babil ya da Kalde İmparatorluğu’nu güçlü bir devlet durumuna getirdi. Babil'i, görkemli tapınaklar, saraylar, surlar ve kapılarla donattı. İÖ 586'da Kudüs'ü ve Yahuda Krallığı'nı yağmalayıp, tutsak aldığı Yahudileri Babil'e yerleştirdi. Kalde İmparatorluğu, Fırat Irmağı'ndan Mısır'a, Ermenistan'dan Arabistan'a uzanıyordu. Bu dönemde, sanatlar, ticaret ve sanayi çok gelişmişti. Ne var ki bu parlak dönem çok uzun sürmedi. Nebuchadnezzar’ın ölümünden sonra imparatorluk çöküş sürecine girdi. Yeni Babil İmparatorluğu döneminde Babil en parlak devrini yaşamıştır. Büyük imar hareketlerine başlanmıştır. Uzun süren saltanat, israf, eğlence, zevk ve sefahat ve iğrenç yaşantı sonunda bu son imparatorluk PERS KRALI KURUŞ (CYRUS) tarafından M.Ö. 547 yılında başlayan savaşların neticesinde nihayet düşmüş ve Pers İmparatorluğuna katılmıştır. (M.Ö. 539) Pers İmparatorluğu'nun kurucusu Büyük Kiros (Kurus), İÖ 539'da Babil ülkesini ele geçirdi. Buna karşın Babil, uzun süre kültürel kimliğini korudu. Büyük İskender, Pers İmparatorluğu'nu ele geçirdiğinde bile Babil hâlâ görkemli bir kentti. Büyük İskender İÖ 323’te bu kentte, Nebuchadnezzar’ın sarayında öldü. İskender'den sonra bölgeye egemen olan Selevkoslar döneminde Babil bir süre daha önemini korudu. Ama Selevkoslar İÖ 311'de Babil kentinin kuzeyinde Seleukeia adında bir başkent kurup Babil'de oturanları buraya yerleştirdiler. Babil de zamanla tarihten silindi. Ama Babil uygarlığının izleri varlığını korudu. Örneğin, çivi yazısı Hıristiyanlık'ın başlangıcına kadar kullanıldı.
  • Babil Kulesi ve Babil Asma Bahçeleri bunların eserleridir. Burçları güneş saatini ay ve güneş tutulmalarını hesaplamışlardır.

 

E. Asurlular (MÖ 2000-MÖ 609)

  • İlk bulundukları bölge Kuzey Irakta Dicle nehrinin kıyısında bulunan Şarkat kalesi ve çevresidir. Kurucusu Kral Sargon’dur. Asurluların başkentleri Ninova’dır. Kurdukları ticaret kolonileri ile Milattan Önce 2000’li yıllarda İmparatorluk haline gelmişlerdir. Özellikle ilkçağda Ortadoğu’nun en büyük imparatorluğunu Asurlular kurmuştur. Asurlular, kuzeybatı taraflarında bulunan Anadolu halkı ile ticaret yaptılar. Özellikle Kayseri yakınlarında bulunan Kültepe (Karum-Kaniş) onların önemli bir ticaret kolonisi oldu. Bu ticari ilişkiler sonucunda Anadolu’da yaşayanlar ilk kez yazıyla tanıştılar. Kültepe ile birlikte aynı zamanda Alişar ve Boğazkale’de de ticaret kolonileri kurmuşlardır. Asurlular çivi yazısı kullanmışlardır. Tarihte bilinen ilk kütüphaneyi kuran millet olarak bilinmektedirler. Bu kütüphaneyi başkentleri olan Ninova şehrinde kurmuşlardır.
  • Asurluların en güçlü olduğu dönemde toprakları Mezopotamya’yı, Anadolu’nun Güneydoğu kısımları ve Suriye’nin kuzey kısımlarını kaplamakta idi. Daha sonra belirli bir dönemlerde duraklama ve gerileme dönemine girmişler ise de özellikle M.Ö 7.yüzyıla kadar topraklarını Mısır ülkesine kadar genişletmişlerdir.
  • Asurluların son büyük kralı olarak Assurbanibal gösterilmektedir. Dönemin önemli devletlerinden Elamları da geçirerek elam halkını yok etmiştir. Asurlular çok tanrılı bir dine inanan topluluklardan birisidir. Asurluların en büyük tanrısı “Marduk”tur.
  • Asurlular önemli kalıntılar bırakmış bir millet olmuştur. Bunların en önemlileri; Ninova, Asur, Kalah, Dur Şarrukin’de bulunan kalıntılardır.  Özellikle heykeltıraşlık ve kabartma sanatında son derece ileri gitmişlerdir. Asurluların bazı kanunları son derece sert idi.
  • Asur ordusu son derece düzenli bir ordu idi. Ayrıca çok iyi savaşçılar olup, aynı zamanda zalim bir topluluk olarak tanındılar. Asurlular aldıkları bölgelerin halklarını topraklarından sürmüş ve buralara kendi halkını yerleştirerek Asurlaştırmışlardır. Hatta yendikleri milletlerin birçoğunu da işkence ile öldürmüşlerdir. Acımasız bir ulus olarak tanınmaktadır. Aynı zamanda ele geçirdikleri şehirleri de yakıp yıkarlardı. Asur orduları aynı zamanda savaş arabaları kullanmış bir ordudur. Ordularında önemli savaş aletleri olan mızrak ve okta kullanmışlardır. Bazı kaynaklarda Asur askerlerinin tarihteki ilk süvari birliğini kurduğu yazılıdır.
  • Asur devleti, Eski Asur çağı, Orta Asur Çağı ve Yeni Asur çağı olarak 3 zaman dilimi içerisinde incelenmiştir. Eski uygarlıkların en önemlilerinden bir tanesi olan ve yüzyıllarca ayakta kalmayı başaran Asur İmparatorluğu özellikle Asurbanibal’ın ölmesinden sonra gücünü kaybetmiş ve M.Ö 612 yılında Medler, Persler, Babiller gibi diğer medeniyetlerin birleşmesiyle Asurlular yenilgiye uğratılmıştır.

 

Köşe Yazıları
Anket
Atatürk hangi şehrin fahri hemşehrisidir?
TARİH VİDEOLARI
abdullahhoca

SİTEMİZE GÖSTERMİŞ OLDUĞUNUZ İLGİYE TEŞEKKÜRLER...
TARİH BİZDEN ÖĞRENİLİR.
Site Haritası